16 Aralık 2010 Perşembe

Duydunuz mu, Yabancılar Para İçin Oynuyormuş !!


Böyle bir şeyi duyduğumda yaşadığım şaşkınlık, böyle daha önce yaşamadığımdan, anlatamayacağım bir şaşkınlık. Tanımlayamıyorum. Benzerini bulamıyorum. "Yabancı futbolcular bu işi para için yapıyorlar" cümlesini her duyduğum yerde futbolumu sorguluyorum aniden. Sistemler, diziliş, beklerin hücuma katılırken yaptığı koşular felan diyorum ama bu çok üst düzey. "Para için bu işi yapmak"

Çok ilginç gelebilecek bir futbolculuk tanımı yapayım da şaşırın. Futbolculuk, kimi insanlar için bir meslektir. Evet, illa ki babanız bankada hesap kitap işleri yapan, inşaatta demir bağlayan, masa başında o dosya senin bu belge benim diye eve pestili çıkmış halde gelen, 25'e 50 bir kolonun donatı detaylarını çizen bir adam olmak zorunda olmayabilir. Sağ kanattan bindirme yapan, 7.32-2.44 ölçülerindeki 3 direğin arasından topu geçirmeye çalışan bir adam olabilir babanız. Nasıl yurtdışına çalışmaya giden bir meslek sahibi olabilirse babanız, futbolculuk mesleği de yurtdışında yapılabilen bir iştir.

Dedem, 60'ların sonu 70'lerin başında Almanya'ya giden işçilerden birisidir mesela. Babaannem de dedemin yanına Almanya'ya gittiğinde bir gün, yediği çikolatanın kabını yere atmış gayri ihtiyari. 70'ler. Babaannem için hayat 20 sene Kırşehir'de bir köy, 10 sene İstanbul'da Kadıköy, Göztepe'de tek göz evler, o zamana kadar. Kabı yere attığını gören bir Alman kadın da, hemen kapısının önünden bağırmaya başlamış babaanneme, tabii ki Almanca. Babaannem ne bilsin Almanca'yı, dedeme sormuş. Dedem de, "yere bir şey mi attın" diyerek anlamış olayı. Şimdi 40 sene önce bir insanın yetiştiği kültürden, başka bir kültüre geçerken yaşadığı farkın boyutlarını ve yaptığı kendisine ve o devirde yaşadığı ülkenin genel insanlarına göre masumane ama bir Alman'a göre gayet kötü bir davranış olan hareketi düşünün. Anlatmak istediğim şey, bir kültür, bir hayat, bir yaşayış farkı vardır herhangi rastgele 2 ulus arasında. Bunu da geçtim, bir uyum süreci vardır. Almanya'ya çalışmaya giden işçilerin hemen oraya adapte olduğunu felan sanmıyorsunuzdur herhalde. Kaç bin tanesinin orada bir Türk bulup, derdini hayat mücadelesini paylaşmak istediğini düşünebiliyorsunuz ? Oradaki çalışma ortamında yaşadıkları diyalogları ve oradakilerin kendilerine karşı davranışlarını. Oraya niye gittiğini de tahmin edebiliyorsunuzdur ? Tabii ki de Alman çikolatası için. O kadar çikolata alıyorlar, alışsınlar di mi...

Bizim ülkemize gelen bir yabancıya "para için oynuyor" demek popülizmdir, göz boyamaktır, yalandır. O adamı ezerek, üste çıkmaya çalışmaktır. Dahası bunu masumane yapan adamdaki empati yoksunluğudur. Adam evindeki bir kasa limonunu yemek için buraya çiğ köfte almaya gelmiyor herhalde. Futbol oynamaya geliyor. Tabii ki para için geliyor. Sen buradan aylık 500 TL alıyorken, Rusya'ya aylık 500TL maaş ile çalışmaya gider misin ? Yoksa aylık 1500 TL maaşa mı gidersin ? Meslek farketmez.

Sen 2 sezondur sezon başı kampı görmemiş Elano Blumer'i, birisi geç transfer edilmesinden diğeri de Dünya Kupası'nda kaval kemiğine yediği tekmeden dolayıdır, transferin son günü, ligin 4.haftasının olduğu gün Zvjezdan Misimovic'i getirip "takımı kurtarın" diye atarsan bir sahaya, üstüne hocaya "istediğini de yaptık" dersen, taraftara da "biz üstümüze düşeni yaptık" dersen afedersin ama el hareketlerinin en ses çıkartanlarından bir demeti ve 6 ay ömrü kaldığını öğrenen Mülayim Sert'in umumi tuvalet açma sebebinde kullandığı cümleyi hak ediyorsun. 13 bölümlük bir dizinin 8.bölümünden bir adamı başlatırsan, adamın diziyi çözmesine kadar haliyle dizi biter. Sonra da adamı yem yapmak kolaylaşır. Sonra dersin ki, adam oynamıyor, para almaya gelmiş. Adam senin kültürünü nereden bilsin ? Neye sinir olup, neyi umursamadığını nereden bilsin ? Dahası, senin 1 ay boyunca gece gündüz çalıştığın oyun sistemini nereden bilsin ? Geldiği sistemin, kendisinin daha önce oynamadığı bir mevkii de oynamasına sebep olacağını nereden bilsin ? Hangi futbolcu, futbol oynamamak ister ki ? Kim yedek kalmaktan mutlu olur ? Seni bilen adam olsa, al son gün oynat. Adam gittiği yeri biliyor. Bu adamlar nereden bilsin ?

Araştırıp, bakalım. Son 15 senedir, bu ülkeye damgasını vurmuş yabancıların transfer tarihine bakalım, "yitip giden yıldızlar" tanımına uyan futbolcuların transfer tarihlerine bakalım bir de... Sonra onları para için yargılarız...

Yerlilerin para için oynamaları ve "ruh" sahibi olmalarından da bahsetmiyorum. Daha sonra bakarız...

0 yorum: