3 Ağustos 2009 Pazartesi

Telekom'dan Geri Vites Part 2 | Ölümü Gör, Sıtmaya Razı Ol!





Daha önce "Burası bizim, atarız tutarız" gibisinden pankartla tepki almıştı Telekom. Akabinde geri vites yaptılar ve düzelttiler. "Burası İnönü, Burada Beşiktaş'ın Sözü Geçer" gibisinden bir kıvırma hamlesi.

Daha sonra Catania maçında gördük rezaletin ikinci perdesini. O maçla ilgili yazıda belirtmiştim aynen şöyle:

Taraftar Söyledi:

KAPALININ ÇATISI SİYAH BEYAZ OLMALI!!!

Yine bir geri vites seni bekliyor telekom. Orası sağ salim bitiremez sezonu ben sana diyeyim. Bir gece ansızın...


Telekom'dan beklediğim geri vites geldi. Olayla ilgili en güzel yorumu Ceyhun Ayma yakalamış ve Besiktaslilik blogundaki yazısında yazmış. (Yazı için buradan)

Olayın özünü belirtmiş: Ölümü gösterip, Sıtmaya razı etmek!

Topal Mehmet'in Hikayesi


- Sakat ama 1 hafta sürer bu sakatlığı. Rövanş maçına yetişecek ve oynayacaktır.
- Sakatlığını tam atlatamadı. Tobol rövanşına da yetişemez.
- Maccabi maçına yetişecektir.
- Maccabi maçının rövanşına yetişir. İlk maçta oynamayacak.
- Maccabi maçının rövanşına da yetişemez.

Mehmet Topal'ın sakatlığı süresince yapılan haberler. Ya Gökhan Zan olsaydı?

Sönmek ve Parlayamamak Arasındaki İnce Çizgi


Ronaldo de Assis Moreira. Diğer bir adıyla Ronaldinho Gaucho. Gaucho'da mutlu demek aslında. Yani bu aralar sadece Ronaldinho. "5 kıtanın futbol efendisi, futbolun son noktası" demişti Ertem Şener onun için. Haklıydı da. Gel gelelim bir gün Samuel Eto'o'nun Edmilson ile beraber takımı dinamitlemesi en çok onu mahfetti. 1 sene öncesine göre kilo fazlası bile artık belli oluyordu maç sırasında. Barça kariyeri sönük bitti.

Sonrası malum. Milan'ın yıllardır yaptığı 35 yaş ve üstü oyuncu kafilesine bir yıldız çabası. Sadece taraftara bir gösterişti transferi. Jose Mourinho'nun bile "Ronaldinho gelecekse bundan önceden haberim olmalı. Takımının sistemini ona göre tekrar kurmalıyım" dediği bir adam, damdan düşercesine Milan'ın oyun yapısına girmesi ne kadar absürt ise, oyunu da o kadar absürt oldu. Daha doğrusu olamadı. Kaka ile beraber zaten olamazdı. 2009 sezon öncesi kampında son yılların en berbat Milan'ını izledik. En berbat hücum hattını. En berbat Ronaldinho'sunu. Yoksa bize mi öyle geldi?

Aslında cevap bize öyle geldi. Nasıl yani, hadi canım derseniz de cevaplar gün gibi açık. Barcelona'nın dünyanın zirvesine Ronaldinho ile çıktığı günlerde, ne Xavi - İniesta, ne de Henry - Messi vardı. Orta sahada Van Bommel - Edmilson, ileride de Guily - Eto'o veya Larsson vardı. Ronaldinho tek başına yetmişti. O zaman oynadığı oyunla, şimdiki oyunu arasında kabul edilecek bir fark var ama, gece ile gündüz kadar değil. Ronaldinho'nun oyun yapısı adam geçmek ve al-ver üzerine. Ron verdiği pası, tekrar daha ileride almak isteyen, attığı pasın mutlak gol olmaması için bir neden olmayan bir futbolcu. Peki Milan'da bunu yapıyor mu? Hayır. Bir Eto'o'su yok. Hatta bir Deco'su yok. Olan Seedorf'ta "ben yıldızım, ben starım" havalarında bir adam olduğundan ortasahada bunu yapamıyor veya Ron ile yapmıyor. Pato ve Borriello ikilisi ise Milan dönemlerindeki yarım Sheva edemediğinden, ayaklarında top tutamıyorlar, eriyorlar. Saha içerisinde basit bir 2'ye 1'i bile yapamıyor Ron, takımdan başka birisi ile. Attığı pası bile anlayamadıkları için kalecinin çıkıp aldığı veya direk auta giden çok top var. Takım ağır oynuyor çünkü. Peşin fiyatına 5 taksit oynama çabaları, Ron'un oyununu düşürüyor. Zaten 4-3-3 kanatı olan Ron 4-3-1-2'nin 1'i olunca hepten yok oluyor.

