Mehmet Topal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Topal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2010 Perşembe

Beşiktaş 1-0 Galatasaray (2008-09) | Tribün Çekimi

Şu seriye başladık ve 4. video da geldi. Emre Demirer yolladı. Videoyu çeken de kendisiydi galiba. Golden sonraki "mına koduk bülent başgaan" kıvamındaki "golü çektim" sevinci ayrı geyik. Golden çok, golü çektiğine sevinmiş adeta. kısa keseyim de dayak yemeyelim bir de, eheh. Sonrasında Şampiyonluk şarkıları falan. Güzel günlerdi. Maç da 2-1 bitmişti. Kewell ve Yusuf atmıştı golleri yanılmıyorsam. Video için tekrar teşekkürlerimi ileteyim buradan.

2008-09 Sezon
33. Hafta / Beşiktaş-Galatasaray Maçı
Dakika 41, Mehmet Topal sahne alıyor



Not: "hacı al bunu da at arşive" diyen olursa her türlü tribün çekimine açığız. bekleriz. ulaşmak için 50 tane yol var zaten blogda.


Guti Haz
Quaresma'nın Golü
Quaresma'nın Golü 2

9 Temmuz 2010 Cuma

Valencialı Topal





Yakışmış forma, hadi hayırlısı.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Mehmet Topal İtalya'da






Saçların gitmesi açmış tabii...

13 Mayıs 2010 Perşembe

Mehmet Topal


Çanakkale Dardanelspor başkanı aynı zamanda Fenerbahçe Divan Kurulu ve Kongre Üyesi olan Niyazi Önen, basın mensuplarına şu bilgiyi veriyordu. Mehmet için Galatasaray'dan yoğun talep ve ısrar var. Anlarşırsak seve seve veririm diyordu ve bir de şerh koşuyordu. "Daha önce Aziz Yıldırım da benden Mehmet Topal’ı istemişti. Ancak o andaki şartlarda vermemiştik. Bugün için ise bir şey söyleyemem. Ama bir Fenerbahçeli olarak, üyesi bulunduğum kulüpten şu an yeni bir teklif gelirse ve şartlar da uyarsa, başkana ‘hayır’ diyemem. Ama şimdilik transfer teklifi Galatasaray’dan geldi. İnanıyorum ki Mehmet Topal, Süper Lig’de futbolunu daha da büyütecektir."


Galatasaray’ın en çulsuz ama en bir araya gelmiş kadrosunu mucizevi şekilde şampiyon yapmış olan Gerets’in ön libero isteğine önce Okan sonra Inamoto ile cevap veren Galatasaray’a bonus olarak gelen isimdi Mehmet Topal. Uğur Meleke hakkında; "1 Topal, 1 buçuk Moto edebilir. 1 Topal, 2 veya en fazla 3 Moto da edebilir. Ama hiçbir şartta 1 Topal, 5 Moto etmez. Etmemeli..." diyordu geldiğinde. Tabii ki aslında bahsettiği yabancı sınırlamasının ekonomik etkisiydi ama 1 Topal 25 Inamoto edecekti daha sonra. Hem de hiç ummadığı şartlar sonucunda. Daha Florya’nın çimlerine doğru düzgün basmadan “You’ll never walk alone” seslerinin arka fonunda olduğu Anfield çimlerine Steven Gerrard ile ikili mücadeleye girerken buldu kendisini. O sene bir şey yapamadı doğru düzgün. Ardından Kalli geldi. Gönderilecekler listesinde ismi hep yazıldı. Bir gün Linderoth ve Mehmet Güven’in sakatlanması ile şans O’na güldü. Aslında bu 2 sakatlık Galatasaray’ın şampiyonluğu için değil Milli Takım’ın da Avrupa’da yarı final oynamasına kadar gidecek yolun ilk taşları idi. Formayı aldı. Vermedi. Örümcek oldu adeta. Ayağını uzattığında alamadığı top yoktu. Şampiyon oldu. Yetmedi. Yarı final maçında stopersiz takımın stoperi oldu. Sonra Everton istedi. Gidecekti. Gitmedi. Satılmadı. Sakatlandı. Tedavi edilemedi.


