9 Mart 2010 Salı

Gözlerin Gibi Güzel Değil Hiçbir Şeyin





Vallaha öyle Leo'cuğum. Alınmaca darılmaca yok.

8 Mart 2010 Pazartesi

Kim Tutar Seni ..!


Elle oynamak, futbol kuralları içerisinde olan bir davranış değildir. Hele bunlardan sonra eyyam yapıp diğer tarafa çalışmak asla futbol kuralı değildir... Birisi arkadaşa söylesin, bilmiyor herhalde...

Bir de Mehmet Topal - Ayhan Akman orta saha hattı var. Es-Es bandosu ne kadar güzelse tam tersini bu ikili adına düşünün işte...

7 Mart 2010 Pazar

Bizim Ramsey : Güray Vural


Asker bir babanın oğlu. 3 kardeşler. En küçüğü. Doğduğu yer Afyon'dan daha çok, Adana, Eskişehir, İstanbul, Denizli'de yaşayan bir ailenin ferdi. Futbol sevgisi hep var tabii. Eskişehir topraklarında, altyapıyı ailesinden gizli olarak katıldığı seçmelerde kazanıyor. Sonrasında Baba'nın askeriye tayini ile İstanbul. Amatör kümede devam eden bir futbol hayatı, ona bir ışık gösteriyor. Amatör Küme Final Şampiyonası. Denizli'de hemde. Oynuyor, güzel de oynuyor. Denizlispor'lu yöneticiler de onu ayağımıza kadar gelmiş yeteneği ıskalamayım diye profesyonel yapıyorlar. Ümit Milli Takım'a kadar yükselip, ilk maçında gol de atıyor. Harry Kewell ve Arjen Robben'i örnek aldığını belirtiyor.

Bugün ise, Mehmet Güven ile bir pozisyonda çarpışarak, daha doğrusu Mehmet Güven'in kontrolsüz gelmesi sonucu ayağı 4 yerden kırılıyor. Yavaş yavaş form tutmaya başladığı anda hemde.

Denizlispor - Manisaspor maçında meydana gelen 2. ayak kırılması bu. 1.si yine Denizli'li Güven Varol'un ayağı idi. O Güven'i ise Manisaspor transfer ederek güzel bir incelik göstermişti. Güray da çabuk döner umarım...

Şemsiye Ömer, Nasılmış ?


Dakika 90. 4 dakika uzatma gösterilmiş. Orta sahada Güiza yatıyor sakatlıktan. Antalyaspor'lular topu taca atıyor. Güiza çıkıyor, taç Fenerbahçe'lilerde. Baroni'ye top geliyor. Baroni topu Antalyaspor'luların olmadığı taraftaki köşe gönderine doğru güzelce vuruyor. Top direğe çarpıp taca gidiyor. Haliyle Antalyaspor'un yerleşmesi, atak yapması derken maç bitiyor.

Bir gol attıktan sonra Anti-Futbol'un tüm gereklerini uygulayan Antalyaspor'a karşı bu hareketin yapılmasından duyduğum mutluluk için sağol Baroni. Yaptığın futbol adına hoş değil ama Antalyaspor ise, kalesinde Ömer var ise değil.

Bu sene, 85'ten sonra her maçta oynadığı açık oyun yüzünden hemen hemen her maç puan kaybeden, ama bu ülkeye pozitif futbol seyrettirmek adına, kalitesiz yabancıları sadece yabancı oyuncu kadromuzda bulunsun diye oynatmayıp, Yekta gibi, Şahin gibi yerli ve genç yetenekleri seyrettiren Yılmaz Vural'a bir kez daha teşekkür edeyim buradan da... Keşke Kasımpaşa maçları da yayıncı kuruluş tarafından yayınlansa...

Amatör Branş Tribünü





Bu Pazar şükür Seba'ya gidebildik.

-O değil de o salonda Basketbol maçları nasıl oynanmış valla bilemedim. 4-5 yıl önceydi herhalde bi' Telekom maçına gitmiştim de şimdi boşken görünce o kalabalık oraya nasıl sığmıştı bilemedim-

Hentbol hakkında yorum yapamayacağım doğal olarak. En son orta 1. sınıfta okulda oynamıştım yanlış hatırlamıyorsam. Bazı temel bilgiler dışında pek bir şey de hatırlamıyorum. Zaten olay da hentbolun oynanışı falan da değil. Takım zaten yıllardır ambargoyu koymuş durumda hentbol ligine.

