1 Ocak 2011 Cumartesi

Konyaspor'un John Utaka Transferi


Altay ile play-off maçı. Beraberlik yetiyor. Takımın başında Ziya Doğan. Takım Konyaspor. Ziya Doğan anlaşmayı tek şart ile imzalıyor. Takımı Spor Toto Süper Lig'e çıkartamazsa para almayacak. 88.dakikada gelen gol ile beraberlik yakalanıyor ve üst lige çıkılıyor. Ziya Doğan takımda kalıyor. Yeni yapılanmaya gidiliyor O'nun önderliğinde. Takım Süper Lig'e çıktığından itibaren 1 Ocak 2011'e kadar;

Burak Karaduman
Emrah Eren
Emre Toraman
Ivan Lietava
Kauê
Feyyaz Belen
Recep Öztürk
Niyazi Nayernazli (Konyaspor U23)
Levent Nalinci
Oguz Özden (Corumspor)
Selim Ay (Konyaspor U23)
Muhammet Yürükuslu (Konyaspor U23)
Dursun Karatay (A. Lustenau)
Ferdi Basoda (Boluspor)
Ömer Hacisalihoglu (Giresunspor)
Koray Icten
Umut Kekilli
Mehmet Sen (Altay Izmir)
Zafer Demir (Tokatspor)
Recep Aydin
Abdulvahit Karacabey (Göztepe)
Haluk Tanriseven (Bugsasspor)
Eray Birnican (Gaziantepspor)
Onur Nazmi Terzioglu (Batman Petrolspor)
Ahmet Görkem Görk (Adanaspor)
Ugur Yanikdemir (Gaziantep B.B.)
Yusuf Kurtulus (Erciyesspor)
Mehmet Ayaz (Erciyesspor)
Serhat Akyüz (Istanbul B.B.)
Ugur Akdemir (Diyarbakirspor)
Danny Vukovic (Wellington )
Ali Temur (Inegölspor)
Can Parlayan (Akcaabat) *
Tayfun Türkmen (Bugsasspor)
Jonas Troest (Odense BK)
Ufukhan Bayraktar (Altay Izmir)
Kanfory Sylla (Vereinslos)
Volkan Kocaloglu (Giresunspor) isimleri takımdan gönderiliyor. 1 kuruş kazanılmıyor.

Bu isimlerin yerine;

Johnnier Montaño (Alianza Lima)
Ivan Lietava (MSK Zilina)
Emre Toraman (Kasimpasa)
Ercüment Kafkasyali (Genclerbirligi)
Borek Dockal (Slovan Liberec)
Erdinc Yavuz (Diyarbakirspor)
Veli Acar (Bursaspor)
Emrah Eren (Giresunspor)
Danny Vukovic (Central Coast)
Jonas Troest (Odense BK)
Serkan Sahin (FC Basel)
Ali Temur (Tarsus)
Mahamoudou Kéré (RSC Charleroi)
Burak Karaduman (Diyarbakirspor)
Adnan Güngör (Diyarbakirspor)
Bassim Abbas (Diyarbakirspor)
Barbaros Barut (Vereinslos)
Gökhan Tokgöz (Diyarbakirspor)
Hakan Aslantas (Kayserispor)
Orkun Usak (Manisaspor)
Martin Klein (FK Teplice)
Murat Tosun (Trabzonspor)
Thierry Fidjeu-Tazemeta (Diyarbakirspor)
Ibrahim Ege (Denizlispor)
Mehmet Sedef (Besiktas)
Peter Grajciar (Slavia Prag)
Kanfory Sylla (Istanbul B.B.)
Ibrahima Bangoura (Denizlispor)

isimleri de takıma alınıyor. Toplam 3 milyon Euro bile etmeyen bir bonservis bedeli ödeniyor bütün futbolculara.

Bugün de John Utaka ve Mariusz Pawelek transfer ediliyor.

İsimleri okuyamayanlar için özet geçeyim; "Rakibimiz 60'ların futbolunu oynuyor"

60'ların futbolu sadece "sahadaki futbol" değildir.