Skibbe ile olmadı, Rijkaard ile olur dedik. Oluyordu da. Efsane bir gol attı Bükreş’te. Sonra eskiye dönüş. Sakatlık. Formsuzluk. Pas atamama. Gün geldi. 12 Mayıs oldu. Resmi site bir haber geçti. Profesyonel futbolcumuz Mehmet Topal’ın İspanya’nın Valencia takımına transferi için taraflar arasında her türlü konuda anlaşma sağlanmıştır. Mehmet Topal’ın Valencia’ya transferi yapılacak olan sağlık kontrolü sonrasında gerçekleşecektir.”


Mehmet gitti. 1’e geldi. 5’e gitti. İnşallah Tugay gibi olursun. Başka da bir şey demek, daha iyisini dilemek gelmiyor aklıma.

18 Eylül 2009 Cuma

Mehmet - Mustafa

Galatasaray orta sahasının dinamo 2'lisi Mustafa Sarp ve Mehmet Topal. Hani sadece tek Aurelio'ya kaldığımız, sağolsun onun da bizim orta sahamızı sırtında taşıdığı günlerde, sürekli olarak tekrarlanan 70 Milyon kişilik ülkede bir Ahmet, Mehmet, Mustafa yok mu orada oynatacağımız denilen Mehmet ve Mustafa'lardan bir tanesi.

Mustafa, Kayseri Erciyes'ten Bursaspor'a geliyor. Nedeni ise menajerinin Bursa'lı olması ve eski hocası Bülent Korkmaz. 2 senelik kontratı bitince Galatasaray alıyor bedavaya. Tabii Bülent Korkmaz'ın da alın telkini var burada. O da "büyük takıma geldim, kötü performansımla silinmeyeyim" diyerek çalışmaya, hırslanmaya başlıyor. Kader bu ya, çalışmasının karşılığını Mehmet Topal'ın sakatlanması ile alıyor. Duran toplardaki etkinliği ile bir artı joker koyan Mustafa, 2 ayda orta sahada vazgeçilmez oluyor. Mehmet Topal'ın bile performansı ile kesemediği bir adam oluyor. Onun da şansına Ayhan sakatlanıyor. İkisi beraber oynuyor.

Mehmet, Çanakkale Dardanelspor'dan geliyor. Hasan Kabze şansı gibi Galatasaray bir tane daha taş atıyor ya nasip diyerek. Ama önce Aziz Yıldırım'a sözü olduğu için Çanakkale başkanı ondan haber bekliyor Mehmet konusunda. Galatasaray alıyor. Bismillah demeden This is Anfield'i görüyor kafasının üstünde. Sonrası kadroya girer mi, girmez mi, Kalli kadrodan 5 kişi gönderecek birisi kesin Mehmet Topal derken, örümcek oluyor çıkıyor deplasmandaki Bursaspor maçında. Kalli'nin elinde bir koz oluyor. Ardından Gençlerbirliği maçındaki oyunu ve golü ile güvenenlerin yüzünü kara çıkartmıyor. Sonra zamanla vermiyor formayı. Zaten 2 senedir ilk 11 çıktığı hiçbir Fenerbahçe maçını kaybetmiyor Galatasaray o orta sahada iken. 5.5-6-7 derken satılmıyor Everton'a 100bin dolara alınan adam.


Gel gelelim, daha önce 1 tane bulmak için diyardan diyara bir yol sor beni yarim yarim diyerek gezen Galatasaray, şimdi bu ikiliyi oynatamıyor. Nedeni ise savunma ile hücum bağını kuramamak. Aslında sorumlusu Mehmet Topal. Biraz kafasını kullansa, Mustafa'dan daha kıdemli olduğunu farkettirse orta sahada, o riski alabilecek oldukça kredisi olduğunu düşünse, inanılmaz faydalı olur. Hayal kurduğumdan değil. Beşiktaş'a ve Pana'ya atılan 2 golde de, topun yarı sahada Baros'la gol olması için ileri ilk pası atan adam Topal. Yan pas yerine, ileri pas atmayı düşündüğü anlar bunlar. İlkinde harika bir derin top, 2.sinde de defanstan alıp 1 saniyede Elano'ya dönmesi. Kazma bir adam da değil O'Shea gibi. Fiziği iyi, topu iyi kullanıyor, uzaktan iyi şut atıyor, isabetli pas yüzdesi olumlu. Ama çekiniyor kenardan. Biliyor ki, hemen kenardan müdahale edecek bir teknik heyet var. Çözümü ise, Frank Rijkaard'ın veya Johan Neeskens'in Mehmet'i karşılarına alıp 10-15 dakika sohbet ile bunu dile getirmeleri, bunu istemeleri. Onlar geride kaldıkça, takım 3 yerine 5 atak yiyor, onlar kendilerini ileri attıkça paslarla, takım 3 yerine 5 atıyor.

