Real Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Real Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2011 Pazar

Real Madrid 7 - 1 Osasuna


Osasuna'lılar artık sahaya istedikleri kadar top atabilirler !

16 Temmuz 2010 Cuma

Mou Başkan'ın İlk Real Madrid Günü



18 kişi ile antreman yapmış Real. 2'si kaleci olmak üzere 10 tanesi as takımdan. Geri kalan 8 ise genç, paf ne derseniz işte o takımdan. Mou antremanlarını 23 kişi ile yapar normalde. Ama 2010 Dünya Kupası'nın en çok vurduğu 2 takım kendisi ve Barça olunca yapacağı bir şey yok.

10 Nisan 2010 Cumartesi

Real Madrid - Barcelona

Özel tanımları bir kenara bırakırsak ve kafadan maça dalacak olursak Real Madrid'in elinde Barça'yı yenebilecek 1.5 silah var diyerek başlayalım. Ronaldo ve Van der Vaart. Barça'yı yenmek için zaten elinizde 3 ya da 4 iyi adam olması yetmiyor. Barça'nın kötü 1 veya 2 adamı olması gerekiyor. Barça'nın elinde de bu potansiyelli 2 adam var. 1.si "babadan torpilli" Busquets, diğeri de "Allah'a emanet" Valdes.

Real Madrid'in Pellegrini ile alışılmış "Galacticos" tarzı yerine savunma tarzını yansıtması ile "evinde" Barça'yı yenmesi pek mümkün değil. Çünkü 4 savunma önünde 3 tane defansif orta sahanın, Xavi-İniesta ikilisine karşı bir teknik dezavantajı var. Xabi Alonso'nun Liverpool günlerinden bir gün yaşatması halinde bu orta saha rakibine yaklaşabilir lakin, Lass-Xabi-Granero'dan kurulacak orta sahanın rakibe karşı tek üstünlüğü savunma olacaktır. Zaten bu nedenle Ronaldo her topu kendi orta sahasından alıp paytak paytak yardırarak gitmesi bir standart oldu. Ronaldo bunu Alex Ferguson sisteminde kaleye en az 25m kala yapmaya başlıyordu ki, bu da tehlike yaratıyordu. Bu sistemde Real Madrid adına hücumda kilit Rafael Van der Vaart. Pellegrini, Guti ile başlarsa da Guti. Çünkü rakibin en mükemmel yaptığı iş olan dikine ve boş adama pası yapabilecek 2 ayak bu adamlarda. Sezon başı satılan Sneijder olsa tam onun maçı diyebilirdik. Satılan 2.adam Robben ise Münih topraklarında 3 kulvarda gidiyor. Sneijder'de Inter'de 3 kulvarda. Yerlerine diyebileceğimiz Ronaldo ile Kaka ise tek kulvarda Real'de. Plansızlık böyle bir şey.

Gelelim Barça'ya. Guardiola, takımının günümüz futbolundan 3-4 sene ileride olduğunu farketmiş olacak ki, Valdes ile Busquets ile Pedro ile Bojan ile takımını dengeliyor. Ben öyle olmasını diliyorum çünkü, Busquets'in böylesine kritik bir mevkiide Barış Özbek'in 15cm uzunundan başka bir imaj sergilemediğini, Toure ya da Keita'nın yarısı etmediğini söylemeliyim. Barça'nın en önemli 2'lileri sahada olacak Barnebau'da. Puyol - Pique ve Xavi - İniesta. Albiol - Ramos'tan daha sağlam duracakları kesin. Barça'nın en sıkıntılı kısmı diyebileceğimiz sol ön bölümünde Pep, orta sahaya Toure - Keita'dan birisi ile Busquets'i koyup, Iniesta'yı çekebilir. Henry'i santrafor, Messi'yi de klasik Messi olarak görebiliriz. Pedro ve Bojan ikilisinin El Clasico performansları hakkında bir yorum yapamıyorum çünkü bu ikiliden özellikle Bojan'ı deplasmanlarda adından söz ettirecek derecede hatırlamıyorum. Pedro yine bir nebze. Ama karşısına Arbeloa ve sık sık Ramos geleceğinden ezilebilir. Arsenal karşısında bu 3'lü değil de Messi vardı sadece sahada. Tabii bir de Messi var. Karşısında Marcelo olacak. Tabii kağıt üzerinde. Arsenal maçında normal yeri olan sağ önden hiç girmedi ceza sahasına. Bütün gollerde göbekten delerek, ortadan dikine dikine girerek attı. Bu da Marcelo'yu üstüne çeken Messi yüzünden Madrid sol kanadından Daniel Alves'in bindirmelerini göreceğiz demektir ki tehlike yaratabilir. Yaratacaktır da. Tek sıkıntı ve büyük sıkıntı, sakatlığı yeni geçen Iniesta ve Xavi'li orta sahanın üstüne Real'in savunmasının Barça presi yapması. Burda da ön alan presi Barça'yı oldukça zorlayacaktır. Savunmadan daha çok hücumu güçlü bekler yüzünden de bir çok duran toptan tehlike yiyebilir Barça.

Şimdi bir de bu maçın kağıt üstünde, fikirlerde olmayan bir olayı var. Ronaldo - Messi. 11 ay oldu karşılaşalı bu ikili bir finalde. Messi ezdi geçti. Camp Nou'da Ronaldo yarım bıraktı, Messi değil Zlatan çıktı o gün. Bu kez Ronaldo belki de Madrid kariyerinin en önemli maçına çıkıyor. Arkasındaki orta sahanın yardımları iyi olursa Madrid'i o taşır. Barça klasik oyununu biraz daha iyileştirirse maç Messi'nin olur. Hatta golünü atar, formasının altında atletine yazdığı mesajı gösterir. Atmosfer ise Real'in evinde daha sakin gibi. Nou Camp'ta olan o boğucu atmosfer yerine oturarak maç izleyen golden gole sevinen adamlar var. Bu da Barça'yı etkileme adına bir dezavantaj. Duran toptan bir savunmacı da gol atar diyeyim. Bitireyim.

9 Nisan 2010 Cuma

El Classico'ya Doğru Rakamlar / Real Madrid





Dev maça az kaldı. Ben ortaya rakamları atıp kaçıyorum. Maç hakkında önceden söylenecek pek bir şey yok. Bu maçlar kendi içinde apayrı senaryolara açıktır her zaman. Geçen sezon olsa belki ama bu sezon iki takımın da görüntüsü ortada. Biz rakamları verelim. Hem bahis oynayacaklara da malzeme çıkar. Hem de bakıp imreneceğimiz manzara gözler önüne serilir.

Lider Real Madrid'in en çarpıcı rakamı 15. Evinde kazandıkları maç sayısı; yani hepsi. Barcelona için motivasyon, Real için güven sebebi. Real Madrid 12 maçtır kazanıyor. Bu maçların biri hariç(Sevilla maçı) en az 2 fark aldı Madrid takımı. Real'in evinde attığı gol sayısı 50. Maç başına 3.33 gibi muazzam bir ortalama. Real Madrid'in beraberlikle bitirdiği maç sayısı 2. İki maç da golsüz eşitlikle sona erdi. Ronaldo ve Higuain ikilisi 43 gole imza attı. Toplamda 83 golü var Madrid'in. İkilinin golleri takımın toplam gollerinin yarısından fazla! Real Madrid maçların %73'ünde ilk golü atan taraf oldu. Real Madrid toplam gollerin 18'ini 75-90 dakikaları arasında attı. Toplamda en çok gol buldukları dönem bu. 45-60 dakikaları arasında ise 9 gol yediler. İkinci yarılara pek iyi başlayamıyor Real Madrid. Toplam gollerin 6'sını penaltıdan buldular. Gollerin %41'ini ilk yarıda attı Real. Yediği gollerin % 69'u ikinci yarılarda. Bazı maçlarda Real'e gol atan takımların uyuyan devi nasıl uyandırdıklarına şahit olduk. 50. ve 51. dakikalar Real için kritik. Ortalama gol atma ve yeme dakikaları bunlar.

Neyse, sayılardan bu kadar şimdilik. Bahisciler için kılavuz olabilir. Tabii bunlar hiçbir şeyi kanıtlamaz. Sadece sayılar. İstatistikler ikinci yarı daha gollü bir maç izleriz diyor ama erken bir gol olsa her şey değişebilir. "Kurallar" dahilinde 0-0 bile bitebilir maç. (Buna ben inanmadım ama neyse)


Sırada Barcelona İstatistikleri var.

