28 Temmuz 2010 Çarşamba
Şımart Bizi Başkan, Çıkar Bizi Baştan!
Geçenlerde "Beşiktaş'ın Değişen.." diye başlık attım, devamını getirmedim. İçime sinmezdi, kendime yediredim.
İki sene önce, Beşiktaş çifte kupalı şampiyon olmuştu ya. O gün stadda kutlamalardaydım. Blog yazarlarımızdan Busker, "N'oldu şimdi Büyük Başkan mı diyeceksiniz adama?" diye mesaj atmıştı o sırada. "Olm sen bizim tribünü ne sanıyorsun?" dedim. Haklı da çıktım. Gerektiği kadar alkış, fazlası yok. Büyük başkan yalamasından uzak..
Dün ne oldu bilmiyorum. Çifte Kupanın getirmediği samimiyeti çifte yıldız getirdi. Dün Başkan'ın adam dövdürüğü tribünler, bugün kendisine sevgi gösterisinde..
Ben kimim? 20 yaşında, kendi halinde Beşiktaş'ı seven biri. Maçlara gider gelirim öyle. Ne "Çarşı'nın Abileri"ni bilirim, ne de başka bir şey. Belki hentbol maçlarına giden taraftarla sima olarak biliriz birbirimizi. Ama yeri geldiğinde sokakta konuşurken "yok abi Beşiktaş'ın tribünleri.." diye konuşup karşılıklı bir kelime dahi etmediğim adamları korudum. Eh, şimdi pişman mı olayım?
Ben manyak değilim tabii. Neden başkan-taraftar arası kötü olsun isteyeyim ki? Tabii ki iyi olsun; en azından aramızdaki bu nefreti bitirelim derdim. Ama "barış" bu yolla sağlanmamalıydı. Bir özür, samimi bir özür belki. Hani dönüp bağırımıza basmak için değil, bu nefreti bitirmek için. Ama hayır, kararlar verilmiş; dönüş bileti Quaresma, barış çubuğı Guti.
Peki. Neyse..
Beşiktaş'ın gerçek sahipleri bilmem kaç bin kongre üyesi bu arada. Tribünler de temizlenecek.
12 Temmuz 2010 Pazartesi
14 Nisan 2010 Çarşamba
".bne Levent"in Gerçek Yüzü
Olayı sıcağı sıcağına değerlendirmek yerine Beşiktaş tarafından gelecek açıklamayı bekledim. İyi de yapmışım, öyle bir belgeyi ortaya koydu ki Beşiktaş Yönetimi Meriç Müldür yaptığı hatadan dolayı özür dilemekten başka bir şey yapmamalı.
Beşiktaş'a gönderilen ve savunma istenilen yazıda "ilginçtir ki" Demirören'in Özgener'e yolladığı mesaj da eklenmiş. O mesajı inceliyoruz. Yukarıdaki görseli Beşiktaş'a gönderilen resmi belgeden kestim. Ben ".bn." kelimesini göremiyorum orada. Gören var mı?
Bu saatten sonra o manşet nasıl atıldı, o belgeler Meriç Müldür'ün eline nasıl geçti, Meriç Müldür neden böyle bir haber yaptı bir hesabını vermeli. Yoksa alayının iyi niyetinden...
BJK Resmi Sitesinde Yayınlanan Haber için tıklayınız.
4 Mart 2010 Perşembe
Korkak & Samimiyetsiz
24 Ocak 2010 Pazar
Beşiktaş, evinde İstanbul Büyükşehir Belediyesispor ile TSL 18. Hafta karşılaşmasına çıkacak. Kötü giden takım, protesto konusunda ısrarcı taraftar. Taraftardan korkan yönetim ve başkan. Bilet fiyatları neredeyse Manchester maçı fiyatlarına dayanmış!
31 Ocak 2010 Pazar
Beşiktaş'da seçimler yapılıyor. Mevcut Başkan Yıldırım Demirören seçimlerden galip ayrılıyor. Taraftar tepki göstermeye devam ediyor. Atılan gollerden sonra dahi "Yeter" sesleri İnönü'de.
