Kocaelispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kocaelispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2010 Pazar

Kocaelispor - Arsenal



Siz, Kocaelispor'un Arsenal'i, hem de as kadroya çok yakın Arsenal'i 4-1 yendiğini biliyor musunuz? Hem de bunun 2001 yılında olduğunu biliyor musunuz? Bilmeyenlere Hikmet Karaman'ın Türk Futbol tarihinin efsane olarak lanse edilen maçlarından birisine imza attığı güne götürelim.

25 Temmuz 2001. Sezonu Fenerbahçe lider bitirmiş. Şampiyonluğun Galatasaray adına gittiği maçta da yine Hikmet Karaman var. Kocaelispor 2-0 öne geçiyor Ali Sami Yen'de. Ardından Galatasaray 2-2'yi yakalıyor. 90.dakikada Galatasaray maçı çevirdi derken Kocaelispor maçı 3-2'ye getiriyor. Galatasaray'a ağırdan da öte bir darbe vuruyor. Arsenal de 1 sene önce Uefa'yı finalde aynı Galatasaray'a kaybetmiş bir ekip. Hikmet Karaman'ın ekibi ile Arsenal aynı yerde kamp yapıyorlar.

Muhtemelen bir gün Hikmet Karaman, Arsene Wenger'e maç teklif ediyor. Ya da tam tersi. Tabii Hikmet Karaman altta kalmıyor. Diyor ki; "Sizin kupada yenildiğiniz takımı, ben kendi sahasında yendim. As takım ile mücadele edin". Wenger'de bundan mı çekinecek, as takımı çıkartıyor. As takım da as takım hani. Keown, Seaman, Vieria, A.Cole, Dixon, Berkgamp hatta İnamoto bile var. Yedekten Henry bile giriyor oyuna. Kocaelispor'da Ayman, Lazarov, Serdar Topraktepe, Nuri, Alex Yordanov, Timko'lu as kadrosu ile çıkıyor.

Maçın ilk yarısı 2-1 bitiyor. Yetmiyor Hikmet Karaman'a. İlla ki iz bırakacak. Yine Arsene Wenger'e final skoru yaşatıyor. 4-1 bitiyor maç. Penaltısız hem de. Arsenal'e Kocaeli'nin plakasını bırakıyor. Sonrasında da Hikmet Karaman'ın o bildik zafer gülümsemesi ile elinde sembolik kupası... Arsene Wenger, Kocaeli bile diyemiyor şaşkınlıktan...

10 Nisan 2009 Cuma

İY1 / MS 2 | Bana Müsade Beyler





Her ne kadar aksini söyleyenler olsa da maçın mutlak favorisi gece itibariyle bir gecelik de olsa lider Beşiktaş'dı. Kazanmasını geç de olsa bildiler.

Kişisel açıdan maçın hayalkırıklığı bahis oldu. Akşamüstü Nesine'de bahis oranlarına bakarken 18.00'lik İlk yarı 1, ikinci yarı 2 gözüme çarptı. İşaretledim; yanına da 3 tane banko çifte şanslık maçlar oynadım. Maçlar saat 19.00 gibi başlıyordu ve kuponu saat 18.57'de yatırmaya çalıştım; sistem kabul etmedi. "Neyse; kısmet değilmiş" diye vazgeçtim.

Maçın ilk yarısı bitti, hepimizin bildiği oyuncu değişiklikleri yapıldı ve "Vay anasını, gitti mis gibi kupon" dedim.

Maç hakkında tek şey: Zapo penaltı kullanırken şiddetle gerildim. Birkaç saniye sonra "Vardır Mustafa Hoca'nın bir bildiği" dedim; Varmış.

Bu arada vizeler başlıyor. Blogger arkadaşlarımdan bir haftalığına müsaade istiyorum.

13 Mart 2009 Cuma

Deniz Barış / Tutunacak mı?



TSL 24. Haftasında oynanan Fenerbahçe-Kocaelispor maçı iki takımın karşılıklı birer golüyle berabere bitti. (Fener maç başladıktan sonra 2, Kocaeli maç bitmeden 2 dakika önce attı golü)

Fenerbahçe maçı kaybetti ancak Deniz Barış kazandı.

