7 Nisan 2010 Çarşamba

Galiptir Bu Yolda Mağlup

Önce sürprizden başlayalım. Manchester United'dan. 7.dakikasına 2-0 önde girdiği maçta, 41.dakikada 3.golü bulması turu bitirmişti aslında. Sadece 45.dakikaya kadar dayanması ve devreye 3-0 girmesi gerekti. Olmadı. İlk yarının Bayern adına en kötüsü Thomas Müller'in çabası ve Ivica Olic'in becerisi 3-1'e getirdi skoru. Hani deplasmana giden büyük takım 1-0'a yatmaya kalkar ya, tam o duruma düştü United. "Skoru koruyup, bir tane atarsam biter"i oynamasına izin vermedi Rafael. Zaten 2 maçtır Ferguson'u yıkan kanat bekleriydi. 2 maçta 3 farklı kanat beki oynattı Sir. Neville frikiği yaptırmış, Evra, Olic'e ikram yapmıştı. Rafael golü attırmayıp kendisini oyundan kendini attırınca Sir Alex Ferguson, Sir Alex Ferguson adının belki de Manchester tarihindeki en kötü 15 dakikasını oynattı. Tek santraforu çıkartıp, kanat beki alması oyunu Atletico Madrid karşısında ki Galatasaray'a çevirdi. "Bu sıcağa kar dayanmaz" terimi gerçekleşti. Hani bu hamleyi bu ülkede herhangi bir takımda yapsa başkası da değil o yapsa muhattabı olacak kişiyi biliyoruz hepimiz. Santraforun yoksa Manchester da olsan değişmiyor yani. Neticede Arjen Robben, bir sanat eseri bıraktı ve turu aldı.

Van Gaal ilginç adam. Elemeli turlarda inanılmaz skorlar alıyor. Fenerbahçe karşısında 3-3'ün rövanşında 2-0 geriye düşüp, 88'de turu alması, ondan bir sonraki turda Newcastle'a deplasmanda 4-2 yenilip içerde 2-0 alması, bir önceki turda Fiorentina'ya karşı 2-1 ve yine deplasmanda bir Robben şaheseri ile 3-2 yenilgi ile turu geçti. Deja Vu yaşamıştır Van Gaal. Bir an "otelde uyuyakaldım mı acaba" demiştir muhtemelen.

Manchester United elendi. Her sene 4 yarı finalistin 3'ünü veren İngiltere, bu kez yarı finale takım bile çıkartamadı. Lineker'in dediği gibi; "Futbol 22 kişinin oynadığı ve sonunda Almanlar'ın kazandığı bir oyundur"

********

Gelelim, beklenen skora. Olympique Lyon'a. Yıllardır en efsane kadroyla, en iyi hocayla bile yarı final görememişti Lyon. En çok yaklaştıkları zaman San Siro'da 89.dakikaydı ve 0-0'ın rövanşında durum 1-1'di. O gün sahneye "ofsaytta doğan" çıkmış, bir anda maç atılan 2 golle 3 olmuştu. Bugün ise Lyon Hanedanlığı geleneğinin şampiyonluk yaşayamamış teknik adamı Claude Puel, takıma yarı final gösterdi. 3-1'in rövanşında Bordeaux'a 2-0 yetiyordu ama 1-0'da kaldılar. Hem de Lisandro'suz Lyon karşısında.

Açık söyleyeyim Lyon - Münih eşleşmesinin daha adaletli olacağına inanıyorum. Yani Old Trafford ya da Camp Nou gibi bir atmosferle 2-0 yenik başlayıp, rakibe ezilmektense 2 güzel mücadele izleyeceğiz gibi geliyor. 2 güzel taktik savaşı. Lyon'u belki de finale götürecek eşleşme.

Bayern Münih - Lyon ve Barcelona - Inter. Santiago Barnebau'da. Jose durduramazsa, Real'liler stadın kolonlarını felan çatlatsınlar şimdiden. Gerekte yok aslında. Muhtemelen finalden sonra o stat kepenk indirir.

Jose'den Bir İlk


Şampiyonlar Ligi tarihinde, 3 tane farklı takımla yarı final gören ilk teknik adam oldu Jose. Porto, Chelsea ve Inter bu takımlar. Barça eşleşmeleri sırasında ligi 1-0'ları ile götürür de Barça karşısında yeni bir sihir bulmalı.

Benim Lost'um Bu

Jacob'mış, Black Smoke'mış, Jack-Sawyer-Kate imiş hikaye arkadaş benim için. Daniel Faraday ile Desmond Hume ikilisini aynı karede gördüm ya, hepsi rüya desinler, toparlayamasınlar, hepsini Jacob elledi ondan böyle oldu desinler, hatta ismini vermek istemeyen Galatasaray'lı futbolcular çıkıp "J.J.Abrams çok cıvıttı afedersin" diye Erhan Telli'ye söylesinler, umurumda değil.

