10 Mayıs 2010 Pazartesi
Kim Källström'un Sözleşme Durumu
Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi... Hatta biraz araştırın göreceksiniz ki Manchester United, Celtic, Valencia taraftarları... Tüm dünya bu adamı istiyor. Sözleşmesi sezon sonu bitiyor diye göz dikmiş durumda.
Yalnız adam sözleşmesini 2012'ye kadar uzattı gibi görünüyor transfermarkt'da. Lyon sitesinde bulamadım sözleşmesi hakkında bilgi. Fransa Federasyonu'nun sitesi de sağ olsun bir "ingilizce" seçeneği koymamış. (Ah şu Fransızların İngilizce takıntısı..)
Ancak taraftar sitelerinde falan gördüğüm kadarıyla kimse farkında değil. Hâlâ konuşuluyor. Kabullenmek mi istemiyoruz acaba?
Etiketler:
Bay Kerahet,
Kim Kallström
Galatasaray 2009-2010 Sezonu Değerlendirmesi

Galatasaray için yıllardan beri süregelen alışkanlık vardı. Teknik direktör gelir, transferler sezon başlamasına yakın alınır, yavaş hareket edildiğinden ve kamp felan doğru düzgün görmediklerinden de çoğu karavana olurdu. Bu kez teknik adam öyle bir gelmişti ki, "hey ki hey" dedirtmişti. Frank Rijkaard - Johan Neeskens ikilisi takıma gelmişti. 1 sene boyunca Barça keyfi yaşayan Galatasaray'lılar için o Barça'nın temelini atan adam gelmişti. Herkes Arda'nın daha komple, daha aklını kullanarak oynayan bir takım oyuncusu, takımın daha takım olacağına inanmıştı. Hatta Sabri için; "Beyni ile ayakları arasında bir köprü yok. Bu bağlantıyı kurarsak başarılı olacağımıza inanıyorum" demişti. Sabri için bile umut doğmuştu gidecek derken.
Abdelkader Keita, Mustafa Sarp, Leo Franco, Gökhan Zan ilk transfer hamleleriydi. Daha sonra Elano Blumer geldi. En zayıf halka Mustafa Sarp gibi görünse de futbolunun teknik yeteneğinin sınırlı olmasına rağmen mücadelesini üst düzeye çıkartarak ilk 11'in değişmezi oluyordu. Yaz güzel başlamıştı. Arda Turan, sol kanat oyunculuğundan çıkıp 10 numara sırtında 10 numara konumuna geçiyordu. Bu hareket aslında Galatasaray'ı bitiren hamle olmuştu. Galatasaray hücum hattının bütün gücünü kullanıyordu. Gelen 3, giden 4 yiyordu.
Sonra güz geldi. Galatasaray'da yaprak dökümü derbiye rast geldi. Galatasaray için derbi = sezon olmuştu anlamsızca. 34 maçın sadece 2 tanesi Fenerbahçe maçıydı ve geri kalan 32 maç hiç önem arz etmiyordu sanki. 10.hafta Galatasaray'ı bitiren haftaydı aslında. 3 haftada 9 tane gol yemişti Galatasaray. Bu, Galatasaray için hep söylenen "hücum iyi ama savunmaya dönmüyorlar" tezini doğruluyordu. Sonrası bir çöküş. Milan Baros'un da ayağının kırılması beterin beteri oldu. Aslında 2 haftalık bir suni teneffüs vardı. Sivas-Diyarbakır maçları ile. Bursa maçına kadar bi' nefeslenme olmuştu bu. Önce yürüyerek puan verilen bir Manisa maçı. Ardından santraforsuz bir Galatasaray, hiçbir şey yapamadan yenildi. Antalya'dan da 20 dakikada 2 tane yiyince takım olayın vehameti başlıyordu ki, 3 gol attı Galatasaray santraforsuz.