10 Mart 2010 Çarşamba

Sana Gitme Demeyeceğim Ama Lütfen Git Manuel


Santiago Barnebau'da Barça kupayı kaldırırsa tarih bu seneyi yazar. Başka bir şey de yazmaz. 300 Milyon Euro'yu Pellegrini'ye verirseniz, o da size Granero'lu, Lassana Diarra'lı orta saha kurar. Üstüne 1-1 iken oyundan Kaka Leite'yi alır. Ardından da Arbeloa'yı çıkartıp 2.Diarra'yı oyuna alır.

Lyon'a helal vallahi. Puel'e ayrı bir helal. 2.yarıya 2 değişiklikle girip oyunda dengeyi kendi lehine çevirmek ve göstere göstere golü atmak, üstüne 2 tane bomboş pozisyonu harcamak büyük iş.

Barnebau'nun Barça renklerine boyanması hayali... Real'lilerin artık tuttukları takım sayısı 7 oldu. Barça'nın müstakbel 7 rakibinin hepsi Real'lilerin de takımı.

Ah Pellegrini seni Hıncal'ın eline verecekler... Ah..

Sen de Hep Yeni"LYON"



Son yılların en güzel, en seyir zevkli çekişmelerindendir Lyon - Madrid. Bu son yıllardaki 6.maçları. İlk 4 maç hep grup maçları idi. 5.maç bir eleme oldu. Gerek Luxemburgo, gerekse Capello Lyon'u hiç yenemedi. Nedeni ise tabii ki efsanevi Lyon kadrosu ve Juninho Pernambucano.

Şimdi ise Puel yönetiminde klasik Lyon şanssızlığı, ki bu şanssızlık hep turlarda şanssız şekilde elenmektir, ile Real Madrid serisi, ki bu da Real'e yenilmemektir, arasında bir sonuç çıkacak. Lakin, bu kez ne John Carew'leri, ne Coupet'leri, ne Diarra'ları, ne Juninho'ları var. Sadece ellerinde Lisandro Lopez var silah olarak.

Rakibinin ise durumu bir turdan, bir kupadan fazlası. Yok yok büyük transferler de değil mesele. Mesele finalin Madrid'de olması. Düşünsenize 2010 finalini Madrid'de Barcelona'nın oynadığını... Pellegrini'yi kurtaracak insan evladı yok o ülkede.

6.maç geldi çattı. Yıllardır ilk maçı kaybedip, hiç turu atlayamayan Arsenal, şanssızlığını kırmıştı. Hem de 5 atarak. Seri bozma sırası Madrid'de olabilir. Bu kez ise Lyon'un en büyük silahı iyi alan savunması ile yavaş bir oyun gibi. Bir de kontraatakların 1 numarası Lisandro. Yoksa şu kadronun Real'e Barnebau'da hiç kaybetmediğini düşününce işleri çok ama çok zor.

Gregory Coupet
Cristiano Marques Cris
Jeremy Berthod
Claudio Cacapa
Anthony Reveillere
Pernambucano Juninho
Florent Malouda
Tiago
Mahamadou Diarra
Sylvain Wiltord
John Carew

Bugünkü Lyon; Lloris, Reveillere, Cris, Boumsong, Cissokho, Toulalan, Makoun, Govou, Pjanic, Delgado, Lisandro Lopez

Real Madrid; Casillas, Sergio Ramos, Raul Albiol, Garay, Arbeloa, Lass, Van Der Vaart, Guti, Kaka, Ronaldo, Higuain

15 Kasım 2009 Pazar

6 Tane Yiyen Real Madrid



Klasik kupa bozgunlarından birisiydi Real Madrid adına. Rakip, Real Zaragoza idi. Zaragoza, kontralarla çıkıp, gol bulma adına sahadaydı, kendi sahasında da olsa. Hücum hatlarında Diego Milito ve Ewerthon olunca, karşılarında da 4-1-5 oynayan bir Madrid bulunca hiç zorlanmadılar. 4 tane Milito attı, 2 tane de Ewerthon. Ewerthon o gün öyle bir gol atmıştı ki, şimdilerde dünyanın en iyi 3 kalecisinden birisi olan Casillas bile çaresiz kalmıştı. Kanal A'da izlediğimde Lyon - Marsilya maçını anlatan spikerdi yine anlatan. Hep onun şansına böyle tarihi maçlar.

7 Kasım 2009 Cumartesi

Nasıl Bir Madrid Derbisidir Bu ?


Blogidmanyurdu'nda Madrid derbisinin tanıtımı bu şekilde. İlginç olanı ise ne Raul, ne de Aguero ilk 11 başlamadı maça... Aguero, şimdilerde oyuna giriyordur muhtemelen. Raul'de Benzema'nın sakatlığı ciddiyse veya Higuain'e Pellegrini katlanmazsa şimdi girebilir. Oyun derseniz, Real rakibine kaleyi pek göstermiyor. Kaleyi gördüğünde de bombalıyor. 2 bomba attılar ilk yarı. Keyifli bir 2.yarı olacak belli. Hele bir de Atletico atarsa...

Bu arada Atletico'lular da Real'lilere "Hepiniz O... Ç..." diye saydırıyor vallahi İspanyolca. Keyfe devam...

28 Ekim 2009 Çarşamba

OMFG ! That's Not "Real" Madrid !


Alcorcon 4 - 0 Real Madrid.

Bir daha yazayım.

Alcorcon 4 - 0 Real Madrid

Bir daha.

Alcorcon 4 - 0 Real Madrid

Real Madrid 4-0 yenildi. Kralın takımı Kral'ın kupasında rezil oldu yahu. 4-0.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Real Madrid 2009 - 2010


Transferleri malum. Robben - Raul - Higuain 3'lüsünü Kaka - Ronaldo - Benzema - Robben'e çevirdiler. Raul ve Higuain yedekte kalacak gibi. Orta sahaları ise Diarra I ve Diarra II ikilisinden birisi + Sneijder'e emanet olacak. Defans hattında da Ramos garanti. Yani garanti dediysek de sarı kart görmediği zamanlarda. Garay - Albiol'da Pepe gelene kadar göbek hattındalar. Sol bek ise Marcelo ve Heinze arasında gidip, gelecek. Gelelim arada kaybolanlara.

Gago - Guti - Diarra'lardan biri - Van der Vaart - Drenthe - Huntelaar bu sezonun kayıpları olacak. Nistelrooy'da keza öyle. Salgado 10 maç oynarsa ne mutlu ona. İlk 11'i 4-2-3-1 gibi oynayacak Real'in. Ama çok maçta 5 ve üstü gol olur maçlarında karşılıklı. Casillas yine kahraman olur bu sene Real adına. Tabii Diarra'lar da...

Gelelim maddi kısmına. Herkesin aksine çok sevindim bu transferlere. Harcanan paralara. "Rüzgar essin de, değirmen dönsün, değirmen dönsün de buğday öğütsün, buğday öğütsün, öğütsün de un yapıp satalım"ı bekleyen futbol camiasına, direk ekmek yardımı geldi. Lyon bile kimsenin aklından geçmeyen Lisandro Lopez'i alabildi Benzema yerine. Sir Alex bile hayatta 10 milyon'un üzerine bir sağ bek için çıkmayacakken çıkabildi. İzleyenleri John O'Shea'dan kurtardı. Darısı Fletcher'a ya neyse. Bir yerlerde bu transferler etkisini gösteriyor bu sayede. Dişliler birbirini döndürerek, makineyi çalıştırmakta. Futbola ne kadar para akıtılırsa o kadar iyi. Fiyatlar uçuyor denmesi de hikaye. Uçurulan paralar Kaka'ya, Ronaldo'ya, Benzema'ya uçuyor. Tutup Lovenkrands'a felan verilmiyor yani. Tek sorun ise transfer paralarını kulüplerin transfer değil de borç ödemeye felan harcaması. Milan gibi. Onlarda tek santrafor ile dükkanı kapatacaklar gibi. 2 seneye emekli olan futbolcular yüzünden İlhan Cavcav'ın Gençlerbirliği'ne dönerler bu gidişle. Berlusconi'de en büyük hatam Bülent Korkmaz'dı der en sonunda.

Neyse Real Madrid sahada ne yapar bilemem ama Ps3 konsollarında Barcelona ile çok güzel kapışır. Ah bir de Valdez kova olmasa...

