Lost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2010 Çarşamba

September 22, 2004


Bugün doğum günlerinden gidiyoruz. 6 sene önce. 2004. Ormanın arasında birden açılan bir göz. Uçak kazası.

6 sene önce bugün Lost başlamış, hayatımızda, fikirlerimizde, ilgi alanlarımızda büyük yer etmişti. O, son sezonu daha güzel yapacaktınız be abi...

See you another life, Brother...

Biraz geciktik, olur o kadar...

7 Ağustos 2010 Cumartesi

The New Man in Charge


Lost, öyle bir yapım ki, izlemeniz bittikten sonra Dexter, House M.D.'ye başlasanız, hatta Lost'tan öne koysanız bile bir sahnesi, bir karakteri ile "ben farklıyım onlardan" dedirtiyor izlerken. 6.sezonun ardından, cevaplanmayan soruların bir kısmının cevabını "The New Man in Charge" ile verdiler.

Bir bölüm uzunluğunda değil. 11 dakika. Benjamin Linus merkezinde cevaplar veriliyor. Hikayeyi ilerletiyor. Hikayesi var bölümün yani. Kutup ayıları, Hydra adasının amacı, Hurley Bird, Walt'ın akibeti, Kadınların hamile kalamaması, Dharma Initative'in yemek olayları gibi soruların cevabı veriliyor 11 dakikada. Dharma Orientation filmi var, Benjamin var, 2 sürpriz karakter daha var. Resimdeki abiler değil hem de...

Lost bir başka. Bu mini bölümün ardından olayı uzatıp adam gibi şöyle 10 bölümlük bir son sezon ile kapatsalar, ki finali öyle bir bitiyor bu mini bölümün yapılacakmış gibi, daha kral, efsane olur. Çok çok Benjamin Linus izleriz işte.

download: The New Man in Charge

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Aslında Hepsi Ölüymüş !!!


Öncelikle; diziyi gözümle izledim, rahat olun. Başlıkla alakası yoktu finalin.

6.His filminin inanılmaz bir geyiği vardır bilirsiniz. Herkes sinema salonunda filmin başlamasını bekler. Önlerden elemanın birisi bağırarak film hakkında der ki; "Bruce Willis aslında ölüymüş". Sonrasında da ekrana bakan bir avuç insan kalır.

Lost'u buna benzeten insanlar gördüm bugün bir çok yerde. 6 senemi vermedim bu diziye. 4 senemi verdim. İlk 3 sezonu 3 ayda izlediğimden mütevellit, 3.sezonun 7.bölümü Flashes Before Your Eyes'da normal zamanlamayı yakalamıştım. Sonrasında 3.sezon finalindeki "we have to go back Kate, we have to go baaaack" haykırışında ayağa kalkıp, J.J.Abrams'a 2 dakika aralıksız küfür etmiştim. Çünkü, mükemmel bir finaldi ve önümüzde yaklaşık 10 ay vardı. 10 koskoca ay.

Neyse, son görevimizi yaptık Lost'a. İzledik. Açıkçası iyi bir toparlama olmazsa sağlam haykıracaktım ama o görüntüler, geçen 4 senemin aslında Flashback'iydi. Hele o kadar "ezik doktor, ne sünepe adamsın lan Jack" dediğim Jack'in görüntüleri aslında boşa geçmiş zamanlarımın olmadığını ve Jack Shephard'ın bu dizide en favori karakterimin olduğunu gösterdi bana. Desmond, Benjamin, Faraday efsanelerimdi ama Jack başkaymış arkadaş. Hele açılış gibi kapanışta da Jack Shephard ve Vincent ikilisini görmek, Jack'in önce bambuların arasından yaralı halde düşe kalka yürümesi, o ağaçta kalmış ayakkabı, yerde yatması ve tepesinden geçen uçağa bakıp gülmesinin bende ilginç bir duygusallık ve boşluk yarattığını söylemeliyim. Çünkü, biz Lost'a böyle başlamıştık, böyle de bitirdik işte. "Göz açıp kapayana kadar geçen bir an"dı Lost. Faraday'ın dediği gibi zaman aslında izafi bir kavramdı. Bu dizi bize bunu göstermiş oldu.



Tabii aslında 2 senede bitecek iken 6 seneye sündürülen, hiç girilmeyecek iken girilen Jacob, hiyeroglifler vs. gibi konular eklenerek devam ettirilen bir dizinin zaaflarıydı bunlar. Bu 4 senede Walt, Aaron, Hurley'in gördüğü ölüler, Hurley Bird, Işığın gizemi, rakamların asıl nedeni, Jacob's Cabin'de "help me" diye bağırtıp o bölümde kalp krizleri geçirmemizi sağlayan adam, o kabinde bulunan Hurley'in gördüğü göz gibi bir sürü şey var. Ama güzeldi işte. Bir efsaneydi Lost. Adına yakışır gibi bir sezonla bitmedi ama güzeldi.

See you another life brother. Namaste.

23 Mayıs 2010 Pazar

Lost - The End


Yarın bu saatlerde ya televizyon tarihinin en büyük fenomenini konuşuyor olacağız ya da 5.sezona kadar gayet güzel gelmiş olan bir dizinin son sezonunda bu kadar kötü bitirildiğini yorumluyor olacağız. Ne olursa olsun yarattığı karakterler, anlattığı öyküleri, dillere dolaşmış replikleri ile yarın uğurlayacağız onları.

Jack'in gözleri ile açmıştık efsaneyi. 6.sezonda anlatılan hikaye neticesinde bu göz açılma sahnesine finalde dönülür ise işte o zaman "yok artık Lebron James" diye ekran başında söyleniriz. Ne olacağına dair sadece 1 tane spoiler biliyorum finalde. O da Jack'in karısının kim olduğu. (Evet ta kendisi :) Gerisini okumadım. Okumamaya gayret ettim. Ama Lost deyince aklıma gelen replikleri yazıp, son kez bu efsaneyi gözümde canlandırmak istedim. Sizin için de flashback olur belki. Büyük Final bu gece sabaha karşı işte. 2.5 saat sürecek...

- I can fix this.
- If we can't live together, we're going to die alone
- My name is Henry Gale and I'm from Minnesota
- The numbers are bad
- They took my son! Waaaaaaaaaaaaaaaaaaaalllllt!
- My baby!
- Have you ever heard of Driveshaft? The band?
- Whatever happened, happened!
- My name is Sayid Jarrah and I'm a torturer!
- 4-8-15-16-23-42
- I love you, Penny.
- You can't change the future.
- Ewoke sucks dude.
- The island told me!
- I looked into the eye of the island, and what I saw...was beautiful
- Por Favor!
- Jin sushi..!
- How many times do I have to tell you John? I always have a plan!
- Dynamites are unstable..!
- "You have some... Arzt... on you."
- Son of a bitch.
- If anything goes wrong, Desmond Hume will be my constant.
- We have to go back Kate!

son olarak da;

- See you another life Brother.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Lost Karakterlerinin "Sorumsuz" Rahatlığı || Top 5


4 senedir izlerim şu mereti. 4 senedir bir sürü teori, olay, bölüm karakter gördüm ama rahatlıklarına bir çözüm bulamadım arkadaş. Nasıl bu kadar sıradan görebiliyorlar her olayı yahu? 200 senedir adadalar sanki Richardus ile beraber. Onu bile sormamaları başlı başına bir uyuzluk. Şu rahatlıklardan aklıma gelenlerin 5'ini yazayım ben.

5- Gözler önünde adanın kaybolması; Gözünüzün önünde koskocaman bir karaparçası yok oluyor. Bir insan da sormuyor "lan nasıl yok oldu o ada" diye. İlla ki sahile varınca güneş yanığı olmamız lazım derdindeler. Bi' merak et. Bi' sor. Sanki çakıl taşı. İçinde insan var, öküz var, ayı var, Sawyer var... Öldü mü diye bir sor. Sorgula yahu. Copperfield bile öküz gibi ışıklarla, aynalarla yaptı onu bu nasıl kayboldu diye bi' merak et.

4- 1977'ye düşen Oceanic 6; Uçağınız 2.kez adaya iniyor. Hem de aynı adaya. 4 kişi de 1977'ye düşüyor. Bunun üzerine 4 yolcudan birisi de demiyor ki; "nasıl bu zamana geldik?", "hepimiz niye gelmedik?" Lan 2007'de uçağa binip, 1977'de iniyorsunuz. Hiç mi biriniz Back to the Future izlemedi. Bir taneniz kendinize Almanac yollamaya felan kalkar. Ama yoook "ben nasıl motor ustasıyım, doktorum lan ben tripleri, aşçı olarak kaydetmem lazım" gerginliği daha fazla. İnsan bi' okkalı söver lan en azından. Lan 30 sene geriye düşüyorsunuz.

3- Adadan kaçak arazi kapma derdindeki insanlar; Bernard'ın merkezinde olduğu bir bölüm vardı. Adam 2 sezon boyunca baktı ki, Kate bi' gün Sawyer'ın çadırında, diğer gün Jack'in çadırında, Locke her yeri patlatıyor, birileri öldürülüyor ama kimse "lan bunu kim öldürdü" diye sorgulamıyor, Koreliler önce mutfak yaptı, şimdi de tarlacılığa başladı 3 seneye domuz çiftliği de kurar, Eko bile kilise yapmaya başladı, diyerek taşlar ile "Help" yazmaya kalkışmıştı. Gariban yaşlıya da kimse yardım etmedi ya. Lan adam bi' uçak geçer, geçer de görür diye öküz gibi yazı yazmaya kalktı ama sıfır yardım geldi. Tabii Kate'in bulunduğu çadırı dikizleme daha keyifli. Sen buna yardım etmeyip, "maybaybiii" diye öküzvari ağlayan Claire için "ahanda leylek leylek lekirdek" diye kuş kovalamaya kalkıyorsun ama... Hem de neden? Göçmen kuş. Birisinin camının önüne konacak. O notu görecek. Okuyacak. Hamsi de o sırada ağaca çıkacak.

2- Adada ölü görmeye tepki vermemek; Benim favorim bu aslında. Mesela ölülerle konuşan Miles için bir şey diyemiyorum. Ama Hurley mesela. Hadi o da "dude" olduğundan neyse. Etrafta ki bir insan sormaz mı; "dalga mı geçiyorsun, adam mı seçiyorsun lan" diye. Hadi adam doğruyu söylüyor senin hakkında, insan bi' tırsar, bi' yusuflar, bi' söver lan dışarı. İyice yalama oldu ki, "müdür kimle sohbet ediyorsun, selam söyle benden öte tarafa, güneş kremi vereyim mi sıcaktır orası eheeheehe" diye devam ediyorlar. Mesela Jack'e de böyle oldu. Adam babasını gördü, kovaladı, adada gördü adamı. Koskoca omurilik cerrahı'sın sen Jack. Ölü dirilir mi? John Locke olayı da böyleydi. Adamı boğdun sen Benjamin "I always have a plan" Linus. Karşına geçmiş, sen hala "naber müdür"lerdesin.

