Spor Kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor Kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2010 Salı

Türk Futbolu'nun İlerlemesinin Yolu: Basın'ın İlerlemesi


Ntvspor diye bir kanal var. Spor kanalı. Çatısında 2 tane kocaman çanağı olup, üstüne aylık 70 TL verenin HD kalitesinde de izleyebileceğin, televizyonun arkasına çatal sokup karıncalı da olsa izleyebileceğin bir kanal. Yani ulaşabileceği alanın büyüklüğünü kavrayabiliyorsunuz. Haliyle bu büyüklüğü ile ulaşabileceği insanların sayısının ve bu insan sayısının içerisinde futbola ilgi duyan kişilerin de bir hayli fazla olacağını da biliyorsunuz. Bunun yanı sıra onlarca gazete, internet sitesi vs. var. Şuraya getirmeye çalışıyorum aslında, örnekle anlatayım; bir koyun sürüsünün en önünde yürüyen koyun, kendisini uçurumdan aşağıya atınca, düşünce, arkasından gelenler de kendisini oradan atar ve ölür, çünkü adı üstünde bir sürü. Önden gideni takip eder.

Ntvspor'un adını sadece bir örnek olsun diye, elimizde bir isim olsun diye verdim. Gerek dijital platformlarda, gerek diğer platformlarda izlenebilen spor kanalları da var. Kimseye de koyun muamelesi yapmaya niyetim yok. Mesela Kanaltürk'te de bir program var. Kimsenin ciddiye almaması gereken 4-5 adam eğleniyor oralarda, tek amaçları da programın içerisinde adı geçen birisini düşürebilecekleri kadar düşürüp, onun üstünden yürümek. Ama ciddiye alınıyorlar. Maalesef insanlar onları dinliyor.

Her neyse, Ntvspor'dan devam edeyim ben örnek olarak. En bariz örnek Sergen Yalçın - Mustafa Doğan ikilisi. Bilgi sahibi olmadan, yorum yapmak konusunda Türk Futbolu'nda bir ilk değiller. Bu gidişle son da olmayacaklar. İyi futbolcu olabilirler. İyi yorumcu asla ve kat'iyetle değiller. Çünkü, herhangi bir bilgi birikimi gerektirmeden yorum yapıyorlar. Gözüne ne çarparsa akıllarına ne gelirse onu söylüyorlar o an. 3 hafta önce "kadrosu gayet iyi Galatasaray'ın. Rijkaard ile bu iş olmaz" cümlesini kuran adamın 3 hafta sonra "bu kadroyla Trabzon'da felan maç kazanamazsın, bırak Trabzon'u hiç bir şey yapamazsın" cümlesini kurmasının ardından hala yorum yapıyor olması gülünç. Ben gülüyorum. Ama izleyip ciddiye alanlar var maalesef. Ciddiye alındığı için de ülkenin futbol gündemini değiştiren, bu yol üzerinden futbol gündemini tartışan insanlar var.

Rıdvan Dilmen kısmı ayrı bir yazı zaten. Arkadaşı olduğu için Aykut Kocaman'ı eleştiremeyip, Bernd Schuster'i, Rijkaard'ı topa tutabilmesi, İnsua'dan, Cana'dan, Lucas'dan her maç 40 tane bulmasına rağmen Trabzonspor'a 3 puanı hediye eden Servet'e tek kelime etmemesi korkunç. Korkunç çünkü, söylemleri ve eylemleri paralel giden bir ismin 2-3 cümleye ihtiyacı var. Bobo'yu sol açık yazması ve bunu eleştirmesi ama bunu 1 sene boyunca yapan Denizli'ye tek kelime etmemesi felan. Bobo'nun santrafor oynadığı maçta hemde...