Ne kral adamlar şunlar...

Adı Bende Saklı


Erhan Telli'nin son bombasının adı bu. Adını vermek istemeyen bir futbolcunun açıklamaları. Saydırmış içten içe. Şimdi Galatasaray kadrosu şu; Aykut, Leo, Ufuk, Emre G, Uğur, Gökhan, Neill, Emre A, Hakan, Serkan, Servet, Barış, Elano, Arda, Keita, Topal, Sarp, Ayhan, Kewell, Dos Santos, Sabri, Caner, Emre Ç, Baros, Jo.

Şimdi 3 kaleci de ne yapsın. 1 kaleci var. Kaleci niye konuşsun. Eledik.

Emre Güngör, Caner, Mustafa Sarp, Sabri
zaten Rijkaard ile daha çok parladılar. Bindikleri dalı kesmezler arkadaşlar. Geçiniz.

Yabancılar,
zaten yabancı oldukları ülkede teknik adam hele Rijkaard - Neeskens iken neden konuşsun. Bunları da eledik.

Uğur, Emre Çolak, Serkan Kurtuluş
3'lüsü iddaa oynamaya kalksa bayii sahibi adam kimlik sorar. Ne konuşması. Geçtik.

Gökhan Zan
, daha Florya'ya adam gibi çıkmadı. Hakan Balta desen ses tonunu bilmem.

Arda
desen adam kaptan. Böyle söylese manşete girer ismi.

Emre Aşık, Servet, Ayhan, Barış mı kaldı elimizde.

Barış
desen web sitesine resim çektiriyordur. O kırmızıdan sonra hoca felan eleştiremez.

"Bir gün onbirdesiniz, bir bakıyorsunuz daha sonraki hafta yedeksiniz. İyi de oynasanız fark etmiyor. Sürekli oynamayınca da gücünüz kayboluyor. Takımda kimsenin kendine güveni kalmadı".

Emre Aşık
desen profesyonel. Öyle bir gün "11'desiniz"lik bir maçı olmadı bu sene. Zaten yaş 37. Milleti çekiştirse ne geçecek bu yaşta.

Kaldı mı Ayhan ile Servet.

Ben eledim 2'ye kadar. Bilgin Gökberk, geçen haftaki yazısında eleye eleye 5'e indirmişti. Gerek aynı, gerek ayrı nedenlerden ben de 2'ye indirdim. Aslında bu 2 Ayhan ile Servet değil.
Erhan Telli ile Gökmen Özdemir.

Ben söyleyim açıklamaları yapanı.

Erhan Telli, Fatih Altaylı'nın yazarı. Adnan Öztürk'ün yanındaki bir isim. Her türlü muhalefeti ve çirkinliği yapacak bir adam. Ertuğrul Sağlam'ı "tarikatçı çocuk" olarak nitelendirebilen bir adamın yazarı Erhan Telli.

Diğeri de Haldun Üstünel'e şantaj yapmaya kalkan Vatan Gazetesi Spor Müdürü İbrahim Seten ve adamı Gökmen Özdemir.

Bunları bana kim mi yazdırdı? Onun da "Adı Bende Saklı". Yakında tüm müzik marketlerde.

Arsenal Resmi Sitesinden Maç Raporu




...

With Arsenal undermanned at the back, he weaved through Eboue and Vermaelen only to see his first shot beaten away.

His second went through the keeper's legs.

Messi 4 Arsenal 1.


Tüm rapor burada.

El Clasico Banner'ı





Yeni bir uygulamaya geçelim dedik ve dün gece başladık blogda.

Üstteki banner'ı gündemdeki olaylara göre hazırlıyoruz. Yarım kalmazsa uygulama güzel şeyler çıkar. İlk banner'ımız haftasonu yapılacak El-Clasico için. E hadi hayırlısı.

Mastercard Reklamlarında Beşiktaş


Dün akşamki Barcelona-Arsenal maçıyla piyasaya çıktı reklam zannedersem.

video

Bir de şöyle bir uzun hâli versiyonu var:


video

6 Nisan 2010 Salı

Are You Player ?


Maradona'yı izleyemedim. Lakin, izleyemediğim için üzülmüyorum. İyidir, kötüdür umurumda değil. Ben neticede çocuğuma Messi izlettireceğim. Bu yaz kupayı Arjantin'e getirirse Maradona'nın 26 yaşında yaptığını o 23'ünde yapmış olacak.

Ayrıca Napoli diyene tırmık ile dalarım. Üstüne Ahmet Çakar yollarım. Hıncal Uluç atarım. "Guardiola adamsa Kasımpaşa'yı şampiyon yapsın" diye başlatırım, "ben futbolu Rijkaard'dan daha iyi biliyorum" diye diye ağlattırırım.

