Futbol Muhabbeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Muhabbeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2010 Pazartesi

Şahan Gökbakar Gözlüğü ile Biten Haftasonunun Geneli


- Neden NBA takımları dünyanın en iyisi gözümüzle gördük, anladık. Adamlar, evinde 48 dakika basketbol oynadıktan sonra, ülkelerinin bir ucundan diğer ucuna gidip tekrar bir 48 dakika daha oynayabilecek fizik sahibi insanlar. Bir gün önce yarı final oynayıp, ertesi gün hem de aynı şehirde basket maçına çıkmak hem de 40 dakika oynamak onları zorlamayabilir. Ama bizim gibi 1.5 milyon ytl'yi cebe atmış basketbolcuların (helal olsun), 40 dakika inanılmaz bir savaş verdiklerini, 4.3 saniyede 2 kez maçı çeviren hamleler yaptıklarını düşünürsek, hem de gece 2 gibi yemek yediklerini eklersek, hatta Tanjevic'in sözleri ile "uyumakta bile zorluk çektiler" sözleri ile bu skor normaldir.

- Ama, Şahan Gökbakar'ın gözlükleri normal değildir.

- Annemin ve diğer bütün bayan akrabalarımın Ntvspor'da yorum yapan İbrahim Kutluay'ı her görüşünde "oynamıyor mu İbo" sorusunu sormasının üstüne, "bıraktı o" cevabını duyup şaşırmaları ayrı bir not. Sadece benim başıma gelmiyordur diye sanmaktayım.

- Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık.

- Hakan Kutlu, görevi en erken bırakması kesin olan isimdi. 5 hafta gibi bir süre koymuştuk. Bu hafta istifa etti. İyi bir hocanın yanında yardımcı antrenörlük yapıp tekrar başlasa iyi olacak.

- Aslında düşündüm de Şahan Gökbakar normal değildir.

- Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık.

- Kalesinde Leo Franco olan her takım, takım değildir. Zaragoza evinde 34 dakikada 5 tane yedi. Rakibi acıdı da 3-5 bitti maç.

- Nobre, kanatları çalışan bir takımda işe yarayan bir eleman olmaya devam ediyor.

- Ümit Özat, Ümit Usta olmuş. Benim nacizane isteğim, ailesini de alıp, şöyle Geyikli, Erdek gibi bir yerde bir ev alıp orada kafasını dinlemesi. Kalp rahatsızlığı ağır, üstüne bu kadar kilo yapması iyi değil.

- Arda Turan'ın ayağında "plastik alçı" ile maçlara gitmesinde bir sakınca yok mudur ? Aslında yanında Sinem Kobal ile gitmesinde bir sakınca var ya neyse.

- Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık.

- Roma'yı yakmadılar, boyadılar ! 5 tane attı Cagliari.

- Cesena, Milan'la eğlendi. Statları çok güzel. İyi baskı ile çok can yakarlar.

- Juventus, neyse bir şey demiyorum.

- Barcelona, Hercules'e yenildi. Hercules'e bahis oynayan insan evladı varsa işte o insan değildir. Mascherano'ya 20 küsür vermeleri ise en hafifinden "salaklık!". Çok iyi bir kadroları var. Guardiola, takımının sürekli aynı isimlerle başarıya ulaşma yolunda bir sıkıntı çekme, bir heves kaçması yaşamasını engellemek için kadroya isimler katıyor ama Barça sistemine takılıyor. Barça sistemine uyan her parça kendisini 2 beden yukarı çıkartır iken, uymayan her parça takımı 1 beden aşağı indiriyor. Ibracadabra gibi.

- Fransa'da zirveye oynayan takımlar rezil. Lyon'un hocası kötü. Bordeaux'un hocası Tigana. Yeni Gourcuff'u Ben Khalfallah diye birisi. Adını duymuş, izlemiştim de Gourcuff üzerine orada işi ne ? Marsilya ise ayrı bir kötü.

- Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık.