30 Aralık 2010 Perşembe

Beşiktaş 1-0 Galatasaray (2008-09) | Tribün Çekimi

Şu seriye başladık ve 4. video da geldi. Emre Demirer yolladı. Videoyu çeken de kendisiydi galiba. Golden sonraki "mına koduk bülent başgaan" kıvamındaki "golü çektim" sevinci ayrı geyik. Golden çok, golü çektiğine sevinmiş adeta. kısa keseyim de dayak yemeyelim bir de, eheh. Sonrasında Şampiyonluk şarkıları falan. Güzel günlerdi. Maç da 2-1 bitmişti. Kewell ve Yusuf atmıştı golleri yanılmıyorsam. Video için tekrar teşekkürlerimi ileteyim buradan.

2008-09 Sezon
33. Hafta / Beşiktaş-Galatasaray Maçı
Dakika 41, Mehmet Topal sahne alıyor

video

Not: "hacı al bunu da at arşive" diyen olursa her türlü tribün çekimine açığız. bekleriz. ulaşmak için 50 tane yol var zaten blogda.


Guti Haz
Quaresma'nın Golü
Quaresma'nın Golü 2

Galatasaray 67 - 56 Fenerbahçe || Tutku Açık + Taraftar

Normal şartlar altında, mesela Mehmet Demirkol'un istediği gibi seyircisiz oynanmış olsaydı bu maç, kadro kaliteleri ve mevkiilerin karşılaşması neticesinde Fenerbahçe 4-5 basket farkla kazanırdı. Ama normal şartlardan bahsediyorum. Galatasaray - Fenerbahçe maçı "normal şart" olur mu hiç ?

İnanılmaz bir taraftar vardı. Her düdüğe tepkisini veren, gerektiğinde yuhalayan, gerektiğinde bağıran, destekleyen bir taraftar. Mesela, Tutku Açık bir serbest atış kaçırdı. O sıralar Galatasaray skor olarak 5 sayıda kilitlenmişti. Bütün taraftar önce bir "oooo" çekerek "bu da kaçar mı" tepkisi verdi ama anında alkışla Tutku Açık'a moral vermeye döndü. Bir çok pozisyonda gerek hakemi etki altına aldılar, gerekse de Ömer, Kaya, Oğuz, Mirsad'ı etki altına almak için her şeyi yaptılar. Yeterince de etkili oldular. Çok basit bir smaçta bile potayı çıkartma girişimleri ile potadan inmemeleri ve Galatasaray'ın ritmi bulduğu anda çok ama çok acele üçlük denemesi yapmaları ve Ömer'in gereksiz 1'e 4 penetreleri, etkilendiklerinin göstergesiydi.



Ukic'in süresinin az olması ve Tutku'nun 30 dakika süre alması Galatasaray'a oyunu ve maçı getirdi. Tutku öyle asistler yaptı ki, kameralar bile basketi ancak ağır çekimde geniş açılardan verebildiler. Ama en önemli hareketi ise, yine Fenerbahçe'nin direnç gösterip pota altından 44-39'a getirdiği süre zarfında, kaçan serbest atıştan sonra topu kapıp bütün sahayı geçtikten sonra attığı son saniye basketi idi. Çünkü, 5 sayı fark, 3.çeyrekte "rus ruleti"ne dönen hücum başarısızlıkları göz önüne alındığında çok fazla idi ve Tutku'nun basketi ile 2'ye inen fark, Ömer'in Tutku'yu savunmayanlara el kol hareketleri eşliğinde bağırmasına değecek kadar önemliydi. Fark 2 oldu. Son periyotta ilk hücumda skor eşitlendi. Ömer'in penetresine faul çalınmaması ve ardından gelen hızlı hücum, ki suratına net bir darbe vardı Ömer'in, ardından Spahija'nın teknik faulu sebebiyle gelen 6 sayı fark ve gelen maç.



Tutku Açık, efsanevi bir maç çıkarttı bugün. Fenerbahçe'liler ve teknik ekip için muhtemelen hiç hesapta olmayan bir katkı ve oyun çıkartarak dengeyi bozdu. Taraftarlardan etkilenen ve 4-5 hücumda içeri inmek dışında düzenini hiç sahaya koyamayan Fenerbahçe ve kritik anları çok iyi geçen ve çok iyi mücadele ve savunma temposu ile Galatasaray'ın bu karşılaşmasında Galatasaray, çok güzel bir galibiyet aldı.

Lâkin, bu takımın Rochestie ve Evren Büker ikilisi ile Play-Off'ta veya bu denli sert maçlarda zor gider. Tutku'nun sırtında da her maç böyle gider mi bilmiyorum. Pota altında da Andric - Rancik ve Ermal'ın yanına iyi bir uzun daha şart rotasyon adına. 2 takviye gerekli yani. Ge-rek-li. Kazanırken söylemeliyiz bunu ki değerli olsun...

Herkese sevdikleri ile mutlu yıllar dilerim. Sevdiklerinizin değerini onları kaybetmeden bilin. Umarım 2011 hepiniz adına güzel bir yıl olur...

29 Aralık 2010 Çarşamba

Spor Mahkemeleri Yaygarası


Şu son Beşiktaş-Bursaspor maçından sonra koptu olay. Üstüne bir de Galatasaray-Fenerbahçe U-17 derbisindeki yaşanan abuk şeyler geldi. Tüm basın ortak bir ses ile "Allah'ım bizim sporla şiddet yasalarına, spor mahkemelerine" ihtiyacımız var dedi. Olaylar özel olarak incelenmedi. Sığ vatandaşların oluşturduğu, sığ spor medyası olayları özele indirgeyip inceleyemedi. Kavga oldu "Adamlar fanatik yeaa" dendi. "Neden bu kavga çıktı?" diyen bir insan evladı göremedim. Diyorum ya, sığ insanlar işte. Programlarda arka planda kavga görüntüleri oynarken "yea işte kavga kötü filan" dendi.

Aptal bir ülkede sporu veya tribüncülüğü sevmeye çalışıyoruz. Bazen ikisine de ortak olmaya çalışıyoruz hatta. Olaylara biz böyle bakıyoruz diyoruz, ama "medya/ntvspor güruhu/birkaç bilmiş insan" nasıl bakmak isterse toplum öyle bakıyor. Normal tabii, her alanda manipülasyon'un kurbanı olmuş düşünmeye zaman ayıramamış insanlar bunlara mı kafa yoracak? Aç TV'yi Ahmet ne demiş, aç gazeteyi Mehmet ne yazmış. İnsanlar nefretle dolduruluyor, birbirine karşı gazlanıyor, tahrik ediliyor. Cezasını kim çekecek: Taraftar.

İyi de kardeşim, bu ortamı hazırlayanların hiç mi suçu yok?

Yöneticisi, medyası, yazarı, futbolcu-eskisi... herkes bir türkü tutturmuş mahkeme & yasa diye gidiyor. Bunları düzeltmeyecekse yaprak yaprak çöpe gider o yasalar. Bir de marifetmiş gibi hızlandırılıyor süreç. Başbakan hazretleri talimat vermiş, seçimlerden önceye yetiştirmeye çalışıyorlarmış yasayı. Meclise insanlar çağırılıyor görüş alınmak için. Tribün grupları tamam da, Sergen - Rıdvan - Hasan Şaş nedir amk? İşte "biz çalışıyoruz" imajı falan, çağırın şu çocukları. Yasayı da çıkartın çabucacık, sonra yarın bir başka yerinden patlak versin.

Senin Federasyonun taraflara adil davranabilmiş mi? Senin basının insanları tahrikten uzaklaştırmış mı? Senin polisin maça giden insana "insan gibi" davranmış mı? Stadyumlarda insanlar sadece futbolu & takımını desteklemeyi düşünebilmiş mi?... Önce kendine bak.

Bu ülkeden çıkacak spor yasasına da, mahkeme muhabbetine de inanmıyorum. Sizin sağlayacağınız hiçbir adalete de inanmıyorum zaten. Merakla bekliyorum yine de. Sadece taraftarı mı kapsayacak, yoksa tüm bunları mı? Hadi bakalım.

Şöyle örneklerle falan yazarım diyordum da. Gerildim anasını satayım. Oysa banane? Şuraya iki kavga eden taraftar fotosu koyardım. Altına da "Futbol kardeşlik ama yaa. Kavgalar olmasın, piiis :(((" yazardım, yeteri kadar ilgi göstermiş olurdum ben de. O kadar basit ya zaten. Sonra da iki dua ederdim, "büyüklerimiz yasa çıkartıp taraftarın amına koysun da herkes rahatlsın" diye. Oldu bitti. Merhaba spor ülkesi Türkiye.