Dükkanı Kapatalım


Uefa'ya nacizane önerimdir. Dükkanı felan kapatalım. Direkt kupayı Messi'ye verelim. Messi'siz bir organizasyon düzenleyelim. Böylece Real Madrid'in de evinde kupa kaldırılmaz, rakipler de çaresiz kalmaz yüzmilyonlarca ekranın başındaki insanın önünde. Mourinho'da savunmanın bir numarası olarak kalır. İnsanlar kendi aralarında eğlenir gider.

Ayıptır kardeşim. 21 dakikada Arsenal kalesine 3 tane derslik gol atılmaz. Bu adamı biriyle karşılaştırmak, şirk felan koşmaktır.

Ayrıca birisi Wenger'e tüfek felan versin.

Jose Yarı Finalde


En son 2002-2003 sezonunda yarı final görmüştü Inter Şampiyonlar Ligi'nde.. O sene de ilk maçı 1-0 almış, yine deplasmanda 6.dakikada golü (Vieri ile) bulmuş, maçı 2-1 kaybetmiş, lakin turu geçmişti Valencia karşısında. Sonrasında da 1-1 ve 0-0 ile elenmişti kupadan. Ondan sonra bir kere de çeyrek final gördü. Genelde son 16'ya kalıp elenen bir yapısı vardı. Lakin 7 sezon sonra Jose "The Special One" Mourinho Inter'i son 4'e soktu. Cska'yı 1-0'ın rövanşında 1-0 yendi yine. Rakibi de bugün muhtemelen Barcelona olarak belirlenecek.

Abramovic'in sahasında bir tur geçti. Sonra Abramovic'in ülkesinde. İkisinde de Abramovic'in takımları olarak lanse edilen ekipleri yendi. Hem de 4 maçta da. Sadece 1 gol yiyerek. Şimdi de sıra yardımcı antrenörlüğünü yaptığı Barça'da. Eğer, çok çok çok çok zor ama, Barça'yı bir şekilde elerse Moratti kendi soyadını Mourinho yapar, stada da heykelini felan diker Jose'min.

Messisu




A2 Liginde Son Durum




A2 Ligi Marmara Grubunda biraz önce biten maçlar sonucunda liderlik el değiştirdi.

Beşiktaş A2 Takımı, biraz önce biten karşılaşmada Fenerbahçe A2 takımını yenerek (2-0) Marmara grubunda liderliğe geçti. Derbide Beşiktaş'ın golleri ise Orhan Gülle ve Samet'den geldi. Galatasaray ise Kasımpaşa ile berabere kalarak liderliği uzun süre sonra devretmiş oldu. Bu arada maçı Beşiktaş'ın yöneticileri ve Mustafa Denizli de izledi.

Marmara Grubunda Beşiktaş 61 puanla lider. Galtasaray 60 puanla ikinci. La Liga'daki Barcelona - Real Madrid kapışması gibi bir durum var. İki takım dışındakiler yukarıdan kopmuş durumda. Bursaspor üçüncü, Fenerbahçe dördüncü...

Marmara Grubu Gol Krallığı

1- Can Erdem(BJK) 17 (Fotoğrafta kalecinin yanındaki)
2- Ali Küçik(BJK) 14 (Fotoğrafta alt sırada soldan üçüncü)
3- Cem Sultan(GS) 13
4- Anıl Dilaver(GS) 11
5- Aykut Sevim(İBB) 11

Star Tv'ye Yayın Protestosu



Kendi adıma ekstra bir şey söylemeyeceğim. Ekşi Sözlük'te, Artemio Franchi'de ve son olarak Ceza Sahası'nda başlayan bu protestoya destek vermek için yazıyorum bu yazıyı. 24 saat önce "Papatyam attı 5 oldu" diyerek zaten maçın yayınlanmayacağını, izlemek isteyenler için uluslararası yayınları ve internet linklerini söylemiştim. Bugün de protestolara mail yoluyla destek olmak isteyenlere yardım ediyoruz kendimizce.

bizeyazin@startv.com.tr
tel: (0212) 478 07 87

Star Tv'ye kendi görüşlerinizi bildirebileceğiniz adresler bunlar. Gerek telefon ile gerekse de mail yoluyla görüşlerinizi açıkça, düzgün bir şekilde belirtin, belirtelim. Saat 16.30'dan, 22.30'a kadar sadece 1 saat arada haber yayını olan, gerek tekrar, gerek özet, gerek yeni bölüm şeklinde yayınlanan Papatyam veya sonrasında yayınlanacak Cümbür Cemaat Aile adlı Geniş Aile çakması dizilerinden birisinin yerine bu maçın yayınlanması taraftarıyız futbolseverler olarak.

In Frank We Trust


Bu takım Terim'i yollamadı mı? Yolladı!
Bu takım Hagi'yi yollamadı mı? Yolladı!
Bu takım Lucescu'yu yollamadı mı? Yolladı!
Bu takım Gerets'i yollamadı mı? Yolladı!
Bu takım Feldkamp'ı yollamadı mı? Yolladı!
Bu takım Skibbe'yi yollamadı mı? Yolladı!
Bu takım Büyük Kaptan'ını yollamadı mı? Yolladı!
Bunların hepsini 8 seneye sığdırmadı mı? Sığdırdı!

Eeee..? Neyin Hikmet Karaman'ı ? Neyin Abdullah Avcı'sı ? Kenarda ki Frank Rijkaard - Johan Neeskens'i yollayınca büyük takım mı olunacak? Aksine ben büyük takım değilim, olsam olsam Olympiakos olacağım demektir bu. Galatasaray büyüklüğü Olympiakos büyüklüğü ise ne mutlu? Kim kurtaracak bu 2'linin dışında. Jose için senelik 11 milyon Euro'muz mu var? Gelse de büyük takım böyle kalesini mi savunur demeyecek misiniz? Sir Alex Ferguson, Amerika'lılara kızıp istifa edince kapacak mıyız? Kim gelebilir ki daha iyi? Van Gaal mi gelecek? Magath mı bırakacak Schalke'yi? Benitez'i mi alıyoruz yoksa? Aaa pardon Hikmet Karaman var. Abdullah Avcı var.

Bu adama Hep destek. Tam destek. Köstek ola ola nereye gitti bu takım? Ne kazandı? Bugün de yarın da arkasında durma zamanı. Hatta inatla sözleşme uzatma zamanı. Gidip, hoca senin yanındayız mesajı için bile sözleşme uzatma konuşulmalı.

5 Nisan 2010 Pazartesi

İyi ki Doğdun Başkan'ım!





İyi ki doğdun Büyük Başkan!

Keşke o "güzel" başkan olabilse birisi. "Futbol" yerine "fitbol" dese; Ahmet gitse, O dursa. Memur zihniyetli olsa, hatta vizyonu geniş olmasa; Beşiktaşlı olsa ya! Senden Beşiktaş'a kalan tek şeyin Süleyman Seba Spor Salonu olması da çok acı. Bıraktığın her şey gitti Başkan'ım. Seni Beşiktaş'a küstürenler utansın.

Branimir Poljac


Konyaspor'un 2008-2009 sezonu devre arasında transfer ettiği Norveç'li futbolcu. Geçtiğimiz günlerde de Konya'da bir trafik kazası geçirmiş ve 7m yüksekten düşmüştü arabasıyla. Omuriliğinde meydana gelen hasarın ciddiyetinden bahsetmişti doktorlar. Lakin, son durumu zamanla öğrenebileceğimizi söylemişlerdi. Konyaspor Başkanı'ndan gelen haberler ise üzücü.

"%90 tekerlekli sandalyeye mahkum kalabilir" dedi başkan Bahattin Karapınar. Kol kaslarını ve göğüs kaslarını hareket ettirmesinin önemini bildiklerinden, doktorların kollarını kullanması için çalıştıklarını belirtti ayrıca.

Umarız iyileşir. Futbola değilse de hayata güzel bir dönüş yapar...

"Ufuk"ta Gelecek Olsun


Ufuk; ilk 11 çıkar mısın bilmiyorum ama eğer bugün ilk 11 çıkarsan, sakın hatalı gol yeme. Kalede kaleci gibi dur yeter. Kaleyi al. Bırakma.

Sen de Frank Rijkaard. Rüştü'yü kesip, formayı önce Jorquera'ya sonra da Valdes'e verdiğin gün gibi, kes şu Leo'yu. Koy Ufuk'u. Yiyorsa da o yesin.

Papatyam Attı 5 Oldu


Star Tv'ye, daha doğrusu D-Smart ailesine adlarının haklarını verip "Smart" olduklarından dolayı bravo. Yarın akşam Barcelona - Arsenal maçını izlemek isteyenler Messi yerine Metin Akpınar izleyecekler. Maçı izlemek isteyenlere bir kaç uluslararası yayın kanalı vereyim de sövmesinler, zorunluluktan Papatyam izlemesinler. Seveni de olabilir, güzel dizidir.

C+ France , Nederland 3 , Nova TV (Croatia) , NTV+ Sport , Rustavi 2 , Sky Calcio 2 , Sky Sports 2 (uk) , Sport 5 , TV3 (Ireland) , TVE La Primera , TV3+ Denmark , Sport TV1 , Sport 1 (Ukr) , CT4 Sport , TSR 2 , RTS 1 Serbia , RTRS , Sport 1.1 (Ned) , 2BE , Futbol Smart , HD Smart , STV 3 Slovakia , Viasat Football (Swe) , RSI La 2 , Sky Sport 1 (Germany) , Sky Sport Info (Portal) , SF Info , Club RTL , Viasat Sport Baltic (lt) , Viasat Football (Nor) , TV6 Lithuania

Bunlar elimde yok, bir bilgisayarım bir de internetim var diyenler için ise yarın itibariyle gerek yardımcı programlar ile gerekte programsız izleme imkânı ile; http://www.rojadirecta.com/ veya http://atdhe.net/ adresinden maçı izleme imkanınız var. Azerice Lider Tv ve Gürcüce Rustavi 2 bulunması kolay olan kanallardır.

