3 Temmuz 2010 Cumartesi

Ozan İpek ve Beşiktaş Basını (haber1903)





Yanlış hocam yanlış.

Başından sonuna kadar yanlış.

Ozan İpek, sen ne diye daha resmi açıklamalar yapılmamışken böyle konuşursun?
Ne gerek var? Cidden? Millet biri bir şey dese de ortalık karışsa diye beklerken, sen ne diye işler bitmeden konuşursun? Aklınız başınızda değil mi? Hiç mi görmüyorsunuz sizden öncekileri?

Haber1903 görevlisi, sen ne diye gidersin bu röportajı yaparsın?
Normal bir basın görevlisi yapsa anlarım. Sonuçta bir şeyi yayınlamak için haber değeri taşıması yeter onlara göre. Hatta haber değeri yoksa yayınlayıp onu habermiş gibi gösterir. Ama sen "Beşiktaş" üzerinden haber yapan bir kuruluşsun. Sen yeri geldiğinde objektif olmayacaksın; Beşiktaşlı olacaksın değil mi?

Bu hamleyle ne yaptın şimdi? Bursa'ya kapak mı taktın? Ne geçti eline? Bu "önemli" transferi zora sokmuş olmadın mı? Sen ne diye bir spor kulübünü karşına alırsın hem? Bursaspor idarecileri inada bağlasın, bu mu?

Bazı Beşiktaşlılar "helal ulan ne taktın Bursa'ya" desinler diye mi? Öyleyse evet, büyük iş başardınız. Aklınıza geçen seneki Topuz olayları gelmedi mi hiç, yoksa o sıralar uzaya turist diye sizi mi gönderdiler?

Birkaç sevdiğimiz insanın hatrına izlediğimiz bir oluşumdunuz zaten. Hadi.

Not: Beşiktaşlıyım ve Ozan'ın gelmesini sonuna kadar istiyorum. Hatta Sercan-Volkan-Ozan triosundan tartışmasız adamım da o'dur. Sırf gelmesini istediğimden dolayı kızıyorum bu olaya evet.

2 Temmuz 2010 Cuma

Orhan Gülle Gaziantep'de.





Biz Beşiktaşlılarda artık "refleks" haline geldi yönetime sallamak. Bu zamana kadar yapılan işler sonucu gerçekleşen "doğal" bir durum. Son olarak geleceği çok parlak olarak gösterilen Orhan Gülle Gaziantepspor'a bedelsiz olarak gitti. 400.000 TL yetiştirme parası gelecek; o para da muhtemelen Nobre'nin yetiştirilemeyen maaşına katkı olarak eklenecektir. Orhan'ın gitmesi yönetimsel bir hata mı? Bence değil!

Orhan Gülle hakkında "en yetkili" ağızlardan biri; altyapı hocası Ulvi Güveneroğlu açıklama yaptı.

"Orhan Gülle Gaziantepspor ile daha önce görüşüp anlaşmıştı. Biz kendisi ile konuşup Beşiktaş`ta kalması yönünde teklifde bulunduk. Ancak Orhan Güllle daha önceden kararını verip gitmek istedi ve Beşiktaş`tan ayrıldı."

Kaynak: Haber1903, Ulvi hocanın açıklamasının tamamına oradan ulaşabilirsiniz.

Zamanında şöyle bir yazı yazmışız Orhan için: Orhan Gülle

Sevmiyorum Seni Kara Temmuz!





Şükrü Gülesin
Şan Ökten

Yusuf Tunaoğlu

Cenk Koray
Barış Akarsu

Mehmet Işıklar (Optik)
Vedat Okyar

..

Mekanları cennet, toprakları bol olsun.

"Temmuz'da gider Beşiktaş'ın güzel Abi'leri"

1 Temmuz 2010 Perşembe

İddaa'da Banko


Kupon mupon verdiğimiz de oldu ama bu başka. Özel etkinliklerden bir banko. İddaa'nın özel etkinlik oyunlarını biliyorsunuz. Takımlarda gol kralı olacak isim de bunlardan bir tanesi. Özel bahis açılan takımlar ise 4 adet. Diğer 4'ten 3'ü oynamaya değmez. Almanya - Arjantin ve Brezilya gol kralları çok belli veya çok belirsiz geçeceği için 4.takım olan Hollanda bahsi ortada. Gol kralı kim olur bahsine Sneijder demek en garanti seçenek gibi. Rakibin Brezilya olması, Sneijder'in 2 golle takımın en skoreri olması, Bert van Marwijk yönetiminde daha savunma ağırlıklı, daha Hollanda'dan uzak futbol oynaması göz önüne alındığında, Brezilya takımını elemeleri zor göründüğünden Sneijder bahsi pek güzel.

Tek risk ise şu; Van Persie, Huntelaar, Kuyt, Robben 4'lüsünden birisi gol atarsa verdiğiniz parayı geri alıyorsunuz. Bu isimlerden birisi 2 gol atarsa yatıyorsunuz. Denemesi bedava değil. Ama 1'e 2.

not; Sneijder 1.65'e inmiş.

30 Haziran 2010 Çarşamba

Tek Başına Bir Takım(dın) Be Abi

Michael Fink / Kalmalı mı Gitmeli mi?





Yönetim transfer anlamında 2'de 2 nokta atış yapmışken yollanacak yabancı konusunda da süpriz yapmazsalar güzel olacak. Zapo herkesin gönderdiği isimlerin başında geliyor, Tabata da öyle gibi. Ondan sonra Tello, Delgado, Fink tartışılan isimler.