1 Mayıs 2009 Cuma

El Clasico


Cumartesi saat 21.00'de Ercan Taner anlatımı ile Ntv'de karşımızda olacak. İddaa bile Real Madrid'i favori göstermiş bu hafta. Makine Barça ile Nöbetçi Hoca Ramos'la görüp görebileceği en istikrarlı lig performansına sahip Real Madrid'in maçı. Barça kazanırsa La Liga biter bu haftadan. Real Madrid kazanırsa, işte bundan sonra La Liga'da yine bir 2006 - 2007 sezonu daha izleyebiliriz. Keşke Madrid kazansa da kalan haftalarda dönüşümlü maçlar izlemenin tadını çıkartsak.

foto da istiklâl'den. hani olur da görmeyen ya da dikkatinden kaçmış olanlar için yazayım dedim.

17 Nisan 2009 Cuma

7 Dakikalık Maç


14.12.2004 günü Garcia Ramon'un teknik direktörlüğündeki takım ile Nihat'lı Sociedad karşı karşıya geliyordu. Ramon'un takımı 1-0 öne geçmiş, sonrasında da Nihat 80'de 1-1 yapmıştı. Tam bu skorla biter derken 87'de bomba ihbarı nedeni ile maç bitirildi. Maçın geri kalanı 5 ocak günü yapılacaktı. Geri kalan 7 dakika için iki takım da sahaya geldi. Ama Ramon gönderilmiş yerine Luxemburgo takımın başına getirilmişti. O da bu 7 dakikaya Raul, Ronaldo, Owen, Zidane, Roberto Carlos, Beckham gibi oyuncularla çıktı. Onlar da yüzünü kara çıkartmayıp maçı Zidane'ın penaltı golü ile 2-1 bitirdi 7 dakikada. Roberto Carlos'da maç sonunda "bu maçı 7 dakikada ancak Real Madrid kazanırdı" diyerek olayı özetlemişti aslında.

14 Nisan 2009 Salı

Anne Roberto Carlos!

Ekran başında izliyordum bu maçı. Luxemburgo günleriydi. Real'in kötü günleri. Cadiz karşısında 1-0 geriye düştüler. Sonra Carlos attı. Beckham ilk frikik golünü attı Real forması ile. Robinho çok klas bir golle 3-1'de bitirdi. Ama Carlos öyle bir frikik attı ki, barajda duran adamların tepkisini görünce hak vereceksiniz.


Real Madrid 3 Vs 0 Cadiz - Watch today’s top amazing videos here

7 Nisan 2009 Salı

Sarı Ramos!

Real Madrid'de 4.sezonu. 4.sezonunda 50.sarı kartını gördü. Rekoru aldı, götürdü. Sezon başı 12.5 sarı kart ile lider. İlk 5'te ortalama kartta bir tanıdık isim daha var. Aslında hepsi tanıdık ama o artık bizden sayılır. Roberto Carlos. Sezon başı 6.6 sarı kart. Toplamda da 73 kartı var. Ama Ramos'u kimse tutamaz. 2.sırada da Fernando Hierro var. 9.4 kart ile.

11 Mart 2009 Çarşamba

Man of the Match

10 Mart 2009 Salı

Liverpool 4-0 R. Madrid / Maç Sonucu




İlk yarı'da istediğini elde eden Liverpool rakibini hem yormuş hem de moralman çökertmişti. Artık yapacakları pek bir şey yoktu ki Gerrard da şık bir dokunuşla topu ağlara gönderince Kop'dan "Adios" sesleri yükselmeye başladı.

İkinci yarı özetle şöyle geçti:
İkinci yarıda Liverpool istediği oyunu oynattı, ya da oynatmadı da diyebiliriz. Biraz daha rahat, biraz daha defansif; ancak zaman zaman kontralarla şansını denemeyi ihmal etmedi. Real Madrid güçsüz orta sahası (Liver'a göre güçsüz) Raul'u topla yeterince buluşturamayınca Raul biraz daha geri gelerek topu kendisi almayı denedi ancak başarılı orta sahalar buna da izin vermedi. İkinci yarı tam da Liverpool'un istediği gibi gidiyordu ki Dossena 88'de perdeyi kapattı ve bu andan itibaren Kop da zafer şarkılarını söyledi. Haftasonundaki Man U maçının hazırlıklarına başlandı.