- Kayserispor ve Şota Arvaladze ikilisini, zamanında Kayseri'li olan sınıf arkadaşımla çok konuşmuştuk. Hacı, ki lakabıdır ama hacılıkla alakası yoktur, kombinesini alıp maçlara gidecekti bu sene. Beklediği santraforlar, Cris Boyd vs., gelmedi ama Şota ikimizin de beklentisini çok aştı. Tolunay Kafkas zamanında yapılan takım savunmasının üzerine, özellikle Santana - Cangele ile hücumda oldukça efektif olunca, gerekli golü de buldular artık bu sene. Her maç en az 1 gol atıyorlar. Üstüne yine gol yemiyorlar. Ankaragücü maçında haddinden fazla bir çekince ve orta sahada üstünlüğü kaptırma yaşamasalardı o maçı da 1-0 bitirebilirlerdi.

- Fenerbahçe ve Aykut Kocaman ikilisi ise böyle maddeler meselesi değil. Ama şöyleyeceğim şey şu; 20-30 yaş arası Fenerbahçe'liler Aykut Kocaman'a destekten vazgeçmez ve "Başkan"a kızarlar iken, 30 yaş üstünde "Aykut hoca moca değil"e kadar keskin yorumlar var.

- Bu finalde bir yerlerde Murat Kosova olmalıydı. Tribünde de olsa bir saniye görülmeliydi ekranlara.

- Tello, Bursaspor maçında 10500 m koşmuş. Beşiktaş'ta bu mesafeye yaklaştı mı bilmiyorum.

- Kevin Durant hala basket atıyormuş. Üstüne de ; "financial and moral laylaylaylay" demiş.

- Billups ve Odom kupayı kaldırma zahmetinde bile bulunmadılar. Biraz kaldırın kupayı yahu.

- Galatasaray taraftarları, böyle deyince farklı birilerinden bahsetmişim gibi geldi, Metin Oktay anısına dev bir forma yaptırıyormuş. Öncelikle o taraftarlar bi' Galatasaray Müzesi'ne gitsinler de Metin Oktay'ın formasını görsünler. Müzenin yeri de, Nevizade'nin her çıkışında inlettiğimiz İstiklal Caddesi'nde. Hatta Lisenin tam karşısında. Bu arada, Galatasaray müzesinde balmumu Metin Oktay heykelinde bulunan forma orijinal parçalı değil. Çünkü, kolları 2 parça olmalıyken, tek parça renk. Metin Oktay'ın giydiği belirtilen ve müzede duran forma, sıkı durun, "çubuklu ve 9 numaralı forma". Şimdi, hangi forma yaptırılacak, hangisi doğru bir tartışıp doğruya varsınlar. Doğru bir tane. O da 10 numara parçalı.

- Şahan Gökbakar'ın gözlükleri çok rerörerö.

- Fenerium'da olan ürün çeşitliliğini Galatasaray Store örnek almalı. Kulübün lisanslı ürünü illa ki, üzerinde koskoca arma, sarı-kırmızı renkler taşıyan, koca koca mesajlar veren ürünler olmamalı. Enine çizgili beyaz-kırmızı, polo yaka t-shirtler felan daha çok olmalı. Yani, normal günler için, sade ve resmi lisanslı ürün olduğunu küçük bir logo ile felan gösteren ürünler olmalı. Fenerium'da suluboya bile var ve resmi ürün diye çok çok pahalı değil. Kırtasiye fiyatında. Kısacası; Çeşit inanılmaz fazla. Galatasaray Store gibi kuru kalabalık fazlalığı değil. Bir çok yan renk ve orijinal renklerin açık ve koyu tonlarından inanılmaz bir yelpaze oluşturulabilmiş.

- Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık. Kerem Tunçeri. Kazandıııık.

- See you another life brother. Evet Desmond Brother'ı özledim. Lost'u özledim.

