13 Mayıs 2010 Perşembe

Mehmet Topal


Çanakkale Dardanelspor başkanı aynı zamanda Fenerbahçe Divan Kurulu ve Kongre Üyesi olan Niyazi Önen, basın mensuplarına şu bilgiyi veriyordu. Mehmet için Galatasaray'dan yoğun talep ve ısrar var. Anlarşırsak seve seve veririm diyordu ve bir de şerh koşuyordu. "Daha önce Aziz Yıldırım da benden Mehmet Topal’ı istemişti. Ancak o andaki şartlarda vermemiştik. Bugün için ise bir şey söyleyemem. Ama bir Fenerbahçeli olarak, üyesi bulunduğum kulüpten şu an yeni bir teklif gelirse ve şartlar da uyarsa, başkana ‘hayır’ diyemem. Ama şimdilik transfer teklifi Galatasaray’dan geldi. İnanıyorum ki Mehmet Topal, Süper Lig’de futbolunu daha da büyütecektir."


Galatasaray’ın en çulsuz ama en bir araya gelmiş kadrosunu mucizevi şekilde şampiyon yapmış olan Gerets’in ön libero isteğine önce Okan sonra Inamoto ile cevap veren Galatasaray’a bonus olarak gelen isimdi Mehmet Topal. Uğur Meleke hakkında; "1 Topal, 1 buçuk Moto edebilir. 1 Topal, 2 veya en fazla 3 Moto da edebilir. Ama hiçbir şartta 1 Topal, 5 Moto etmez. Etmemeli..." diyordu geldiğinde. Tabii ki aslında bahsettiği yabancı sınırlamasının ekonomik etkisiydi ama 1 Topal 25 Inamoto edecekti daha sonra. Hem de hiç ummadığı şartlar sonucunda. Daha Florya’nın çimlerine doğru düzgün basmadan “You’ll never walk alone” seslerinin arka fonunda olduğu Anfield çimlerine Steven Gerrard ile ikili mücadeleye girerken buldu kendisini. O sene bir şey yapamadı doğru düzgün. Ardından Kalli geldi. Gönderilecekler listesinde ismi hep yazıldı. Bir gün Linderoth ve Mehmet Güven’in sakatlanması ile şans O’na güldü. Aslında bu 2 sakatlık Galatasaray’ın şampiyonluğu için değil Milli Takım’ın da Avrupa’da yarı final oynamasına kadar gidecek yolun ilk taşları idi. Formayı aldı. Vermedi. Örümcek oldu adeta. Ayağını uzattığında alamadığı top yoktu. Şampiyon oldu. Yetmedi. Yarı final maçında stopersiz takımın stoperi oldu. Sonra Everton istedi. Gidecekti. Gitmedi. Satılmadı. Sakatlandı. Tedavi edilemedi.


Skibbe ile olmadı, Rijkaard ile olur dedik. Oluyordu da. Efsane bir gol attı Bükreş’te. Sonra eskiye dönüş. Sakatlık. Formsuzluk. Pas atamama. Gün geldi. 12 Mayıs oldu. Resmi site bir haber geçti. Profesyonel futbolcumuz Mehmet Topal’ın İspanya’nın Valencia takımına transferi için taraflar arasında her türlü konuda anlaşma sağlanmıştır. Mehmet Topal’ın Valencia’ya transferi yapılacak olan sağlık kontrolü sonrasında gerçekleşecektir.”


Mehmet gitti. 1’e geldi. 5’e gitti. İnşallah Tugay gibi olursun. Başka da bir şey demek, daha iyisini dilemek gelmiyor aklıma.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Batuhan Karadeniz || Güle Güle




Baştan söyleyeyim, üzüldüm bu olaya. Kızmadım açıkcası, sadece üzüldüm. Belki Batuhan'a kızmışımdır.

Batuhan Karadeniz, son yıllarda Beşiktaş Alt Yapısı denilince akla gelen 2-3 isimden birisi.(diğer isimlerin de S. Özkan ve İ. Kaş olması çok acı. Neyse ki bir de Necip geliyor) Şu zamana kadar Beşiktaş'a bir şey kazandırmış değil. "Doğal tabii, 19 yaşında bir genç neler kazandırabilir ki?" diyebilirsiniz. Ancak Batuhan isteseydi kazandırabilirdi. Yaşıtlarından çok çok üstün bir yapısı vardı. Alt liglerde, genç Millî Takımlarda önüne geleni ezen; golleri sıralayan bir isimdi. Eski Açık'dan bakıp, Yeni Açık tribünün önünde ısınırken bile izlerdik onu. Bana göre dünyanın en iyi stoperlerinden Pique'yi hava toplarında ezerken gördük neredeyse...

Hep bir umut, hep bir hevesdi. "Olacak" dedik, "kafasını toplayacak" dedik bol bol. Her yaz kampa girecek, önümüzdeki sezon fırtına gibi olacakdı. Olmadı... Son olarak Mustafa Denizli özel olarak ilgilendi. Gitti şahsen doktorlardan randevu aldı; Batuhan gitmedi. Devre arasında ulaşılamayan çocuk oldu. Altyapı değerlerini Süper Lig'de görmek isteyenlerin "Aranıyor!"u gerçek hayatta da "Aranıyor!" oldu hatta. Ulvi abisi, A Takımdaki abileri, Babası, Yemen Abi... Herkes peşinden koşturdu.

Son olarak A2'de izledik Batuhan'ı. Fizik olarak toparlanmıştı belki; ancak yine de sıfırdı. En iyi yaptığı iş Kapalı'nın önüne gelip 3'lü çektirmek oldu. Ali'ler, Furkan'lar, Erkan'lar... Onlar görülmedi, Batuhan görüldü. Ama Batuhan gol olduğunda bile sevinmedi arkadaşlarıyla. O maçta genç arkadaşlar "Batu! Batu!" diye tutuşurken, yaşça büyük abilerimiz "soytalığı bıraksın top oynasın" dedi. Ben bir şey diyemedim açıkcası. Yine kızamadım Batu'ya.

2 Milyon Euro'ya gitti Batuhan. Beşiktaş'a hiçbir şey kazandırmadı, birazcık para kazandırdı şimdilik.

Suçlu kim derseniz eğer; en az %51 Batuhan derim.

Madem oynayacak gitsin orada oynasın. Belki ülkeye kazancı olur. Beşiktaş açısından faydası ise arkadan gelen yeni gençler. Şimdi alkışlayacağımız bir Batuhan yok. Ali'leri, Erkan'ları, Atınç'ları alkışlarız. Gurur duyarım. Yaşıtlarım, küçüklerim kim varsa altyapılarda; hepsinin önünde ibretlik bir öykü var.

Ne oldum demeyecekler, Beşiktaş'a ne verdim diyecekler. Sonra afraları tafralarıyla birlikte başımızın üstündeler belki de.

Not: Biraz önce Es-Es Asbaşkanı satış hakkında açıklama yaptı. Batu Galatasaray ya da Fenerbahçe'ye transfer olursa Beşiktaş 5 Milyon pay alacak. Başka takımlara giderse %25 pay alacak. Bu maddeler 7 sene için geçerli. Ayrıca 3.5 sene sonra Batuhan Es-Es ile anlaşmak istemez ise Beşiktaş'a transfer hakkı doğacal.

Yok Başlık Felan !!



Biz de Leo Franco'ya gol atarsak böyle olur muyuz ? :(

11 Mayıs 2010 Salı

81 İlde Güvensizlik Kurulu





Geçen İnönü'deki maçtan önce yolladığımız yazıyı yineyelim. Bursa, Beşiktaş isimleri değiştirin aynı geyik.

İl Güvensizlik Kurulu

Saygılar

Yılmaz Vural





Eğer Fenerbahçe, Galatasaray veya Beşiktaş takımlarından birinin teknik direktörü olsam, rakibim orta sahayı geçerse şerefsizim. Gelemezler. 50 bin kişiye ayakta maç seyrettiririm, bu kadar iddialı söylüyorum.

Allah'ını seven şu adamı 3 takımdan birinin başına ya da Millî Takım'a bir süreliğine getirsin. Sevdiğim bir adamdır aslında ama artık yeter. Ne bileyim, 23 Nisanlarda falan oturtsunlar Yılmaz Hoca'yı oraya. Geçici Teknik Direktör yapsınlar... Gittikçe antipatik olmaya başlıyor.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Patrice Evra




"Şampiyon olamadığımız için takımım için olan görevimi yerime getiremediğimi hissediyorum. Manchester United'da bulunduğum yıllarda hep şampiyonluklar yaşadım. Kendimi garip hissediyorum. İkincilik de iyi ancak bu benim doğama aykırı"
Patrice Evra

BJK TV





Bir dönem Doğan'a emanet edilmişti kanal. Açıldı, kapandı falan derken kökten kapattılar. Aslında o dönem için iyi oldu. Bir işi eline yüzüne bulaştıracağına kapat gitsin daha iyi. Olan Erdem Ulus başta olmak üzere kanalı ayakta tutmaya çalışan birkaç kişiye oldu malesef.

Yukarıdaki resim geçen Manisa maçındaki basın toplantısından. Eee kanal yok ama mikrofonu var, o nasıl iş?