20 Mart 2010 Cumartesi

Münferit


Resimdeki fotoğraf 03.03.2009 tarihli Fenerbahçe - Sivasspor maçında çekilmiş bir fotoğraf. Kadir Taşan adlı şahsın elinde bıçak ile Fenerbahçe tribünlerinde bir kavgada ki fotoğrafı. Hani örnek olarak verildi ya Beşiktaş İnönü Stadyumu'nda bıçaklanan çocuk diye, Fenerbahçe tribünlerinde "2 kişiyi bıçaklayan" adamın hikayesi bu da. Ardından ne oldu peki? Bıçaklananlar ölmedi. Fenerbahçe yine resmi sitesinden açıklama yaparak bu kişinin adını, kombine numarasını verdi. "Bizim taraftar gruplarına karşı olan mesafemiz, güç odağı olmaya çalışan bu grupların bundan istifade etme çabası" denildi. Tüm Türkiye'nin izlediği bu görüntülerin ardından Fenerbahçe ceza almadı. Para cezası da almadı. Hatta o kararların altına da yine Av.Reşat Bostan imza attı.

Ardından 19.03.2010 tarihinde de başka bir açıklama geldi. Açıklama özetle şu; "PFDK'nın Turkcell Süper Ligin 25. Haftasında Galatarasay- Ankaragücü maçı sırasında tribünde yaşanan olaylara ilişkin olarak verdiği kararı anlamak -kesinlikle- mümkün değildir. Polis kamerası tarafından çekilen görüntülerde tüm kamuoyunun izlediği; Ali Sami Yen Stadyumu'nda bir taraftarın, herkesin gözü önünde önce dövülmesi sonra da tribünden aşağıya atılması olayının 'Adeta üzerini örtmeye yönelik' bu son karar, hangi TFF talimatına, yasalar tarafından belirlenmiş- sabitlenmiş hangi kurala yada emsal karara uygundur?... Alınan bu karar, tam anlamıyla bir 'Çifte standarttır'."

Galatasaray ise 100.000Tl ceza aldı. İmza yine Av. Reşat Bostan'ındı.

Ortada bir çifte standart var evet. Münferit bir olay olması sebebiyle hiç ceza almayan bir kulüp de var. Mesele kombine numarası vermek, görüntü dağıtmak, yetkilileri göreve çağırmaksa ve bundan dolayı ceza alınmıyorsa keşke bir açıklama yapılsaydı ki polis kamerasında arkadaşın o bölümde gezmesi, hoplaması-zıplaması, yatması, el-kol hareketi yapması, döven adamın düşmesin diye çekmesine rağmen, ucuna doğru kayması ve kendisini bırakması da var. Resmi sitesinde gündem yaratan bir açıklama yaparken daha Galatasaray yazamayan bir site de var. Galatarasay yazan bir kulüp.

ek: Bahsi geçen maç 28.02.2009 tarihli maç olup, Fenerbahçe'nin basın açıklaması ve PFDK kararları 03.03.2009 tarihindedir.

Kevel Ne Lan ? || Arda


Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell, Harry Kewell diye yazılır.

Kevel diye değil.

Are You Güiza ?

video

Bu arada Daum, Emre'yi oyundan aldı. Neden? Sarısı var. Kırmızı görmesin diye. Peki Kırmızı görse ne olur? "Derbide oynayamaz" derseniz, yanılıyorsunuz. Çünkü; çift sarıdan atılırsa Emre, Manisaspor maçında forma giyemeyecek. Galatasaray maçında oynayacak. 24 Mart'ta kupa maçı var Fenerbahçe'nin. Eminim Daum bile bilmiyordur Manisaspor maçının olduğunu.

10 kişi kalır takım diye çıkarttıysa da bir adamın öfke kontrolü bakımından sıkıntılı olması pek kötü. Ama Emre'de bu kontrol hiç yok. Alex'e kadar ileri top yapmada sıkıntı yaşamazsa sorun yok bu maçta.

Emre - Selçuk değişikliği ve Deniz - Selçuk orta sahası ile 45 dakika. Allah kolaylık versin...

Bayern Münih'i Skibbe



Michael Skibbe'nin oyuncu değişiklikleri ile bir maçı, hem de Bayern Münih maçını, hem de 85.dakikasına 1-0 yenik girdiği maçı çevirdiğini söylesek kimseyi inandıramayabiliriz. Ben de inanmazdım. Lakin canlı canlı Trt-3 ekranlarında şahit oldum. Tabii bunda David Alaba'nın payının, Daniel Van Buyten'in yerine zorunlu da olsa Hamit'in girmesinin de payı var. Ama Skibbe maç çevirdi bugün. Hem de Frankfurt ile. Bayern Münih'e karşı.