Josico, Maldonado, Selçuk Şahin... Hepsi aynı ayarda futbolcular. Bir ara Selçuk çok övüldü ama yine de herkes biliyor ne olduğunu. Josico ve Maldonado ise balon. Büyük umutlar, büyük hayal kırklığı. Ayrıca Josico bu sezon ne ara o kadar maç oynadı da sarı kart cezalısı oldu anlamadım bu akşam. Neyse. Bu üç adam bir istikrar yakalayamayınca forma Deniz'e kaldı. İlk maçında çok eleştirildi, ikincisinde biraz daha iyi derken Kocaeli maçında hem mevkisinde hatasız oynadı; hem de hem defansa hem ileriye yardımcı oldu. Emre'nin gelişiyle daha da iyi oynar diye tahmin ediyorum ve Fenerbahçe'nin olası şampiyonluğunda önemli rol oynar.

Fenerbahçe - Kocaelispor / TSL 24. Hafta



"Galatasaray'ı evinde yıkan Kocaelispor, bakalım Fenerbahçe Karşısında ne yapacak?" gecenin sorusu.

Maçın kilit adamları Fenerbahçe adına Alex, Kocaelispor adına da Taner olur tabii ki. Bu hafta biraz karışık olduğundan Fenerbahçe maçı kazandığı takdirde bir anda 2. bile olabilir. Kaybettiği takdirde 5. olup Avrupa kupalarına katılma yolunda dahi darbe alabilir.

Şu haftalar kritik gerçekten, puan kaybına; hele bir de Anadolu takımlarına karşı puan kaybına tahammül yok zirvede. Fenerbahçe hâlâ evinde kazandığı Galatasaray ve Beşiktaş maçlarının kaymağını yiyor, bu gece kritik.

Saat: 20.00
Hakem: Kamil Abitoğlu

23 Şubat 2009 Pazartesi

Taner Gülleri


Hakkında birşeyler yazmamak ayıp olur. Galatasaray'a 4 gol attı bir maçta. 4 gol. Galatasaray'a, Fenerbahçe'ye, Beşiktaş'a gol atan adamın torununa anlatacağı bir hikayesi olurken Taner'in destanı oldu. Galatasaray'a 2 maçta 5, Fener'e, Beşiktaş'a, Trabzon'a da attı. hep kaybetmişlerdi. bu kez kazanana kadar attı. soyunma odasından da attı. otobüse binerken top görse oradan da atardı. 2.lig maçlarını takip edenlerin aslında yakından tanıdığı bir futbolcuydu. tanıyorlardı. sonunda kaderi 33 yaşında ona güldü. pek de düzenli bir futbol hayatı olmadı. sürekli gitti gitti geldi. ama bugün ve bu hafta en fazla bahsedilecek adam olacak. Belki takımı küme düşecek, belki bugünden sonra kurtaracaklar kendilerini ama onun önderliğinde futbolcuların akıllarında ve kariyerlerinde bir zafer yer alacak.

22 Şubat 2009 Pazar

Beşiktaş olmak.


Eskiden böyle değildik, hatta benim hatırladığım, bildiğim hiç bi zaman böyle olmadık. Kimin oynayacağını hep bilirdik; bildik.Sağ bek Cihan Haspolatlı, sol bek Orhan Ak olsa dahi bilirdik fakat şimdi "rotasyon" diye bir kelimeyi Spormax'te L'pool maçı izlerken duymuş bir hocamız var.

Maçın başı gene aynı sıkıntı ile karşı karşıyaydı taraftar. Nedir? "ya bu takımda kim nerede oynuyor?"
Emre Güngör, hayal kırıklığına uğratıyor; ofsayt kavramını idrak edememiş. Sabri Sarıoğlu Sağ Bek? Sağ kanat? Sağ Açık? hangisi birisi bunu da söylerse sevineceğim. Lig TV önce Skibbe' yi sonra da Fatih Terim' i gösteriyor benim sabrım taşıyor; tamam iyi rotasyon yaparsınız da, 21. haftaya geldik hala sistem belli değil mi? Hakan Balta bu ülkenin en iyi sol beklerinden biri değil mi? Bu kadar mı sistemden vazgeçiren bi kadro yapımız var? neyseki sonra Mehmet Topal atıyor bir tane de 30-40 dakika sonraki kıyamet e hazırlıyoruz kendimizi...

Tam bir film gibiydi aslında; şöyle düşününce Christopher Nolan filmleri yanında tırto kalır. Öyle bir Kocaelispor var ki; savunma yapmayı bilmiyor. Aynen sarı- kırmızı formalılar gibi. Ama sonra ne oluyor? Hücum oyuncuları giriyor oyuna daha fazla... Daha da fazla...


Devre arası yorumları geliyor; Bülent Tulun' un ağzından nadir de olsa veciz bir yorum; "Sabri' ye sol elle yemek yediremezsiniz." iyi de Skibbe paşa onu "sol" a alıyor?!?

İkinci yarıda Galatasaray da Arda oyuna giriyor, gene; yine; yeniden takımı kurtaran adam olmaya çalışıyor. Yahu birazda oyunu aklında tutsan be Arda Turan? Bu vesileyle de Güz Gülleri yaşanıyor Sami Yen' de...

Taner Gülleri; bu adamı hatırlamamız lazım, geçen yarı 4 büyüklere de gol attı. Bu yarı ise Galatasaray' a 4 gol birden attı.Takımını değil, ismini aklımızda tutturuyor.Gerçi Kocaeli' nin bir de sağ beki var ki İskoç. Travis, Manics filan dinlerken kendini "körfez" de bulmuş belkide.

Neyseki maç bitimine yakın aklımıza geliyor "Aynı Beşiktaş gibi olduk" Sinan Engin var, Tigana/Ertuğrul Sağlam/Denizli var...Tabii ki bunun akabinde saçma sapan bir takım var ve maçı tamamlıyor. Eve giderken cebimde erimiş çikolatalarım var ve maç öncesi "melenk" neşem kalmamış...

O değilde, Gheorge; Lincoln ne attı ama değil mi? Hatırladın mı 10' un sevincini?

? - Kocaelispor


"Günde 12 saat çalışıp evine para götürmek zorunda olan baba yorgun olur bizler değil"
Jose Mourinho

4 gün sonra maçı olacak bir takım Arda, Barış ve Ayhan'sız maça çıkıyor. Normaldir. Rotasyon dersiniz felan. Benitez'in dünya futbolunu mahveden düşüncesidir benim gözümde ya neyse. Sarı-Kırmızı parçalı forma altına beyaz şort giymiş 11 kişi çıktı sahaya. O giydikleri formanın anlamını bilseler ayakta duramazlardı ağırlıklarından. Rakibi ise Kocaelispor. Deplasmanda sadece 2 beraberliği olan bir ekip. devre arasında hocası dahil neredeyse bir takım sayısı kadar oyuncusu gitmiş, son saatlerde yeni bir takım kurmuş ekip. Hacettepe'ye 4 attılar ilk maçlarında. Taner Gülleri önderliğinde. Karşılarındaki takımın büyüklüğüne saygı gösterip oynadılar. kontraatak yapıp gol atma şansı üreteceklerdi. Tabii sarı kırmızı formalılar arkayı açıp geri dönmeyince adeta al da at dediler. 5 tane attı kocaelispor. 5 tane gol sami yen'de. 4 tanesini Taner attı. Bırakın sarı kırmızılı takıma sahasında 4 golü bir takım atamaz kolay kolay. o tek başına attı. ya sarı kırmızılılar. rotasyon adı altında saçma bir kadro ile oynadılar. 2.yarı gösterdikleri efor'u 90 dakika boyunca sergilemezlerdi maça başlasalar. 3-5-2 sistemi 5 yedi. 2 attı. ya sonrası? sonrası perşembe'ye kadar aynen devam. perşembe'den sonrası tufan. ama bir gerçek vardı ki, kocaelispor 5 gol attı. hem de o sarı kırmızı formayı giyenlerin sahasında.
Peki rotasyon ve dinlendirme işe yaradı mı? Salı maç yapacak Inter ve Manchester United yedek takımı ile mi çıkmış acaba? Maçı çevirme adına Servet ve Emre Güngör'den olmaya değdi mi? Değen tek şey var. Kocaeli'nin 5 parmağı.