12 Ocak 2011 Çarşamba

"Seni yıkacak dozerin.."


Tribünlerdeki küfürden nefret ediyorum bu bi gerçek, ama söz konusu Ali Sami Yen olunca, Veda Gecesi'nde en çok haykırdığım tezahürat bu oldu sanırım.
Stada doğru son kez yola çıktığımızda, önce "sokak"ta zaman geçirelim dedik. Şelale'de takılır, Orjin Köfte'de bir şeyler yeriz, milletle muhabbet ederek içeriz. Öyle de oluyor zaten, başlangıçta beş kişiyken sayımız birden 15'e falan çıkıyor. "İşte bunu seviyorum" diye düşünüyorum sonra. Aramızdan kimse de hemen stada girmek istemiyor.Yolu bile yavaş yavaş yürüyoruz, tadını çıkara çıkara. "Son kez mi bu kapıdan geçiyoruz şimdi?" diyoruz sonra. Sonra ben stada dışarıdan bakıyorum: "çok büyük ama, nasıl yıkacaklar ki?"
Gösteri maçı bitince giriyoruz içeri. Adnan Polat ve Selahattin Beyazıt çıkıp bir şeyler anlatıyor ama duymuyorum bile. Keşke o yuhalamalar olmasaydı!
Sonrası havai fişekler, göğe balon uçurmalar.. Eğlenmeli miyiz ki, bilmiyoruz o anda. Cehennem'de izleyeceğimiz son maçı bekliyoruz sadece.
Aniden bi hareketlenme oluyor sonra yan tarafımızda. Bi bakıyoruz Haldun Üstünel! Kapalı üste gelmiş, taraftarlarının yanına. Sonra tezahüratlar başlıyor tabi "içimizden biri Haldun Üstünel" diye. Yanına gidiyoruz, kimseyi kırmıyor, fotoğrafımızı çekiyoruz biz de. "Siz gittiğinizden beri takımın haline bakın, lütfen dönün artık" sitemlerine, "farkındayım, takımı bir yerden başlayıp kurtarmak gerek ama zamanı değil şimdi" diyor gülümseyerek. Sonra tribünü dolaşmaya başlıyor..
İlk yarının ortalarında 1-0 geriye düşünce dünyanın belki de en gereksiz kaygısını yaşıyorum: "Sami Yen'e yenilgiyle mi veda edicez?" Sonra Gökhan Zan sakatlanıyor zaten, bütün stadla birlikte ben de "ufak" bir sinir krizi geçiyorum. Ama olmaz ki bu kadar da!
İlk yarıyı böyle bitirdikten sonra ikinci yarıya "Sami Yen için oyna" tezahüratıyla devam ediyoruz. Derken Kazım'ım mükemmel kafa pasıyla Servet'in rövaşatası geliyor! (Goldeki organizasyona geliniz) Çok samimi söylüyorum, "Servet atmasa iyiydi, hem de rövaşata olmasa daha da iyiydi" diye geçiyorum içimden. Bu golden yaklaşık on dakika sonra da Arda'nın golü geliyor. Dakika 83 olunca seviniyorum buradaki son golümüzü Kaptan'ımız Arda atıyor, ne anlamlı oldu diye ama ironiye gelin ki uzatmalarda Kazım da gol atıyor! -Olsun, bu da bize bi mesaj belki?
Neyse maç 3-1 bitiyor, işte şimdi birazcık da olsa layığıyla veda edebiliyoruz Sami Yen'e. Sonrasında da Ali Kırca'nın mektubu ve konuşması başlıyor: 
"Yen!" dedi, yendin yenilecek ne varsa, çünkü sen Ali Sami Yen'din...

0 yorum: