23 Şubat 2009 Pazartesi

24-25/02/2009 Şampiyonlar Ligi Haftası

Bu haftanın birinci tur maçları yarın akşam başlıyor ve iki gün boyunca muhteşem maçlar bizleri bekliyor. Umarız harika bir Şampiyonlar ligi haftası geçiririz. İki günün programı şöyle:

-tam boyut için resmin üzerine tıklayınız-




Star Tv bir gecede biri naklen biri banttan iki maç keyfi sunmaya devam ediyor.

Salı: 21.45: Inter-Man U. (Canlı), 23.50:Arsenal-Roma (Tekrar), 01.30 Şampiyonlar ligi maçları özetleri

Çarşamba: 21.45 Real Madrid-Liverpool(Canlı), 23.50:Chelsea-Juventus(Tekrar), 01.30: Şampiyonlar ligi maçları özetleri

Demirörenleştiremediklerimizden misiniz?



Türk futbolu son yıllarda hatalarla yönetiliyor adeta. Hata yapan, diğerinin yolunu açıyor. Tabii bu doğal bir şey; ancak çoğu zaman kişiler/kulüpler sadece başkalarının hatalarıyla "görünürde" başarılar yakalasa da aslında hatalar diz boyu. Sosyolojik tespit yapma gereği duymuyorum ki zaten hepimiz milletcene "dün"leri çok çabuk unutuyoruz; işimize geldiğinde.

Yıldırım Demirören... Son 20 yılda Türk Futbolunun başına gelen en ilginç isimlerden biri. Yönetciliğine tabii ki diyecek bir şeyimiz yok. Aynı şeyleri binlerce kez farklı kişilerden duymaya herkes sıkılmıştır zaten. İşin ilginç yanı, diğer kulüp yöneticilerimiz bu adamdan hiç mi ders çıkarmaz?...

Aziz Yıldırım: Yıldırım Demirören'in daha bir "ağır abi" olanı, daha bir paralı olanı. Transfer alanında en çok eleştirilen adam olan Yıldırım Demirören'den ne farkı var Aziz Yıldırım'ın?
Josico, Maldonado, Gûiza, Aragones... Hepsi Yıldırım Demirören'in balonlarından çok daha balon, çok daha pahalı adamlar. Sonuç mu? "Bidon dolusu Fenerbahçe"...
Hepimizin elinde malzeme var rahatız. Yıldırım Demirören Başkanlık yaptığı sürece çok daha malzeme verir kendisini eleştirmeyi seven bizlere. Ancak Aziz Yıldırım'ın malzemeleri de az değil hani.

Adnan Polat: Adnan Polat'ın çok sevilmesindeki birkaç etken
  • Özhan Canaydın'dan sonra başkanlığa gelmesi
  • 20.45 Muhabbetinin tutması
  • Galatasaray çıkışlı olmaması (tabandaki taraftar kitlesi, tabunun yıkılmasından memnun)
  • Ağır Abi hareketleri
Peki hatırlayalım bir. Beşiktaş'ın hakları yeniliyor, sürekli hakem hataları falan... Ortalık kızışcak, ancak basın Demirören'e karşı bir tavır alıyor. Barkovizyonda oynatılan hatalarla falan dalga geçiyor basın adeta. Aynı dönemlerde Galatasaray hakemleri destekliyor, "arkanızdayız" diyor yönetim. Pekala Kayseri ve Sivas maçları sonra olanlar. Dünyanın en komik itirazları... Adnan Sezgin bir gösteri yapıyor, video'lar falan. Cidden Adnan Polat beğendiğim bir yöneticiydi; bu sene adeta sildi kendisini. Çok başarısız bir yönetim gerçekleştirdi. Skibbe'nin otoritesini kendi elleriyle yıktı. Teknik Direktör yurt dışındayken yardımcıları takımdan gönderildi, sezonun ortasında "kafasının üstüne" bir "kalli" yerleştirildi. Futbolcuları da aynı şekilde yarıştan kopartan adam da Adnan Polat oldu. Galatasaray futbolcusu artık gamsız! Kaybetmek artık koymuyor belli ki. Maç biter bitmez yönetici hakemlere saldırmaya başlıyor, taraftar da öyle. Galatasaray futbolcusu neden üzülsün ki? Suçlu belli! Aklıma ister istemez Yıldırım Demirören'in
hâl ve hareketleri geliyor, hataları geliyor. Adnan Polat'ın önünde böyle bir örenke varken nasıl aynı hataları kendi de yapıyor anlamış değilim.

Aziz Yıldırım ve Adnan Polat. İlginç bir şekilde Türkiye'nin en başarısız kulüp başkanının izinden gidiyorlar. Anlayabilmiş değilim!

İddiam devam ediyor: Let's kick out of football!

Taner Gülleri


Hakkında birşeyler yazmamak ayıp olur. Galatasaray'a 4 gol attı bir maçta. 4 gol. Galatasaray'a, Fenerbahçe'ye, Beşiktaş'a gol atan adamın torununa anlatacağı bir hikayesi olurken Taner'in destanı oldu. Galatasaray'a 2 maçta 5, Fener'e, Beşiktaş'a, Trabzon'a da attı. hep kaybetmişlerdi. bu kez kazanana kadar attı. soyunma odasından da attı. otobüse binerken top görse oradan da atardı. 2.lig maçlarını takip edenlerin aslında yakından tanıdığı bir futbolcuydu. tanıyorlardı. sonunda kaderi 33 yaşında ona güldü. pek de düzenli bir futbol hayatı olmadı. sürekli gitti gitti geldi. ama bugün ve bu hafta en fazla bahsedilecek adam olacak. Belki takımı küme düşecek, belki bugünden sonra kurtaracaklar kendilerini ama onun önderliğinde futbolcuların akıllarında ve kariyerlerinde bir zafer yer alacak.

Büyük Kaptan- Büyük Hoca?


Burak bir alttaki posta güzel anlatmış olayları. Bense en sevdiğim adamın klübün başına hoca olarak gelmesinden sadece mutluluk duyan bir taraftarım, umarım Cesur Yürek bu takıma çok şey katar...

Skibbe - Büyük Kaptan


Herkes perşembenin gelişini bekliyordu şimdiden. Skibbe en geç Bordeaux maçından sonra gidecekti. Kendi adıma Bordeaux'u eleyip o akşam istifa etsin istiyordum. Teknik direktör kariyeri kötü olabilir ama Ertuğrul Sağlam gibi olsun istedim. Ona benzetiyordum. Onun gibi kazansın ve gitsin. O kadar bile beklemedi yönetim. İki türlü risk alacaktı. ya hocanın son maçı olarak uefa, ya da yeni hocanın ilk maçı olarak uefa. 2.sini tercih etti. Skibbe'yi Galatasaray 5 yediğinde tanımıştık, 5 yediğinde elveda dedik. Son açıklamalarında da takım savunmasından şikayet etti. Savunma sıkıntısından bahsetti giderken bile. İyi teknik direktör değildi ve gitti. yerine gelen ise Bülent Korkmaz. teknik direktörlük kariyeri Skibbe'den iyi değil. neden getirildi. basit. taraftarın vuaaaaööaa büyük kaptan seslerinin yönetim seslerini çıkartmayacak kadar yükselmesi. bir hedef şaşırtma. taktik olarak, teknik olarak ne katar zaman gösterir. Motivasyon anlamında ise başarılı olacaktır. malum türk takımları gazla ilerler. taktik, teknik bir yere getirir gerisini gaz, efor, ruh kazanır. zaman gösterecek ne olacağını. sonuçta yedek kulübesinde artık Büyük Kaptan teknik direktör. Meira'ya birşeyler katsa şu yaşında yeterlidir. Neticede Galatasaray'a hayırlı olsun. Perşembe günü tribünlerin ilk haykıracağı onun ismi olacak. Büyük Kaptan diye bağıracaklar. onun işi ise daha zor. İlk maçı Bordeaux. Zaman gösterecek.


