Johan Cruyff etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Johan Cruyff etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2010 Çarşamba

Hikmet Cruyff

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Bu Kez 14 Numara Şampiyon Olacak


1974-1978. 2 final. Birincisinde resimdeki 14 var. Diğerinde yok. Ama temelinde Rinus Michels ile o 14 var. Kenarda Rinus Michels. Sahada o "sarı fare" önderliğinde bir Hollanda. Top, Almanlara değmeden atılan bir golle maça başlamasına rağmen kaybedilen 1974 finali. Peşinden aynı Total Futbol'un devamı ile 1978 finali. Yine kaybedilen bir final. Hani derler ya, en iyi, en eğlenceli filmlerde de biraz hüzün olmalı diye. O hüzün aslında o finaller. Ama Dünya üzerine bir futbol anlayışı, zevki yaydı o turuncular. Diğer nesillere aktarılacak derecede hemde. Kenarda Rinus Michels ile. Saha içerisinde 14 numara ile. Turuncular hep öyle oynadı, oynamaya çalıştı o günlerden sonra.

O günlerden çoook sonra bir gün. 2003 yılı. Başkanlık seçimleri var Barcelona'da. Juan Laporta diye bir adam seçiliyor. Bu 14 numaranın da avukatı. Sportif Direktörlüğe bir isim getiriliyor. Yine resimdeki 14. Zaten teknik direktör olmuştu zamanında Barcelona'ya. Bu kez daha yukarıda. Kenarda ise başka bir isim. Kendi ülkesinden bir adam Rijkaard. 74 finalinde kendisine yapılan penaltıyı atan arkadaşı Neeskens de yardımcısı. 5 sene Rijkaard A takımda gidiyor. Guardiola da genç takımda gidiyor bu arada. Sonra, Aragones diye bir adam Barça orta sahasını alıyor, üzerine takım kuruyor, o takım Avrupa'nın en büyüğü oluyor. Guardiola geliyor, Cruyff futbolunu bu kez Camp Nou'da oynatıyor. 2008'den başlayıp, 2009'un ilk ayına kadar 6 kupa kazanıyor, yenmedikleri takım kalmıyor. 2009'da tekrar başlıyorlar. Tek engel Cruyff'un final belalısı Milano'lular. Mou onları durduruyor ama ligde Mou yok. Barça rekorları alt üst ederek bir kez daha şampiyon. O Barça'nın 7 adamı sahada yarı finale çıkıyor Dünya Kupası'nda İspanya forması altında. O Barça'nın mimarı da, 1970'lerin futbolunun sahadaki mimarı da aynı adam. 14 numara.

Johan Cruyff.

Pazar günü O'nun sahada yönetip, oynadığı futbolun ekolünden giden Hollanda ile yine O'nun tepede yönetip, ekolünden giden Barcelona etrafına serpiştirilmiş 2-3 futbolcu ile İspanya final oynayacak.

Kazanan kim ? Ahtapot kızartılmazsa söyler. Ama asıl kazanan O'nun futbolunu oynayanlar olacak.

28 Şubat 2010 Pazar

"Catenaccio / 4-3-3" Mix, ya da Helenio Cruyff





Dün akşamki Kayserspor maçında Mustafa Denizli'nin sürdüğü kadroyu görünce bir Beşiktaşlı olarak "kaybetmeyeceğiz" dedim ve olcukça emindim kendimden.

Catenaccio, İtalyanca "asma kilit" demektir. Futbolda Helenio Herrera'nun yarattığı bir futbol sistemi. Simon Kuper'in "Futbol asla sadece futbol değildir" kitabının bir bölümünde de bu sistem ve sahibi hakkında bölüm var. Orada Herrera bu sistemin doğru uygulanamadığından dert yanar. Onun sistemine göre kanatlar hücumda oldukça etkindir. Ancak sistemi uygulayanlar olayı "5'li defans"a kadar götürdüler. Herrara'nın sistemi de bir nevi "total futbol" örneği sayılabilir.

Dünkü Beşiktaş taktiği de buna benzer bir şeydi. Sahada 3 stoper vardı. (stoperden kırma bek kaş'ı saymazsak) Ancak fark 3'lü defanstaki "libero" burada "önlibero" oynadı. Toraman, Ferrari, Sivok; lig gol kralı Makukula'yı aralarına alıp erittiler. Cangele'siz Ariza, Alex'siz Nobre gibi kaldı ve bir şey yapamadı. Tek bir pozisyonda Sivok ofsaytı bozdu ve Ferrari topa yetişemeyince gol geldi. Bekler de ileriye gitmeyi pek düşünmeyince Herrera'nın yakındığı 5'li defansa geçiş yapıldı.

Sahada Beşiktaş'a baktığımızda aslında ülkemizde hep 4-3-3 oynandığı ama 4-2-3-1 oynandığını hatırladık. 4-3-3 sisteminin orta üçlüsü bir önlibero, iki ortasaha oyuncusundan oluşur. Ülkede orta saha oyuncusu sayısının ne kadar az olduğunu biliyoruz. Aklıma gelen bir Emre Belözloğlu var gerisi tartışmalı. Dün Mustafa Denizli; önlibero Toraman, ortasaha Fink-Ernst yapmayı denedi. Ancak bir maçta olacak şey değildi. Ernst arkadaşlarına öne çıkmaları için yalvarıyordu, ancak alışmadık don götte durmaz misali Toraman, Fink gibi oyuncular yaslandı arkaya. Onun dışında hücuma çıkarken değil de, ortasaha pres yaparken Ernst-Fink işe yaradı. Ayrıca Fink'in kanat bindirmeleri de gözümden kaçmıyor. Güzel şeyler düşünüyor ama o kadar yetenek yok işe.

Elimizde uygun oyuncular olmadığından 4-3-3'ün bu ülkede hayal olduğunu anlamak zor değil. Tam anlamıyla "MC" mevkisi adamı yok bizde. Onlara sahip olduğumuz gün zaten futbola biraz daha hakim olabiliriz.

Yoksa 4-3-3'lerimiz Catenaccio'lara benzer kalır.