Ama hentbol tribünü çok farklı bir duygu yarattı. Daha önceden amatör branşları takip etmiyorduk ancak şu günden sonra daha dikkatli davranacağım kesin. İşin en güzel yanı da Salonun samimiyeti. Polis yok, yönetici yok, kameralar yok, rantçılar yok... Sadece sporcular ve gerçek taraftar. 1 saat boyunca tam destek. Desteği verdikten sonra anında tepki almak sporculardan... Gerçekten çok güzeldi. Şampiyon takımımıza teşekkürler. Zeliç, Ramo, Müfit Hoca, İlker Hoca...

Amatör branşlar bi' farklı güzel ya. Şiddetle tavsiye. Herkes armanın peşine!

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarının Sahibi


Eğer Christopher Waltz bu ödülü almazsa, ödülü belirleyen jüri ya da her neyse onları önce sandalyeye bağlayıp ilk olarak "Strudel" yeme sahnesini ardından süt içme sahnesini izletip, Strudel diye diye beyinlerini yıkayana kadar tekrarlatmayı planlıyorum. Hem de The Bear Jew ve Lieutenant Aldo Raine ile beraber yapacağız.

Gerisini Avatar ve Sandra Bullock kazanabilir. Sorun değil.

Ulusal Marşın Yuhalanması


Biz sahibi olduğumuz "değer"lerin, başkaları tarafından değer gösterilmediği zaman "değer"li bir varlık olduğunu anlıyoruz ülke olarak. Tabii bir de yok olunca anlamamız var. Ülkece "din, vatan, millet, bayrak" olgularına haliyle büyük değer veriyor, özen gösteriyoruz. Haftasonu Diyarbakırspor - Bursaspor maçında yaşananların "vatan- millet - bayrak - din" olarak özetlediğimiz değer olgularını kapsayan, "İstiklâl Marşı'nın yuhalanması" şeklinde olayların başlaması ve gelişmesi, bizim değer verdiğimiz şeylere karşı tepkimizi haliyle ortaya çıkardı...

Diyarbakırspor taraftarının yaptığı, kelimelerin en hafifini seçip söylemek gerekirse "haysiyetsizlik" haliyle ülkede futbol izleyen izlemeyen herkesi oldukça sinirlendirdi. Lakin, unutulan, söylenmeyen, görülmek istenmeyen bir şey daha vardı. 3 gün önce oynanan Honduras maçı. Honduras Ulusal Marşı'nın bir Dream Theater, bir Opeth parçası uzunluğunda gitmesine dayanamayan taraftarlarımız marşın sonlarına doğru yuhalamaya başladılar. Neden? Uzundu çünkü bize göre. Peki, empati yapma yeteneğimiz hiç yok mu? Maçı izleyen Honduras'lılar aklımıza gelmedi mi? Ertesi gün Ulusal Marşı'mızı yuhaladınız diye bir kınama mektubu gelse hoş mu olacaktı? Bu tür uygulamalara çok sert ve keskin yaklaşan Fifa'nın 2016 öncesi bu durumu göz önüne alması, üstüne Diyarbakırspor maçının görüntülerinin Rai'de yayınlanması 2016'yı nasıl etkileyecek peki? Bir gün Japonya deplasmanında maç yapacak olsak, topu topu sadece 4 satırlık Japon marşından sonra okunacak marşımızı, onlara göre uzun gelmesinden ötürü yuhalamaları hoşumuza mı gider? Sorarsanız, "biz uzun diye yuhaladık, onlar bölücülük adına yuhaladı aynı şey mi?" diye, bir marş yuhalamanın nedeninin altında doğru bir mantık aramak kadar doğrudur yaptığımız.

Diyarbakırspor'un şu saatten sonra bu ligde kalması mümkün değil. Kalmasın da. Taraftarı da stada alınmasın. Yabancı ülkenin Ulusal Marşlarını dinlerken yuhalayanlar da alınmasın tribünlere. Sizden bir özür bekliyoruz deyip Ulusal Marş yuhalayanların asıl bir özür borcu var bu ülkeye ! Böyle insanların maç özeti adı altında ekranlarda bile yayınlanmaması gerekir. Tribünde bile olmasınlar.

Ha birde aklıma geldi. Hakemin kafası yarıldı diye de maç tatil edildiğini ve bu nedenle hakemin doğru kararı verdiğini söyleyenler; Şu sıralar 10.haftadaki gibi aynı statta maç yöneten "polis memuru"nun yaptığının da doğru olduğunu iddia etmiyorsunuzdur umarım.