5 Ekim 2010 Salı

Biraz Saygı, Biraz Onur, Biraz Şeref


Bir insanın babasını kaybetmesi. Yaşamadım. İnşallah uzun bir süre de yaşamam. Kimse de yaşamasa keşke. Sevgilim, canım, herşeyim bunu yaşadı. 4 sene oldu. Düşünün, 4 sene onunla beraber her mezarlığa gidişimde gücüne, yaşamına, dik durmasına saygı duyuyorum ve bu sürede hep bir anlık kendimi onun yerine koyuyorum. Koyamıyorum bile. Hemen düşüncemi siliyorum. Bir evlat için baba yahu.

Frank Rijkaard. Bir babası var. Herman Rijkaard. Doğum gününü kutluyor. Akşam bu mutlulukla uyuyor. Ertesi gün oluyor. Babası ölüyor. Bu işte hayat. Bu kadar. Sen doğuyorsun, o ölüyor. O ne yapıyor? Babasının yanına gitmiyor. O gitmiyor. En uzun deplasman yoluna gidiyor. 5.5 saat otobüsle gidiyor. 5.5 saat de geri dönüşü. Geliyor. Sabri'nin, Serdar'ın, Serkan'ın, onun bunun peşinden gidiyor. Servet efendinin şahsi tribini çekmesine rağmen, üstüne bunun sorulmasına rağmen o hala futbolcuyu oynatma derdinde. Galatasaray'lı yedek futbolcular ne yapıyor ? Saha içerisinde eğleniyorlar. Eğleniyorlar. Kulaklarına vuruyorlar birbirlerinin. "Ahaha ne yapsınlar canım ağıt mı yaksınlar?" diyenler, biraz insaf. Başınıza bu gelse, o ortamda ne kadar durabilirsiniz? Arkadaşlarınız, çalışanlarınız aynı çatı altında böyle eğlense ne yaparsınız? Üstüne ertesi gün Cumartesi saat 10.00'da Galatasaray idmanına çıkıyor. Takımla koşuyor. Elinde o plastikler, takıma bir şeyler yaptırma derdinde. Yahu adamın babası ölmüş, hala takım için elinde o plastik zımbırtılar var ya. Üstünde Galatasaray eşofmanları. İnsan olan, biraz duygusu olan, Galatasaray'dan hatta Rijkaard'dan en çok nefret eden adam bile bu duruma üzülür, "hocam sen git, biz Neeskens ile çalışırız" felan der. Gerçi, onu diyecek karakter bir gün önce sahada bir şeyler yapmaya çalışır da, neyse...

Bunları yapanlar da, Adnan Polat'ın "karakteri bize uymuyor" diye yolladığı Abdel Kader Keita'nın yerine gelen yerli alternatifler.

Ne desek boş. Cemal Süreya ustanın mısralarını yazayım ben Ali Ece'nin dediği gibi. Git Mr.Rijkaard. Seni seven bizler için git, kendin için git. Kurtar kendini...

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Söylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
İlgili Video için; http://www.ligtv.com.tr/VideoHaber/?r=1&hid=79585

7 yorum:

Elcin dedi ki...

Çok güzel bi yazı yazmışsın yine, ellerine saglık.. ama bu kez ağlattın beni.. ELCİN

felix mourinho dedi ki...

inan ben de ağladım senin olduğun bölümleri yazarken. yazıyı yazarken hep sen aklımdaydın.

Black Pearl dedi ki...

bence sorun yok, adamlar rijkaard'in babasi oldu diye yapmacik uzuntu mu goseterecekler. Ates dustugu yeri yakar, bunlari yakmiyo iste. Rijkaard bile neseli olmalarini isterdi. HOllanda da insanlar turklerden cok baska.

Black Pearl dedi ki...

Ne desek boş. Cemal Süreya ustanın mısralarını yazayım ben Ali Ece'nin dediği gibi. Git Mr.Rijkaard. Seni seven bizler için git, kendin için git. Kurtar kendini...

Ali Ece ve Hasmet'in programi 3 corner bir penaltiyi ben de izledim, ki izlemez olaydim. adamlar BJK'den baska birseyler konusmuyorlar nerdeyse. Ayrica Rijkaard icin soylediklerine de siddetle karsiyim. Rijkaard'in babasi öldugu zaman hangi kulupte olursa olsun ayni seyleri hisseder adam. Barcelona da olsa daha az mi uzulecekti? Galatasaray kulubunun ona nasil davrandigini bilemeyiz buradan. Oyuncularin da eglenmesin de ne gibi bir sakinca var? Bunu bana anlatabilir misiniz?

Ali Ece ve Hasmet dakikalarini doldurmak icin bu tur seyler konusuyorlar, dusunmeden soylediklerini dusunuyorum ve siddetle karsiyim bu tur dusuncelere. Ne demek git mr rijkaaard ya? Adamin boyle dusuncesi yok belki!!! Asil saygisiz olan sizlersiniz!

aksilaz dedi ki...

Fazla abartılıyor bu konu. Rijkaard babasız kaldığı zaman yaşadığı acıyı bilmek için aynı duruma düşmek lazım. Kötü birşey elbette ancak hayat devam ediyor.

Rijkaard bana son 20 yılın en kötü Galatasarayını izlettirirken çektiğim ızdırabın hesabını versin bakalım. Fazla duygusal yaklaşılıyor Rijkaard'a. Başarısız oldugu arka plana atılıyor sürekli.

felix mourinho dedi ki...

3 korner 1 penaltıyı başladığı günden beri izlerim. %100 futbol gibi tek takım özelinde değiller. her takımı konuşuyorlar.

benim rijkaard'a git dememin nedeni sadece ve sadece sevdiğimdendir. fatih terim'i getirmek isteyenler gibi şutlamak için değil.

aynı topluluk içerisinde çalışan 20-30 kişinin içerisinde birisinin babasının ölmesi, diğerlerini hiç mi ırgalamaz ? baba gündüz'ün bir lafı vardır: "galatasaray bir his takımıdır" diye.

"Bilirsiniz ki her insanın ayrı bir huyu, ayrı bir karakteri olduğu gibi, her futbol takımının da kendine has bir karakteri vardır...

Biz sizlere burada Galatasarayımız'ın huyunu suyunu açıkça ve iyice anlatabilirsek, onu adam akıllı tanıyıp, inşallah senelerce dost geçinirsiniz...

GALATASARAY BİR HİS TAKIMIDIR...

Renklerine aşık, birbirlerini seven futbolcuların takımıdır...

Galatasaray, feragat ve fedakârlıklarla çalışacak futbolcuların takımıdır.

Galatasaray şımarıkları, kendini beğenmişleri, yalnız kendini düşünenleri sevmez...

Kısacası Galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır..."

galatasaray bu sözlerin anlattığı takımdır. başka bir takım değil.

Black Pearl dedi ki...

Galatasaray su an simarik futbolcularin varoldugu bir takimdir (ornek servet). Galatasaray bir turlu aradigi kaleciyi bulamayan takimdir. Galatasaray su an kotu yonetime sahip olan takimdir.

Galatasaray su an olmasi gerektigi gibi degildir. Bu yuzden elestirilir itiraz edilir ama vazgecilmez.

Ben dunun, bugunun ve yarinin Galatasarayini seviyorum. Rijkaard'i ve takimi seven birisi olarakta asla git demem, bu sacmaliktir bana gore.

Ben farkli ulkede farkli kulturle yetistim sizin gibi dusenemiyorum, ve iyi ki de oyle dusunmuyorum