Demek istediğim şu, ülkenin spor gündeminde büyük söz sahibi olan kurumların, bu kadar basit, futboldan ve Türk Futbolu denilen kavramdan bağımsız konuşması korkunç. Adını çok kullandım, örnekleri ondan verdim diye yanlış anlaşılmasın. Bu Ntvspor'un özelinde bir mesele değil. "Basın"ın genelinde. "Yeniköy Kasabı" diye yollanan adamın Dünya Kupası kazanması, 16 mayıs 2010 günü sabahı bas bas "Fenerbahçe Şampiyon kardeşim, bunun acaba'sı felan yok, ne olduğunu herkes gördü, kalecileri herkes gördü" cümlelerini kuran "Futbol Duayeni"nin laflarına rağmen 16 mayıs 2010 gününün akşamına Bursaspor'un Şampiyonluğunun yazılması, yıllarca her maçtan sonra "Erman Hocam yorumlasın" cümleleri ile futbolcuların bile zirveye oturttuğu bir adamın "futbolcu olsam sahada Lincoln'ü kovalardım" cümlelerini kurduğu bir ülkenin "futbol"u ne kadar ilerler ki zaten ?

Hakan Ünsal karakteri vardı mesela. Skibbe zamanı adeta Skibbe'yle dalga geçen bir adam. Hertha Berlin maçı öncesi bir yayına bağlanıp; "Ben bugün Galatasaray'ın kazanmasına ihtimal dahi vermiyorum, maalesef iyi bir sonuç alamaz Galatasaray" dedikten 2 saat sonra yüzü kızarmış mıydı? Hayır. Ne dedi? "Lincoln neden kaptan oldu?" dedi. O ve O'nun arkadaşlarının Galatasaray eleştirisi yaptığı bir medyada Galatasaray'a kim gelecek de başarılı olacak ? Tabii ki yine kendileri. Levent Tüzemen'in Rijkaard'ın gitmesinden sonra 1 saat boyunca Fatih Terim yalakalığı yapması, 2010 elemelerinde "futbolcular kalitesizdi ondan olmadı" cümlelerini kurduğu Lig Tv'de programı bittiğinde Terim'in kabul etmediğini duyduğunda neler hissetti? İzleyenler neler hissetti? Ne ciddiyeti kaldı, bir isme yaranmak uğruna bu cümleleri kuranın? Peki, kaç kişi bu eleştirilerin doğru veya yanlış olduğunu eleştiriyor. Bu eleştiriyi yapıp da sesleri duyulan kaç kişi var ? Yok.

Mamadou Niang'a Güiza olur mu dediler. Mamadou Niang be Niang. Bu ülke 2-3 hafta bunu tartıştı. Güiza mı Niang mı diye. Küfürdür bu aslında. Açın sorun Ali Ece'ye. Cana'yı sorun. Sizleri gözleri parlayarak, bu iki isimden dolayı Marsilya'da insanların nasıl güne mutlu başladığını anlatsın, o sırada mahalledeki bakkala götürsün sizi, dönsün babasından dedesinden bahsetsin, gelsin Cantona'ya selam yollasın, Serpil Hamdi Tüzün'e selam yollasın ve siz anlatmak istediğini dinlerken, futbolun içerisinde bu derinlikte insanlar varken, işlerin bu kadar sığ isimlere kalmasını sorgulayın sadece. Hoş, herkesle diyalog kuran, dinleyen bu "adam"a hakaret ve galiz küfür eden gerizekalılar da oldukça, sorgulasak, konuşsak ne çare. Basit bir iyi dilek bizimkisi...

Futbolu herkes oynar. Herkes hakkında konuşur. Herkes futbolu bilir ama aslında herkes futbolu bilmez. Bilseydi, bugün yorumculuk diye bir şey olmazdı zaten. Futbolu oynamaktan daha ciddi bir iştir futbolu yorumlamak. Bizde Arda Turan, Arda Turan olarak kalırken, Mesut Özil, Real Madrid'li Mesut Özil olarak devam ediyor hayatına. Aslında bu 2 resim arasındaki farkı bir anlasak, bu iş biter de nerede...

kişsel ve yazıdan bağımsız son not: Ali abi Twitter'a tekrar gel. bu lodos sıcaklarında da olsa üşümeye başladık. Atkı, çay felan kesmez.

20 Kasım 2009 Cuma

Bir Spor Ülkesi Olarak Türkiye





- Mehmet Topuz transferi.