1- I am Black Smoke ve yarıda kalan laflar; Tamam ülke olarak sobalı evlerde büyüyeniniz yok. Ama hiç mi üstünüze bir kara duman gelmedi ey Lostie'ler. Size bir duman saldırıyor. Sonrasında o duman, iyi kötü bir muhabbetiniz olan bir adamın şeklini alıyor. Siz de buna mal mal bakıyorsunuz. Sorun lan bi'; "daha yoğunlaşıp sıvı olamazken, nasıl adam tipine giriyorsun" diye. Ama yok. Bir de yarıda kalan laflar var. Tam birisi bir şey açıklayacak, arkadan sadece o lafı kesmek için diziye girmiş bir figüran "don't tell" diye çıkıyor aradan. Tutup, ağzına vuracaksın. Sonra da diyeceksin ki, "anlatmazsan Mr.Eko'nun sopasını aldım, sokarım ağzına" diye. Şu laf kesmeler ve meraksızlık olmasa 2 sezonda biter bu yapım. Birisi kesiyor, diğeri de sormuyor "niye kesiyorsun" diye.

Ohh. Rahatladım. Doc Arzt gibi patlayasınız rahatlığınızdan emi.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Benim Lost'um Bu

Jacob'mış, Black Smoke'mış, Jack-Sawyer-Kate imiş hikaye arkadaş benim için. Daniel Faraday ile Desmond Hume ikilisini aynı karede gördüm ya, hepsi rüya desinler, toparlayamasınlar, hepsini Jacob elledi ondan böyle oldu desinler, hatta ismini vermek istemeyen Galatasaray'lı futbolcular çıkıp "J.J.Abrams çok cıvıttı afedersin" diye Erhan Telli'ye söylesinler, umurumda değil.

Ne kral adamlar şunlar...

31 Mart 2010 Çarşamba

Özlemişiz Brother !!


Sonunda...

24 Mart 2010 Çarşamba

Ab Aeterno || Bravo J.J


"Por Favor"

23 Mart 2010 Salı

Ab Aeterno


Lost dizisinin bugüne kadar her şeyleri açıklanan, hakkında gösteren ama elletmeyen, ne idüğü belirsiz olan, zamanla efsaneleşen bir sürü karakteri oldu. Hepsinin hikayesini ya flashback'lerde, ya başkalarının hayatlarında ya da alt metinlerde öğrendik. Bu kez durum farklı. Ne balonla adaya düşen orijinal Henry Gale gibi, ne de bir akıl hastanesinde bir Desmond'a teknesini verirken gördüğümüz Libby gibi, ne Hurley'in akıl hastanesinde O'na rakamları söyleyen deli gibi, ne de "Hurley Bird" bir karakter bu. Üstünde koyu mavi gömleği, elinde kupası, gözlerinde sürmesi ile Richard Alpert...

1.sezon sonlarına doğru gördüğümüz ve Philedelphia Experiment'e bağladığımız Black Rock gemisinde zincirli olarak gördüğümüz iskeletler gibi bir köleydi Richard Alpert. Belki de gemi kaptanıydı Richardus. Her yerde o vardı dizide. Locke'ın doğumunda da vardı, Benjamin'in hayatında da...

Sonunda O'nun hayatını, belki de Jacob ve Black Smoke arasındaki savaşın asıl sebebi ile ilgili nedenleri öğreneceğiz. Hoş 5 sezon siyah-beyaz diye diye bundan bahsetmeleri ayrı bir olay ya neyse. Alvar Hanso veya Dr.Pierre Chang'de çıkarsa hele Dharma dönemi olursa 1-2 dakikalık pek güzel olur. 8 bölümdür "Jacob, sayıları severdi" "Ben, Black Smoke'ım. İyi peki akşama ne yiyeceğiz" muhabbetlerinden bıkan bünyelere bir ilaç olması umudundayız. Yap, "The Constant" gibi bir efsane daha J.J... Yaparsın sen.

3 Mart 2010 Çarşamba

Lost 6-6'yı da Geride Bırakırken


666'ya selam çakmalarını bekledim anlamsızca bu bölümde. Belki de tamamen bu yüzden "evil" olarak adlandırdıkları imitasyon Locke, orijinal Black Smoke merkezli, Sayid flashside'lı geçti bölüm. İyilik, kötülük hikayeleri, hâlâ diziye giren ve "bu olayların alayını çözdüm, biliyorum ama söylemem" coolluğundaki karakterlerin salak cevapları, Jack'in öküzlüğü yüzünden hâlâ mal mal "ehe ehe iyilikle kötülüğün savaşı" diye bakıyoruz arkadaş. İzlemeyenler için konuyu felan da yazmamaya gayret ediyorum. "Nasıl bağlanır?"a da kafamda bir cevap var sadece.