Bana kalsa Fink kalsın derim. Özellikle 6+2+2 kuralının ardından kesinlikle kalmalı. Özellikle Necip için kalmalı Fink.

Necip henüz çok genç, senede 40 maçı sırtına yüklemek anlamsız olur. Ayrıca Ernst-Necip ikilisinden biri sakatlandığında onları yedekleyecek adam Uğur İnceman olmamalı. Çünkü Uğur tam anlamıyla bir önlibero değil. Bana kalsa kadroda tutarım elbet, ortasahayı üçleyeceğin dakikalarda kalabalık yaratırken işine yarar. Ancak ilk 11'de koyamazsın işte. Fink ise oraya koyabileceğin bir görev adamı. İlk senesinde beklentilere oranla "başarılı" bir sezon geçirmiştir. Eğer ki satılmayacaksa (ki çok zor görünüyor) bedavaya göndermek anlamsız olacak.

Sonuçta Fink kalmalı derim. Necip için kalmalı en azından. Bakalım Schuster ne diyecek?..

Mourinho Futbolu & Portekiz Futbolu


Dün oynanan Portekiz - İspanya mücadelesinden sonra Portekiz'in futbolunu beğenmediğimizi dile getirdiğimizde, ama Mou böyle oynayıp kazanınca "kral", başkası olunca "kral çıplak" diyorsunuz, skor yazarlığı felan dendi. Yazmayacaktım ama TA'nın blogun en uzun yorumlarından birisine imza atması sonucu yazmak zorunda hissettim kendimi.

Mou'nun oyun sistemi ile dün oynanan mücadelede ki Portekiz sistemi diziliş olarak benzerlik gösteriyor. Ama sadece ilk diziliş. Mental, taktik açıdan korkaklık derecesinde Portekiz'in sistemi. Mou'nun Inter sistemi ile diziliş olarak sadece bir benzerliği olabilir sistem. Inter döneminde, sadece savunma sırasında, o da büyük maçlarda santraforların beklere yardıma gelmesi ile oluşan bir sisteme benzetebiliriz.



Mou sisteminde 2 bek görev alsa da Maicon daha hücumcu, Chivu veya Zanetti daha geride kalan, arka toparlayan durumda. Defans konusunda üzerine konuşulacak şeyler bunlar olsa da, asıl mevzuu orta saha. Mou orta sahasında alanını savunan 5 adam ve önünde 1 adam var ise, bunların en az 3 tanesi hızlı kontra atak yapabilecek isimlerdir. Top, orta sahada yapılan pres ve müdahaleler ile kapılır. Portekiz ile benzer yön buraya kadar. Savunma olarak. Bundan sonra atak yapacak en az 3 kişinin görevi başlar. Bu 3'lüden bir tanesi atağın organizatörüdür. Kısa paslarla, koşu yoluna paslarla veya 40m uzun toplarla atağı başlatır. Diğer isimlerden birisi gole gidecek iken, diğeri defansın dengesini bozmak için atağa katılmaktadır. Bu denge bozacak isim, ya ver kaç yaparak atağa yardım eder ya da çizgiye doğru açılarak savunmayı açıp üstüne adam çeker ve kanattan gelmeyi kolaylaştırır. Bu ataklara katılan bir 4 ve 5..olursa ki bu isim Pandev ve Maicon'dur ki defansın hamle yapması durumunda bile atağın devamı ile golün gelmesini veya defansın Eto'o ve Milito ile uğraşması sonucu boşta kalan adam olarak ile golün gelmesini sağlar.



Barça'ya atılan ilk golde izleyeceğiniz veya izlediğiniz, atağı uzun topla başlatan Sneijder, sağdan içeri topu kesen Eto'o, ver-kaç yapıp savunmayı oyalayan ve atağa katılan Maicon, topu kontrol edip düzelten Milito, denge bozan Pandev ve arkadan boşta gelen ise başlatan Sneijder. Yani atağın 5 kişi olması durumunda olanlar bunlar.



2.golde ise izleyeceğiniz veya izlediğiniz, atağı çalımlarla başlatan Pandev, ileri doğru atak yapıp dikine giden Eto'o, kenara açılan Milito ve bekten gelen ekstra Maicon. Pandev, topu kanata açacak, Milito defanstan bir adamı üstüne çekecek, Maicon 4.olarak hızlıca gelip, boş adam olarak golü atacak.

Peki Portekiz? Atağa hızlı çıkamıyorlar. Doğrusu çıkmıyorlar. Hocaları çıkartmıyor. Çıkabilecek isimlerden sadece 1 tane var. O da yanlız kalıyor. Kontraatak için gerekli hücum planları yok. İleride uzun topu alıp, tek topta atak geliştirmeye bile uygun isimleri yok.



Inter bu oyunun savunma yönünü bir çok deplasmanda yaptı ama atağa da aynı oranda çıktı. 2 sene önce oynanan Juve maçında Balotelli'nin golü, bu sene oynanan iç ve dış Milan maçlarında atılan goller, iç sahada oynanan Juve maçındaki 2.gol, Bayern finalinde atılan gollerin hepsi, yazılmış, çizilmiş, defalarca uygulanmış atak organizasyonun golleridir.

Mou'nun konuşulan Barça - Inter eşleşmesinin 2.maçının sistemi diyebiliriz Portekiz'e. Ama Mou'nun ilk maçta aldığı 3-1'lik avantajı göz önüne alınca yapılan bir sistemdi o. Topla oyun amacı değil, topla oynayanı bozma amacı güden bir sistemdi o. Dün oynanan gibi. Ama ilk maçı yoktu Portekiz'in. 1-0 yetmiyordu. 0-0 nereye kadar yetecekti? Yetmedi.