Mustafa iyidir. Mehmet de iyidir. Ama Mehmet daha iyi olabilmelidir. Yeteneği ve imkanı vardır.


ek; diyardan diyara bir yol sor beni yarim yarim iyidir, güzeldir. Volkan Konak'tır.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Topal Mehmet'in Hikayesi


- Sakat ama 1 hafta sürer bu sakatlığı. Rövanş maçına yetişecek ve oynayacaktır.
- Sakatlığını tam atlatamadı. Tobol rövanşına da yetişemez.
- Maccabi maçına yetişecektir.
- Maccabi maçının rövanşına yetişir. İlk maçta oynamayacak.
- Maccabi maçının rövanşına da yetişemez.

Mehmet Topal'ın sakatlığı süresince yapılan haberler. Ya Gökhan Zan olsaydı?

8 Haziran 2009 Pazartesi

Telegol || Malum Mesele


Levent Kırca anlamsız bir magazinvari program için; "burası insanların düşeceği bir yer" diyerek programı terketmişti. İşte bu Telegol aynı düzlemde. Aynı hesap. Herkesi düşürme amacı güden bir program.

Mesele Ricardo Zlatan Lionel Franck Cristiano Mehmet Topuz'du. Serhat Ulueren birilerini bağlamadı, Ahmet Çakar Demirören'e "paf takımla çıkın" bıdı bıdısı yaptı. Demirören'den "sen de bikini giy o zaman" cevabı o an gelemedi. Rıdvan Dilmen konuk geldi ve gitti. Menajerler, telefon görüşmeleri, teessüfler felan. Yine birilerini yargısız infaz etme ve asma çabaları. Bir tek Aziz Yıldırım bağlanınca herkes sustu. Serhat Ulueren kadrajda olmadığından esas duruşa geçti mi bilemem ama yapmıştır.

Benim tek çıkarımım var bu işten. Mehmet Topuz, araya Rıdvan Dilmen gibi aracıları koyarak Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile konuşmak isteyen, "Fenerbahçe'ye transferimi halledin", "Aziz Başkan isteseydi 10 gün önce imza atardım" diyebilen kendi ifadesi ile "doğuştan Beşiktaş"lıdır.

Şimdi, bu adamı hangi camia kendi forması altında görmek isterse, kendi formasına yakıştırırsa O'nun olsun. Neticede kasasından çıkacak olan 10-12 Milyon Tl. Aynı paraya ise Haldun Üstünel Baros+Kewell (5.5 Milyon Euro + Sıfır Maliyet) getiriyor mesela...

22 Şubat 2009 Pazar

Beşiktaş olmak.


Eskiden böyle değildik, hatta benim hatırladığım, bildiğim hiç bi zaman böyle olmadık. Kimin oynayacağını hep bilirdik; bildik.Sağ bek Cihan Haspolatlı, sol bek Orhan Ak olsa dahi bilirdik fakat şimdi "rotasyon" diye bir kelimeyi Spormax'te L'pool maçı izlerken duymuş bir hocamız var.

Maçın başı gene aynı sıkıntı ile karşı karşıyaydı taraftar. Nedir? "ya bu takımda kim nerede oynuyor?"
Emre Güngör, hayal kırıklığına uğratıyor; ofsayt kavramını idrak edememiş. Sabri Sarıoğlu Sağ Bek? Sağ kanat? Sağ Açık? hangisi birisi bunu da söylerse sevineceğim. Lig TV önce Skibbe' yi sonra da Fatih Terim' i gösteriyor benim sabrım taşıyor; tamam iyi rotasyon yaparsınız da, 21. haftaya geldik hala sistem belli değil mi? Hakan Balta bu ülkenin en iyi sol beklerinden biri değil mi? Bu kadar mı sistemden vazgeçiren bi kadro yapımız var? neyseki sonra Mehmet Topal atıyor bir tane de 30-40 dakika sonraki kıyamet e hazırlıyoruz kendimizi...

