Mesut Özil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mesut Özil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2010 Pazartesi

Mesut Attııııııııeeeeeeaaaa



4 tane kız. Muhtemelen Almanya'da yaşıyorlar. Maçı da oldukça yaşıyorlar. Ama asıl sorunları Mesut ile olsa gerek. Mesut'un golünden sonraki tepkileri inanılmaz. Küfür de ediyorlar en sonunda normalde ama orayı keseyim dedim. Başında da Almanca sövüyorlar aslında. Neyse.

Çığlıktan yarım saniye geçmeden bela okuyan kız, yorumsuzsun...

10 Ekim 2010 Pazar

Beşiktaş & Mesut Özil


Yıl 2006. Aylardan Haziran. 2006 - 2007 sezonunun başlamasına daha var. Ama transfer sezonu başlamış durumda. Beşiktaş'ın başında Tigana var. Bir gurbetçiye yöneliyor bu transfer döneminde Beşiktaş. Malum, Demirören yönetiminde Beşiktaş'ta transfer asla bitmez. Yeni hedefleri ise Almanya'dan.



Mesut Özil.

Kimin gözlemleri ile alınmak istenmiş, kimin kulübe önerisi olmuş bilmiyoruz. Beşiktaş, teklifi yapıyor. Ama Mesut ve babası ayrı ayrı olarak teklif için teşekkürlerini sunup, Mesut'un kariyerini Almanya'da sürdürmek istediğini söylüyorlar. Transfer teklifi de fazla uzamıyor zaten.

İşin bundan sonrası ise, Mesut'un özelinde ve Beşiktaş taraftarlarının bir kısmının forumlarda geçen yorumları kısmı. Beşiktaş taraftarları Mesut ismini duyunca haliyle Tigana'nın ilginç transferlerinden birisi diye yorum yapıyor. Ama asıl bomba ise Mesut'un Schalke'de ilk A takım günleri döneminde yaptığı bir açıklamadan dolayı kaynaklananlar.

Mesut, izlediği, en sevdiği futbolcu için Ronaldinho diyor. Hayalindeki takımlar için ise 2 cevap veriyor. Barcelona ve Fenerbahçe. Bundan sonra aslında forumda kıyamet kopuyor. Fenerbahçe'li olduğunu söylediği için haliyle gelmemesini istiyorlar. Ama son yorum yok mu, işte o son yorum beni öldürüyor.

Allah'ın i..eleriyle uğraşıyolar yaa.tipe bak bundan futbolcu olmaz.eksik olsun yaa yemişim oyununu bunun.

İşte bu yorumu yapan arkadaş, Titanic filmini önceden izleyip, "bu film asla tutmaz" diyen arkadaş ile aynı geni taşıyor bence. Daha da diyecek bir şey yok aslında.



Beşiktaş, zamanında güzel bir boş atıp, hayatının en dolu tutturmasını yapabilirdi. Olmadı. Belki de gelmedi diye Mesut Özil oldu. Kim bilir.

8 Ekim 2010 Cuma

Auf Wiedersehen


Yıllardır Almanya'da, Olimpiyat Stadında taraftar avantajını elde ettiğimiz her maçta maçın bitimine yakın, stadı terkeden Almanlara "Auf Wiedersehen" diyerek dalga geçerdik. Durum 3-0 olduğunda bizim taraftarlarımız giderken, Almanların ağzındaydı bu sözler. "Hoşçakalın" diyerek yolluyorlardı bizimkileri. Yıllardır bekledikleri andı bu ve bizimkiler hiç bir şey yapamadan yenilmişti.

Türk futbolu, yaratıcı isimlerini o kadar hızlı kaybediyor ki, eli ayağı düzgün her takıma karşı sahada hiç bir şey yapamadan kaybetmeye başladık. Dahası, yeni yapılanmaya giden Belçika karşısında da kaos futbolu ile yine durumu kurtardık ama olayın aslı şu: Arda Turan'sız hiç bir şeyiz. Hiç bir şey. Üstüne, Arda Turan'ı iliğine kemiğine kadar sömürmek konusunda üstümüze yok. Arda'yı geçtim, Alman Milli Takımı'nda oynayan Mesut'u da sömüreceğiz. Şöyle 15 gün bir takımla maça çıksın, antremanda bulunsun, perişan ederiz. 30 tane buluruz bu ligde.

Oyuna gelmeye de gerek yok. 1 tane yaratıcı oyuncumuz olmadığı için, Halil ile yakaladığımız 1.5 pozisyonu atamayınca maçı kaybettik. Almanlar, rölantide oynayarak 3 tane attı. Maçın çoğu bölümünde, normalde karambolün olması gereken yerlerde yürüye yürüye atak yaptılar. Zorlayamadık. Çünkü, yaratıcılık yoktu. Fiziksel mücadelede de ezildik. Bir mevkii de 40 tane adamımız olduğu iddiasına rağmen, 35'lik Aurelio çıkınca orta saha iyice peynir oldu ve yerine bir tane de adam yok.

Biz, Arda'yı ülkece yiyoruz. Mesut'u da ısırmaya kalkacağız, kalkıyoruz ama Almanlar yedirmez. Real Madrid yedirmez. Dahası, Arda'ya saha dışında olanları, bugün Nuri'ye yapılan eleştirileri, Almanlar karşısında oynanan oyunu gördükten sonra yetenekli gurbetçilerimizi kaybetmek, işte asıl kaybımız o olur.

Mesut Özil'i izlemek büyük bir keyif. Zekâsını kullanması, bu kadar basit ve güzel oynaması mükemmel. Ayağından aşağıya çekmek yerine, yukarı doğru itildiğinde neler olunabilineceğinin göstergesi.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Sağdaki - Soldaki

İkisi de Alman Ümit Milli. Aynı forma altında oynadılar. Resme göre soldaki bu kadar iyi olabiliyor, bu kadar kendini geliştirebiliyorken, sağdaki neden Yonja profili tarzı pozlara daha çok önem veriyor ?

Neden Özil, Oezil olabiliyorken, Özbek hâlâ Özbek ?