21 Şubat 2010 Pazar
O haftaya kadar zaten İnönü'ye gelemeyen başkan Galatasaray maçına da gelmiyor. Sebep? İnsanlar bu maça ayrı bir önem verdiğini düşünmesin. Sıradan bir lig maçı gibi görüyormuşmuş. At yalanı, seveyim inananı!
3 Mart 2010 Çarşamba
Takım yeniden güzel bir hava yakalamış geçen haftalarda. Ortalık günlük güneş! Ertelenen İBB maçı oynanacak. Saygıdeğer yönetim açıklama yapıyor, bilet fiyatlarında indirime gitmişler. Eski biletlerden alan gidip ucuza bilet bile alabilecek. Sorsan iyilik yapıyorlar. Samimiyetsizlik had safhada!
Taraftar biletler ucuzladıktan sonra belki gelir belki gelmez orası ayrı da. Siz yeniden "şeref" tribününe oturabilecek misiniz? Yoksa hiçbir maça gelmeyip, maçlara ayrı bir anlam katmamaya devam mı edeceksiniz?
Korkaksınız sayın Demirören, Samimiyetsizsiniz!
31 Ocak 2010 Pazar
Baba Hakkı, Şeref Bey vs Şerefsizler!
İzmir, Bursa vb şehirlerden "davetiyeyle gelip, 5 yıldızlı otellerde misafir edilen", oyunu kime verdiği malum üyeler. "Murat Aksu AKP'li, Aksu Kürt kökenli" gibi Beşiktaş ile hiçbir bağlantısı olmayan sebepler yüzünden yine tüpçüye oy verenler. Daha 10 sandıkta verilen 2266 oyun sahibi, oy verme hakkı olmasına rağmen gelip de oy vermeyen 5279 kişi. İsmail Ünal ve benzeri menfaatçi kişiler. Şimdilik bunlar geldi aklıma.
Kısaca o adamın o koltukta olan adamı indirmek için hiçbir şey yapmayanlar. Bundan önceki yılları "tanıdınız", bundan sonraki yılların da suç ortağısınız. Eminin bu gece yatarken yastığa başınızı rahatça koyacaksınız, çocuklarınıza bırakacağınız "Beşiktaş"ı düşünün bi'...
Biraz huzurunuz kaçar inşallah.
Bugün Beşiktaş'tan menfaat bekleyen yarın ne beklemesini istiyoruz biliyorsunuz. Bu iğrenç lafı yazıp yazıp ortaya çıkarmanın anlamı yok ama dayanamıyor insan.
Sayın koltuk sahipleri;
Baba Hakkı'lar, Şeref Bey'ler hep bir efsane kalacak. Ben 20 yaşımda tanıyorum bu insanları ama o koltuk sahipleri tanımıyor herhalde. Onlar kadar olun istemiyorum(haddim/haddiniz değil) ama örnek alın istiyorum. Utanın utanın!
Not: "Demirören yönetiminin gerçekten beğenenlere, ona güvenenlere sözüm yok", varsa öyle birileri..
Hadi Git Artık!
Pek umudum yok ama temenni işte.
Satılmış oyların çokluğu gözümü korkutuyor açıkcası.
Oylama birazdan başlıyor. Sabaha kadar gözümü kırpmadım zaten; baş ağrısı falan aldı başını gitti, bu adamın koltuktan gittiğini görsem belki iyi gelir biraz.
Umut etmek Beşiktaşlının hobisi oldu zaten, alıştık.
29 Ocak 2010 Cuma
Beşiktaş Başkanlık Seçimine Doğru #2 (Onursal Başkan...)