19 Mart 2010 Cuma

Yılmaz Vural


"Çok korkuyorlar gol yiyeceğiz diye bazı arkadaşlar. yiyin yahu ne olacak ki? Önemli olan futbol izlettirmek Türk izleyicisine sahada. Yenilsen ne olacak ki hem? En fazla işinden kovulursun. Bak biz 20 takımda çalıştık, bu 21 oldu.."

Kasımpaşaspor 2 - 2 Beşiktaş


Kariyerinin en "Teknik Direktör" yıllarını yaşayan 2 teknik adamın mücadelesiydi Kasımpaşa stadındaki. Bir tarafta mucizelerin, zirvedeki bayrakların ilk adımlarını atan Mustafa Denizli vardı. Diğer tarafta da nice devlet adamlarının görev süreleri boyunca adım atmayı bırakın yakınından geçmediği şehirlerde çalışan bir adam Yılmaz Vural.

Gel gelelim Fenerbahçe'de oynattığı çılgın hücum sisteminden eser olmayan Denizli ile Terim dönemindeki Galatasaray misali, pres yapan, basan, çok adamla hücuma çıkan, "en iyi savunma oyunu oynamaktır" prensipi ile oynayan Yılmaz Vural'ın, zaman zaman izlenilirliği tavan yapan, zaman zaman hakemin bile erken bitirdiği bir yarıya sahne olan maçı vardı bugün. Aslında Kasımpaşa maçlarının keyiflenmesinin ana sebebi ilk golün gelmesiydi. Bugün bu gol 60'da geldi. Sonrasında da "En Teknik Direktör" günlerindeki Denizli çıktı sahneye. Hamlesini yaptı. 5 dakikada Beşiktaş oluyordu ki, Vural'ın yeni prensi Şahin Aygüneş attı golünü ve beraberliği getirdi. Aslında maçın hakkı bile diyebiliriz beraberlik için.

Bir de kafama takıldı. Tarih 19.03 diye mi Beşiktaş oynadı bugün? Bu takım zaten Pazartesi top oynamadı mı deplasmanda? Niye yani?

Son olarak da yine, Kasımpaşa maçlarını Ligtv yayınlasın. Zevkli oluyor izlemesi...

ek: 2-2 olacak maçın skoru. Başlıkta hata olmuş. Özür Dilerim...

Amerikalılar Neden Futbolu Sevmez?




"In 1950 we played Besiktas of Istanbul, in St. Louis. They beat us badly, 5-0. It was a tryout as much as anything, and then we faced an English select team with Stanley Matthews playing, in New York, and they won 1-0. Those were the first times the World Cup team played together. The next day we left for Brazil. It took us two and a half days to get down there!"
Yazının Tamamı Burada

Besiktas FC (Turkey): May 21, 1950 through June 11, 1950. Results: 5 wins, 1 draw, 1 loss.
Roster: Recep Akiner, Mehmet Atcilar, Feyzi Buyukyelvrim, Tenas Casis, Fahrt, Conserver, Levon Ekenyan, Bulent Esen, Kemel Gulcelik, Sukru Tosuncuk, Kemal Unlu, Yavug Ureten, Kamil Uzulme, Sevket Yorulmaz. Coach: Eric Keen.

5/21/50 Besiktas 5, New York Stars 3 (at Randalls Island, NYC)
5/24/50 Besiktas 1, New England Stars 1 (at Fall River, MA)
5/28/50 Besiktas 5, Chicago Stars 2 (at Chicago, IL)
5/31/50 Besiktas 5, U.S. Stars 0 (at St. Louis, MO)
6/6/50 Besiktas 7, Philadelphia Stars 1 (at Philadelphia, PA)
6/9/50 Besiktas 3, American League Stars 1 (at Polo Grounds, NYC)
6/11/50 Besiktas 1, Manchester United 2 (at Kearny, NJ)
O Turnenin Tamamı İçin Buraya Tıklayınız

18 Mart 2010 Perşembe

Çanakkale İçinde ...

