Mehmet Aurelio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Aurelio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2010 Cuma

Aurelio'nun Görev Tanımı


Bazı yorumcular ve arkadaşlar Aurelio'yu defansın arasına kaybolması konusunda eleştiriyor. Bir kısım ise (ben dahil) bunun "istenen şey" olabileceğini düşünüyor.

Aurelio'nun stoperlerin arasına kayması oyuna topu sokarken rahatlık getiriyor. Ancak bunu yapmak için uygun ortam; takımın topa sahip olduğu ve ileriye yerleştiği anlar. Yani Dayı'nın asıl istediği şey. Porto örneğindeki güçlü ve önde basan orta sahalar daha bir sıkıntı yaratabiliyor. Nitekim zaman zaman Ernst-Guti ikilisi ile Aurelio'nun arasına metreler ve rakipler giriyor.

Maç özelinden çıkıp tekrar genele bakalım: Topu oyuna rahat sokabiliyor takım. Bekler kanatlara, stoperler kenarlara açılıyor. Hem takımın yerleşimi daha düzenli oluyor. Hem de olası bir top kaybında rakibe basmak kolaylaşıyor. Sivok'un dönüşü ya da Dayı'nın isteyeceği bir stoper transferi bu sistemi daha da rahatlatacaktır tabii. En büyük dezavantajı ise Necipsizlik oluyor bunun. Çünkü bu sistemde Necip; Aurelio'nun değil, Ernst ve Guti'nin yedeği oluyor. Forma şansı bir parça daha düşüyor sonuçta. Ancak rotasyondan formayı kapması yine muhtemel.

Birkaç görsel sunalım destekli olsun. Baştan söyleyeyim. Görseller, konunun uzmanlarından NoatSamisa'dan alıntı. Kaynağı da belirttikten sonra sorun olmayacağını tahmin ederek devam:

1- Alttaki resim deplasmandaki Fenerbahçe maçından alınmış. Takım atağa çıkarken diziliş yukarıda anlattığım şey işte. Aurelio ortada stoperlerin arasında, bekler öne çıkıyor. Ernst-Guti öne-arkaya değişerek oynuyor.



2- Bu resim ise Manisaspor maçından. Aurelio'nun sakatlığı yüzünden forma giyemediği maçlardan biri. Stoperlerin arasındaki mesafe yine kocaman. Ancak bu sefer aralarında bir Aurelio yok. Fink, Necip'in de önünde. Pas hatası geliyor. Panik, acele, öne-arkaya derken gol. Simpson'ın pası da iyidi hakkını yemeyelim. Isaac de uçtu geldi işte. Aurelio olsaydı o ikilinin arasında daha düzgün bir duruş olur muydu? Belki.


Bu alttakileri kendim hazırladım. Dünkü porto maçından. Birincisi zaten anlattığımız şey. İkincisi top rakipteykenki durumun farklılığı.






Yani özetle Aurelio'nun stoperlerin arasına kaynaması durumu takım atağa çıkmaya hazırlanırken ayarlanmış bir kurgu olarak görünüyor. Yine de beklemek lazım. Dayı bu konuda nasıl hamleler yapacak bekliyoruz.

24 Ağustos 2010 Salı

Aurelio ve Beşiktaş


Ta eskilerden dönen muhabbet sonunda gerçekleşti. Ben de blogun arşivine bir göz attım Aurelio için. Zamanında çok kızdırmıştı beni ve tüm taraftarları. Bir Beşiktaşlı olarak kolayca kabullenebileceğim bir transfer değil.

Olaya "amaan Rico da ne yaptı yeaa" rahatlığı ile bakamıyorum. Benim bildiğim tek şey Aziz Yıldırım ve köpeklerininin "Saraçoğlu Otoparkı Wars vol. bilmemkaç"a Beşiktaşlı bir sporcunun kurban gitmesidir. Ve o olaya şimdi Beşiktaş'a geldiği söylenen Aurelio'nun da karışmış, el kaldırmış olmasıdır.

Bu dakikadan sonra karşı gelmenin anlamı yok. Zira stadyumda bu sefer Beşiktaş Arması taşıyan taraf'ın aşağılanmasını da istemem. Elbetteki takıma kaptan olması gibi manyaklıklar yaşamadığı sürece. (Olmaz deme!) Burdan eleştirmesini bildiğimiz kadar sevmesek de oyuncuya saygı duymayı da biliriz. Ön sıralara koşup topçuya küfür de etmeyiz. Kalbimizde ağır-hafif bi' burukluk olur, oturur takımızı destekleriz. Zira bu atılan kazık bir değil iki değil. Bunlarla yaşamayı öğrendik uzun yıllar sonunda. Beterin beteri var, (ölümü görüp sıtmaya razı olanlar) rakip-eskisi topçuları toplarken de gördük bu insanları. Manevi yanlışların yanında sportif anlamda başarılı bir transfer olabilir bunu kabul ediyorum.

