10 Mart 2010 Çarşamba

Marbury vs. Divac



Bu pazara gitmenin de ötesinde bir şey. Bu direk ülkeyi terketmek felan olmalı. Hele pota altı görüntüsünde Divac'ın topu araması yok mu? Bitirir beni o an...

Sen de Hep Yeni"LYON"



Son yılların en güzel, en seyir zevkli çekişmelerindendir Lyon - Madrid. Bu son yıllardaki 6.maçları. İlk 4 maç hep grup maçları idi. 5.maç bir eleme oldu. Gerek Luxemburgo, gerekse Capello Lyon'u hiç yenemedi. Nedeni ise tabii ki efsanevi Lyon kadrosu ve Juninho Pernambucano.

Şimdi ise Puel yönetiminde klasik Lyon şanssızlığı, ki bu şanssızlık hep turlarda şanssız şekilde elenmektir, ile Real Madrid serisi, ki bu da Real'e yenilmemektir, arasında bir sonuç çıkacak. Lakin, bu kez ne John Carew'leri, ne Coupet'leri, ne Diarra'ları, ne Juninho'ları var. Sadece ellerinde Lisandro Lopez var silah olarak.

Rakibinin ise durumu bir turdan, bir kupadan fazlası. Yok yok büyük transferler de değil mesele. Mesele finalin Madrid'de olması. Düşünsenize 2010 finalini Madrid'de Barcelona'nın oynadığını... Pellegrini'yi kurtaracak insan evladı yok o ülkede.

6.maç geldi çattı. Yıllardır ilk maçı kaybedip, hiç turu atlayamayan Arsenal, şanssızlığını kırmıştı. Hem de 5 atarak. Seri bozma sırası Madrid'de olabilir. Bu kez ise Lyon'un en büyük silahı iyi alan savunması ile yavaş bir oyun gibi. Bir de kontraatakların 1 numarası Lisandro. Yoksa şu kadronun Real'e Barnebau'da hiç kaybetmediğini düşününce işleri çok ama çok zor.

Gregory Coupet
Cristiano Marques Cris
Jeremy Berthod
Claudio Cacapa
Anthony Reveillere
Pernambucano Juninho
Florent Malouda
Tiago
Mahamadou Diarra
Sylvain Wiltord
John Carew

Bugünkü Lyon; Lloris, Reveillere, Cris, Boumsong, Cissokho, Toulalan, Makoun, Govou, Pjanic, Delgado, Lisandro Lopez

Real Madrid; Casillas, Sergio Ramos, Raul Albiol, Garay, Arbeloa, Lass, Van Der Vaart, Guti, Kaka, Ronaldo, Higuain

NEOkwo Kanu

9 Mart 2010 Salı

Arsenal Karşısında Porto Olmak


Düşünün bir ülkenin son 10 yılının en iyi takımısınız. En iyisi derken isimde de kalmamış, hep bulunduğu yerde kalmanın yanı sıra, maddi anlamda da, başarı anlamında da hep belirli bir çıtada yer bulmuşsunuz. Ayağa pası en iyi yapan, genç yetenek bulmak ve oynatmak konusunda uzmansınız. Yıllardır yerleşmiş bir sisteminiz var. Yine Şampiyonlar Ligi'ndesiniz. İlk maçı da içeride 2-1 kazanmışsınız. Lakin rakibiniz Arsenal. Kalesinde de Tolga Zengin'in Arsenal şubesi Fabianski yok.

"Öyle bir top oynadı ki Arsenal" demek abes aslında. Standartında oynadı. Ne standardı derseniz. Ciddi maç standartı. Karşısındaki Porto ise sanki ilk maçı 2-1 kaybeden tarafmış gibi sahadaydı. İlk 10 dakika baskısını atlatamadılar. Nedeni ileri 3'lünün hiç dönmemesi idi. İlker Yasin'in bile Hulk'un "adı çıkmış 9'a aslında 5 etmez"e getirdiği cümleler işin özetiydi. Bu stada gelen ve kazanan her takım harika kademeli savunma ile durdurup sonra vuruyordu. Hem de en az 2-3 tane atıyordu. Tamam, Porto bunlar kadar değil lakin, 5 yiyecek bir takım da değil.

Arsenal, Fabregas yokluğunda Song - Diaby önüne Nasri 3'lüsü ile çıktığı orta saha düzeni ile oldukça hücumcuydu. Normalde Song - Denilson önüne Fabregas'ı atıyordu Wenger. Hücum oynamak gerektiğinde ise Denilson - Diaby önünde Fabregas olurdu. Bu kez Nasri, Fabregas rolündeydi. Tabii solda Arshavin, sağda Rosicky kanatlarının ardından gelen Sagna - Clichy ikilisi boğdu Porto'yu.

Porto olmak zor. Porto'lu olmak daha zor bugün vallahi. 2-0'dan sonra 2.yarı bir empati yaptım. Porto'lu gibi izleyim dedim. 4-0 olunca Bayern - Fio maçına geçtim hemen. Düşünün ülkenin en iyisisiniz ama perişan ediyorlar. Yapacak hiçbirşeyiniz de yok. Yaptırmıyorlar...

Nasri'ye de Zidane olamazsın dedik, inadıma bir eser yarattı oralarda. Ben böyle 3 maç Arda'ya yazayım kopar gider. Son olarak Hikmet Karaman'ı bir ekran karşısına felan çıkartın, futbol muhabbeti ettirin be. Sistemden uzak, anıları hikayeleri felan. Yılmaz Vural'ı da çağırın. Ne güzel olur.

Şeytan Bilgisayara Girmiş






Akşam akşam sandalyeden düşüyordum komik arkadaş yüzünden. Şu "5 kişiye göndermezsen dünyan çükücek" tarzı mesajlar ne zaman tedavülden kalkacak merak konusu. Kazık kadar adamların yaptığına bak yahu. Ahaha :)

Bıktıran Futbol Klişeleri || Yeni Zidane


Bıktım arkadaş bundan. Bıktım yahu. İllallah artık. Kardeşim yıllardır her topa vurmasını bilen Fransız'a yeni Zidane denmesinden Zidane bıktı, yazanlar bıkmadı.

Önce bu iş Samir Nasri ile başladı yanılmıyorsam. Cezayirli ve topla nasıl oynanacağını bildiğinden hemen Zidane dediler. O ne oldu? Arsenal'a gitti. Hiçbir şey olamadı. Bu adam yeni Zidane ise Arda bunla top diye oynar.

Ardından Karim Benzema'ya dediler bunu. Kuzey Afrika kökenli diye, saçı kısa diye, teknik diye Karim'e de Zidane dediler. Neresi Zidane yahu. Mevkiileri bile aynı değil.

Franck Ribery var tabii. Kardeşim siz hiç 5 dakika arayla Gökhan Zan, İbrahim Toraman ve Koray Avcı'dan peşpeşe kontrolsüz müdahaleler görüp taç çizgisinden dışarı kadar uçan Zidane gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü o sadece Ribery. Adam rüzgarın oğlu. Bir ara Fransız'lar da heyecan yaptı bu konuda. Ama olamadı tabii. 2006'da o da Zidane'nın yanında bir figürdü.

Yoann Gourcuff var en son. Kabul edelim mevkiisi felan tutuyor. Fizik açısından da iyi, tamam. Top kullanma konusu da tamam. Hatta O'nsuz Bordeaux mütemadiyen morarıyor ama yeni Zidane felan değil. Gourcuff sadece. 3-4 seneye insanlar yeni Gourcuff arayabilirler ama bir Zidane olması için 15 sene hep kendisinden sözettirmeli Fransız futbolunda. Ribery'den, Anelka'dan, Henry'den değil.

Bir de en son Hernanes çıkmış. Vallahi Fotomaç yazmış. Sao Paolo'lu Hernanes hemde bu. Lan adam Brezilya'lı. Gitsin yeni Kaka', yeni Bebeto, yeni Ronaldo, yeni Socrates felan olsun.


