27 Nisan 2009 Pazartesi

Denizli Fantezileri


Rıdvan Dilmen cümlesi ile başlayım. "Güntekin, elinde olsa Eto'o - Messi - Henry ile mi başlarsın sen, Bojan - Gudjohnsen - Hleb ile mi böyle kritik bir maça?" Serdar Özkan ve yıllardır orada oynamamaktan santraforluğunu unutmuş Holosko ile başlamak bu mealdeydi. Serdar Özkan, Beşiktaş ilk 11'inde böyle kritik maçlarda başlayabilecek kapasitede değil. 5 ila 25.haftalar arası ve kupa maçlarında rotasyonun elverdiği derecede ilk 11 başlar bu adam. O da rahat denilebilir maçlarda. Neyse Serdar ayrı bir yazı konusu. Oyuna aldığı adam maçı çevirince, off büyük hoca triplerinden anlamam. Yanlış kadrodan dönmek büyük hocalık değildir. Kurduğun doğru kadroda aksayan adamı farkedip değiştirmek büyük hocalıktır. Hiddink'in 45'i beklemeden yaptığı Kalou-Anelka değişikliği gibi. Benitez o zaman her maça N'gog - Babel - Leiva gibi adamları sürsün, sonra Gerrard - Torres gibi adamları alıp çevirsin ya da Guardiola o üçlüsünü sonradan alsın. Beşiktaş, 2.yarılarda bu yüzden alıyor maçları. Doğruyu yapınca ya da doğruya gelince 45 dakikada kendini bir şekilde gösteriyor. Yerli yerinde oynayan adamlar basiti oynayıp alıyorlar. 10 kişi kalınmasa Cisse - Ernst orta sahası Bursa'ya karşı 11'e 11 o maçı da alırdı. Gürkan'la başladığı Kocaeli maçı ise felaket. Ankaraspor maçında da kıyıdan döndü hani. Meye Galatasaray'a değil o gün Beşiktaş'a 90'da atsa (ki dokunamadı topa) 120 dakikalık bir maç ardından Es-Es zorlayabilirdi yine.

Uzun lafın kısası, dolandırmadan söylemek gerekirse; Rüştü - Toraman (Ekrem), Zan, Sivok, Üzülmez (Ekrem) - Cisse, Ernst, Holosko, Tello, Yusuf - Bobo şu an yapabileceği en ideal ve güzel 11'i. Nobre - Delgado, Bobo - Yusuf değişimleri yabancı sayısından olabilir. Ekrem ise zaten joker. Her yerde oynar o. Ama Cisse - Ernst en ideal orta saha göbeği.

Fikstür


Sırasıyla; Bayern Münih (D), Getafe (D), Sevilla, Valencia (D), Chelsea, Real Madrid (D), Chelsea (D), Villareal ve Athletic Bilbao ile karşılaşacağı bir fikstüre sahipti Barça 14.04.2009'dan 13.05.2009'a kadar. İlk 4'ünden sadece Valencia'dan adamakıllı bir darbe aldı denebilir. Puan farkı ligde 4. Lig Kupası finalindeler Bilbao ile fikstürün son maçı o maç. Şl'de Chelsea önündeki engel. El Clasico'da kazanırsa ligi alır. Ama kaybederse tadından yenmez. El Clasico'da bu pazar. 13.05.2009'dan sonra da bir final daha sıkıştırabilirler araya.

Hasan Şaş'la Efsane Yaratıyorum!


Sahaya çıkıp, sağa sola koşturunca, mahalle arasında maç yaparken maça karışan çocukların babalarını hatırladım. Çocukların fiziklerinin kat be kat üstünde ama göbeği ile koşturup yetişemeyen, karizmayı çizmemek için de hafif çamur oynayarak birşeylere çabalayan o babalar, abiler geldi aklıma. Tribünde de bir pankart, Bir Galatasaray Efsanesi Daha Yaratabilirsiniz! Hani futbolcu olsam, maçtan sonra o pankartı görmemek için kafamı eğerdim utancımdan. Hasan olsam, zayıflayana kadar değil Mecidiyeköy, Jupp Derwall antreman sahası bile yok derdim kendime. En azından bugüne kadar kazandırdığım 2 şampiyonluk adına, son kez bunun için çabalardım. Ama sahada şu Hasan, tribünde o pankart olunca Tanrı bile yaratamazdı o efsaneyi.

Azalarak Bitmesi Gereken Futbol Geyikleri || #1 Rıdvan'ın Anelka'sı


Vedat Özdemiroğlu'ndan arakladığım bir olay bu azalarak bitsinler. Türk futbolunda da o kadar çok ki bunlardan. Neyse ilk konuğum biraz iddialı olsun diye Rıdvan Dilmen. 3 senedir 14 Mayıs 2006 Pazar 21.15'te Denizli Atatürk Stadı'nda Rıdvan Dilmen. Fenerbahçe'nin o gün yaptığı Nobre - Anelka değişikliğini örneklendiriyor 3 senedir her puan kaybı yaşanan Fenerbahçe maçı sonrası. Koskoca Fenerbahçe takımı yahu. En nihayetinde kötü de kadrosu olacak, puan da kaybedecek ama her %100 Futbol'da bu değişiklikten bahsetmek sırıtıyor artık hocam. Ekranlarımızda futbolu bilen 2-3 kişiden birisin, tek istediğimiz biraz çeşitli örnek sadece. Nobre - Anelka değişikliği değil.

26 Nisan 2009 Pazar

Cin Olmuşlar, Adam Çarpıyorlar!



"Bir takım rahatsızlıklar vardı, bir takım duyumlar vardı. Bu duyumların önünü kesmek adına bu açıklamayı yaptım, şimdi cezamı aldım, seyrediyorum, sonu hayırlı olur inşallah"

Mecnun Odyakmaz / Kazandıkları TS Maçının Ardından "Bizi Şampiyon Yapmazlar" beyanıyla ilgili...



"Bu Anadolu'nun başarısıdır"
Bülent Uygun/Aynı Maçın Ardından



Peki maçı kaybetmiş olsaydınız Sayın Başkan? Bu kadar rahat konuşabilir miydiniz? Sizi kesmek isteseler kı.ını da yırtsan kesmezler miydi?

Yıllar sonra Anadolu'dan şampiyon çıkacak belki de. Ancak Teknik Direktörü de Yöneticisi de bir "iticilik" yarışına girdiler. Sezon başlamadan sorsalar "Tuttuğum takım olmayacaksa Sivas tabiî ki olsun" derdim; şimdi demiyorum. Tüm sempatiyi bir anda ortadan kaldırdılar. Hocası çıkar "Din, Millet, Yallah, Bismillah", Başkanı çıkar "Bizi öperler, bizi keserler"; iğrençsiniz ulan!

Bunları 3 Büyük kulüp başkanı/hocası yapsa şaşırmam da; sevimli, sempatik vs Anadolu takımlarımızdan birileri yapınca gıcık oluyor insan. Cin olmadan adam çarpmaya kalkan çok futbol insanı görmüştük Anadolu'da bugüne kadar da; bunlar Cin olmuş, adam çarpıyorlar.

Kaleci Avcısı! | Hasta mısın Birader?




Daha önce Volkan'ınkini koparmaya çalışmıştı.(İşte o an)

Bugün Rüştü'nün kelleye göz dikti. Yerdeki adamın kafasına ayak sallanır mı yahu?! Bu iki etti hem de.

Serdar Özbayraktar, manyak mısın birader sen?

Geç Oldu Ama İyi Oldu




2000 sezonunun başında Beşiktaş, Denizlispor'dan Yusuf Şimşek ve Ümit Bozkurt'la büyük ölçüde anlaşma sağladı.

Beşiktaş önce Ümit'i renklerine bağladı. O sıralar Fenerbahçe de Ümit'in peşindeydi. Bunun hırsıyla, Fenerbahçe "Ümit olmadı, Yusuf'u alalım" dedi hiç de ihtiyacı olmaması rağmen.

Fenerbahçe orta sahasında denge kurulamadı o sezon. Ümit de Beşiktaş'da pek yararlı olmadı. Yusuf yıllar sonra Beşiktaş'a gelebildi.

Son maçta (EsEs 0-2 BJK) yine gördük yürüyerek adam geçtiğini. Zamanında gelseydi ya keşke... "Ah Fenerbahçe ah, ne adam çürüttünüz" diyeceğim de; Yusuf'un da hataları vardır o zamanlar.