28 Eylül 2009 Pazartesi

Pes 2010'dan İlk İzlenimler


Demo'sunu oynama fırsatı buldum çok şükür kod adı "Junior" olan arkadaşımın bilgisayarında. Yaklaşık 1 gb demosu var. 6 takım, 2 stat ve 5'er dakikalık maçlar sunuyor bu demo. Bu genel bilgileri bir kenara bırakıp oynanırlığa gelelim.

Oyun, Messi ve Torres'in bulunduğu bu resimle açılıyor. Ana menüsü çok daha değişik 8 ve 9'a göre. Karmaşık sayılabilir 9'a göre. Maç sırasında şut atanları ayarlamak bile daha karışık. Oyunun bizi ilgilendiren menüsüne yani Formation Settings'e gelince, işler iyice karışıyor. Hani PS Cafe'lerde arkadaşınız taktik olayını seviyorsa iyi bir para alıp gidin. Her futbolcuya ayrı taktik yapabilme imkanınız var. Örneğin; kanat bekinizin hücumlara bindirme yapmasını arttırabiliyorsunuz. Barça gibi, her atakta kenarda biten bir Dani Alves'iniz oluyor yani. Takımın pres yapma özelliği, birbirine yakın-uzak oynama hatta çapraz koşularını bile ayarlayabiliyorsunuz. Santrafor bir anda sağ açıkta, sağ açık bir anda sürpriz koşularla santraforda olabiliyor. Eğer ilk yarıyı geride kapatırsanız, takımınız otomatik olarak biraz daha ileriye çıkıyor, daha baskılı oluyor. Gelelim yeni özelliğe. Fifa özelliği diyelim buna. Mevkii'ye göre puanlandırma. Bunu da örnekle açıklamak gerekirse; Pirlo'nun Dmf'si 81. Pirlo'yu Cmf yaparsanız 78'e iniyor buradaki oyunu. Lmf'de 60'lara iniyor. Toni'nin CF'i 80 iken, SS'liği 59. Hızı açısından da; Pes 9'a göre yavaş ve ağır. 9'dan sonra itiyorsunuz gibi geliyor futbolcuyu.

Menülerinin çözülmesi biraz sancılı olacaksa da, hızına alışılması biraz zorlaşsa da, İbrahimovic yine aynı İbra. Barça 9'a göre daha da bir aşmış durumda. Skrtel, Allaha emanet. Anfield Road güneşli havada pek bir güzel. Biraz daha hızlı olsa keşke oyun.

Burcu Esmersoy'un Tuttuğu Takım


Futbloglar'da haftanın en çok ilgi çeken yazısı olunca Burcu Esmersoy'un tuttuğu takım konusu şaşırmıştım. Ligtv'nin sitesinde nostalji yaparken biraz daha şaşırdım. 2001-2002 sezonu Galatasaray - ÇaykurRizespor maçında Ümit Karan durumu 3-1 yapan golü atıyor. Yönetmen de haliyle güzel güzel bayanları sevinirken gösteriyor. Berkant ve Ümit'in o ilginç sevinmesinin ardından şapkalı bir bayan geliyor ekranlara. Resimdeki bayan ekranlara gelen. Hangi takımlı şimdi bilemem ama iyi bir Galatasaray'lıymış o zaman.

Git Kendini Çok Sevdirmeden Frank


İlk beraberliği. Ciddi anlamda kazanılamayan ilk maçı bile diyebiliriz. %65'e %35 topla oynama yüzdesine, gol olan 2.yarıda rakibinin kaleye isabetli tek şutuna rağmen alınan bir beraberlik. Sezon başından beri gelen, hatta beklenen ilk kayıp. Futbol desen sürekli ileri oynama çabası. Ardından gelen eleştiriler ise "Balon, Hikaye, B Planı Yok, ıvır-zıvır".

Galatasaray'a teknik adam olarak yerleştirmeye çalıştığı şey bir maç 2-0 kazanılabilecekken, 3.atmaya çalışmak. Kasımpaşa maçından sonra da söylediği buydu. "3 gol atarak kazanmayı herkes ister ama ben şu maçta daha fazlasını istiyordum" demişti. İleriye hızlı bir şekilde pasla gitmeye çalışmak. 92.dakikada bile Es-Es maçında degajla değil, inatla pasla başladı maç mesela. "Balon" bile dendi yahu hakkında adamın. Hatalı işte kendisi. 13 kişiyle oynayıp, sadece ligi almaya çabalayacaktı ki, "dahi" ilan edilsin. Performansa göre kadro kurmak gibi bir hata da yaptı(!) Sürekli aynı adamı oynat dur. Herkes rahatlasın. Rıdvan'ın "B planı yok" gibi saçmalamalarına maruz kalma en azından.