22 Şubat 2009 Pazar

Rotasyon ve Rafael Benitez


Dünya futbolu 2050 yılında geriye döndüğünde nerede hata yaptık derse bu adamın ismi ilk sıralarda olacaktır. birincisi ise Otto Rehhagel'in olacağı muhtemel sıralamada. bir hastalık bunun ki. takımının bir senede yaklaşık 55-60 maç yapmasını kaldıracak bir çalışma için bunu yaptığını düşününce gayette iyi bir düşüncedir denebilir. ama bu bir saplantı oldu artık. 2 maç üstüste aynı kadroyla takım çıkarmamaktan takımdaki oyuncular bile yanındaki oyuncuyu 3-4 maç sonra görebilmekte. portsmouth ile kader maçına çıktı deplasmanda. puan kaybı bile manchester'ın farkı açma nedeni idi. maça N'gog ile başladı. Fernando Torres ve Kuyt'suz. 75'ten sonra bu ikili girdi oyuna. maç 2-1 portsmouth liderliğinde idi. 3-2'ye getirdi bu ikili. ama o rotasyonunu savunuyordu. sürekli olarak bir adamı üst üste 3 maç oynatmama onun için adeta bir yaşam tarzı. sonuç mu ne? ligde büyük avantaj sağladıkları dönemin kayboluşu ve yine ön eleme oynayarak gidilecek bir şampiyonlar ligi. kazanan ve en üstte bir Sir. kupada da bir real madrid maçı. Hiç Inter maçı izlemiş midir acaba Benitez? Cambiasso, Muntari, 35'lik Zanetti, Ibrahimovic ya da Xavi, Toure, Keita, Dani Alves kaç kez yedek kalmışlardır. dünya futbolu sadece 1 kez başarıya ulaşmış bu sistem yüzünden, deneyen veya denemeyen hocalar yüzünden ne kadar eleştirilip kaç sene kaybedecektir. Acaba kendisi de bir gün rotasyon'a kurban gider mi? İngiltere olduğundan rahat tabii yeri.

Beşiktaş olmak.


Eskiden böyle değildik, hatta benim hatırladığım, bildiğim hiç bi zaman böyle olmadık. Kimin oynayacağını hep bilirdik; bildik.Sağ bek Cihan Haspolatlı, sol bek Orhan Ak olsa dahi bilirdik fakat şimdi "rotasyon" diye bir kelimeyi Spormax'te L'pool maçı izlerken duymuş bir hocamız var.

Maçın başı gene aynı sıkıntı ile karşı karşıyaydı taraftar. Nedir? "ya bu takımda kim nerede oynuyor?"
Emre Güngör, hayal kırıklığına uğratıyor; ofsayt kavramını idrak edememiş. Sabri Sarıoğlu Sağ Bek? Sağ kanat? Sağ Açık? hangisi birisi bunu da söylerse sevineceğim. Lig TV önce Skibbe' yi sonra da Fatih Terim' i gösteriyor benim sabrım taşıyor; tamam iyi rotasyon yaparsınız da, 21. haftaya geldik hala sistem belli değil mi? Hakan Balta bu ülkenin en iyi sol beklerinden biri değil mi? Bu kadar mı sistemden vazgeçiren bi kadro yapımız var? neyseki sonra Mehmet Topal atıyor bir tane de 30-40 dakika sonraki kıyamet e hazırlıyoruz kendimizi...

Tam bir film gibiydi aslında; şöyle düşününce Christopher Nolan filmleri yanında tırto kalır. Öyle bir Kocaelispor var ki; savunma yapmayı bilmiyor. Aynen sarı- kırmızı formalılar gibi. Ama sonra ne oluyor? Hücum oyuncuları giriyor oyuna daha fazla... Daha da fazla...


Devre arası yorumları geliyor; Bülent Tulun' un ağzından nadir de olsa veciz bir yorum; "Sabri' ye sol elle yemek yediremezsiniz." iyi de Skibbe paşa onu "sol" a alıyor?!?

İkinci yarıda Galatasaray da Arda oyuna giriyor, gene; yine; yeniden takımı kurtaran adam olmaya çalışıyor. Yahu birazda oyunu aklında tutsan be Arda Turan? Bu vesileyle de Güz Gülleri yaşanıyor Sami Yen' de...

Taner Gülleri; bu adamı hatırlamamız lazım, geçen yarı 4 büyüklere de gol attı. Bu yarı ise Galatasaray' a 4 gol birden attı.Takımını değil, ismini aklımızda tutturuyor.Gerçi Kocaeli' nin bir de sağ beki var ki İskoç. Travis, Manics filan dinlerken kendini "körfez" de bulmuş belkide.

Neyseki maç bitimine yakın aklımıza geliyor "Aynı Beşiktaş gibi olduk" Sinan Engin var, Tigana/Ertuğrul Sağlam/Denizli var...Tabii ki bunun akabinde saçma sapan bir takım var ve maçı tamamlıyor. Eve giderken cebimde erimiş çikolatalarım var ve maç öncesi "melenk" neşem kalmamış...

O değilde, Gheorge; Lincoln ne attı ama değil mi? Hatırladın mı 10' un sevincini?