Real Madrid'in oyunu adına pek bir şey diyemiyorum. Sneijder; Real Madrid'e Beckham'dan sonra gelen en yakışıklı futbolcu velhasılı kelam. -Bu kadar-

Liverpool 2-0 R. Madrid / İlk Yarı




-Özetle-

Bir İngiliz atağı ortalama 35-40 saniye sürüyor.
Bir İspanyol atağı ortalama 3 dakika sürüyor. (tabii ceza sahasına kadar gitmeyi başarırlarsa)

Bir de orta saha İngilizlerin egemenliğindeyken...

Skor da bunu yansıtır nitelikte ilk yarı için. Higuain ve Raul sahada yoklar. Torres, Gerrard, Kuyt, Babel hızlı çıkıyor ve gelen destekle beraber 15 saniye bile sürmeden ilerde 5-6 kişi oluyor İngilizler.

Madrid, Liverpool kalesine giderken trafiğe takılıyor. Şerit değiştirerek zaman kazanmaya çalışıyor ancak İngilizlerin açığını yakalamak oldukça zor. İngilizler ise Madrid kalesine otobanda sol şeritten kaptırmış gibi gidiyor adeta.

Pepe ve Heinze sarı kartla oynuyor ve ikinci karta oldukça yakınlar. Kaptan Gerrard'ın da bir sarı kartı var ancak tecrübesi sahadan temiz çıkması konusunda yardımcı olabilir.

Diğer maçların ilk yarı sonuçları şöyle:

Panathinaikos 0-0 Villareal
Juventus 1-1 Chelsea
Bayern 4-1 Sporting Lisbon

25 Şubat 2009 Çarşamba

Şampiyonlar Ligi #Gün 2


"İngilizlere savunma yapmasını öğreteceğim" dediğinde Jose Mourinho acaba İngilizlerin gol yemeyerek kupalarda üst turlara çıkacağını düşünmüşmüydü daha önce. 2 günde 4 ingiliz takımının maçı. 4'ünün yediği toplam gol sayısı 0. Attıkları gol sayısı 3. Liverpool takım halinde o kadar güzel savunup alan daralttı ki, Arjen Robben bile o bildiğimiz Robben'den sadece tek gösteri sundu. Onda da Reina devleşti. Gerrard'sız hatta 60'dan sonra Torres'siz Liverpool, Heinze'nin aptalca bir faulu ile maçı aldı. Duran toplarda yaşadığı sorunu Real Madrid bir türlü çözemedi. 284 tane duran topu da rezalet kullanabilen bir takım evinde böyle savunmayı daha nasıl açabilirdi zaten. Raul ve Higuain'de şeker gibi eriyince Santiago Bernabeu'da "you'll never walk alone"ı duyduk.
Sporting evinde harakiri yapınca tura elveda dedi. evinde böylesine önemde bir maçta 5 yemek zor olsa gerek.
Chelsea, Hiddink ile eski teknik adamı Ranieri'yi eli boş gönderdi. Hiddink bu skoru İtalya'da iyi kullanır. Turu alır gelir gibi.
Villareal - Panathiniakos ise 1-1. Pana eğer evinde seyirci baskısı ile erken gol bulursa çeyrek finale adını yazdıracaktır. orada da şansına porto gelirse mucizevi bir yarı final neden olmasın.
2.gün sonunda İngilizler yarı finale eksiksiz gidecekler gibi. İspanyollar Barça ile tek kalacak. İtalyanlar ise takımsız da kalabilir, 3'te 3'de yapabilir. Ama bu işi bitirdi diyeceğimiz takımlar ise; Barça, Bayern Münih, Liverpool ve Porto. Ellerindeki bu fırsatı harcamazlar gibi görünmekte.

18 Şubat 2009 Çarşamba

Gonzalez Raul


Raul sonunda Di Stefano nun rekorunu egale etti. Madrid forması ile 309 gol attı adam ve bence bi talihsizlik yaşamazsa 350üstüne kadar götürür, 1979 doğumlu, 4 sene daha top oynasa Raul' un ölüsü 40 gol atar bence.


İşin garibi tarz itibariyle kalenin içine sokulacak adam; kimlerle, ne pozisyonlarda oynadı...

Sol açık desen oynadı, 10 numara desen oynadı. Buna rağmen; bir sürü adam gitti, hatta Makelele bile gitti, yeri dolmadı; Bu adam Madrid' ten ayrılınca ne olacak kimbilir.



Yakışıklı çocuktur da ha...