Peşinden devre arası geldi. Lucas Neill'i beraberinde getirdi. "Şezlong Yorumcusu ve yardakçıları" "Galatasaray'ın defans hattı, Milli Takım'ın defans hattı, ne gerek var bu adama" diye saçmalama zevkini tadamadan Lucas Neill'i izlemeye nail oldular. Ama gerisi kötüydü. Jo ve Gio transferleri iyiydi kağıt üzerinde ama Shabani'yi gönderecek kadar olunca işler kötüleşti. Aslında Shabani iyi değildi ama takımın adamıydı. Ardından Atletico'ya elenen Galatasaray yeni bir şarampole yuvarlanıyordu. "Bireysel Hatalar."
Takımın kaybettiği her puan oyun sisteminden değil, defans ve orta saha hattının bireysel pas hatalarından geliyordu. Leo'nun Beşiktaş maçında topu düzgün yumruklayamaması, Topal'ın Es-Es maçında anlamsız pası, Emre Güngör'ün Colman'a asisti, Leo Franco'nun Selçuk'un şutunu içeri alıncaya kadar izleyen bir periyottu bu hatalar. Zaten lig bitmişti yine Fenerbahçe maçından sonra. Bu kez Aykut'un hatası vardı Sivas deplasmanında.
Ardından Topal'ın kendi kalesine gol atması bile yetmiyordu maçta puan kaybetmeye. Her neyse zaten Bursa maçında Eyyamcı Bünyamin ile bitiyordu lig. Şu saatten sonra 3.lük ile 4.lük arasında ne fark olur. 1 hafta tatil rezervasyonu. Onu futbolcular düşünsün. Bir de Elano var. Kasım ayında "ne gerek vardı" denip, Ocak ayında "hoca neden çıkarttı oyundan şimdi" olup, Nisan ayında "gereksiz"e kadar evrimleşen bir isim. İyi bir Elano bu ligde iş yapardı da, neyse.
Gelelim maddelere;
En isabetli Transfer; Abdelkader Keita, Lucas Neill
En isabetsiz Transfer; Leo Franco. Joao Alves da Silva.
En hayal kırıklığı; Tabii ki de Leo Franco.
En fazla çıkış yapan; Sabri Sarıoğlu. İlk 6 ay için Mustafa Sarp.
En dramatik olay; Baros'un ayağının kırılması. Kewell'ın sakatlığı.
En umut beklenen; Emre Çolak.
En Galatasaray gibi oynanan maçı; Kasımpaşa. Galatasaray dediğin önde basar, pres yapar.
En Galatasaray gibi oynanmayan maçı; son Antalyaspor maçı.
En çok gelmesi istenen; Kim Kallström.
En çok yaralayan anlar; Ultraslan'ın Arda'ya yaptığı tezahürat ve Hakan Şükür'ün yaptığı açıklamalar. Kral bile olsa kendisinden nefret ettiremez.
En güzel pankart; "Hakan Küçük'tür ama mide bulandırır"
En güzel Gol; Elano Blumer'in Kayserispor'a attığı gol ve Kewell'in Gençlerbirliğine attığı gol. Sayılan ve sayılmayan da dahil.
En bi' görülemeyen; Gökhan Zan.
1 önceki sezon stoper yokluğundan stoper bolluğuna giderken, bu sene santrafor yokluğuna düştük. Bu sene santrafor yokluğu çekmeyiz de, orta saha yokluğu çekmesek bari... Kötü bir sezondu neticesinde işte.
Etiketler:
Felix Mourinho,
Galatasaray
9 Mayıs 2010 Pazar
İbrahim Toraman
“Saha içerisinde yüzümüz kızardı. Böyle bir taraftar başka yerde olmaz. Geçen sene iki kupayı kaldırdığımız ortamda bizi uğurladılar. Özür diliyoruz. Boşa geçen kayıp sezonun sorumlusu bizleriz. Ama yeni sezonda birkaç iyi takviyeyle kupalara uzanacağız. Bence sıkıntımız, takım olarak yeteri kadar sorumluluk alamamaktı.”
İbrahim Toraman
Etiketler:
Bay Kerahet,
İbrahim Toraman
Ankaragücü - Fenerbahçe

Bir haftadır "şike" söylemleri etrafında antreman yapan, yapmayan Ankaragücü'nün kadrosuna maç sırasında baktığımda Ankaragücü'nün maçı kazanması imkansız diyordum. Busker'a döndüğümde de bu maç 3 felan olur dedi. Kırmadı O'nu Fenerbahçe.
Şimdi bir tarafta Fenerbahçe. Baskının altından kalkabilecek bir ekip. Tarafsız sahada kupa finali felan oynamıyorsa bu ülkedeki her takıma karşı psikolojik olarak üstünler. Oyun olarak da üstünler. Gol yemiyorlar. Baskıyı kendileri yaratmıyor. Futbol dünyası baskıyı yaratıyor, onlar geliyor, yürüye yürüye maçı kazanıp gidiyorlar.
Diğer tarafta da Ankaragücü. Santrafor olarak İlhan Parlak var bu takımda. Fenerbahçe'nin zamanında 5.santraforu felan olan bir adam. Bugünkü yedek Gökhan Ünal'ın yedeği bir adamdı. 3-4 haftadır Fenerbahçe birer birer maçları alırken hep, ligin kaderini belirleyecek adam Rıza Çalımbay, ligin kaderini belirleyecek adam Yılmaz Vural, ligin kaderini belirleyecek adam Ümit Özat felan deniyor. Eldeki malzemeye bakıyorsun. Bu 3 maçta Fenerbahçe'ye karşı, Fenerbahçe izin vermedikçe 0 (sıfır) pozisyona girmişler. Santraforu İlhan Parlak olan bir takımın veya teknik direktörü Rıza Çalımbay olan bir takımın ligin kaderini değiştirecek bir takım olmadığına eminim o maçların teknik adamları bile inanmamıştır.
Neticede olay şu. Fenerbahçe yapması gerekeni yapıyor. Savunuyor, bekliyor, bir şekilde golünü yapıyor. Galatasaray gibi 2010 yılında Veysel Cihan'dan gol yemiyor.
He şimdi haftaya Trabzonspor bir şey yapar felan zor o işler müdür. Fenerbahçe kendisine kupada 30 tane şut çeken bir takımı oradan çıkartmaz. 2005-2006'dan sonra imkansız bu işler.
Etiketler:
Felix Mourinho,
Fenerbahçe
Milano Nere, Trabzon Nere..?
Daha önce bir yabancı kulüpden Türkiye Kupası sonrası tebrik geldiğini hatırlamıyorum. Belki de gelmiştir ama takımlarımız paylaşmamıştır.
Gerçi Milan'ın Türk takımları ie yakınlaşmasını Es-Es örneğinde gördük. Ya da Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nın alamaması(!) İtalya'da bile önemli kılıyordur turnuvayı, ne dersiniz? (:
Etiketler:
AC Milan,
Bay Kerahet,
Trabzonspor
Rıdvan Şimşek
"Eyvah" dedim, "futbol hayatım bitti mi?" diye düşündüm. "Acaba bir daha oynayabilir miyim" dedim. Çok düşündüm. Çok üzüldüm hatta ağladım bile. Zordu ya. O an çok kötüydü. Allah kimseye göstermesin.
Manisaspor maçında ayağı kırılan genç yetenek Rıdvan Şimşek'in sözleri. Babası Rıdvan Dilmen yüzünden ismini böyle koymuş, Allah kaderlerini benzetmesin.
HT Spor'dan Erdem Erol'un Rıdvan ile Röportajının tamamı burada. Özellikle Nihat ve Necip'in davranışı çok hoşuma gitti bu arada.
Etiketler:
Bay Kerahet,
Beşiktaş,
Rıdvan Şimşek