Bir görüş



-----ALINTI-----


Milli birlik politikasının iflası
Konu Diyarbakırspor değil de başka bir takım olsa yazıyı burada bitirebilirdim. Ne var ki Diyarbakırspor’la ilgili her konu maalesef Kürt-Türk meselesi haline geldi artık. Yıllarca ‘masun taraftar tepkisi’ havasında Diyarbakır maçlarında ayrımcılık körüklendi. Şimdi de Kürt düşmanlığının aracı haline getiriyor.
Neymiş, İstiklal Marşı ıslıklanıyormuş. Neden okutulduğu bir yana, Milli Marş Kürtler için ne anlam taşıyor, bu sorunun cevabını aramak gerek. ‘Bu Kalp Seni Unutur mu’ dizisi gösteremedi, 12 Eylül’de Diyarbakır cezaevinde uygulanan işkencenin en önemli parçası, sanıklara dayakla İstiklal Marşı’nı okutmaktı. Hem de on kıtasını birden. Bu marş Kürtlere karşı girişilen ırkçı psikolojik harekâtın en önemli unsuru olarak kullanıldı hep. Zora dayanan milli birlik politikası sonucu İstiklal Marşı ne yazık ki, bu ülkede yaşayan herkesin kalbinde aynı duyguları uyandırmıyor.
Neymiş, taş atılıyormuş. Binlerce çocuğun taş attı diye ağır hapis istemiyle yargılandığı, partilerin kapatıldığı, seçimle gelen Belediye Başkanları’nın elleri bağlanarak içeri atıldığı yerde, demek ki insanlar var olduklarını ifade edebilmek için başka yol bulamıyorlar. Taş atana değil, neden attığına bakın. Federasyon sorumluluğunu yerine getirip ilk maç sonunda talimatı uygulasaydı, Diyarbakır’daki maçta sahaya taş yağar mıydı acaba?
Bu ortamda “Kürtleri takımsız bırakmayalım” diye Diyarbakırspor’u ayakta tutmak mümkün olmuyor. Kürtlere gösterilmeyen hoşgörü Diyarbakırspor’u zorla ayakta tutarak telafi edilemiyor. “Ne yapalım onlar kıymet bilmiyor, PKK takımın küme düşmesini istemiyor” diye, yılların ayrımcı ve baskıcı ‘milli birlik’ politikasını Diyarbakırspor üzerinden temizlemesin kimse.
İlk Bursa maçından sonra Diyarbakırspor Başkanı hakem kararlarını, ofsaytı falan diline dolamadan, açık ne net biçimde “Kardeşim her maçta ırkçı kampanyaya maruz kalıyoruz, yeter artık biz bu oyunda yokuz” diyerek ligden çekilseydi ve bu kararın arkasında dursaydı bugüne gelmeyecektik. Bugün Diyarbakırspor, bütün bu resmi politikaların iflasını gizlemek için suni biçimde ayakta tutulan bir takım artık.
“Öyleyse düş Diyar”.

------ALINTI------

Üstte kullandığım resmi, ikinci kez kullanacağım. Bir kaç haftaya güzel bi yazı ile düzenli yazmalara da geri döneceğim. Bay Kerahet'e sevgiler.

17 Mart 2010 Çarşamba

Ali Sami Yen Kapanırsa Yedek Statlar


Malum kavganın görüntüleri her yerde. Bazılarında aşağıya düşen arkadaşın öncesinde o bölgede gezinmesi, yatması, küfür etmesi varken bazıları kavga ile başlayıp bitiyor. Neticesinde görüntüler var. Görüntülere göre ceza kuruluna sevkedilen Galatasaray'ın önünde 3 seçenek var. 1.si para cezası verilir. Galatasaray, Sami Yen'de oynar. 2.si seyircisiz oynama cezası verilir. 3.sü ve bu yazının konusu olan saha kapatma cezası veriir Galatasaray'a. 3.durumda oynanacak statlar aslında hatta stat aslında belli. Alternatiflere bakalım;

1- Kayseri Kadir Has Şehir Stadyumu: 10 senedir Galatasaray'ın Kadıköy'de kazanamamasının ardında yatan neden aslında belli. Birebir taraftar baskısı. 11'e 11 değil de 11'e 50011 oynanıyor her maç Kadıköy'de. Bu baskının ortamını sağlamak adına en uygun stat Kadir Has Stadı. Tribünleri sahaya yakın. Kapasitesi Sami Yen'in neredeyse 2 katı. Rakibi baskı altına almak, taç atarken, korner atarken, degaj dikerken dibinizde taraftarlar. En büyük dezavantajı ise zemin problemi ve Kayserispor'un aynı hafta o statta maçının olması. Ulaşım sıkıntısı yok. Raylı sistem var. Biletin Fenerbahçe taraftarınca alınması durumu ise yönetim ve taraftar dernekleri ile halledilebilinir. Tabii bu stat için daha önce Ali Turan meselesi ile kafa kafaya gelen 2 takımın uyuşması ne kadar kolay olur, bilinmez.

2- Trabzon Avni Aker Stadyumu: 2.alternatif. Ama zor alternatif Trabzonspor olması sebebiyle. Lakin taraftar ve atmosfer bakımından avantaj yaratabilecek bir stadyum. Ulaşımı da kezâ mümkün Trabzon çevresinde ve Trabzon'da. Fakat 1 hafta öncesinde Galatasaray'ın bu statta olması bu ihtimali düşürüyor.

3- İzmir Atatürk Stadyumu: Aslında Trabzonspor'un stadından daha çok imkân dahilinde bir stat İzmir. Neticesinde Turkcell Süper Lig'de takımı yok İzmir'in. Kapasitesi pek güzel. Lakin, sahaya taraftar uzak. Galatasaray - Fenerbahçe maçı olması sebebiyle Fenerbahçe'nin de bu stattan oldukça fazla bilet bulabileceğini düşünürsek, 3.bir ihtimal olarak geriye kalıyor. Rüzgar da maçları etkilemekte. Derbi atmosferi olmuyor yani bu statta.