Artık iyici mide bulandırıcı bir hale gelen Sayın Başkanımız Yıldırım Demirören ve Ekibine Barış Manço'dan gelsin:
barış der her bir yanın altın gümüş taş olsaGeçenlerde Onursal Başkan Seba NTV'de kısa bir göründü. Biz o güzel günleri yakalayamayanlardanız. Araştırdığımız, okuduğumuz kadarı var. Bir de "futbola 'fitbol' diyen başkan istemem"ciler, "ahmet dursun, Seba gitsin"ciler biliyoruz. Bunları diyenlerin içi rahat mıdır acaba? Seba döneminin de hataları olmuştur da, O Seba'dır yine. Bu yaşta yönetici olamazdı belki de ama kulübe küstürenlere yazıklar olsun. Ben Seba'ya bakınca İnönü'de ilk attılan golü görüyorum, Baba Hakkı'nın alnından öptüğü adamı görüyorum. Bir de geçenlerde köprü trafiğinde Ahmet Dursun'u gördüm. Bir Barca maçından başka bir şey ifade etmedi. Barca'ya gol atanları bulmak kolay da, içimizden gelip de yıllarca Başkanımız olacak birini ne zaman bulacağız acaba. Sistem mi izin vermiyor, biz mi vermiyoruz? Ah ulan, ne biçim küstüyoruz insanları... Ben üzüldüm Onursal Başkan'ı görünce öyle gözleri dolu dolu. O da sanki "Beşiktaş kimlere kaldı" der gibiydi. Ah be Başkan'ım, kimlere kaldı görüyoruz işte.
dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa
sapa kulba kapağa itibar etme dostum
içi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
sapa kulba kapağa itibar etme dostum
içi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
içi boş insanların bu dünyada yeri yok
İnsanları Murat Aksu - Yıldırım Demirören arasında tercih yapmak zorunda bırakan Beşiktaş ileri gelenlerine de yazıklar olsun! Bir umut Demirören'den kurtulmak güzel yine de. Ancak pek imkan vermiyorum malesef.
26 Ocak 2010 Salı
Neden Çark Ettiniz Ey Beşiktaşlılar?!
Sinan Vardar, 08.01.2009 Tarihli Açıklaması
Metin Keçeli'den sonra Sinan Vardar da "çark" edenler listesinden seçime Demirören'in yanında girdi.
Bu adamların -kimse kusura bakmasın ama- kafası çalışmıyor herhalde!
6 yıldır kendini ve takımı çekebildiği kadar dibe çekmiş, cümle alemin makara konusu bir insanı yeniden Başkan yapmak için kıçını yırtıyorlar. Kendi taraftarının bile istemediği bir adamın aday olmasını da bir yere kadar anlarım da ona destek verenlere hiçbir şey diyemiyorum. Murat Aksu belki çok iyi bir Başkan olmayacaktı kimse garantisini veremez ancak bir değişimin gerektiğini idrak edemeyen akılsızlara diyecek bir şey bulamıyorum. Yaşınızdan başınızdan utanın! Yarın öbürgün Beşiktaşlı yaptığınız evlatlarınız hesap sorar sizden inşallah!
Menfaatleriniz - çıkarlarınız batsın, Beşiktaş'tan uzak durun inşallah.
Ben çocuklarıma sizin Beşiktaş'ınızı bırakmak istemiyorum, vicdanınız rahatsa vay halinize!
25 Ocak 2010 Pazartesi
Beşiktaş Başkanlık Seçimine Doğru
İki adayla gidiliyor seçime. Mevcut başkan Demirören, Başkan Adayı Eski Yönetici Murat Aksu.
Aklı başında bir Beşiktaşlı kime oy verecek olursa benim de gönlüm ondan yana. İsim vermeye gerek yok! Bu zamanda elini taşın altına soktuğu için bile teşekkür etmek lazım kendisine. Seçim Pazar günü yapılacak. Bu hafta son durumlar şekillenecek.
Bir yanda 6 yıldır camianın anasını ağlatan bir Başkan. Bir yanda camiayı umur dolu sözlerle hayallere sürükleyen bir aday. "Akıl" Murat Aksu'yu işaret ediyor doğal olarak. Aslında bir süre öncesine kadar Aksu kesin kazanır diyordum. Ancak "camia içinde bir tanıdıkla" konuştuktan sonra hayal kırıklığı yaşadım desem doğrudur. Bazı dernekler, rantçı ekipler Demirören'in tasmasıyla dolaşmaktaymış. Bu oyların dönüşü yok.