Aziz Yıldırım (FB Başkanı): Ya benimsin, ya kara toprağın.
Demirören (BJK Başkanı): Çocuk Beşiktaşlı, hala onu almaya çalışmak eziklikdir.
Ahmet Çakar(Eski hakem, şimdiki provakatör): Başkanlardan biri yalan söylüyor.
Demirören: Sen çık küçük Ahmet'le oyna.
Mehmet Topuz(Vasatın üstüne bir futbolcumuz): Beşiktaş'ta oynamak istiyorum.
Kayserispor(2+2=? sorusuna; "alırken mi satarken mi" diye cevap vermesiyle ünlü şehrimizin takımı): Mal bizim, istediğimize satarız.

-Rodrigo Tabata:

Demirören: 8.000.000'a işi bağladım. Hayırlısı olsun. Bu takıma benim kadar kimse yatırım yapmadı.
Taraftar: Ohaaa lan, 8.000.000 ne ola ki?!
Gaziantepspor Başkanı Kızıl: kulube gelen para ile kulübünün kendisine olan borcunu temizledi. Parasınu geri aldı. İş ortağı Demirörenlerle yeni projelere yelken açtı.
Taraftar: Başkan olsanaaa, başkan olsanaaa, G. Antep'e başkan olsanaaa!

Ankaraspor + Ankaragücü = GökçekSpor :

İki takım da lige başladı.
Ankaralılar başkent'de bir şeyler çevirdi.
Ankaraspor küme düşürüldü.
Melih Gökçek istediğini aldı, ama yine de bol bol konuştu.
Hemşehrisini küme düşüren takım, hocasına taktı bu sefer.
Hikmet Karaman'a da bir ince ayar; hadi yallah.
Not: Adı geçen kulüp 100. Yılını kutlayan bir çınar!

- Dünya derbimiz, Fenerbahçe-Galatasaray:

Galatasaray Taraftarı: Arda Fener'in anasını s...
Arda Turan: Adam ol yoksa "bişiler yaparım"
Christian Baroni: What da Fuck man?
Bilica: Sivas'ta osmanlı tokadını da öğrenmiş; koydu kafaya bi' tane.
Kader Keita: Kariyer planımda tek gözümü kaybetmek yoktu.
Roberto Carlos: Grekoromende de iyiyimdir
Kader Keita: Gözünün üstüne bi' korum, kan gelir.
Fenerbahçeli sağlık görvelisi: Bi' öpiim de geçsin.
Fenerbahçe Taraftarı: Keita'ya şişeyi Galatasaraylılar attı.
Galatasaray Taraftarı: Şaka mısınız ooolum siz?

- Hiçbir şey öğrenmez, her şeyi öğretir Millî takım hocası Fatih Terim, takımını Dünya Şampiyonasına götüremedi. Kadroya dahi almadığı Gökdeniz Karadeniz birkaç hafta sonra Nou Camp'da Barcelona'yı yıktı.

Şeref Bey'de neler oluyor?

Beşiktaş Başkanı: Tribünleri temizleyeceğim...
Taraftar: Temizleseneee, temizleseneee...
Bazı yanlış taraftarlar: Başkanın yanında eşi olsa ne farkeder; bas küfürü!


Dünya Derbimizin Basketbol ayağı:

Yaşananlar malum.
Tokatçı taraftarlar.
Bir anda gündeme oturan sarışın abla ve diğerleri.
Ertesi hafta maç bileti kuyruğundalar.
Alen'ler, Ayhan'lar cezalı; Şeref Bey'e 1 sene giremiyecekler.
Kim kimi nereye nasıl sokmuyor?
Sarışın abla'nın cezası sadece basketbol maçları içinmiş.
Niye? Basket maçlarında mı çıldırıyor/çıldırtıyor bu abla?


- Galatasaray Spor kulübü. Basketbol şubesinde ülkenin en komik olaylarından biri yaşandı. Hazırlık maçında ceza alan sporcusu, arkadaşının formasıyla sahaya sürüldü. Toplum baskısı vesaire derken istifalar da geldi. Bahane: O hazırlık maçlarında çokca Türk taraftar vardı. Maçları kazanmamız yönünde baskı hissettik. Gören de Avrupa Kupası finali zanneder. Şimdi Basketbol şubesine bakan herkes bu komediyi düşünecek.


Bi' bakışda aklıma gelenler bunlar. Biraz daha düşünsek yaz yaz bitmez.

Mükemmel bir sezon geçiriyoruz.

Taraftarından, başkanına ve sporcusuna kadar herkese teşekkürler!