4.sü ve benim aslında favorim olan stat ise biraz ihtimal dışı. Federasyon'un böyle bir kısıtlaması var mı bilmem ama eğer yoksa böyle bir kural, o stat Signal İduna Park. Eski adıyla Westfalen Stadion. Borussia Dortmund'un stadını alma imkânı olursa Galatasaray'ın bi' şansını denesin.

Son 10 Yılın En İyi Defansif Performansı





Son 10 yılın 1 sezonda en az gol yiyen takımı 2002-03 sezonundaki Lucescu'nun Beşiktaş'ı.

O sezon Beşiktaş sadece 21 gol yemiş ve sadece 1 maç kaybetmişti.
(Diyarbakırspor maçıydı ve golü Saffet Akyüz atmıştı)


Bu sezon Beşiktaş 25 haftada sadece 15 gol yiyerek bu alanda çok önemli bir başarı elde etti. Birçok Beşiktaş taraftarı yenilen golleri, golleri kimin attığına kadar sayabiliyor. (4 GS, 3 Bursa, 2 Kayseri 2 Antep, 1 Kasımpaşa, 1 Manisa, 1 Gençlerbirliği, 1 İBB olması lazım tam emin değilim)

Neyse, dönelim Lucescu'nun 100. Yılda şampiyon yaptığı Beşiktaş'a.
-O sezon Beşiktaş 21 gol yedi, 63 Gol attı.
-0,61 gol yeme ortalaması vardı Beşiktaş'ın. Attığı gol ortalaması ise 1,85'di.

Bu sezona baktığımızda Beşiktaş şu ana kadar 0,65 ortalama ile gol yemiş. Yani o zamana kıyaslarsak arada ufak bir fark(0,04) var. Attığı gol sayısı 28. Ortalama da 1,21 oluyor. Aradaki fark ortada.

Bakalım yeni bir defansif rekor gelecek mi?

Beşiktaş'ın o sezon defansif olarak Zago, Ronaldo, Giunti gibi üst düzey oyuncularının yanında. Tümer, İlhan, Sergen, Nouma gibi ofansif yönü güçlü oyuncular vardı. He bi' de İbrahim Üzülmez vardı.
Zago, Ronaldo, Guinti hadi neyse de; bir Sergen, bir İlhan bir daha uğramadı Şeref Bey'in yeşil sahasına. Gerçi Giunti de çok farklıydı be.

Getir Şu Adamı Haldun Üstünel


Zaten resimden bilen bilir. Bilmeyenler için söylemek gerekirse Kim Kallström. İsveçli ve orta saha. Bu ne demek. 10 kaplan gücünde ciğerleri olan, joker olarak da orta sahada her mevkiiye uygun bir adam. Sol bekte oynadığı da görülmüştür. Daha basit bir ifade ile Ayhan Akman'ın topa vurabilen, rakibi karşılayabilen, gerektiğinde frikik atabilen, ileri doğru pas atabilen versiyonu. Zor zamanlarda da çıkıp 25-30m'den de çakabiliyor sol ayağı ile. Üstüne üstlük sözleşmesinin bitiş tarihi Haziran 2010. Yaşı da daha 28.

Taş gibi bir adam. 1.87 boyunda. Bir orta saha oyuncusu için fiziği ve kalitesi bakımından önemli bir yer içerisinde. Eğer Fransa'dan gelmeye ikna edilirse, Lyon tekrar sözleşme önermez veya birisi ile şimdiden söz kesmedi ise kongreden sonra gidip söz felan kesilsin şu adamla. Rijkaard - Neeskens, Baros - Keita isimleri kullanılsın. Yapılsın bir şeyler. 4 tane yerli adamın değişimli olarak kanser yapmasından yorulduk. Bu gelsin, toparlasın biraz.

16 Mart 2010 Salı

Büyüksün Joseeee


Bu statta (Stamford Bridge) O'nu yenebilen tek takım Barça. Tek hoca Rijkaard. Galibiyet golünü atan da Eto'o idi. O da takımı 10 kişi kaldıktan sonra gerçekleşen bir maç sonucu. 11'e 11 hiç kaybetmedi Stamford Bridge'de. Geldi. Yendi. Gitti. Yine kaybetmedi. Yine Eto'o devirdi Chelsea'yi. Hem de 3.5 sene Chelsea'ye oynattığı şekilde yendi Chelsea'yi. Durdurdu. 2.yarı salladı. 70-80 arası attı ve gitti. 2.yarı rakibe sadece tek şut attırarak hem de. O'nu sevdiğimiz şekilde de sevinmedi. Son düdüğü bile duymadan terketti sahayı.

Büyüksün Jose. Büyüksün Mourinho. 2, 3 tane yer diyenlere 80'den sonra kendi takımınla "oley, oley" çektirdin ya diyecek söz bulamıyorum. Berabere kaldın diye yollanmıştın, bugün Abramovic'e selamı çaktın ve gittin...