Bugün Fatih Kaya Haber1903.com sitesinde bir yazı yayınlamış. Ondan bir parça yayınlıyorum, o da aynı şeyden bahsetmiş:
Murat Aksu`nun seçilmesini engellemek için Yıldırım Demirören`e oy verecek olanlar da var...Aksu'nun kazanması için "normal Beşiktaş'lı" katılımının fazla olması lazım. Buradan Beşiktaş'ı sevenlere yalvarıyorum; oyunuza sahip çıkın!
Bu düpedüz Beşiktaş`ın geleceğiyle oynamak!
İhanet demek istemiyorum...
Ağır olur!
Az değil ciddi bir kesim böyle düşüyor...
Özellikle dernek ziyaretlerinden sonra bu düşünce fazlasıyla arttı...
İnanmıyorsanız başka bir yol deneyin...
Adaylara inat pusulanız siyah veya beyaz olsun...
Oyunuzu öyle atın!
Önümüzdeki seçimlerde muhtemelen oy kullanma hakkına sahip olacağım. (Tabii olağan kurul olursa) Ama şimdiden düşünüyorum, Demirören'e bir insan niye oy verir? Mantıklı bir adet cevap bile bulamıyorum.
Beşiktaşlı bir tribün liderinin bir lafı/bedduası var. "Bugün Beşiktaş'tan menfaat bekleyen yarın anasından bir şeyler beklesin" gibi bir şeydi. Katılıyorum! Rant kapıları kapanmadan işler düzelmez. Haftaiçinde konu hakkında birkaç yazı daha gelecek.
Kazanan Beşiktaş olsun.
12 Ocak 2010 Salı
Yaratıcı Beşiktaş Taraftarı || Bölüm 2
"Akıl alsana, akıl alsana, Ramiz Dayı'dan akıl alsana"
Yıldırım Demirören'e Beşiktaş taraftarının önerisi...
Hazır "Ramiz Dayı" demişken, dünkü şiiri de yazalım şuraya...
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
düşmanımdır ikisi..
sana gelince...
yazıyorsun..
okuyorum..
kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
ne yazık!..
ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi...
kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
sana gelince...
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
3 Kasım 2009 Salı
İshal Olan Ernst, S..an Beşiktaş
15 Ekim 2009 Perşembe
24 Eylül 2009 Perşembe
Hoopsss, Yavaş Olun Sayın Demirören!
Beni en çok üzen taraftarımın, `Gaziantep`e başkan olsana` tezahüratı oldu!.. Bu sözler beni çok ama çok üzdü!.. Geçen sezon `en büyük başkan bizim başkan` diyorlardı!.. Sözler ve başarılar bu kadar unutulmamalı!.."
Demiş sayın Demirören...
Geçen sezon bittikten sonra bir yazımda aynen şunları yazmıştım:
Bence taraftar şampiyonluk kutlamalarında en iyisini yaptı: Alkış... Bir an "Büyük Başkan" sesleri yükselecek falan diye korktum ancak sonradan kendimden utandım. Bunca sene tanıdığım taraftardan nasıl böyle bir hareket/hakaret bekledim! Sonuçta rakip takım taraftarları bile dört gözle bekliyordu taraftarın Demirören'e şampiyonluk turundaki yaklaşımını!
Pardon sayın Yıldırım Demirören, size kim büyük başkan dedi? "Yemekli" kutlamalardaki yandaşlarınız falandır onlar. Yoksa ben kutlamalarda öyle bir "tını" duymadım.
Aynı yazıyı şöyle bitirmiştim:
Sonuçta Demirören hakkında bu zamana kadar hep kötü şeyler söyledik ancak zaferler sonucunda alkışlamak lazımdır. Ne zamana kadar mı? Eski günlere dönene kadar. Kendisinin yöneticiliğine hâlâ inancım yok. Beşiktaş, Kulüp olarak böyle bir başkanı barındırmamalı.
Sonuç olarak Demirören'in Türk Futboluna kazandırdığı en güzel şey ailesi ile tribündeki görüntüleri oldu. Belki ileride "First Lady" kavramı tüm takımlarımızda olur ve eminim ki bunun "stad atmosferi"ne büyük katkısı olacaktır.
Yavaş olun sayın Başkan, yıllardır atıp tutuyorsunuz zaten bi' ara verin.
"Kongreyle geldim, kongreyle giderim" falan diyordunuz. Allah Beşiktaş taraftarına o günleri de gösterecek inşallah.
Malum yazının tamamı burada
28 Ağustos 2009 Cuma
Demirören Şirketler Grubu & Kızıl Şirketler Grubu
Beşiktaş Şampiyonlar Ligine direk katılımdan elde edeceği paranın hepsini Gaziantep başkanı Sayın İbrahim Kızıl'a hediye etmiştir. Bir kısmı 20'lik sol beke, bir kısmı da 30'luk orta sahaya. 30'luk orta saha oyuncusunun maliyetine bir de takım kaptanına (sözleşmesinin dondurulmasına rağmen) ödenecek paraları da eklemek lazım. Nereden baksan 40 Milyon TL maliyet en az!
Şahsen bu paranın ne Beşiktaş'tan çıktığına, ne de Antep'e girdiğine inanmıyorum.
Demirören Grubu... Türkiye'nin önemli LPG devi. Kendileri bu sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren köklü bir grup.
Kızıl Şirketler Grubu... 93'ten beri petrol alım, satım ve taşımasını yapıyorlar. Mayıs 2003'den beri de Irak'a LPG satmak ile meşguller.
Biri LPG devi, biri LPG ihracatcısı... Bu kadar saçma paralara transferler yapınca ben bunlardan kıllanmaya başladım.
7 Ağustos 2009 Cuma
O Bile Anladı !
Ben sayın Levent Erdoğan`ın 3 günde 1 çıkıp beyanat vermesini kabul etmiyorum. Ne kadar çok konuşursanız o kadar çok hata yaparsınız. Tabii ki kulübün haklarını korumak adına yapıyorlar ama daha dikkatli olmaları lazım.
Harbiden biri sustursun şu adamı ya! Ağzından düzgün bir şey çıktığını görmedim!
11 Temmuz 2009 Cumartesi
Demirören'den Denizli'ye ...

"Ben 2000 yılında Serdar Bilgili zamanında yönetici olduğum günde de aynı şeyi söyledim. Samet Aybaba ve Mustafa Denizli, ben var olduğum sürece Beşiktaş kapısından içeri giremezler"
İlgili Link; Yıldırım Demirören'in Denizli Açıklaması
8 Haziran 2009 Pazartesi
Şakşakçılar ve Provokatörler ||| ... Ve Mehmet Topuz
- Aziz Yıldırım: "Topuz baskı altında. Benim yanıma kralı gelsin 2 ayda Fenerbahçeli yaparım" gibisinden iğrenç konuşmalarına devam ediyor. Önemli bir konu hakkında "atıp tutulan" geceye yakışır biçimde gayet "gevşek gevşek" konuşuyor. Ya benimsin ya Kayseri'nin diyor. Beşiktaş'ın iki kupalı senesinin ve Galatasaray'ın Rijkaard başarısının gündemden düşmesi için her şeyini ortaya koyuyor. Hatırlarsanız Galatasaray şampiyon olduğunda "İstifa edeceğim" diyerekten "şakşakçı" basının desteğiyle gündem yaratmıştı. Büyük Başkan Vesselam!
- Yıldırım Demirören: Gecenin adamı(!) Geldiği günden beri ilk defa bir süreliğine mantıklı konuştu, ama deneyimsizliğine yenildi. -Bu adamın gün geçtikçe saf olduğuna dair inancım artıyor- Duygularına ve sinirlerine hakim olamayıp Ahmet Çakar isimli "provokatör" ile muhattap oluyor. "Sen pipinle oyna" gibisinden sözlerle sinirlerine hakim olamadığını ortaya seriyor. Aziz Yıldırım ne kadar soğukkanlı ve gevşek ise Demirören de o kadar amatör ve heyecanlı. "Oyun çevirme" konusunda tecrübesiz dedik ya...