Çözüm ne peki? Eğer 4-3-1-2'nin 1'i olacaksa; sola veya sağa al-ver yapabileceği Arda Turan tipi bir adam gerek. Gerek adam geçecek, gerek Ron ile pas alışverişini iyi yapabilecek bir kanat gerek. Statik kanat gibi değil yani. İleriye de tek forvet. Semih Şentürk tarzı bir adam tam olarak. Güiza değil. Top indirecek, ara pasına koşacak, gerektiğinde ver-kaç yapacağı bir adam yani. Takımı bile ileri atar bu tarz adamlar. Kısacası onun hücum etkinliğindeki tüm yükü biraz boşaltacak, at dediğini atacak, al dediğini alacak bir adam. Pato-Boriello ikilisinin yerine böyle bir ikili daha çok fayda sağlar.

Ronaldinho, Ronaldinho olduysa bunu at diye verdiklerini atan, ona yardımcı olan orta sahası veya bekleri ile iyi al-ver yapması yüzündendir. Göstermek istediği yeteneklerini ona göstermesine katkıda bulunanlar yüzündendir. Yeteneği onun hep var. Hepte var olacak. Ama sen elmas çamurda da güzel görünür dersen o senin yanılmandandır. O Milan'da oynayamamaktadır ona göre kurulamamış oyun yapısı yüzünden. Yoksa biz Ron'u takımı gol atamadı veya attıramadı diye çok kötüleriz. O'nu çok söndürürüz.

Domates, Biber, Yumurta, Tava ve Mustafa Denizli


İlk 4'lüyü görünce aklınıza öğrenci evlerinin baş tacını, ailede, babanın süpermarket alışverişi sırasındaki karpuz seçmesi kadar büyük önem arzeden, yemek yapma sınırlarının en üst düzeyini anlatan o efsane yemek geldi tabi. Fırından çıkan sıcak ekmekle süper giden Menemen'i.

Peki bu malzemelere sahip bir mutfakta menemen yerine aşçı, domates ve biberli omlet yapmaya kalkarsa ne olur? Yemek bekleyen, karnı aç adam için, sürekli bu malzemelerle sadece omlet gören adam için sorun olmaz. Bilakis domates, biber var içinde der, daha bi iştahlı yer. Peki aynı adamın karnı doyarsa? Adam menemen beklerken, omlet verirsen bi' durur adamlar. Beşiktaş'ın durumu aynen bu..

Geçtiğimiz sene her hafta Denizli Fantezilerinden bahsettik. Doğru oyuncuların, yanlış dizildiğini yazdık. Bir Sivok'un bile mevkii değişiminin sancılarını Beşiktaş, evinde Fenerbahçe'ye kaybetmesi ile gördü. Ama çok güzel bir kadro kuran takımın, hala yanlış oynaması yazıktır. Yanlışta ısrar etmesi daha yazıktır. Hala aynı malzemelerle omlet çabaları bunlar kısacası.

Harika bir defans 4'lüsü, önünde 2 tane taş gibi Alman var. Hala orta sahaya bunların yanına bir adam çekmek, eğer önünde Alex'in, Hagi'n veya orta sahaya Appiah'ın, 2000'lerdeki Okan'on Emre'n yoksa intihardır. Yusuf Şimşek'in kanatlarda oynamasının, ters ayakla ters tarafa çalım atardan başka pozitifliği de yok. O da araya vücudunu koymasını bilen adamın karşısında yok oluyor. Emre'nin dün yaptığı ve Yusuf'un sarı kart gördüğü pozisyonda görüldüğü gibi. Fizik olarak da bitiyor Yusuf kanatta koşarak. Oyunda 35.dakikada reklamdan görülmese de ekranın altında sıkça saklanıyordu Yusuf. Bobo'nun oyunun bir bölümünü solda geçirmesi, Tello'nun bir türlü sol önde olmaması, Nihat romantizmi adına, Holosko'nun güme gitmesi, Yusuf gibi harika araya toplar atabilecek bir adamın, kanat bekini yıldız yaptıracak derecede kanatta oynaması inanılmaz derecede şaşılacak bir iş. Eğer Beşiktaş bütün yaz dönemini bu sistem adına harcadıysa çok yazık. Hatta hayırlı işler şimdiden.