Büyüksün...

Stamford "Yol Geçen Hanı" Bridge





Geçen sezon yarı finalde Barcelona, bu sezon ilk turda Mourinho'lu Inter. İki takım da ikinci maçta Stamford Bridge'de aldığı skorla Chelsea'yi eledi.

An itibariyle Inter taraftarları İngiltere'yi "Inter! Inter!", "Saamueell Eto'ooo!!" sesleriyle inletmekte. Maç yazısına falan gerek yoktur. Tam bir Mourinho maçıydı işte. Büyük adamsın Jose. Tek dileğim şu kupayı kazanman.

Bir de Wesley Sneijder var. Bileğine, topa dokunuşuna, pas verişine kurban olduğum.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi - Diyarbakırspor Maçının Kararı


Eğer maç 1-0 tescil edilir veya 88'den itibaren tekrar oynanırsa... Üç nokta...

Düştü mü? Düşürüldü mü? (Video)


Altta da videosu var. NTV Spor'un yayınından, Haber1903 sitesinin çekiminden.

Siz karar verin düşme mi, düşürülme mi? Ne farkedecekse artık. Yoksa düşen kişinin Beşiktaşlı olması ve insaları "tahrik etmesi" olayı meşrulaştıracak mı?

video

Beşiktaşlıya Pazar Keyfi Yok!





27 Şubat 2010 / Cumartesi
21 Şubat 2010 / Pazar
13 Şubat 2010 / Cumartesi
5 Şubat 2010/ Cuma
29 Ocak 2010/ Cuma
18 Aralık 2009/ Cumartesi
13 Aralık 2009/Pazar (ŞL Maçı Sonrası)
4 Aralık 2009/ Cuma
29 Kasım 2009/ Pazar (ŞL Maçı Sonrası)
21 Kasım 2009/ Cumartesi
7 Kasım 2009/ Cumartesi(ŞL Maçı Sonrası)

Yukarıdaki tarihler Beşiktaş futbol takımının maç yaptığı günler. Düşünenler sağ olsun Şampiyonlar Ligi ertesindeki maçlarını Pazar günlerine alabilmişler. Onun dışında Cuma'lar, Cumartesi'ler kol geziyor. ŞL maçları dışında bir kez Pazar maçı oynanmış o da Galatasaray derbisi. Onun dışında Beşiktaşlılar işten-okuldan çıkıp İstanbul trafiğinde boğuşup, maç saatine anca stada gitsin.

Bir de gelecek fikstürüne bakalım Beşiktaş'ın:

19 Mart 2010 / Cuma: Kasımpaşa Deplasmanı
27 Mart 2010 / Cumartesi: İnönü'de Eskişehir
2 Nisan 2010 / Cuma: Ankaragücü Deplasmanı

Neden Pazar gününe Beşiktaş maçı koyulmaz anlamak mümkün değil. Hele ki Pazartesi maç yapmış takım neden sonraki maçını Cuma yapar onu hiç anlayamıyorum.

Rüştü Olmak




30 senedir hemen her gece rüyamda Süper Lig’de futbol oynadığımı görürüm. Eğer rüyalarım 1 günlüğüne gerçek olsa ve bir seferliğine yeşil çime çıkma şansı bulsaydım; sizi temin ederim, Hagi gibi bir frikik, Rıdvan gibi bir çalım atmanın değil, Rüştü gibi topun kornere çıktığını itiraf etmenin gururunu yaşamak isterdim. İyi ki varsın Rüştü...

Uğur Meleke / 16.03.2010

15 Mart 2010 Pazartesi

Batigol - Batipolo

Dostum PES' in Efsaneleri Demişssinde

Sağ tarafta İbra ile Adriano' nun resmini gördüğümde "noluyo lan?" dedim ilk başta. Sonra fark ettimki bizimkiler (felix ile bay kerhane) "pes efsaneleri" diye bi banner yapmışlar ikisine...

Neyse; alttaki resimde benim onlara cevabımdır. Pes- Fifa- Cm hatta varsa Sensible Soccer' da efsane olan adam... Benim ona Winning Eleven 9 da attırdığım gol kadar, antremanda gol atmamıştır.

Federasyon, Diyarbakır'ı DÜ-ŞÜ-RE-MEZ !!


Bir federasyon yönetiminin maddi anlamda inanılmaz artılarla dolu olması, aynı federasyonun idari anlamda çökmesi ile ilginç bir sezon daha yaşıyoruz. Ankaraspor - Ankaragücü sendromuna çabuk tepki koyan federasyon, bu kez tepki konusunda sıkıntılı. Çünkü alacağı bir karar, bir ülke futbolunu iyice kaosa sürükleyebilir. Kaos'tan kasıt düşeni ve şampiyonun tayinini değiştirebilir. Ne bu karar. Diyarbakırspor'un küme düşürülmesi ! Ancak, yapamazlar. Ligin, takımların, TFF'nin açısından yapılamayacak... Nedenleri madde madde yazalım.

1- Ankaraspor'un küme düşmesi neticesinde lig zaten 17 takımlı. Bu karar da uzun vadeli planlanmadığından BAY çeken takımların cezaları, dinlenmeleri işi karıştı. Bunun üzerine bir de Diyarbakırspor olayı patlarsa 2 tane BAY çeken takım, 16 takımın 12 puanının garanti olması ve haftada 2 takımın yatması durumu ligin gidişatına doğrudan etki yapar. Mesela 33.haftada Beşiktaş ve Bursaspor'un BAY çekmesi, ardından 34.haftada karşılaşmaları gibi bir tablo çıkıyor önümüze.

2- Diyarbakırspor küme düşerse; Fenerbahçe 2, Trabzonspor 3, Beşiktaş 2 puan daha ekleyecek hanesine. Bunun üzerinde Bursaspor ve Galatasaray'ın sıralaması, puan durumundaki elverişli şartları yok olacak. Kafaya oynayan 3 camiayı yanına alsa da 2 camiayı karşıya almayı federasyon istemeyecektir.

3- Görülmeyen resimde ise, küme düşme potasında Sivas'a +5 eklenmesi gibi bir çok + puan direkt düşeni veya düşmeyeni değiştirecektir ki bu karmaşaya da federasyon girmeyecektir. Alt sıralardaki takımların durumu daha da vahim.

4- Eğer olur da düşürürlerse her maç 3-0 sayılacağından Bursaspor'un hakkı yenecek. Çünkü içeride Diyarbakırspor'u 4-0 yenmişlerdi. Bu da onlara 1 gol dezavantaj sağlıyor ki, örneğin; Fenerbahçe'ye karşı ikili averajda eşit durumdalar. Olası bir eşitlikte 1 gol yüzünden bir sıra altta kalabilirler. Sadece Bursaspor maçının da 4-0 tescil edilmesi diğer takımların 3-0'da kalması bakımından sorun yaratabilir. Çünkü diğer takımlar hükmen skoru tescil edilmiş maçta 1 gol Bursaspor'un gerisindeler. Aynı ikili averaj sıkıntısı burada da Fenerbahçe aleyhine.

5- 18 takımla başlayan bir ligde 16 takımla ligi bitirmenin ağırlığı Federasyonu ezer. Euro 2016 öncesi 920 Milyon Euro'luk mektubun artısına, 2 küme düşürülen takımın eksisi damga vuracaktır.

6- İzleyici bakımından da yayın anlamında bir sıkıntı söz konusu. Ekran başında kendi takımının 34 yerine 32 maçını seyreden bir seyirci veya kombinesini alıp 17 lig maçı yerine iç sahada 15 lig maçı seyreden adamın zararı da bu resmin en küçük detayları.

7- Galibiyete ve maç başına prime top oynayan futbolcuların maç yapmadıklarından prim alamamaları, galibiyete puan almaları ve hükmen galibiyetler yüzünden federasyonun 16 x 12 puan getirisini cebinden kafadan çıkarttığını da görmek gerekir.

Federasyonun Ankaraspor kararı gerek ligin erken olması, gerekte etkilenen takımın az olması, gerekte Ankaraspor'la oynayan G.Saray'ın kazanması sebebiyle puan anlamında sıkıntı yaratmadı. Çünkü talimatname yoruma açık yazılmıştı. Düşürülen takımın, oynayacağı maçlarından mı, oynadığı bütün maçlarını mı ifade ettiği sadece "olan maçları" şeklinde yazıldığından böyle yorumlandı. Örnek teşkil ettirilmesi sağlandı. Bu kez iş zor.

Diyarbakırspor'un muhtemelen İ.B.B maçı hükmen 3-0 tescil edilecektir. Trabzonspor - Sivasspor maçı örneği var çünkü. Bursaspor maçı ise tarafsız seyircisiz bir sahada 15'ten itibaren tekrar ettirilecektir. Hakem saha olayları yüzünden gitmiş, bittikten sonra sahaya taraftar inmiştir. Bu gerekçeye dayandırılacaktır muhtemelen. Diyarbakırspor cezası mevzuusuna gelince artık olay Federasyondan çıkmıştır. Güvenlik meselesine dönmüştür. Maçlardan D.Bakır taraftarının uzak tutulmasını sağlayacak cezalar verilecektir muhtemelen. Bütün iç saha maçları seyircisiz - tarafsız sahada olacak, deplasman maçlarına da taraftarı alınmayacaktır.

Böyleyken böyle işte. Eğer düşülürse D.Bakır, her maçında olan gerilim kalan 16 takımın gerilimine bırakır ki, daha tehlikeli...

Süper Lig Kalitesi vs Ülkenin Kalitesi





Özellikle son yayın ihalesinden sonra ağzımızdan düşmüyor bu konu. Süper Ligin kalitesi, ülke futbolunun marka değeri vs.

Bir yanda bakıyorsunun Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ailesinin garip oyunları ile küme düşürülen bir takım. Bir yana bakıyorsunuz taraftarı, niyeti belli olmayan bir Diyarbakırspor ekibi. Bunların altında yatan siyasi sebepler...

Önce ülkenin bir marka değeri olacak ki sonra o ülkenin liginin bir değeri olsun. Yoksa 400, 500 değil 600 Milyonlar havada uçuşsa ne olur?

Sayın Beşiktaş Başkanından Mikro Talepler





Taraftar her zaman bir şeyler ister. Bu istekleri makro ve mikro olarak ikiye ayırıp, önce mikro isteklere bakmak lazım.

Makro istekler doğal olarak Şampiyonluk, Büyük Transferler, Sportif başarı gibi daha çok emek, para, yetenek ve zaman gerektiren şeyler. Bunları yapmak nispeten daha zor doğal olarak. Ama mikro istekler var ve bunlar o kadar kolay ki, yap da bitsin diyor insan.

Mikro isteklere başlayalım. Aklıma gelenlere sıralayacağım.

1- Kulüp İnternet Sitesi

www.bjk.com.tr adresinden Beşiktaş JK resmi internet sitesine ulaşabiliyorsunuz. Ben internetle tanıştığım günden beri site herhalde aynı. Bir adım ilerleme yok. Devlet Kuruluşlarının internet sitelerinden bir fazlası yok. Ne kullanılabilirliği ne de içeriği tatmin edici değil. Hele son yıllarda Beşiktaşlılar kulüple ilgili hiçbir haberi bu siteden öğrenmedi. Beşiktaşlı haber siteleri bu siteden daha içerikli, daha güncel, daha güzel.

Anlaşırsın yeni bir şirketle, yaptırırsın yeni bir site. Biz blogu açtığımız günden beri her gün bir şeyler ekleyip güzelleştirmeye çalışıyoruz kendimizce. Beşiktaş yönetimi ise bu isteklere cevap vermekten bile aciz. Ne kadar zor olabilir?

2- Kartal Yuvaları

Bu alanda kişisel olarak en sevindiğim şey, mağazanın adının "BJK Store"dan "Kartal Yuvası"na çevirilmesi. Müzede bir TDK plaketi de bulunması güzel oldu.

Ticari olarak baktığımızda taraftarın şikayeteleri tasarım azlığı, tasarımların beğenilmemesi vs. Bir aralar forzabeşiktaş.com sitesinde bir konu açılmıştı ve taraftarlardan tasarım yapmaları istenmişti. Öyle şeyler çıktı ki inanamazsınız! Ancak Kartal Yuvası mağazalarındakiler bunların yanına dahi yaklaşamaz. Bir de internet sitesi var ki utanç verici. Hepsi Burada'nın kucağına bırakılmış öyle duruyor. Şu işi düzgün yapın yahu. Ne kadar zor olabilir?

3- A2 Maçları

Birçok Beşiktaşlı için A2 büyük önem taşıyor. Son yıllarda altyapıdan pek verim alınmasa da geçmişde Altyapının izi çok önemli Beşiktaş'ta.

Şu A2 maçları İnönü Stadyumunda yapılsa ne olur? Çocukları kapatmışlar Ümraniye Tesislerine, orada antreman gibi maç yapıyorlar. Sen ver A2 maçlarını İnönü'ye. Bir de reklamını yap, taraftarı davet et. O çocuklar da taraftar, atmosfer, destek, baskı gibi şeylere alışsın. Hem zaten A2 maçları gündüz oynanıyor Işık masrafı vb şeyler de yok. Hatta bir de bilet bas tanesi 5 TL olsun çocukların ödemelerine katkı olur. Yap bunu bakalım. Ne kadar zor olabilir?

Devam edecek...

Galatasaray 3 - 0 Ankaragücü || 3 Kral


Abdel Kader Keita adında bir adam var Galatasaray'da. İyi oynadığı, daha doğrusu maçı istediği anlarda rakibe karşı Galatasaray'ın farkını gösteren bir adam. Bugün tek başına maçı almak istedi ve aldı. Maçın 3 ana temalı özetinin ilk ana teması budur.

Geriye kalan 2 ana temadan, birisi Galatasaray'ın takım savunması anlayışı. Golün erken gelmesinden dolayı Galatasaray, rakip sahada topla fazla kalmadı maç boyunca. Belki de Rijkaard'ın "Tanıdığım Lemerre, izlediğim Ankaragücü" düşüncesinin, belki de asıl amacı olan "top rakipteyken 10 kişi topun arkasına geçmeli" düşüncesinin ürünüydü bu oyun. Haftaya oynanacak Trabzonspor maçının da bir provası. Rakibi karşıla, gelen rakibi bir havuza al, etrafından boğ ve hızlıca atağa çık. Bu Ankaragücü'ne karşı işe yaradı da. 1 tane şut atamadı rakip. Gerek Sarp ve Barış'ın rahatsız eden koşuları, gerek savunmaya gelen kanat hücumcuları, gerek "Kaptan Sabri"nin hızlı ters kademeleri, gerekse de Neill önderliğinde iyi kesmeler bunu sağladı.