Tam bir film gibiydi aslında; şöyle düşününce Christopher Nolan filmleri yanında tırto kalır. Öyle bir Kocaelispor var ki; savunma yapmayı bilmiyor. Aynen sarı- kırmızı formalılar gibi. Ama sonra ne oluyor? Hücum oyuncuları giriyor oyuna daha fazla... Daha da fazla...


Devre arası yorumları geliyor; Bülent Tulun' un ağzından nadir de olsa veciz bir yorum; "Sabri' ye sol elle yemek yediremezsiniz." iyi de Skibbe paşa onu "sol" a alıyor?!?

İkinci yarıda Galatasaray da Arda oyuna giriyor, gene; yine; yeniden takımı kurtaran adam olmaya çalışıyor. Yahu birazda oyunu aklında tutsan be Arda Turan? Bu vesileyle de Güz Gülleri yaşanıyor Sami Yen' de...

Taner Gülleri; bu adamı hatırlamamız lazım, geçen yarı 4 büyüklere de gol attı. Bu yarı ise Galatasaray' a 4 gol birden attı.Takımını değil, ismini aklımızda tutturuyor.Gerçi Kocaeli' nin bir de sağ beki var ki İskoç. Travis, Manics filan dinlerken kendini "körfez" de bulmuş belkide.

Neyseki maç bitimine yakın aklımıza geliyor "Aynı Beşiktaş gibi olduk" Sinan Engin var, Tigana/Ertuğrul Sağlam/Denizli var...Tabii ki bunun akabinde saçma sapan bir takım var ve maçı tamamlıyor. Eve giderken cebimde erimiş çikolatalarım var ve maç öncesi "melenk" neşem kalmamış...

O değilde, Gheorge; Lincoln ne attı ama değil mi? Hatırladın mı 10' un sevincini?

14 Şubat 2009 Cumartesi

14 : Bir Farklı Adam


Galatasaray' a transferi Jun-ichi Inamoto ile aynı gün olan, Anfield' ta son anlarında liman işçilerini/KOP' u gerim gerim gerdiğimiz maçta ilk defa Galatasaray forması giymiş, yani tam 10 gün önce toplasan bin kişiye maç yaparken bir anda kendini Avrupa' nın en ateşli taraftarlarının önünde bulmuş; hocasının oyunda verdiği misyonu; gene "Avrupa' nın en" diye başlayan bir futbolcusunu marke etmek olan bir şahıs, 14 numarayı giyen, Patrick Vieira' yı kendisine model alan (ki bu bile bir zeka göstergesidir) Mehmet Topal' ın Galatasaray forması içerisindeki ilk anlarıydı bunlar.

Peki ya şimdi?...


O, sahaya çıktığında Galatasaray taraftarının yüzünde direkt olarak değilde dolaylı yoldan(mesela maçın başında kaptırılan bir top ile gelişen kontra da çaldığı top ile) bir tür rahatlık oluşuyor. Sahada hiç elini kolunu savurmuyor, haksız yere alehte faul çalınsa dahi ağzını açmıyor. Topu aldığında nereye atacağını o kadar iyi biliyor ki, sanki bir taraflarında radar filan sakladığını düşünürsünüz. 35-40 metreden daha fazla açılmadan, "vursam da taraftar beni sevse" kaygısı yaşamadan, aldığı topu illaki bir şekilde olumlu değerlendiriyor, aldığı toplara bakarsak ta arkasındaki iki stoperin olmaması dolayısıyla yaşanılan pozisyonlar her zaman nedense...



Ve geleyim beni en çok mutlu eden olaya...

Bir Galatasaray taraftarı olarak şu anda takımda bulunan oyuncular arasında en çok kaptanlığı hak ettiğini düşündüğüm 3 oyuncudan 1. sıradaki isimdi Mehmet Topal. Ve Denizlispor maçında Ayhan Akman' ın atılmasıyla kaptanlık pazubandını o kadar "kurt" un arasından kaptı taktı koluna...


Umarım bir kaç sezon daha giyecek o güzel formayı; ve umarım da artık bi gün takımın lideri olarak sahaya çıkacak; Galatasaray "aristokrasisi"nin sahadaki bir yansıması olarak...