28 Aralık 2010 Salı

2010


- Gördüğüm en enteresan ve en kötü (kendi adıma futbol değil) yıl oldu 2010. Bursaspor'un şampiyonluğu mu dersin, Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası maçının 70.dakikasında "bunlar şampiyonluğu önemsiyor, asılmıyorlar ya" cümleleri eşliğinde bir finali daha kaybetmesi mi dersin, kendi sahasında Onur Kıvrak - Giray Kaçar'ı 11 net pozisyonda geçememeleri mi dersin, Rijkaard'ın kovulması mı dersin, Schuster'in gelmesi mi dersin, Beşiktaş'ın doğru transfer hamleleri mi dersin, Burak Yılmaz ve Umut Bulut'un en golcü yerliler olması mı dersin, ne dersen de. Enteresan di mi Güntekin.

- Lost bitti, elimden minik bir balık kayıp gitti. Kalır elimizde, yinelenen bir "constant"ta...

- Luiz Suarez olsam o topu her seferinde elimle çıkartmaya çalışırdım. 122.dakikada penaltıyı atamayan Gyan Asamoah da, yazık vallahi.

- 10 kişi Nou Camp'ta savunma yapmak, nasıl bir iştir hayret ediyorum hep. Halı sahada bile bir kişi eksik oynayamıyorsun ama 60 dakika savunuyorsun hem de Barça'ya karşı. Zlatan sağolsun. Son düdükten sonra Eskişehir sokaklarında sevinç turu atarken beni izleyenler, muhtemelen "deli" demişlerdir. Bildiğin 50 m boyunca zıplaya zıplaya koşturdum.

- Kerem Tunçeriii, kazandık. Kerem Tunçeriii, kazandık. Kerem Tunçeriii, kazandık. Kerem Tunçeriii, kazandık. Kerem Tunçeriii, kazandık. Kerem Tunçeriii, kazandık. Kerem Tunçeriii, kazandık.

- Maradona'nın teknik direktör olmadığını Ahmet Çakar bile iddia edebilir. O kadar kötü.

- Dünya'nın en iyi futbolcusu Xavi'dir. Iniesta'nın bile Xavi etkisi ile bir gömlek yükseldiğini düşünüyorum. Xavi'siz Iniesta, Wesley Sneijder ile eşittir benim için. Ama Xavi'siz Iniesta olur mu ? Olmaz.

- Liverpool, 2010 yılında ligde deplasmanda 5 maç kazanamadı. Yanılmıyorsam rakam 3.

- Uefa Finali'ne çıkan Hodgson, Premier Lig'de deplasmanda bu sene sadece 1 maç kazandı. Fulham ve L'pool ile beraber 2 takım kariyeri bu.

- Diğer Uefa Finalisti Atletico Madrid ise kupayı kazanana kadar 90 dakikalarda sadece 2 maç kazandı. Galatasaray ve Liverpool. Beraberlik ve uzatma golleri ile kupa kazandılar.

- Barça, 2010'da resmi maçlarda sadece 4 maçı kaybetti.

- Jose Mourinho, 2010'da resmi maçlarda sadece 4 maçı kaybetti. 2'si Barça'ya karşı.

- Kafama takıldı. Bu çam ve Noel baba kıyafetlerinin olayı 26 Aralık'ta bitmiyor mu ? Bunların yılbaşı ile bir alakasının olmadığını biliyorum ben. Bu kavram kargaşası niye var ? Ben mi yanlış biliyorum. Çam ve Noel Baba'nın olayı bitti gitti.

- Borussia Dortmund'un Wolfsburg'a attığı 2.gol 2010'un en güzel golüdür. Uzun halini bulun ve izleyin. Bulamazsanız söyleyim. Yaklaşık 3 dakika boyunca Wolfsburg'a top göstermeyip, al-ver ve boşa çık yapmaları, bunu yapanların da 20 yaş ortalamasına sahip olması muhteşem. Barça'nın Real'e attığı 2.golü Dortmund'un yaptığını düşünün sadece...

- cCc Jurgen Klopp cCc

- Koskoca yaz ayında "Şaziye de kaçmış Osman'a" diye bir türkü çaldı her düğünde. Bir çok düğünü basıyordum. Cinnet geçirdim.