Burcu Esmersoy


Gürgen Öz; "Fenerbahçe'liyim ama sorsan hiçbir futbolcuyu felan tanımam. Bilmem" der Spor Aşkı programında. Aradan zaman geçer konu başka yöne döner. Yine Gürgen Öz, konuşmaya başlar;

"Kadınların futbol oynaması veya futbolla ilgilenmesi bana itici geliyor".

Tabii bu kez de Burcu Esmersoy durmaz, cevabı verir.

"Bana da futbolla alakası olmayan erkekler itici geliyor"

Altına da benim eklemem Kaan Kural gülüşü olsun. Bu cevaba hakediyor çünkü...

4 Nisan 2010 Pazar

Kocaelispor - Arsenal

video

Siz, Kocaelispor'un Arsenal'i, hem de as kadroya çok yakın Arsenal'i 4-1 yendiğini biliyor musunuz? Hem de bunun 2001 yılında olduğunu biliyor musunuz? Bilmeyenlere Hikmet Karaman'ın Türk Futbol tarihinin efsane olarak lanse edilen maçlarından birisine imza attığı güne götürelim.

25 Temmuz 2001. Sezonu Fenerbahçe lider bitirmiş. Şampiyonluğun Galatasaray adına gittiği maçta da yine Hikmet Karaman var. Kocaelispor 2-0 öne geçiyor Ali Sami Yen'de. Ardından Galatasaray 2-2'yi yakalıyor. 90.dakikada Galatasaray maçı çevirdi derken Kocaelispor maçı 3-2'ye getiriyor. Galatasaray'a ağırdan da öte bir darbe vuruyor. Arsenal de 1 sene önce Uefa'yı finalde aynı Galatasaray'a kaybetmiş bir ekip. Hikmet Karaman'ın ekibi ile Arsenal aynı yerde kamp yapıyorlar.

Muhtemelen bir gün Hikmet Karaman, Arsene Wenger'e maç teklif ediyor. Ya da tam tersi. Tabii Hikmet Karaman altta kalmıyor. Diyor ki; "Sizin kupada yenildiğiniz takımı, ben kendi sahasında yendim. As takım ile mücadele edin". Wenger'de bundan mı çekinecek, as takımı çıkartıyor. As takım da as takım hani. Keown, Seaman, Vieria, A.Cole, Dixon, Berkgamp hatta İnamoto bile var. Yedekten Henry bile giriyor oyuna. Kocaelispor'da Ayman, Lazarov, Serdar Topraktepe, Nuri, Alex Yordanov, Timko'lu as kadrosu ile çıkıyor.

Maçın ilk yarısı 2-1 bitiyor. Yetmiyor Hikmet Karaman'a. İlla ki iz bırakacak. Yine Arsene Wenger'e final skoru yaşatıyor. 4-1 bitiyor maç. Penaltısız hem de. Arsenal'e Kocaeli'nin plakasını bırakıyor. Sonrasında da Hikmet Karaman'ın o bildik zafer gülümsemesi ile elinde sembolik kupası... Arsene Wenger, Kocaeli bile diyemiyor şaşkınlıktan...

Fenerbahçe - Kayserispor


Fotoğraf, Fenerbahçe maçı sırasında Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı'nı izleyen seyircilerin statta görüntüsü. Fenerbahçe'lilerin bugün sahada oynanan futbolu 2.plana attığını söyleyebilirim rahatlıkla. Voleybol bugün onların resmi sporuydu. O da koskoca sezonda alınan 1. (yazıyla birinci, ilk) mağlubiyet ile hüsran oldu. Gelelim yeşil sahaya...

Fenerbahçe, maçın ilk anından son anına kadar maçı kaybetmeyeceğini gösterdi. Yani klasik Daum Fenerbahçe'si vardı sahada. Tam kadroydu uzun zaman sonra. Güiza'ya kadar. Güiza çıkıp yerine Gökhan Ünal girince, o da ayağının tozu ile golü atınca maçı o an kopardı. Hoş, attığı golde de Alex ofsayt. Kayserispor'a 2.kez bu sene gol attı Gökhan. Trabzon'da da atmıştı.

2.yarının ilk dakikalarında da yine klasik bir Fenerbahçe golü oldu. Alex - Lugano, 2-0. Penaltı noktasından vurdu kafayla bu kez Lugano. Sonrası Fenerbahçe kontrolünde geçen bir mücadele.