Valencia istiyormuş kendisini Milan'dan sonra. Git yahu. Bu ülkeye senin gibisi fazla. Arda ligde asist kralı olmuş, Nonda-Baros gol krallığında 1-2, Milli Takım'ın defansı emrinde hala Total felan hacı. Oynat Terim gibi ilk 30 dakika kağıt üzerinde birşey, 30'dan sonra dön 2-1-7'e kahraman ol. Teknik birşeyler yerleştirmek de fazla. Ne Aydın'la, Sabri'yle, Uğur'la kasıyorsun yahu. Aldır adam. Senden istenen bu. Ne güzel "Vatan Millet Sakarya" modunda bir Ulusal Takım'ımız da var. Hatta arada yıllık 3.5 Milyon Euro'yu alıp, "Türk olmak istiyorum hacı" de tadından yenmez. Kaybedilen 1 puan'dan dolayı ipini çekiyorlar. Yarın 3 puan kaybedersen ligde sokakta yürütmezler seni. Git hacı. Galatasaray tarihinin en iyi sezon başlangıcı bile yetersiz gelir olmuş adamlara. Bizim Hıncal'ımız var. Yeter o bize. Al Denizli'yi de hatta yanına. Sezon sonu yapması gereken tatili şimdi yapsın. Uğraşmasın bu muhabbetlerle. 2 kupalı adam olarak akıllarda kalsın.

27 Eylül 2009 Pazar

Galatasaray'ın Belediye'si



Beşiktaş'ın belalısı Büyükşehir Belediye bildiğiniz gibi. Kritik maçlarda Belediye'ye kaptırdığı maçlarda çok canı yandı Beşiktaş'ın. Geçen sezon şampiyonluğa giden yolda, yine "kritik" bir virajda Belediye laneti kalkmıştı Beşiktaş'ın üstünden. Tabii bu sezonki Belediye maçıyla eski usule dönüş yapıldı. Lanet geri dönü yani.

Galatasaray'ın belalısı da Eskişehir oldu. Hem içeride hem de dışarıda bela olmuştu Es-Es. Bu sezon full + full devam etme fırsatı Eskişehir karşısında yok oldu.

Beşiktaş'ın belalısı Belediye'nin bir benzerini Eskişehir yaşatıyor Galatasaray'a.

Beşiktaşlı Rıza Hoca, Galatasaraylı Abdullah Hoca'dan intikam alıyor herhalde. (:

Ayrıca Rıza Hoca geçen sezonki Beşiktaş'ın 5-Ernst-4 sisteminden etkilenip ya da "orta sahayı nasıl olsa kaptırcam, boşuna adam harcamayayım" diyip 6-0-4 gibi bir sistem yaratmış. Heyt maşallah.

Ciddiyetsiz Uefa (!)


Biraz geç bir yazı ama ancak imkân bulabildim buna. UEFA haftanın isimlerini seçerken, haftanın takımı olarak Galatasaray'ı seçmiş. Halbuki bir tane bile ciddi takımla karşılaşmadı Galatasaray. Hep oyuncu değişikleri ile adama çarpan toplarla felan kazandı. Bal. Şans. Tobol felan. 3.16 gol ortalaması hikaye. Andersen'den masallar. Olacak iş mi? Aaaa. Hem Rijkaard'ın Barcelona'yı saymayın, ne başarısı var? Aslında Galatasaray seçilse de Beşiktaş daha çok yer almış paragrafta. Yarısından çoğu Beşiktaş ile ilgili. Uefa bile şaşırmış olana. Y.D.'i bir görseler hiç şaşırmayacaklar ya neyse.

İlgili Yazı; Uefa Haftanın Notları

Fenerbahçeli Uğur Bolat??




Uğur Boral, Kaleci Polat, Sinan Bolat...

N'oluyoruz lan?

Hani bazen ben de aceleyle yazı yollarken hata yapıyorum da sonra düzeltiyorum. Koskoca (!) LİG TV olmuşsun, yarım saattir Fenerbahçeli Uğur Bolat muhabbeti çeviriyorsun. Düzeltmeye de niyetleri yok gibi. Çok garip ya.


Haber burada.

Nerede O Eski Fenerbahçe?




Bir zamanlar bu memleketin duran toplardaki en korkutucu takımıydı Fenerbahçe. Sezona full + full devam eden bir takıma böyle bir eleştiri garip gelebilir ama nerede o eski duran toplar?

Duran top özürlü memleketin futbolcularıyla alay edercesine atılan goller, "hiç atmasak bir duran topta işi bitiririz" lafının ortaya rahatlıkla atıldığı günler falan...

Son olarak bugünkü Antalya maçında gözüme battı da; Alex mi orta açamıyor, kafacılar mı çalışamıyor anlayamadım. Normalde şimdiye kadar elde edilen fırsatlardan 3-5 kafa golü buluyordu Fenerbahçe. N'oldu ki?

Nobre Fenerbahçe'ye dönse, Alex ortalasa, Nobre kafa-ayak-popo karışık golleriyle takımı taşısa; hem Fenerbahçeliler hem de Beşiktaşlılar rahatlar herhalde. (: