31 Ocak 2011 Pazartesi

Kartallar, Kanatları Kadar...




Bir süredir ne yazı yazasım var ne de başka bir şey. Son birkaç maçtır ağzımız açık izlediğimiz Beşiktaş'ı kelimelere dökmeye yeltenmedim pek. Ancak dün yenilince acıdan beslenen yüreğimize birkaç damla su/alev serptik. Ki acımızın sebebi maç kaybetmekten çok, Beşiktaş'ın sahadan yenik ayrılmasıdır. Yoksa 17'de 17 falan hikaye. Hedef netleştirmek açısından taraftarın gözü açıldı bir yerde.

Maça geçen haftaların benzer kadrosu ile çıktık. Sene başında Dayı delicesine rotasyon yaparken eleştiriliyordu. Bir kısmımız "oyuncuları tanımak için yapıyordur" diye tahmin etti ki, gelinen noktada bu doğru çıktı. Schuster, "gerekirse 10 günde 4 maç oynayacaksınız" diyen hocalardan. Bu net olarak ortaya çıktı. Özellikle elindeki üstün nitelikli silahları sonuna kadar kullanmak istiyor. Guti, Simao, Quaresma, Aurelio ve belki de Almeida... Almeida'ya "belki de" diyorum çünkü evvelinde ismen bilsem de çok izlediğim bir oyuncu değil.

-aranot: dayı gözünü seveyim 4-3-3'e dön. Her maça "ya herro ya merro" diye yaldır yaldır başlamak bizi orgazma sürüklese de, bir yerden sonra sakin olmak en iyisi-

Gelelim düne. Çoğunluk 4-4-2 ya da 4-2-4 dese de sistem asimetrik ve sayılara dizmek biraz zor. Ancak birkaç maçtır aynı sistemi çıplak gözle izlemenin etkisiyle şöyle bir diziliş yazabilirim.



Takımdaki ikinci forvetin Nobre değil Quaresma olduğunu, Nobre'nin daha çok hücumcu orta saha rolünde olduğunu gözlemledim diyebilirim. Hatta, Almeida'nın özellikle ikinci 45'lerde bol bol sol kanada deplase olduğunu gördük. Bu anlarda Nobre'nin santrafor mevkisine yetişemeyince sıkıntı yaşadığımıza şahit olduk. Simao ise kanat olduğu kadar içte de oynuyor. Ancak arkasında oynayan oyuncu kendisi kadar önemli oluyordu.

İsmail güzel maçlar çıkarttı. Ardından dün İBB maçında sakatlık yüzünden Delinho Kaptana kaptırdı formayı. Geri alması uzun sürmez. Bir diğer bek Hilbert'in önemini de anladık. Ekrem çıldırtmak üzereydi dün bizi. Hilbert'in 2 kere koşu yaptığı alanda 1 kere koşmadı Ekrem. Hilbert'in topu ayağına sürmeden Quaresma'yı iteklediğini daha iyi anladık. Yani Hilbert + İsmail > Ekrem + Delinho. Nitekim son maçları topladığımızda gördük ki: Kartallar, Kanatları kadar var. Dünkü maçın göze batan en büyük sorunu buydu bence.

Gelelim Olimpiyat gözlemlerine. Beklediğimiz kadar soğuk yoktu diyebilirim. Tabii girişteki aramaların sıkı olmaması yaradı bize. Ufak vodka şişesini gayet rahat soktuk içeri. Sıcak sıcak takıldık. Ama girişi-çıkışı berbat stadın. Ayrıca uzak olması da kötü. Hani başka şehire deplasmana gitsen bu kadar bocalamazsın. Ne İstanbul içi, ne İstanbul dışı. Değişik bir kavram Olimpiyat. Bir daha gideni...

Trabzonspor'u kupa dışına itmemiz, bize kupayı kazandırabilir. En güçlü rakibimiz onlar olur diye tahmin ediyordum, bizim sayemizde elenmeleri kaymak gibi oldu. Tabii GS'yi küçümsemek mantıklı değil, sonuçta ezeli rakiple iki ayaklı maç. Ki onların elinde Avrupa koşusu da yok şu an. Bizden daha çok isteyecekler... Neyse, şu turu bir geçelim hayırlısıyla. Çarşamba Şeref Bey'e... Bu aralar sevgiliden çok Beşiktaş'ı görür olduk. Şükürler olsun.

3 yorum:

hayatvefutbol dedi ki...

blogta gs ile ilgili yazılar azaldı :)

Bay Kerahet dedi ki...

GS'li 3 yazar var.

busker: her daim kayıp.
felix: bulana 10.000 lira vericem!
dicel: o da tatile memleketine falan gitti en son.

meydan biz BJK'lilere kaldı :)

fabianernst dedi ki...

bir ara detaylı yorum yazıcam bende ama şuan işim var.ellerine sağlık guzel yazı.yalnız benim son 3 maçtır cartelee bloga yazmadğım maç öncesi bu taktik intihar olur totemini yapmadım ibb maçında azıma etsinler :)) aynı şekilde bir arkadasımız da isim verip rencide etmiyceğim şimdi :) onun da maç oncesi 2 totemden birin yapmadığnı soylemişti bu maglibiyet bana ders odlu butun camiamdan özür dilerim :)) aynı şekilde bu kardeşimizde totmlerine devam esin ricam bu :)) ayrıca yakında telli baba ya gidicem lutfen ALLAH ım dayımıza bu kadar cesaret verme diye :))

saygılar