- Namaste.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Sinirlendiğim Futbol Yorumları


Evde bol bol televizyon izlerken deliriyorum. Ciddi anlamda elimdeki kumandayı televizyona, özellikle; "gargamel - jöle - manav ve bakın eğer yorumcuysa ki yorumcu görünüyor" grubunu gördüğümde fırlatasım geliyor. Neyse, 2-3 futbol argümanı üzerinde dönen cümleleri görünce, en sivrisinin bile, en bilmiş görüneninin bile bir şey söylemediğini daha bir gördüm. Keşke herkes görse. Neyse şu yorumları bir - iki tanesini yazayım ben.

İyi takımı babam bile şampiyon yapar. Kötü takımı yapsana: Evet. Bu argümanı sunan adama en hafifinden "sen salak mısın?" sorusunu sorup, korner direğini söküp dalacaksın. Acımayacaksın. Bre deveci armutu. Sen, hiç kötü futbolculara sahip bir takımın şampiyon olduğunu gördün mü? Hayır. En kötü kaliteye sahip şampiyon kim dersiniz. 2001-2002 Galatasaray'ıdır muhtemelen. Kim var? Hasan Şaş. 2002'nin efsanesi. Bülent Korkmaz. Arif Erdem. Serkan Aykut. Sergen Yalçın. Suat Kaya. Ergün Penbe. O sezon için iyi bir Ayhan Akman. Nereden baksan Dünya Kupası'nın ilk 11'inde forma giyen 5-6 futbolcu. Kalede Mondragon. Kaliteli bir kadro. Etrafına yerleştirilmiş nispeten kalitesiz futbolcular. Ee abi. Kalitesiz kadro mu bu? Eski kadrolara göre evet. Ama lige göre gayet kaliteli. İyi takım şampiyon olur. Amaç iyi kadroyu kurabilmek. Kötü takımla başarı gelir mi? Günlük evet. Yarın yok. Galatasaray 96-00 kadrosu ligin en efsane kadrosuydu. Söylesene Terim'e "herkes şampiyon yapar o takımı" diye. Söyle bunu. Bu argümanı savunan adamın Ulusal Takımlara teknik direktör gelmesine karşı bir hareketi de olamaz mesela. Brezilya'nın, Arjantin'in, Hollanda'nın, İspanya'nın başında neden teknik direktör var ? İyi takımlar şampiyon olur da, olsunlar bakalım hocasız. Dünya Kupası'nda kaç iyi kadro vardı? Kaç şampiyon çıktı? Neden Ulusal takımlarda hocalar var? Babanın teknik direktör olarak şampiyon olması değil mesele. Babanın teknik direktör olabilmesi o takıma mesele. Olsun o takıma teknik adam. Ya da sen ol. Delirdim yahu.

Zaten kampa da girmemişler, maç günü gitmişler deplasmana; Bunu diyen adama daha merhametsiz olma taraftarıyım. Direk olarak takım otobüsü fırlatacaksın bunlara. Bunu diyen adamın futbolu 2000 yılını görmemiştir. 90'larda oynayanı bile tek tüktür. 2010 yılındayız. Barcelona'nın Santiago Barnebau deplasmanına maç günü gidip, kamp yapmadan maça çıkıp 2-0 kazandığı bir futbol yılındayız yani. Ne kampı? Kamp mı var? Profesyonel hayat var. Futbolcuya kendi hayatını yaşama imkanı veriliyor. Sosyal hayat veriliyor. Aaaaa.!!!!!11bir.

Şimdilik bu 2'si yeter. Sinirlendim yazarken bile. Fotoğraf da ekranda Markus Merk'i gördüm ondan öyle.

16 Nisan 2010 Cuma

Avrupa'nın Silindirleri


Büyükler ile küçükler arasında uçurum artıyor diyoruz ya, rakamlar artık bunu cidden bir uçurum şeklinde göstermeye başladı. Büyükler "büyük", diğerleri "diğerleri" gibi kaldılar artık. Bu rakamlara rağmen hala lider olamayanlar da var mesela. Uçurumun diğer tarafına geçip, hayatta kaldığına sevinemeyenler bunlar da. Rakamlara girelim en iyisi.