- Galatasaray tarzı kâr etme yöntemleri diye bir ders açmaya karar vermiş bir çok üniversite.

- Koskoca Ali Sami Yen yıkılıyor, yapılmış beste "Seni Yıkacak Dozerin bilmem ne". Her duyduğumda "Hıncal Uluç'tan Saldır Galatasaray" marşı taklidi geliyor. Daha bir yaratıcı olun. Daha bir özgün bir şey bulun arkadaş. Sen Real Madrid'i, Milan'ı, onu bunu şunu yenmiş, her kupayı kazanmış üstüne bu statta sana gösterilmiş hepsi. Senin yaptığın marş re-za-let.

- Milan, Borussia Dortmund, PSV Eindhoven, Glasgow Rangers, Trabzonspor, Manchester United normal şartlar altında şampiyon olurlar. Lyon - Marsilya maçının galibi ile Xavi sakatlanmazsa Barcelona da şampiyon olur. Bir Mou mucizesi yaşanmazsa Barça bir kez daha Şampiyonlar Ligi'ni kazanır.

- Kasımpaşa ne enteresan takım oldu 2010'da. Ne güzel maçlar çıkarttılar ama gel gelelim küme düşmeyi garantilemiştir 2010 - 2011 sezonunda Fuat Çapa'yı takıma getirerek. Hayırlı olsun.

- 8 Şubat günü ne güzel bir gün, Inception da ne güzel bir filmdir. (kişisel)

- Ali Sami Yen stadında son lig maçı da oynandı 2010'da. Son Avrupa Kupası maçı da Karpaty Lviv'le oynandı.

- Leo Franco'yu unutanınız var mı ? O lenslerini bile unuturken, biz onu neden unutamıyoruz.

- 2010 yılı süresince sevgili, müstakbel koca, 2 çocuk babası, geleceğin doçenti, inşaat mühendisi, bir kaç kez "salak", denek, eski, hiç bir şeye gereken önemi vermeyen, hayalci vs. oldum. Öğrendiğim şey, doğum günü kavramını asla sevemeyeceğim ve kutlamayacağım bir şey olması. Hatta potansiyel intihar günlerim bile olabilir. Ölmez de sağ kalırsam, okul bitince asker olacağımı biliyorum. Gerisi hakkında plansızım. Ömrümü yedi 2010.

- 5-0'lık El Clasico yılın maçıdır.

- Dünyada da sol bek yok. Evra - Abidal - Cole - Bale - ? yok arkadaş. Adam gibi bir sol bek yok. Türkiye'de bile yok. Üzülmez var. Köybaşı demeyin. Hadi dediniz, asisti var mı onu deyin. Ben söyleyim 250m'den vurup 15-20 kişiye çarpıp ağlara giden bir golü var Kasımpaşa maçında. Asisti de yok. İ19'un da yok ama bir etkinliği var.

- Futbol olarak; Türkiye'de "futbol devrimi" denilen şey oldu ama kafalar aynı. Fikir aynı. Devrim nerede ? Dünya'da da Barça kadrosu'nun yenemeyeceği takım yok.

- Kişisel olarak; Yılmaz Vural maçları gibi bir yıl geçirdim. Güzel başlangıç, oyunun ilerleyen kısımlarında gelen goller, seyir zevki ama maçın son çeyreğinde kişisel hatalar yüzünden kaybedilen bir maç. Yaptığım en güzel hareket pastaneden 3 tane poğaça almaktı. Plansızdı, o an düşünülmüştü, kendim için bile değildi ama çok güzeldi.

- Felix Mou olarak yazdığım en güzel yazının Arda ve Örnek olmak meselesi olduğunu düşünmekteyim. Tabii ki reddedilmeler (sonuncusunu Bay Kerahet yazdı) ve Beşiktaş - Mesut Özil yazısı da güzeldi.

Defol git 2010.

Afiyet Olsun!





Daha yakın zamanda Beşiktaş - Bursa maçı öncesi yaşanan spor terörü(?) hakkında kısaca "eh, adamlar layığını buldu" demiş biri olarak (o yazı burada) şimdi "spor dostluk kardeşlik, niye böyle oluyor yea" demem oldukça saçma olurdu değil mi? Zaten ortada apayrı bir sıkıntı var. Yaşananlar, tribün raconunun bir parçası değil. Abuk subuk bir ortamın olağan sonuçlarından biridir.