5.sezon finalinde heykel gölgesinde yatan ikiliyi biliyorsunuzdur. Jacob ve siyahlı eleman. İşte 6.sezonun finalinde Locke ve Jack, heykelden arta kalanların gölgesinde otururken tepelerinden düşen bir uçağı izleyecekler. İzledikleri uçakta Oceanic Airlines uçağı olacak. O anda Lost yazısı çıkacak ve biz bir daha hiçbir cevap alamamak üzere simsiyah ekrana öylece bakacağız.

Tabii ne Libby'i, ne Desmond'un olayını, ne Radzynski'nin kafasını Swan Hatch'de havaya uçurma sebebini, ne akıl hastanesinde bir delinin duyduğu 4-8-15-16-23-42'yi kimin, neden, nereden söylediğini, Christian Shephard'ın, Walt'ın asıl olayını öğrenemeyeceğiz. Anca Dogen ile kül arasında ne bağ var hacı diye eğleneceğiz. Ha bir de Jacob'un kulübesi diye Locke'ın gittiği yerdeki adam Jacob değildi. Siyahlı adamdı.

ek: 6.sezonun 6.bölümünde 6 kez evil diyerek ve "evil win" modunda bir bölümle selamı çakmışlar aslında. ah ulan lost.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Ab Aeterno

Lost'un başlamasına 18 gün kaldı. Sonunda nihayete erdireceğiz kendisini. Başlığa gelirsek 6.sezonun 9.bölümünün ismi. "Zamanın başlangıcından beri" anlamına gelen bir kelime. Karakter merkezi ise bir ilk olacak 6 sezonda. Kâh Benjamin Linus'un küçüklüğünde ormandan çıkan, kâh Jughead zamanında Richardus Alpertus olan, kâh John Locke'ın eline doğduğu Richard Alpert merkezli bir bölüm Ab Aeterno.

5 sezonda izlediğimiz ve fikir yürüttüğümüz kadarı ile heykel gölgesinde balık pişiren Jacob'un uzaklarda seyrettiği geminin kaptanı veya bir üyesi olarak karşımıza çıkacak. Yani Black Rock'u da öğreneceğiz muhtemelen sayesinde. Tabii ki de varsayım bunlar.

Açıklanmış bölüm isimlerini de yazalım yeri gelmişken.

6.01 - 6.02 - LA X
6.03 - What Kate Does
6.04 - The Substitute
6.05 - Lighthouse
6.06 - Sundown
6.07 - Dr.Linus
6.08 - Recon
6.09 - Ab Aeterno

21 Ekim 2009 Çarşamba

Lighthouse & Sundown


Lost'un son sezonu yaklaştıkça, bilgiler, bölüm adları şekillenmeye başlıyor. 6.sezonun 5.bölümünün adı Lighthouse. 6'nın 6'sı ise Sundown. 1.sezon paralelliğinde giden bölümlere göre sırasıyla Jack ve Jin-Sun merkezli bölümler.

6-1'de ise sapasağlam Los Angeles'e inen yolcularımızı göreceğiz sızan bilgilere göre. Claire ile Kate'i bir takside hastaneye doğum yapmaya yetişmeye çalışırken izleyeceğiz. Olay yerinde Doktor istenirse de tabii ki, doktorumuz Jack Shephard olacak.

28 Eylül 2009 Pazartesi

What Kate Does & The Substitute


Lost'un 6.sezon açılışını La X adlı bölümle açıklayacağını söylemiştik. Los Angeles Havaalanı kodu, Los Angeles'ta herhangi bir yer veya x'ten dolayı bir matematik denklemi bile olabilir. Spoiler görüntülere göre de havaalanı sahneleri var. Bu arada 6x03 ve 6x04'te açıklandı. 6x03 What Kate Does. 6x04 ise The Substitute. 1.sezonla paralel gitmekte karakter merkezleri. 1x03'te Kate, 1x04'te de Locke merkezdeydi.