Ajax'ın bu sezon 32 maçta attığı gol sayısı 98. Sadece ligde bu rakam. İç sahada yediği gol sayısı ise 4. Toplamda +79 averajı var Ajax'ın. İşin trajik tarafına gelirsek, Ajax ligde 2.sırada. Twente sadece 59 gol atarak ve 23 gol yiyerek Ajax'ın 1 puan önünde lider. +36 averaj ile. Luiz Suarez'in attığı gol sayısı ligdeki 3 takımdan daha fazla. Bunlar; Sparta Rotterdam, Den Haag, Waalwijk. 6.Utrecht ile de arasında 1 gol var Suarez'in. Gol sayısı ise 33.

Barça ise 80 gol attı. Sadece diğer Madrid ekibine yenildi. Real Madrid ise son 6 maçını kazanır ve 6 maçta 15 veya üstü gol atarsa 100 gol barajını geçip, 98 puanla şampiyon olamama durumunda. Real'in 85, Barça'nın 80 gol attığını söylemeliyiz.

Hakkını alan takımlardan birisi ise Chelsea. Ligin en çok gol atanı. 85 golleri var. Sunderland ve Aston Villa'ya 7 tane attılar. Aston Villa ilk yarıdaki maçta onları yenmişti 2-1 ile. İntikam böyle bir şey. Ligde kendilerini ilk yenen Wigan ile ligin son maçında oynayacaklar. O Wigan'da Tottenham'dan 9 tane yedi bir maçta.

Benfica'da liginin en çok atıp, en az yiyeni. 67 tane atıp 14 tane yedi. +53 averajları var. 2.sıradaki Braga'nın da averajı ise +21.

Fransa liginin 2.si ve 4.sünün averajı sadece +7. 2.sıradaki Auxerre 32 gol atıp 2.sırada. Bu da haftada 1 gol demektir ki, pek zevkli maçları olsa gerek. 16.sıradaki Nice de 32 gol attı bu arada.

Ülkemizde 6.sıradaki İ.B.B ile 12.sıradaki Antalyaspor'un averajları +2. Attıkları ve yedikleri goller arasında da sadece 1 fark var. Mesele bol atmak değil, atıp yememek olsa gerek.

Son olarak Daniel Güiza'nın gol sayısı, 2.yarıdan beri olmayan Harry Kewell ve 20 hafta ligde oynamayan Milan Baros ile eşit. 9 tane.

ek: o kadar gol dedik Andy Cole - Dwight Yorke'ı anmadan geçemezdim. Sokakta arkadaşla gole giderken az Cole - Yorke olmadık.

5 Şubat 2010 Cuma

Busker ile Futbolcu Analizleri


Yazılanların resmiyetini bir kenara bırakıp, sohbet ederken kullandığımız cümlelerin futbolu tanımlamada daha eğlenceli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü daha doğal ve gerçekçidir. Playstation oynarken Busker ile alakasız muhabbetlerin ortasında buluyoruz böyle kendimizi. Alakasız tanımlamalar yapıyoruz. Doğalımız bu çünkü. Herkesin bu. Ne kadar futbolcu kimliğini tanıtsak da yazarken, konuşurken daha başka tanımlıyoruz. İsmine, tipine, hareketlerine bakarak analiz ediyoruz, konuşuyoruz. Uzatmadan bu tanımlamalardan yazayım 3-4 tane anlatayım derdimi...


Marouane Fellaini; O saç stili ile bir futbolcu ne kadar iyi olabilir ki? Yani mümkünatı yok büyük bir yıldız olmasının o saç ile...


Saffet Akbaş; Adam futbol kariyerinde ilk kez kupa kazandı. (Acun'un programından sonra) Onda da paramızı vermeyecekler duruşu ile defansta oynadı. O izlenim silinmez yani o adamdan abi. Her an bir maçtan sonra patates ve pilav yiyerek öğlenleri çalıştık diye konuşacak gibiydi.