Kayserispor, Antalyaspor'a kaybettiğinden beri ligde gün yüzü görmedi desek yeridir. Geçen hafta Trabzonspor'a karşı tek atakta maçı kazansalar da, bu hafta eskiye döndüler. Bursaspor'u sahadan silebilecek bir kapasite vardı bu takımda zamanında.

Fenerbahçe ise gol yemiyor. Bilica - Lugano'dan beri gol yememe bir alışkanlık oldu takımda. Haftaya da BAY Fenerbahçe. Beşiktaş maçı ardından geliyor.

İntihar Etmek


Sir Alex Ferguson, Frank Rijkaard, Felix Magath 3'lüsü aralarında 1 hafta olmadan kendi sahasında, şampiyonluk yolundaki en önemli rakiplerine yenilecek diye başkasına desek, kendimiz bile birisi kaybetmez derdik içimizden. 3'ü de maçlarını kaybederek şampiyonluğu rakibinin kaybecekleri yüzünden başkasının eline bıraktı.

Frank, kalecisi Leo Franco'nun lenslerinin kurbanı oldu. Maçı 1-0 kaybetti.

Magath, Frank gibi savunmasının paslaşmasının kurbanı oldu. Maçı 2-1 kaybetti. Hem de rakibi 10 kişi iken.

Sir ise, Rooney'siz Berbatov'dan büyük bir maçta oynamasını bekledi. Bir an bekledi itiraf etsin. Neticede Rooney'in sırtında geldiği bir sezonda Rooney'siz çok kritik bir virajı alması gerekti. Berbatov ile şarampole yuvarlandı. Sırada Bayern var. Berbatov ile belki de Macheda ile virajı almaya çalışacak.

3'ü de ligde ağır yara aldı. Hatta intihar etti sahasında. Ama hala hayat devam ediyor. Hala umut var.

Haksız Rekabet


Ekaterina Gamova'yı izlerken hissettiğim duygu. Messi'yi izlerken de böyleyim. Ama Messi'yi 4 kişi savunma imkanınız var. Birisini geçse, 2-3 tanesi felan gelir durdurursunuz. Gamova'da öyle bir imkanınız yok. Çünkü sete set oynanan bir oyun oynadığınız. Blokta yakaladınız yakaladınız, yoksa dışarı gitsin diye dua ediyorsunuz. 2.06 boy, 3.10 blok yüksekliği, 3.21 smaç yüksekliği Gamova'nın. Bu seviyeye çıkamayan erkek voleybolcular olmalı muhtemelen. Efektif hücum yüzdesi ise %44. Yani 100 atak yapıyor, 44'ü sayı ise %44 olmuyor. 100 atak yapıp 55 sayı alıp, 11 tanesini dışarı vuruyor veya bloğa takılıyorsa bu %44 oluyor. Öyle bir dev kendisi.

Zaten muhtemelen kendisi de bir Na'vi. Voleybolun Lisa Leslie'si, Messi'si.

3 Nisan 2010 Cumartesi

Spor Servisi'ne Çıkmışız Müdür


Wayne Rooney ve ayağı ile ilgili yazı bizi "Spor Servisi"ne çıkartmış valla
.

2 Nisan 2010 Cuma

Ankaragücü 0-0 Beşiktaş / En Kötü Katenaçyomuz Böyle Olur





Beşiktaş'ın ligin ikinci yarısında sergilediği futbolu "Catenaccio/4-3-3 Mix" diye tanımlamıştık. Önlibero kişisinin stoperlerin yanına nasıl kaynadığından falan bahsetmiştik. Bu akşam ise direk 3-5-2 ile sahaya çıktı Beşiktaş. Öncelikle 3'lü defansın ilkel bir sistem olduğuna karşı çıktığımı belirteyim. Elinizde uygun oyuncular var ise bunu uygalayabilirsiniz her zaman.

Neden en kötü "Catenaccio" böyle olur?

Sağ kanat Ekrem ile sol kanat Üzülmez hayatlarının en kötü maçlarından birine çıktılar. Özellikle Ekrem yalnız başına mücadele etmekten başka bir şey yapmadı. Rothen+Sapara destekli sol kanadı sürekli yokladı Ankaragücü. Hatta tüm aksiyonlar orada gelişti. Tabii onlar da devamını getiremediler hiçbir pozisyonda.

Ortasahada üç isim vardı "Fink, Necip, İnceman". Üçü de bu sistemde gerekli olan hücumcu ortasahalar değillerdi. Bu yüzden ne Necip ne de Uğur hakkında bir şeyler söylemeye gerek duymuyorum. Ancak Fink ayrıca kötüydü bu akşam. Sebebi ise yorgunluk. Bu tip oyuncular zten enerjileri ve fizikleri ile varolur. Ancak Fink iki adım atmaktan aciz kalınca ortasaha zaten yıkılmaya müsaitken iyice kayboldu.