Bu substitute ne ayak anlamadım. 2 Locke'tan birisi yedek mi olacak şimdi? What Kate Did diye de bir bölüm vardı. 2.sezonda. Babasını öldürmesi konu alınmıştı. 2010 Ocak'a kadar beklemeye devam.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

LA X


Lost 6.sezon 1.bölümünün ismi olarak açıklandı Imdb'de. LA X. La ve X ayrı. Los Angeles Havaalanının kodu LAX ama ayrı yazılmasının yine bize bir mesajı vardır diyor ve beklemeye devam ediyoruz. Kesin bizim yolcularımız havaalanına inerken göreceğiz ilk sahnede.
Imdb: LA X

22 Mayıs 2009 Cuma

Lost || En İyi 5 Bölüm


Malumunuz, Lost 5.sezonu da bitirdi. Bizi 2010'a kadar uzuuuun bir süreç aldı. 5 sezonboyunca izlediğimiz bölümler arasında en iyi 5'ini yazmak istedim. Aslında 2008-2009sezonunun en iyi 5 maçı'nı yazacaktım ama daha 2 hafta var olduğundan vazgeçtim. Ne olur ne olmaz. Neyse Lost'a gelelim...

5- Through The Looking Glass (Sezon 3 Bölüm 22-23)

"We are not suppose do this Kate. We have to go back Kate. We have to go back!"

4- The Man Behind The Curtain (Sezon 3 Bölüm 20)

Benjamin Linus flashback'iydi. Benjamin Linus'un hayat hikayesi, Dharma Initative'e olanlar, Purge ve Jacob vardı bölümde. Benjamin'in Others olmadığı, bir Dharma çalışanı olduğunu görmüştük. Hatta Jacob'un "help me" sözü bile duyulmuştu. Sonunda Benjamin Linus'un JohnLocke'ı vurması ve Purge'dan kalanların çukuruna düşmesi ile bitmişti. Jacob kulübesinin sahneleri gerilim doluydu.

3- Flashes Before Your Eyes (Sezon 3 Bölüm 8)

Desmond brotha'nın bölümüydü. Swan istasyonunun patlamasının ardından, Desmond'un zihinsel olarak geçmişe yolculuk yaptığını fakat olanları değiştiremeden tekrar eskiye döndüğünü izlemiştik. Sonunda aslında Claire'in değil, Charlie'nin öleceğini "you don't wanna know" diyerek söylemişti.

2- Pilot Part: I-II (Sezon 1 Bölüm 1-2)

Haydaaa, en süper bölüm, açılış bölümü nasıl 2.olur diyebilirsiniz. Normaldir. Herşeyin olduğubir bölümdü. Cevapların %70'inin bu bölümde olduğu gibi yapımcı açıklaması bile olduğu yazılıp, çiziliyor. Herşeyi ile harika bir bölüm. Tropik adada kutup ayısı, Black Smoke, Danielle'insinyali, Christian Shephard ve Matthew Fox'un harika Jack Shephard rolü.

1- The Constant (Sezon 4 Bölüm 5)

Desmond: i love u penny..i've always loved you...i'm so sorry...i love you.
Penny: i love you too...
Desmond: i don't know where i am but...
Penny: i'll find you des..
Desmond ...i promise...
Penny: ... no matter what...
Desmond: ...i'll come back to you...
Penny: ...i won't give up...
Desmond...i promise!
Penny: ...i promise!
Desmond&Penny: i love you!

30 Nisan 2009 Perşembe

Daniel Faraday

Yok öyle hemen bırakıp gitmek abi..

16 Nisan 2009 Perşembe

Faraday

"Özlemişiz be abi"