
Öncelikle; diziyi gözümle izledim, rahat olun. Başlıkla alakası yoktu finalin.
6.His filminin inanılmaz bir geyiği vardır bilirsiniz. Herkes sinema salonunda filmin başlamasını bekler. Önlerden elemanın birisi bağırarak film hakkında der ki; "
Bruce Willis aslında ölüymüş". Sonrasında da ekrana bakan bir avuç insan kalır.
Lost'u buna benzeten insanlar gördüm bugün bir çok yerde. 6 senemi vermedim bu diziye. 4 senemi verdim. İlk 3 sezonu 3 ayda izlediğimden mütevellit, 3.sezonun 7.bölümü
Flashes Before Your Eyes'da normal zamanlamayı yakalamıştım. Sonrasında 3.sezon finalindeki "
we have to go back Kate, we have to go baaaack" haykırışında ayağa kalkıp, J.J.Abrams'a 2 dakika aralıksız küfür etmiştim. Çünkü, mükemmel bir finaldi ve önümüzde yaklaşık 10 ay vardı. 10 koskoca ay.
Neyse, son görevimizi yaptık Lost'a. İzledik. Açıkçası iyi bir toparlama olmazsa sağlam haykıracaktım ama o görüntüler, geçen 4 senemin aslında Flashback'iydi. Hele o kadar "
ezik doktor, ne sünepe adamsın lan Jack" dediğim Jack'in görüntüleri aslında boşa geçmiş zamanlarımın olmadığını ve Jack Shephard'ın bu dizide en favori karakterimin olduğunu gösterdi bana.
Desmond, Benjamin, Faraday efsanelerimdi ama Jack başkaymış arkadaş. Hele açılış gibi kapanışta da Jack Shephard ve Vincent ikilisini görmek, Jack'in önce bambuların arasından yaralı halde düşe kalka yürümesi, o ağaçta kalmış ayakkabı, yerde yatması ve tepesinden geçen uçağa bakıp gülmesinin bende ilginç bir duygusallık ve boşluk yarattığını söylemeliyim. Çünkü, biz Lost'a böyle başlamıştık, böyle de bitirdik işte. "
Göz açıp kapayana kadar geçen bir an"dı Lost. Faraday'ın dediği gibi zaman aslında izafi bir kavramdı. Bu dizi bize bunu göstermiş oldu.

Tabii aslında 2 senede bitecek iken 6 seneye sündürülen, hiç girilmeyecek iken girilen Jacob, hiyeroglifler vs. gibi konular eklenerek devam ettirilen bir dizinin zaaflarıydı bunlar. Bu 4 senede
Walt, Aaron, Hurley'in gördüğü ölüler, Hurley Bird, Işığın gizemi, rakamların asıl nedeni, Jacob's Cabin'de "help me" diye bağırtıp o bölümde kalp krizleri geçirmemizi sağlayan adam, o kabinde bulunan Hurley'in gördüğü göz gibi bir sürü şey var. Ama güzeldi işte. Bir efsaneydi Lost. Adına yakışır gibi bir sezonla bitmedi ama güzeldi.
See you another life brother.
Namaste.