7 Mayıs 2010 Cuma

Ülkenin Başkenti Ama Futbolun Asla


Avrupa veya Dünya üzerinde futbol oynanan, daha doğrusu futbol ligi olan her ülkede tarih boyunca başkent takımı en az 1 kere şampiyon olmuştur. Futbolun beşiği olduğu iddia edilen ülkemizde de bu durum tek istisna olarak kayıtlardadır herhalde. Gel gelelim sportif başarısızlığın yanısıra spor dünyasının hala bulanık olmasının altında da İstanbul takımları kadar, Ankara takımları da yatmakta. Bakın 3 büyükler kadar payları vardır bu takımların hiç bir zaman temiz olmadığına inandığımız ligin... Bugün patlak veren olay daha da büyürse ve Ankaragücü genç takım ile çıkarsa tarihe bir not olarak düşecektir... Bundan önce ne vardı derseniz aklıma gelenleri yazayım.

1- Ankaragücü - Kenan Evren; Dönemin sadece yazılı kaynaklardan bildiğimiz kısmı şu. Ankaragücü küme düşer. Ama Türkiye kupasını kazanır. O zaman darbe ile yönetimi ele alan Kenan Evren, Başkent'in takımı düşmemeli der ve takımı geri 1.ligde bırakır. Bir daha da küme düşmez.

2- Zalad - 8-0; Hikayeyi az çok biliyorsunuz. Galatasaray ile Beşiktaş son haftaya kafa kafaya girerler. Galatasaray kazanırsa şampiyondur. Beşiktaş'da Gençlerbirliği ile oynamaktadır. 1-0 bile yetmektedir. Ama Galatasaray, Ankaragücü'nü 8-0 yener. Zalad, devre olmadan ülkeden kaçar. 35 dakikada 5 tane yiyip alınır oyundan. Aynı hafta da İlhan Cavcav'da 3 oyuncusunu kadro dışı bırakır. Zalad, Beşiktaş'ın 100.yıl formasında ismi geçmeyen tek Beşiktaş'lı olarak kalır.



3- Gençlerbirliği Oftaş - Gençlerbirliği; Başkanı aynı, adları aynı 2 takımın aynı sezonda ligde mücadele etmesinin mimarı oldu bu kez Cavcav. Takım küme düşürülmedi. Aksine Gençlerbirliği Oftaş, İnönü'de Beşiktaş'ı yenerek Beşiktaş'ın şampiyonluk umutlarını sıfırladı. Bu olay daha sonra Oftaş'ın adının Hacettepe olmasıyla kapandı sanıldı. Kimse konuşmadı.

4- Galatasaray - Ankaragücü 1-2; İçeriden Okan - Emre, dışarıdan başka olayların geliştiği bir maç daha. Cafer Aydın'ın hocamız bize teşvik dağıttı açıklamaları, Ersun Yanal'ın daha sonra benim haberim yok ama oyuncularla teşvik primi şeklinde bir şeyler oldu açıklamaları vs. vs.

5- Gençlerbirliği - Antalyaspor; Antalyaspor'un kümede kalma ya da gitme maçı. O haftaya kadar yatan Gençlerbirliği ve o hafta canla başla oynayan Gençlerbirliği. Ardından Yılmaz Vural'ın Cavcav için söyledikleri...

6- Akçaabat Sebatspor - Ankaragücü; Ankaragücü önde kapatıyor ilk yarıyı. Hani şu Bursa'nın küme düştüğü sene. Sebat kazanamazsa küme düşecek. Devre oluyor. Ankaragücü takımının oyuncularının soyunma odası basılıyor. Tekme tokat dövülüyor. Silahla tehdit ediliyorlar. Maç 3-2 Sebat lehine bitiyor. Bursa küme düşüyor. Sebat kalıyor.

7- Ankaragücü - Ankaraspor; Olaylar zaten taze. Pek birşey yazmaya gerek yok.

Ha deyince 7 tane. İddia, gerçek, yalan, dolan. Bugün yaşanan olay ise belki kimsenin değil, iç meselelerden doğan bir olay belki. Ama çıkıp çatır çatır oynanan bir sezon olsa keşke.

6 Mayıs 2010 Perşembe

Ne Oluyor Orada ?

Futbol Tarihini Değiştirecek Reddedilmeler || #4 Andriy Shevchenko + Sergei Rebrov


Bu şekilde başlıyor Trabzonspor'un Shevchenko seferinin ilk adımları. Saffet Susic'in çalıştırdığı Oğuz'lu Aykut'lu İstanbulspor'la 1-1 berabere kalınca Trabzonsporlu yöneticiler "Misse Misse ile bu iş yürümez, onu yollayıp yabancı sınırlamasının son hakkını iyi bir santrafor ile kullanalım" diyorlar. Hatta Misse Misse kulüpte bir sorun bile yaratıyor. Yönetim esiyor, gürlüyor. Misse Misse "hakkım için her yere başvuracağım, alacağım var" diyor. Neyse, transfer komitesi, Başkan Mehmet Ali Yılmaz ve Menajer Özkan Sümer'in verdiği izinle gidiyor Ukrayna'ya.

