16 Şubat 2009 Pazartesi

José Mário dos Santos Félix Mourinho

Günümüz -pek çok kişi kabul etmese de- futbol dehası. "Ukalalık" sıfatının insan vücuduyla birleşmesi deniliyor kendisi için; ki yakışıyor. Başarıları falan zaten ortada adamın.

"Porto'daki 2 lig şampiyonluğu ve UEFA kupası; daha önemlisi 17 yıl sonra kazanılan Şampiyonlar Ligi kupası. Chelsea ile iki yıl üst üste FA Premier League kupası, bir FA Cup, bir adet de Football League Cup (Carling Cup). Inter'e gelişiyle birlikte kaldırdığı Supercoppa Italiana, resmi olarak ilan edilmese de benim şimdiden kesin gözüyle baktığım Serie A Şampiyonluğu"

Son olarak Inter'de görevini layıkıyla yerine getirmekte. PES, Winning Eleven gibi oyunların her zaman favori takımıdır Inter; kullanabilen harikalar yaratır bu takımla. Ancak gerçek hayatta o futbolu istikrarlı bir şekilde oynamıyordur Inter. Kupaları almasına lafım yok ancak futbol olarak ne oynadığı belli olmayan, elindeki sağlam yeteneklerle bir yerlere gidebilen bir takım görüntüsündeydi. Mourinho'nun gelişiyle bu bireysel yetenekler "takım" hâline gelebildi ki son derece önemli bir nokta. Adriano yeniden dünya futboluna kazanılma aşamasında hızla ilerliyor sanırsam. (PES'deki Adriano'yu sahalarda görüyoruz hafiften)

Kendisine hayran olmak için onlarca sebep var aslında, yazarak bitmez. Kısaca "Special one" olması diyorum ben. Bir de bazı sözleri var ki hasta oluyor insan bir kez daha. Aslında ukala insanlardan hoşlanmam ama gerçekler yahu!

"We have top players and sorry if i'm arrogant, we have the top manager."
(2004 Haziran, Chelsea'ye geldiğinde)

Ayrıca fena hakem söver. 2005'de Barcelona'ya yenildikleri maçtan sonraki basın toplantısında:

"Rijkaard'ı (Barcelona Teknik Direktörü) hakem soyunma odasına girerken görünce çok şaşırdım, ancak Drogba oyundan atılınca pek şaşırdığımı söyleyemem."

Gerçi bu ve benzeri söylemleri sebebiyle dünya ve özellikle "Ada" medyasında "futbol düşmanı" gibi sıfatlarla yaftalandı; ama gerçekler ortada yine de.

Daha fazla uzatmayacağım. Sunday Telegraph gazetesi köşe yazarı Partick Barclay'in José üzerine yazdığı "José Mourinho / Başarının Anatomisi" isimli kitabı tavsiye ederim meraklıları ve hastaları için. Ada günlerine kadar ve Ada'daki şampiyonluğa kadar olan dönemi gayet güzel anlatıyor.


Yazıyı şöyle bitirmek istiyorum:

"Mourinho her zaman kazanır"

Milan, Galaxy ile Anlaşmış/mış/mış





Goal.com'da yer alan habere göre oluyormuş/muş/muş böyle bir şey. Onlar Sky Sport24'e atıyorlar pası, "haberi onlar çıkarı diyerek". LA Galaxy için akıllıca, Milan için olağan bir hamle olur doğrusu. Sonuçta LA Galaxy Beckham'ı şimdi satamazsa başka hiçbir zaman satamaz.
(Aynı Bursaspor'un Yusuf Şimşek'i elden çıkartışı gibi) Gerçi LA Galaxy Maddi açıdan Bursaspor'la ne kadar kıyaslanır bilemiyorum.

Fortis Turkiye Kupası / Kura çekilişi





18 Şubat'da çekiliş yapılacak.

Ankaraspor-Fenerbahçe, Beşiktaş-Sivasspor eşleşmeleri güzel olur kanımca.

Mourinho Her Zaman Kazanır



Son derbi: "Inter 2-1 Milan"

Adriano elle gol atmış, Milan son anlarda çok saldırmış, hakem Milan'ın aleyhine çalışmış... Bunlara gerek yok.
Normal şartlarda şimdiden şampiyonlar ilan edilmez ama hepimiz biliyoruz ki:
"Mourinho her zaman kazanır
"


2008-09 Serie A Şampiyonu Mourinho'nun Inter'ine alkışlar.





15 Şubat 2009 Pazar

Beşiktaş Mali Kongresi 2009





Fulya Süleyman Seba Kopleksi'nin görkemli(!) açılışı sonrası yapılan kongre biraz daha merak konusu oldu. Özellikle son zamanlarda muhalif sesler yükselmeye başlamıştı ki Sayın Yıldırım Demirören bir göz boyama seramonisini kongre öncesine sıkıştırdı. Neyse kogreye gelelim:

Bir pazar günü, akşamına önemli bir maç var. Yönetim kongreyi halletmek istiyor ki otobüsler falan kalktı İstanbul'un farklı semtlerinden. Kongre başladı, aynı zamanda BJK TV'de kongre canlı yayınlanıyordu. Konuşmalar yapıldı, sportif ve mali yapıdan bahsedildi yaklaşık 2 saat boyunca. Ancak bir anda "yayına kısa bir ara verilmiştir" çerçevesinde bir yazı, ardından yayın yok!? Muhalefeti mi yayından kestiler anlayamadık ama sonuçta yönetim ibra edilmiş oldu.

Mali sonuçlar:

Bütçe: 124 Milyon TL (34 Milyon TL Dernek + 90 Milyon TL Futbol Aş)
Borç: 126 Milyon TL (50 Milyon TL'si Yıldırım Demirören'e borç)

135 kişi ibra etmemeyi tercih etmiş; geçmiş yıllarda 15-20 olurdu bu sayı. Sanırsam kulüp muhalefetle tanışmaya başlıyor hafiften diye sevinsem mi yoksa bu kadar üye neyi ibra ediyor diye üzülsem mi bilemedim. Celalettin Kolot güzel şeyler söyledi bu arada, Fikret Orman da doğru şeyler koymuş ortaya. Gerçi bunları Beşiktaşlılar da biliyor, seçimlerde de göreceğiz inşallah bu yürekli abileri.

Sprite Slam Dunk Contest 2009




Jürinin katlettiği smaç yarışması olarak tarihe geçmiştir. Jüri denen güruh yarışmayı ilk turda Rudy Fernandez'i eleyerek katletmiştir. Sempatik (Superman) Dwight Howard ile tribünlere oynayan bir başka isim (Kryptonate) Nate Robinson arasında bir final yaşanmıştır.

Yarışmanın kötü yanları şu:

-İlk turun en dandik smaçları Dwight Howard'dan geldi; Adam 100 tam puanla finale çıktı.
-İlk turun en sağlam smacı Rudy Fernandez'den geldi; Adam en düşük puanı aldı.
-Finalin en sağlam smacı -ki Rudy'e yapılan haksızlığı örtecek kadar iyi sayılabilirdi- Dwight Howard'dan geldi; diğer finalist Nate Robinson Şampiyon oldu.

Gecenin sonunda Rudy Fernandez "gönüllerin şampiyonu" ilan edildi.

Son olarak busker kardeşimle eş zamanlı olarak izlediğim yarışma tam bir hayal kırıklığı oldu. Kapono da Üçlük atış yarışmasında hayalkırıklığı yaşatmıştı zaten. Sabah saat 6'ya kadar boşuna uykusuz kaldığıma inanıyorum. Ahh canım ah, nerede esk All-Star Weekend'ler? Josh Smith, Fred Jones falan daha heyecanlıydı eskiden. Hele bir Jason Rchardson vardı ki adam tarih yazmıştı bacak aralarıyla.

Buradan izleyebilrsiniz: NBA All-Star Slam Dunk Final


Beşiktaş - Trabzonspor / TSL 20. Hafta





Ligin üst sıralarını aşırı derecede etkileyecek maç.

Bir yanda büyük maçları kazanma konusunda sıkıntılar çeken Trabzonspor, diğer yanda da aynı sıkıntıları yıllardır çeken Beşiktaş. Büyük maçlar 3 ihtimallidir her zaman ve "favori" göstermek yanıltabilir. Goal.com'daki ankette beşiktaş bir adım önde gösteriliyor an itibariyle ama belli olmaz. Beşiktaş'ın sezon başından beri "büyük maç" performansını incelediğimizde genellikle maça hırsla asılan ama 10 kişi kaldığından mı bilinmez kaybeden takım görüyoruz. Trabzonspor ise en formda döneminde oynadığı Galatasaray maçında sahadan ağzının payını alarak aldı, Fenerbahçe'yi ise Kadıköy'de elinden kaçırmıştı. İki takım da maçı mutlak suretle kazanmaya çıkacağından zevkli bir maç olacaktır diye düşünüyorum. Ersun Yanal her zamanki sistemiyle süpriz olmayacak bir kadroyla çıkacaktır ancak son transfer Alanzinho merak konusu maçta. İşte tüm maçın kilit adamı: Mustafa Denizli. 3'lü defans, ofansif tandem, açık gibi bek gibi kavramları bu maçta nasıl kullanacak merak konusu. Büyük ihtimalle de Mustafa Denizli'nin hamleleri kilit rol oynayacak.

Sonuçta iki takımın da kazanması gereken bir maç. Beşiktaş kazanırsa eğer Trabzonla arasındaki puan farkını 3'e indirecek ve Galatasaray, Fenerbahçe gibi önemli rakiplerinin üstüne tırmanacak. Bu durumda Trabzonspor'un kaybı pek yok. Ancak Trabzonspor kazandığı takdirde taraftarlarına ve spor kamuoyuna bayağı bir gövde gösterisi yapacaktır.

"İyi olan kazansın" diyemiyeceğim çünkü o geyiğin yıllar öncesinde kaldığına inanıyorum. Futbol artık daha düz ve basit olma yolunda ilerliyor. Zaten zor olan "basit futbol" oynamak değil mi?