İnsanları tahrik edip gaza getiren, insanları gazladıkça kazanç sağlayan yavşak medya; şimdilerde "sporda şiddet yasası çok önemli" diye yaygarayı koparsın. Her şeyin iki yasa madde ile çözüleceğine inansın. Zerre samimiyeti yok çoğunun. Kendileri böylesine bir boktan derbi geleneği yarattılar. Biz bu derbi overrated dediğimizde, "siz Beşiktaşlılar kıskanıyorsunuz" gibi gerzek bir argümanla gelen Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarına da güzel bir hediye olsun bakalım. Daha çok tüketmek adına yaratılan bu tuzağa düşen nefret dolmuş insanlar... Aynı şehrin takımları arasında elbet çekişme olacaktır. Daha çok kupa kazanan 2 takım, rekabetlerini daha önemli de görebilir. Ama aradaki tek farkın lacivert - kırmızı farkının olması komediyi açıklar.

Celtic ve Rangers. Katolik ve Protestan ayrımı var. Boca Juniors ve River Plate. Kökenleri, yaşam tarzları falan. Her şeyleri farklı. Ölümüne ayrımcılık var. Lazio ve Roma takımları. Biri faşist kökenli, öbürü demokrat geçiniyor. İdeolojik ayrım var. Milan - Inter, Steau - Dinamo... böyle gider.

Bizde ne var. Fenerbahçe - Galatasaray. Din, ideoloji, sosyal sınıf, zengin - fakir... Hiçbir fark yok. Ne var? Pompalanmış nefret. Ama sorsak dünyanın sayılı derbisi. Çok önemli kılıyor böylece. Gazla babam gazla.

Bazı duyumlar var. Fenerbahçeli bir topçu, Galatasaraylı bir topçuya "orospu çocuğu" demiş. Tribünde de genelde sporcuların aileleri olur alt kategorilerde. İşte orada annesi babası varmış çocuğun. Oradan kopmuş olaylar. Bu sefer bambaşka bir pencere açılıyor. 17 Yaş Altı kategorisinde bir sporcu hangi eğitimle rakibine bunu der, hadi onu geçtim. Rakibi ne yapar ki annesinin önünde ona bu lafı diyecek kadar nefret edebilir. Bu çocuklara, camiaları temsil ettikleri de öğretilmiyor mu arkadaş? Alayınızdan nefret ediyorum.

Bu boku siz yaratıp yıllarca kısık ateşte pişirdiniz, hadi afiyet olsun!

26 Aralık 2010 Pazar

Guti Haz | Tribün Çekimi

Bu sefer Şeref Bey'deki Bursaspor maçı. Volkan'ın gördüğü kırmızı karttan hemen sonra. Guti, sahadaki yabancı maddeleri falan temizliyor. O sırada taraftarların tepkiler falan. Atmosferi anlama açısından süper. Arada küfür de var, ondan rahatsız olabilecek şeker insanlar izlemesin.

video

video, forzabeşiktaş'dan Ekrem Aslan'a aittir. teşekkürler.

İddaa



Mesele; 1.5 üstü, 3.5 altı, 10 çifte şans ile 6-7 maçta 1'e 10'luk oran yakalamak değil, mesele; 2 maçta 144.5 lirayı götürebilmektir, yeğen...

İlk maçın skoru 2-0, oranı 4.25, 2.maçın skoru 1-3, oranı 17.00. 2 Manchester maçı kısaca...

16 Yaşındaki Çocukların Maçında Uçan Tekme Atmak


Çok uğraştım bir yazı yazmak için. Hep galiz küfürlerle bitirdim cümleleri. En iyisi bir şey yazmamak. 1.fotoğraftaki adamın sembol yaptığı forma da 2.fotoğraftaki şerefsiz, haysiyetsiz, karaktersiz, cibiliyetsizin üzerindeki forma da aynı. Dahası 1.fotoğraftaki Metin Oktay'ın üzerindeki forma Fenerbahçe forması. Hikayelerini, nedenini araştırırsanız, bulursunuz zaten.

Soyunma odasında şakağına buz torbasını koyan çocuğu görüp, bu hayvanatlar yerine taraftarlıktan, insanlıktan utanmamak mümkün mü ?