Sergei Rebrov ve Sheva için Kiev yolları aşınıyor. Gidiyorlar. Görüşüyorlar. İlk haberler olumlu hatta transfer için. 2'si de gelirse Vugrinec'in gönderilmesi planları bile yapılıyor. Sonra durum bildiriliyor. Maliyetleri konuşuluyor. Biraz tuzlu geliyor Trabzonspor için. Malum Trabzonspor'da üst limit Hami'dir. Fazlası verilmez. Başkan M.Ali Yılmaz, yabancı transferine sıcak bakmadığını, Şota'nın bir önceki sene sadece gol kralı olduğunu ama takıma bir faydasının olmadığını, Hami varken yabancıya gerek olmadığını söylüyor ve "dış transfer işleri için Özkan Sümer yetkilidir" diyerek tarafını belli ediyor. Trabzonspor, başkanının bu isteksiz tutumu yüzünden Shevchenko ve Rebrov ikilisini almaktan vazgeçiyor. Vazgeçtikleri gün de Özkan Sümer alt yapıdan A takıma o zamanlar 17 yaşında olan 1980 doğumlu bir genci çıkartıyor...

To be Continued...

Shaktar Şampiyon








Tebrikler Luce'ye...

Dünya Kupası "Don"ları



Nacizane, Pato'ya tek bir önerim var. Siyahi bir arkadaş çıplaksa yanında durma. Ya git Kaka' gibi pantolon felan giyin ya da London Donovan gibi eğil. Vazgeçtim eğilme...

Şampiyonlar Ligi Yolcusu Tottenham




O kadar uğraştık ettik, bizim çocukları yolladık Şampiyonlar Ligine.

Bu zorlu yolun en kritik virajı şüphesiz ki son ay kazanılan Chelsea ve Arsenal maçlarıydı. Bu gece de deplasmanda alınan Manchester City galibiyeti ekmek kadayıfı üzerindeki kaymak gibi oldu. Yenilmemek yeterliyken alınan 3 puan, Hem de ŞL için çekiştiğiniz rakipten.

Yapılacak bir iki takviyeyle önümüzdeki sezon 1 basamak daha yükselir Tottenham. Tabii takviye yapmadan önce eldeki kadronun da önemli birkaç isminin elde tutulması gerek.

Manchester City 0-1 Tottenham
Dk 82 Crouch

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Yıktın Perdeyi Eyledin Viran Totti



Francesco Totti isminin herkeste yarattığı görüntü farklıdır. Kimisinde Lazio'ya karşı attığı gol, kimisinde Inter'e attığı harika aşırtma, kimisinde gol sevinci... Hatta Lazio maçı sonrası yaptığı hareket bile gelebilir akıllara. Onu bayrak, önder, kaptan gibi bir sürü sembol ile hatta bizim blogdaki gibi Batigol ile beraber hatırlamak isteyenler videoyu izlemesin derim ben.

Dakika 88. Inter 1-0 önde. Roma'ya neredeyse pozisyon vermemiş. Oyunun hakimi. Maçta da Materazzi olması nedeniyle klasik İtalyan derbisi gerginliği. Balotelli'ye de gelen geçen vuruyor. Böyle bir anda Totti topa vurur gibi Balotelli'nin bacağına tekmeyi geçiriyor. Haliyle atılıyor oyundan da... Mourinho'da Sneijder'in yerine aldığı Balotelli'nin bu durumuna daha fazla dayanamıyor. Oyundan alıyor. Yerine giren Muntari'ye de Taddei geçiriyor bu kez. Bu hareketleri 1940 İtalya'sında yapsanız kimse yadırgamaz belki. 50-60 sene sonra da Spielberg filmlerine konu olursun. Ama bu yapılan futbol dahilinde değildir. Yapan Totti'ydi. O sahada Roma forması giyen başka bir insan evladı olsa şaşırmazdım da Totti'ydi O.

Gerginliği, oyunu, mücadelesi ile güzel bir maçtı Inter - Roma. Tabii bir tarafta Mou, diğer tarafta da Ranieri olması sonucu belli etmişti. Biz de Bill Shankly'nin sözünü The Special One'ımız için çevirelim...

"Mourinho isen birincisindir, ikinciysen hiçbirşey"