Holosko ile Bobo'ya bir şey demiyorum. Şu akşamın en son eleştirilecek kısmı bence forvetler. Tabii ki daha iyilerini yapabilirlerdi ancak biri geriye top almaya gidiyor, diğeri yalnız kalıyordu sürekli. Süpriz vuruşlar da olmayınca olmadı.

Bu arada Ankaragücü'nün nizami bir penaltısı verilmedi. Vassel mükemmel kırdı Kaş'ın belini. Hakem orada kaçırınca Ankaragücü penaltıdan oldu.

Beşiktaş'ı kötülemektense Ankara'yı övmek daha makul gelicektir herkese. Çok güzel ayağa top yaptılar. Beşiktaş ortasahasına top göstermediler çoğu zaman. Ancak ceza sahasında etkili olamayınca golü de bulamadılar. Sol kanatları çok güzel çalıştı özellikle. İskeleti bozmadan istikrar yakaladıkları takdirde seneye tehlikeli bir takım olurlar. Tabii Gökçek'ler bir süpriz falan yapmazsa. Her şey beklenir yani.

Fotoğraftaki adam da Herrera, 3-5-2'nin, Catenaccio'nun yaratıcısı. Bu maçı izletip, "al işte sen bunu öğrettin" deseler adam hiç girmezdi bu işe.

Ama Herrera'nın demek istediği bu değildi tabii ki. Herrera'nın 3-5-2'si; oyunu kontrol eden, kanatları işleyen bir sistemdi diye duyduk, gördük, okuduk.

Cüneyt Çakır'ın Portekiz Şubesi


Maç detayı bu akşam oynanan Braga - Guimares maçından. 5 kırmızı kart, 5 gol, 4 penaltı, bir araba sarı kart...

Bir Eleştiriyi Kaale Almak


Kadir Çetinçalı'nın yazısındaki "büyük, kara bir balon" ifadesine takılmayacağım. Kendisinin "beyaz, sönük bir balon" olması ne kadar hoşuna giderse empati kursun. Takıldığım konu şu: "G.Saray’da devrim aslında pek uzak değil. O, sessiz, sakin, efendi haliyle, 15-20 seyircinin desteği ile fırtınalı Olimpiyat Stadı’nda, mütevazı kadrosuyla, yaşanan çok sayıda sakatlığa rağmen takımını dimdik ayakta tutan temiz yüzlü bir Türk çocuğu..." Kardeşim sen olayın ağababalarından birisini getirmişsin, olayın başına koymuşsun, şurada daha 9 ay olmamış adamı şutlama derdindesin. Yerine önerdiğin adam Abdullah Avcı.

Tamam, Abdullah Avcı iyi hoş adam da kardeşim adam Frank Rijkaard. Sen, Florya'da röportaj için gezdiğin günlerde adam Messi ile yemek yiyordu. Bugün Arda ile yemek yiyor. Devrim budur. Devrim dediğinin devamı bir gün Tugay Kerimoğlu'nun Galatasaray'ın başına geçmesi ile devam eder. 5 senedir bıkmadan, usanmadan, yorulmadan her gün bir teknik adam gönderip Abdullah Avcı getirmek ile devrim olmaz.

Rijkaard'ı balon olarak nitelendirip, yerine Abdullah Avcı'yı getiriyorsan, manşette Milan'a, Chelsea'ya yolluyorsan Ahmet Çakar Çakması olmuşsun haberin yok. O kariyerle de en fazla Serhat Ulueren olursun. Kendi kendine de İran Devrimi felan yaparsın işte...

Amatör

1 Nisan 2010 Perşembe

Uçan Adam Sabri Jay Leno'da


video

Dünyaya açıldık bu adamla, Amerika'ya kadar gitmiş. Helal olsun.

Ali Ece ve Pascal Nouma Futbol Disco'da





Program bu akşam (1.4.2010-Perşembe) saat 20.00'de.

Geçen hafta da duyurmuştuk ancak biraz geç olmuştu. Programı izleyenler nasıl eğlenceli bir program olduğunu hatırlayacaklar. Türkçe, İngilizce, Fransızca geçen programda özellikle yabancı dil bilenlerin avantajı var. Arada bazı muhabbetlerin çevirisi "mecburen" yapılmıyor. (Geçen haftaki 3. ayak muhabbeti mesela (: )

Biz haberi verdik siz kendinizi ayarlayın derim. Güzel eğlence olacak gibi. İsteyen görüntülü, isteyen sadece sesli takip edebilir programı. Yayını aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz.

1903 Radyo

PS: Ulan o kadar reklamını yaptım ki ben bile kendimden şüphe etmeye başladım. Ama cidden bi' bağım yok. Hatta Haber 1903 ilk açıldığı zamanlarda buradan deli gibi eleştiren de bendim. Neyse, tadını çıkaralım. Akşam mail atıp tanıtımlarımın payını isterim ben de. (:

Sakata Geldi Aşkımız, İkimiz de Şaşkınız!





Gaziantepspor, oyuncunun bonservis haklarının diğer yarısına sahip olan Goiás kulübüne borcunu ödediği halde, bizimkini ödemedi. Çünkü onların bize önerdiği miktarı kabul etmedik. Buna rağmen oyuncunun başka bir takıma transfer olması yasadışıdır.

Haberin tamamı burada.

8 Milyon, ödendiği iddia edilen 8 milyon... Aslında hiç ödenmediği söylenen, iki başkan arasında yürütülen operasyondan 8 milyon...

Neler çeviriyorlar bilmiyorum ama Brezilya tarafından açıklananlar doğruysa ve üstü kapanmazsa ilginç şeyler olacak. Anlaşılan o ki bir suç varsa o Beşiktaş'a değil Gaziantep'e patlayacak. Kim bilir belki Tabata Brezilya'ya döner. Beşiktaş'ı daha mutlu edecek başka bir karar da yok zaten. Tabata'ya da üzülmüyor değilim.

Arada giden 8 milyon meçhul. Bu olaylardan kim zarar edecek bilmiyorum ama bu 8 Milyon yüzünden bir şeyler ödenmek zorunda kalırsa Kızıl akşama Demirören'i arasın başlıktaki cümleyi söylesin. Benden tavsiye. Beter olun.

Mahsun Mor Menekşe || Mahzun


Fenerbahçe'nin derbi sonrası satışa sunduğu t-shirtleri duymuşsunuzdur. Bir Galatasaray taraftarının zerre umursayacağını sanmıyorum. Nedenini de açıklayayım. Fenerbahçe t-shirtleri ve diğer ürünlerinde "bir "mahsun" mor menekşe" şeklinde yazmış. Mahsun, kelime anlamı ile "güçlü, güçlendirilmiş" anlamına gelmekte. TDK'ya göre de erkek ismi olarak kullanılıyor. Peki, Fenerbahçe'nin aslında demek istediği ne derseniz, o da "mahzun" olacak.

Mahzun; üzgün, demektir.
Mahsun; güçlü, demektir.

Tutup, Galatasaray için zamanında şarkı yapan Mahsun Kırmızıgül ile dalga geçme amacı taşıyor ise bu şarkı pek güzel. Lakin kişiye özel olmuş gibi. Hoş resmi siteden daha Galatasaray yazamayan bir kulüp için sorun olmasa gerek.

Geçmiş Zaman Olur ki || Barça



1.fotoğraftaki kupanın ardından bakan tanıdığınız üzere Xavi. 2.fotoğrtafta top taşıma görevinin yıkıldığı ise İniesta. O derece genç işte. 3.fotoğraftaki Lionel Messi. 4.fotoğrafta ise, 3.sırada en uzun Pique. Ona göre 2 sağında ufka doğru bakan Cesc Fabregas. En alt sırada yere doğru bakan arkadaşın resme göre solundaki, arkadaşa göre sağındaki ise Leo Messi.

Puyol Yok, Gallas Yok, Fabregas Yok, Rooney Yok, Ne Var Peki ??


Mario Gomez ve Wayne Rooney arasındaki mücadelenin getirdiği sakatlığı yazmıştım daha önce. Bir Rooney mucizesi yaratmazsa Rooney rövanşta da yok. Dün akşam oynanan maçta futbol resitali kadar, cezalı ve sakatlıklar olması da bildiğin nazar herhalde.
Gallas, Wenger'in söylediğine göre sezonu kapattı. Baldır adalesindeki sakatlık O'na sezon sonuna kadar sıkıntı verecek, lakin Dünya Kupası için dönmesinde sıkıntı olmayabilir.

Puyol, direkt kırmızıdan atıldığından rövanşta yok. Pique'de kart cezalısı.

Arshavin ise içlerinde en umut vereni. Adalesine zorlanma olduğu için kenara geldi Andrei. Rövanşta sahada olabilir.



Gelelim Cesc'e. "Fibula kemiğinde çatlak" ilk söylenen sakatlığı. Tam sıkıntısı bu akşama kadar belli olsa da, Wenger O'nun için umutsuz. Dünya Kupası'na bile tam anlamıyla hazır gitmeyebilir, gitmemeyi bırakın, kaçırabilir. İşin en epik kısmı ise şu, Fabregas pozisyonda sakatlandıktan sonra penaltıdan golü atması, geri kalan dakikalarda oynaması, maçı bitirmesi ve bunların hepsini ayağı çatlak iken yapması. Bu sebeple de çatlak ayağını daha da zorlaması sakatlığını daha da olumsuz etkileyecek.

Yazı ile alakasız ama, kaptan olmak böyle bir şey işte. Dışarıda Christian Audigier giyiyor diye kaptanlık ağırlığını taşıyamadığı iddia edilen Arda ile Arsenal kaptanı Cesc'in aynı düşünce ile sakatlığını zorlaması "kaptan"lıktır. Gerisi hikaye.