3.ana tema ise Milan "The King" Baros. Güçsüzdü. Topla oynamayı özlemişti. Isınmaya doğru gittiği her an kenara baktı durdu. Girdi, Baros driplinglerini attı, çalım attı, rakibi yordu. Lakin maç eksiği ve güçsüzlüğü, istediklerini sergiletemedi. Attı son dakikada da. Gol ise ilk gol ile aynıydı aslında. Lucas Neill'in Keita'ya bakarak, görerek attığı harika bir pas, Keita'nın harika asisti, gerisi de Milan Baros için çıtır çerez.

King Edward Neill için, o var, bu var, şu var, buna ne gerek var temalı muhabbetlerin sonu gelmeli artık. Oyunu bilerek oynuyor bu adam. Görerek oynuyor. Zekâ ile oynuyor. Fakat sağ bek dakikaları ise gözüme sıkıntı gibi geldi. Kalitesi ile kapattıysa da bazı pozisyonları, yine biraz ağır gibi orada. O bölgede ise ne yaptığını biliyor, fakat bek olarak sıkıntı olursa orada oynayabilir.

Keita ise King Kong olmuş, haberimiz yok. 2-3 T-Rex görse orada yığardı kesin.

Ankaragücü'nü de çözen beri gelsin. Hiç bir şey anlamadım da...

14 Mart 2010 Pazar

Taraftar Mikail'dir




Başbakan'ın "Fenerbahçeli ol" teklifini reddedmek, iki gün sonra "Siyah Beyaz formaya" kavuşmaktır.

İlginç Google Aramalarıyla Gelenler #8




Birkmiş de birikmiş, biriktikçe güzel şeyler çıkmış. Uzun zamandır yollamıyordum bunları. Bakalım neler gelmiş.

alessandro de souza hangi banka ile çalışıyor: oha be arkadaş bunu da mı merak ettiniz?
alex de souza öldü mü?: Yok anam 2 hafta ceza aldı sadece.
ardanın kıyafetlerinin nerden çıktı: soru zaten bi' garip.
avrupadan ardayı nasıl görüyorlar: gözleriyle.. böğk. sustum.
bahis dializi: ajshlkja... diyaliz? bahis?
beşiktaşın logosu çalıntı: yok artık!
bolivya porno: Arjantine o kadar gol attılar diye porno mu oldu, ayıp.
domates biber yumurta: cevap veriyorum; menemen.
eurovisionda eşitlik olursa: Güzel soru. Cevabı ben de merak ettim bak.
gang bang ne demek: Beyazıt Öztürk'e sormak lazım.
gökhan zan matteo ferrari: Aynı cümlede kullanmayalım.
ibrahim üzülmez twitter: Gerek yok.
lig tv yamuk ofsayt çizgisi: Her hafta çekiyorlar o çizgiyi izle görürsün.
murat ceylan ergenekon: yok artık!
pipinle oyna sen: ...
rüyada futbol antrenoru gormek: Bizim Felix görmüştü. Sadece onun başına gelmemiş.
sevmiyorum lan seni: ben de seni lan.
yenikent porno evde var mı?: "yenikent pornosu" diye bir tema mı var?

Diyarbakırspor - Ankaraspor


Diyarbakırspor, 2.kez maçı bitirtmeyerek idam fermanını imzaladı. Eğer TFF'den çok ilginç bir karar çıkmazsa Diyarbakırspor küme düşüyor. Çünkü, bir sezonda 2 kez hükmen mağlup ilan edilen takımla ilgili kural bu.

Bir de Ankaraspor var. Bunların karşılaşması durumunda ne olacak acaba? İki takımın mücadelesinde iki takımın 3'er tane hükmen atıp, hükmen yenik sayılması inanılmaz olur. Her hafta 2 takımın "bay" çekmesi de...

Bu lig senelik 320 Milyon Euro ediyor tabii. Alttaki resim ise mackolik.com forumlarından bir maç yorumu...

Sol Kulvarın Ustasıyım, Düz Mantığın Hastasıyım


“Hatırlarsanız biz bu Manchester’ı Old Trafford’ta yenmiştik! Şimdi bizi çekemeyenler, ‘rakip yedeklerle oynadı’ diyecekler. Açıp baksınlar kadrolara, hangimiz yedeklerle oynamışız. Bizi çekemeyen çok, ama gerçekler de ortada. Oynadığımız futbol da, rakamlar da bizim Milan’dan daha iyi olduğumuzu gösteriyor”