Beşiktaş'ın 4'lü defans önüne 2 ön libero kurgusu şahane. Önlerine 2 kanat, santrafor Bobo, arkasında Nihat ile yıkamayacakları takım yok. Sociedad'ın şampiyonluğa, Nihat'ın krallığa oynadığı Kovacevic - Nihat hattı gibi. Hadi önde 3'lü arayışı var ise de, Yusuf'u serbest oyuncu, sol Tello, sağ Nihat veya Holosko, santrafor Bobo yapmakta bir çözümdür. Yusuf'un sol ön oynaması değil veya Bobo'nun.

Beşiktaş kısacası şef'i Denizli yüzünden bu sene yine domatesli, biberli omlet yiyecek gibi duruyor. Canım menemen dururken hemde. Tabi omleti artık yemek isterlerse...

FOX TV'DE MAÇ MI? ALLAH KORUSUN!



Maç önü şovlar falan dendi; Biz Turkcell 3G'den başka bir şey görmedik.

Spiker'in, yorumcuların garipliğini geçtim.

Maç öncesi stadı izlemeyi zaten Lig TV'den beri unuttuk. Varsa yoksa reklam izliyoruz.

Bari şu maç sırasındaki reklamları adam gibi koysanıza kardeşim. Alttan reklam verirken tüm kanallar maçın gösterildiği alanı daraltarak maçın izlenmesine engel olma durumunu ortadan kaldırıyor.

Top kanatlara gitmesin diye dua ettik be!


Üstteki görsel kritik eşik blogundan.

Fenerbahçe Bildiğimiz Gibi




Maçtan önce demiştim, kalede Rüştü varsa işler iyi gitmiyor Beşiktaş için. Hakan olsa daha iyi olurdu diyemem ancak totem gibi bir şey hani.

Genel olarak baktığımızda Beşiktaş geçen sezonun bir adım önünde sayılır. Orta sahası kuvvetli bir kere. Orta göbekteki ikiliden daha sağlam bir ikili yoktur bence. Fink-Ernst... Bir de önlerine gelmesi gereken 10.5 gelirse Beşiktaş biraz daha rahatlar. Gol pozisyonu bulur, atar.

Fenerbahçe bildiğimiz gibi, derbileri kazanıyor. Ancak genel olarak takım umut vermedi. Kazım gevşek futbolcu. Türk insanı böyle "umursamaz" görüntülü oyuncuyu sevmez. Fenerbahçe'nin Honved karşısında beğenilen yeni Brezilya'lıları hakkında pek bir şey denmez. Uğur Boral ve Selçuk Şahin için umut ışığı doğdu desem yeterlidir.

Bu arada Selçuk Şahin, Fenerbahçe'nin İbrahim Üzülmez'i olma yolunda ilerliyor. Yerine adamlar geliyor falan ama forma yine ona kalacak gibi. Fenerbahçe taraftarının ne düşündüğü belli değil aslında. Derbilerin golcüsü Selçuk var, ikide bir top kaptıran Selçuk var.

Neyse, Türkiye Süper Kupası 2009 sahibi Fenerbahçe'ye tebrikler!

Fotoğraf HT Spor'dan.

2 Ağustos 2009 Pazar

Süper Kupa Finali (Part 2) | Kalede Rüştü Varsa..


Olaya kalede Rüştü olmasından yana bakalım. Beşiktaş Rüştü ile Fenerbahçe maçlarını kazanamıyor yanılmıyorsam.

2-1, 2-1, 2-1 ...

Hakan Arıkan varken 4-2!

Beşiktaş adına denemeye değer mi, bence değer. Hakan Arıkan'a daha fazla sorumluluk verilmesi hem futbol hayatının sonlarına yaklaşan Rüştü'den sonra Beşiktaş'ın adına hayırlı olur. Hakan geçmişi temiz olmayan bir oyuncu. Ancak önünde oynayanlara da bakmak lazım.

De Sanctis'i geçen sezon önünde iki maç üst üste ayna adamların oynamamayışı yaktı. Sahanın öbür ucunda görmesi gereken Kewell'ı bile gördü bir ara yanında. Bir gün Servet, E. Aşık, E. Güngör, Meira, H. Balta... Düzenli bir tandem olmadı hiçbir zaman.

Hakan'ın da önünde Diatta'lar oynadı bir zamanlar. Geçen sezon bazı maçlarda gördük ki gerçekten iyi bir kaleci.

Mazisi pek temiz olmasa da önü açıktır Hakan'ın. Yeter ki Beşiktaş kendisine güvensin. Sonra Hakan da kendine güvenir. Beşiktaş taraftarı da yediği her golden sonra hakeme dönüp bir elini havaya kaldırmayan kaleci görmüş olur.

Rüştü'nün böyle olduğunu zamanında Fenerbahçe'de oynarken de biliyordu Beşiktaşlılar. Şifo'nun golünü bir hatırlasınlar...