Twitterdan falan yeterince tartıştık bunları. Adam daha forma giymeden adını eskittik. Neyse, yazının sonuna hoşgörüsüne sığınarak Cartalete abi'min sözleriyle son verip, altına imzamı atıyorum. Ki ben Delgado'yu en sevmeyenlerdenim hatırlatırım.
... Beşiktaş-Fenerbahçe maçında müthiş bir devasa posterle karşılanmış, maç öncesi adını haykırtarak, gırtlak yırtmış olmasına rağmen "3 kuruş top oynayamarak"; akabinde, Tigana'nın veda için uzanan eline tenezzül etmeyen isimlerden biri olarak; aslında hiç bir zaman "Beşiktaş'ın oyuncusu" olmadığını kanıtlamıştır.. Bu durum Aurelio'yu haklı çıkarmaz, sevgisizliği geri getirmez elbette. Ama bir Bilica gözüyle de bakmıyorum kendisine açıkcası... Bir de işin "deve ve nerem doğru ki?" muhabbetinde olduğu üzere bir Beşiktaşlı profili var... Ne zaman ki; dar gününde olan bir futbolcu ıslıklanarak değil, alkışlanarak oyundan çıkar; o zaman Beşiktaşlı'ya Aurelio ve benzerlerine en sağlamından bir "hayır" deme hakkı doğar... Zirâ, Nihat ve Delgado belki dayak yememiştir, ama yaraları o günün Rico'sundan daha derindir...
Son olarak hayırlı olsun diyorum.

23 Ağustos 2009 Pazar

Paranoya, Korku ve Rögar Kapakları Üzerine | Futbolmudedin Blog ve Antu




Görsel: Bildiğin rögar kapağı. Bazı durumlarda olaya yakışabiliyor.


Söz uçar, yazı kalır

İnternetin en büyük nimetlerinden biri. Anlık heyecanlara kapılık, yer yer uçabiliyoruz hepimiz. o anda güzel görünüyor gözümüze ancak sonradan o yazılar "komik şeyler"e dönüşebiliyor.

Aurelio konusunda bir anda ortalık karıştı.

Ben ve benim gibi birçok Beşiktaşlı karşı çıktı transfere. Aurelio'nun olayları malum. Tek kelime:

İSTEMEZÜK!

Peki Fenerbahçeliler ne yaptı?

Heyecanlarına - Pardon!- Korkularına yenik düştü. Sonuçta sağlam bir Aurelio'nun verebileceklerini en iyi onlar biliyor. Ortaya bir iddia attılar. Beşiktaşlı Adnan Türkkan Aurelio'nun cezasını kaldırdı, Aurelio'yu hediye etti Beşiktaş'a.

Bir blog'dan, bir de Antu'dan ekran alıntısı geliyor:

Önce futbolmudedin.blogspot.com'dan Emir Kanca Bey'in yazısı:




Son yıllarda zaten moda. İçinde Beşiktaş olan bir konu oldu mu ortaya atılan "Duruş" muhabbeti. Beşiktaşlılar da biliyor "Beşiktaşlı Duruşu" denen şeyin: Yıldırım Demirören değil; Baba Hakkı olduğunu, Levent Erdoğan değil; Vedat Kaptan olduğunu.

Neyse, gelelim Antu.Com'un davasına. Olayı ortaya ilk onlar attı herhalde. Futbolmudedin Blog yazarı da oradan heyecana geldi herhalde. Bakalım Antu'nun yazısına:






Mustafa Denizli ne yaptı? Gençler maçının ardından son sözü söyledi:
Aurelio konusunda bir girişimimiz olmadı. Basın yazıyor.

Futbol mu dedin bloguna lafım yok, antu'dan okuyup da heyecana kapılmış olabilir diye tahmin ediyorum. Ancak taraftar sitelerinin biraz sakin olması lazım. Ortalığı ve özellikle kendi taraftarlarını bu kadar komik duruma düşürmesinler. Tümer davaları falan açılıyor hâlâ. Tabiî, herkesin midesi belli şeylere aç.

Not: kapak konusunda yanlış anlaşılma olmasın lütfen. Kapak, blog yazarına değil; Antu.Com'a gidiyor (benden)

21 Ağustos 2009 Cuma

Aurelio Beşiktaş'a mı?





Yine ortalık bulandı bir anda. Aurelio diyince Beşiktaşlı olarak benim aklıma gelen görüntü bu.

Şükrü Saraçoğlu'nun otoparkında "bir grup belirlenemeyen şahıslar ve Aurelio" Rico'ya dalmışlardı. O dönem Beşiktaş taraftarı haklı olarak Rico'yu savunuştu. Kendi futbolcusu sonuçta. Rico'nun "ırkçılık" yaptığı söylemişti Aurelio. İki Brezilyalı arasındaki ırkçılık ne olabilirdi ki? Zenci falan?... İkisinden biri "ari" değil ya... Herhalde Aurelio'nun Türk vatandaşlığına geçmesi sözkonusu oldu.

Kavgaya gelelim. Üst fotoğraftaki Rico'ya dalan şahsa iyi bakın. Alttaki videonun sonunda kendisini Aziz Yıldırım'a "rapor" verirken görüyoruz.





Video youtube'dur. Bazı kimseler göremeyebilir.

Belki gelir belki gelmez Aurelio Beşiktaş'a. Ama gelir de topunu oynarsa güzel güzel, taraftar benimser Aurelio'yu.