Yeni Zidane yazmayın. Gelmez yeni Zidane felan. %75'i Afrika göçmeni olan siyahi futbolculardan kurulu, bu yüzden de fizik gücü ön planda tutup, sıfır teknikle oynayan futbolcuların olduğu bir ligde, topa vurmasını bilen her adam Zidane değildir. Yeni "Thuram", yeni "Petit Konuşur", yeni "Pires", yeni "Barthez"ler bulun yahu. Ayrıca Domenech gitsin kurtulsun Fransız futbolu...

Bir de bu var tabii bonus olarak...

Eskişehirspor - Galatasaray


O kadar sıkıcı ve alakasız geçen bir maçtı ki 40.dakikaya kadar, muhtemelen kuponunun son maçı olan ve "2.5 gol üstü olmazsa tek maçtan yatarız hacı" diyen hakem, biraz aksiyon katmaya girişti. Önce ceza sahası çizgisi üzerinde K.A'nın elle müdahalesine devam et dedi. Sonrasında da Galatasaray ilk tehlike sayılacak atağı geliştirip, Jo ile boş pozisyonda topu üstten auta yolladı. Nedendir bilinmez, 4 ön liberosunun bir Tugay etmemeye başladığı Galatasaray orta sahası, ileri doğru bile pası zaten yapamazken, geriye ve yana da pas yapamamaya başladı. Bir hafta öncesinin Kasımpaşa golünde topa dış vurmaya çalışıp asisti yapan Topal, yine dış vurmaya çalışınca K.A'nın açıkgözlülüğü ve elleri ile golü yemesine sebep oldu.

Ardından başlayan ve bu kez tertemiz, pek güzel bir K.A golü daha. Gerisi Rıza Çalımbay'ın en iyi yaptığı işe kaldı. Savunma yapmak, alan daraltmak ve uzun adamları ile kesip hızlıca kontralar bulmak. Bol bol da uzuuuuuuunca şişirmek. Yaptılar da bunu nispeten. Ters ayak, ters kanat adamı olan Gio, sezon başında neden Galatasaray'dan gönderildiğini ispat edercesine Volkan Yaman'ın kanadında 5 dakikalık bir otoban kurdu. Hakemin de yardımı ile bir penaltı aldırdı. Açık ve net söyleyim, 35.dakikada ve maç 0-0 olsaydı o penaltıyı o hakem çalmazdı. Çalamazdı. Ezildi sahada ve çaldı işte. Ardından Tugay'ı hatırlamış olmalılar ki, Hakan Şükür sistemine dönüş. Şişir babam şişir. Lakin, şişirmeyi de yapamıyor orta saha ve defans hattı.

Neticede Es-Es sahadaki oyuna göre kazanmayı daha hak eden taraftı. Kaleye doğru düzgün şut bile atmayan Galatasaray ise 288.kez ben defans yapamam, bırak defansı pas bile yapamam dedi. Ayhan Akman'ın savunma anlayışının bir kez daha adamı durdurursam durdururum olmazsa indiririm olduğu ortaya çıktı.

Mehmet Topal'da kafasına İstanbul girmiş Anadolu futbolcusu misali, aklına Avrupa girmiş Türk futbolcusu durumuna geldi. Pas yapmaya, teknik oynamaya kalkıyor, yeteneği var ama kullanamıyor, kazmaya bağlıyor arkadaş. Ayakdışı vurarak teknik olunmaz desin birisi. O işi yapan bi' Elano var orada.

Tabii bir de, Trabzonspor ve Fenerbahçe maçları arefesinde Arda'nın kart sınırında olduğunu bilen her Galatasaray'lının fikri gerçekleşti ve anlamsız bir kart gördü. İyi de oldu.

Neticesinde; haftaya 2.yarıda Giovani Dos Santos'un yerine Harry Kewell girecek oyuna. Tabii altyapının başına gelen Tugay Kerimoğlu hazır yeni sezona daha varken Mustafa Sarp, Ayhan, Topal ve Barış'a bir şeyler öğretsin. En azından nasıl pas yapılacağını, nerelerde ayak dışı ile vurulmayacağını, topa girerken kız gibi sakınmamayı öğretsin.