Volkan Kilimci; Çarşı izinlerinde gelip Galatasaray kalesini koruyan bir adamdı bu da. Haftasonlarında çarşıya inip kahveye gitmek yerine Sami Yen'e gelirdi. Adamın bütün iznini Galatasaray yedi.


Engin Baytar; Bu adama 2-3 kişi sen yeteneklisin demiş. Sonra Engin de; "madem yetenekliyim, neden kaprisli ve sorunlu olmuyorum" demiş. Olayı bu kadar abi bu adamın.


Ergun Gürsoy; (Futbolcu değil ama olsun) Abi nedense bu ismi duyunca benim aklıma hep şey geliyor. Elinde bir çanta ile şeref tribününde oturmuş, her an rakip başkanla pazarlık yapacak bir adam. Trabzonspor maçlarında parmağı kesin vardır. İlk yarısı 4-1 biten maç, nasıl 4-1 bitti abi zaten.


Böyle işte. Niye yazdım. Busker yaz derdi bunları toparlayıp, yazdım işte. Normalde Mario Berk'ten, Volkan Aydın'a, Murat Evliyaoğlu'na kadar geniş bir yelpaze var ama bunlar yeter şimdilik...

15 Aralık 2009 Salı

Çok Sıkılıyoruz, Kuş Vuralım.


Bu gün aylar sonra ilk defa televizyonda futbola dair bi şeyler izledim... Futbol dışında olan şeyler bizim blogların hepsinin aslında taslağı, besin/geçim kaynağıymış bunu anladım. İlkin bunu belirtmeliyim; o boktan basın mensuplarımız olmasa, bundan gayri "pun" basını da olmasa; şu anda "futbol blogu" sayısı 3 ü geçmezdi. Vallahi ne kadar çoklar o kadar iyi...


Evet Şekip Mosturoğlu ve Ali Koç' un basın açıklaması mevzuumuz... Ve olayı hiç uzatmadan benim kafamın takıldığı kısmı direkt olarak geçeyim; siz düşünün...


Öyle bi ülkeyiz ki; birisinin adını, bahis skandalıyla, seks skandalıyla, trafik kazasıyla anmadan "ülkenin kültürüne ne kadar uyum sağladı" diye resmi olarak düşündürtemiyoruz...


Ulan, Antigua & Barbuda' lı olsun bu şahıs, isterse Mehdi Mahdavikia nın teyzeoğlu olsun. Kardeşim; adam 3 senedir Türkiye' de !!!


Babası Antigua & Barbuda' lı annesi Kıbrıs'lı; olan, bütün bi hayatını İngiltere de geçirmiş; Kazım' ın "sosyolojik" çıkartımının bundan sonra yapılacak olması; bizim medya mensuplarının bu mevzuuya şimdi eğilmesine vesile, sadece "resmi merciiler ile yapılan bir basın toplantısı" olmasa "düşünmeyecekleri" ne kadar güzel değil mi? Sonra neymiş efendim Gökhan Gönül niye böyle şeyler yapmıyormuş bik bik bik!? Salak.

29 Eylül 2009 Salı

Etraftan Duyulan Futbol Muhabbetleri || #1 Denizli


K1: Sen hangi takımlısın?
K2: Beşiktaş'lıyım. Ama fanatik felan değil. Küçükken Beşiktaş'ı sevmiştim, ondan sonra da değiştirmedim.
K1: Ne olacak bu haliniz ya.
K2: Valla fazla ilgilenmiyorum ya. Taktik felan pek anlamam. İlk 11'den 3 kişi say desen, sayamam işte.
K3: O dediğini Mustafa Denizli bile sayamaz, sen takılma ona.

Sahi, Beşiktaş'ın Cska maçının ilk 11'i nasıl olacak acaba? Tahminleri bekliyorum valla.

K1: 1.kişi, K2: 2.kişi, K3: muhabbete balıklama dalan 3.kişi.