- Rıdvan Dilmen: Bir gün ansınız ortaya çıkıyor. Manşetlerde kendi ağzından "Mehmet bana Fenerbahçeli olduğunu söyledi" diye okuyoruz. Önce destekliyor bunu, sonra çark ediyor. Hatta Aziz Yıldırım dün gece oalyları anlatırken bir ara "Rıdvan bu çocuk seni arayıp ben Fenerbahçeliyim demedi mi?" diye soruyor; Rıdvan: "Yok Fenerbahçe'de oynamak istiyorum dedi" diyor. Piyasaya ne diye çıktı anlamadım vallahi. Biz onu NTV Spor'da severdik, Millî maçlarda severdik; Ne işin var senin Telegol'de? Başkanın mı rica etti?
- Recep Mamur: Kayserili iş adamı. O kadar işte... He bir de "Anadolu Çocuğu" imiş. Bırakalım bence bu "Anadolu Çocuğu" ayaklarını. Bence bu millet yemez bu saatten sonra bu ayakları. Başımıza ne geldiyse "Anadolu Çocuğu" ayağı çekenlerden geldi!
-> İlaç: Federasyon alacak 3 başkanı karşısına, yanına da Mehmet Topuz ve Menejerini. "Bu işi çözün kendinizi daha fazla rezil etmeyin" diyecek. Ahh ah, Nerede o federasyon?!
4 Haziran 2009 Perşembe
Demirören'i Eleştirmek | 2008-09 Bazında
Beşiktaşlılarda açtığı yara büyük Demirören'in. Bundan önce kendisi hakkında iki yazı yazdım. Biri işin mali kısmını ele alıyordu: Demirören'in Yarattığı Paha Biçilemez Duygu
Diğeri ise diğer büyük kulüp başkanlarının kötü yönetimlerinin "Demirörenvari Hareketler" altında incelememdi.
İkinci linkteki yazının son cümlesi: Let's kick out of Football'du. Sevmiyorduk Demirören'i.
Şimdi sezon bitti ve Beşiktaş son yılların en başarılı performansını sergiledi Türkiye Ligleri adına. İyi hoca seçimi, iyi transferler ve Çifte Kupa geldi. Her ne kadar cümle alem "Diğer takımlar başarısız olduğu için Beşiktaş başarılı oldu" diye konuşsa da önceki yılların Beşiktaş'ı bu kupaları biraz zor alırdı.
Peki Demirören'e ne demeli şu an?
Bence taraftar şampiyonluk kutlamalarında en iyisini yaptı: Alkış... Bir an "Büyük Başkan" sesleri yükselecek falan diye korktum ancak sonradan kendimden utandım. Bunca sene tanıdığım taraftardan nasıl böyle bir hareket/hakaret bekledim! Sonuçta rakip takım taraftarları bile dört gözle bekliyordu taraftarın Demirören'e şampiyonluk turundaki yaklaşımını!
Güzel malzeme çıkaracaklardı ama olmadı.
Nasıl ki taraftar kötü şeyleri eleştiriyorsa, iyi şeyleri de mükafatlandırmalı. Mustafa Denizli o sırada olabilecek en iyi seçimdi. Ertuğrul'la devam edilseydi bu başarı gelir miydi hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz ancak eldeki başarılar yanlış bir hamle yapılmadığını ortaya koyuyor. Transferler Mustafa Denizli'nin tercihleri olsa da Demirören'i yine kutlamak lazım. O da Sinan Ayı'sının kulüpten dışarıya çıkarmış olduğu içindir. (Gerçi burada da Denizli'nin parmağı vardır ancak hocanın sözünü dinlemesi iyi olmuş. Sonuçta hocaların nazını biraz olsun çekmeyip de başarısızlıklara giden başkanları da biliyoruz!)
Sinan'ın sezon başı yabancı transferlerinden birkaçı: Zapo, Sivok, Seric. Üçünü de çok övdü başlarda. Sadece Sivok tuttu. Denizli bir yabancı aldı: Ernst. Ligin kaderi değişti.
Sonuçta Demirören hakkında bu zamana kadar hep kötü şeyler söyledik ancak zaferler sonucunda alkışlamak lazımdır. Ne zamana kadar mı? Eski günlere dönene kadar. Kendisinin yöneticiliğine hâlâ inancım yok. Beşiktaş, Kulüp olarak böyle bir başkanı barındırmamalı.
Sonuç olarak Demirören'in Türk Futboluna kazandırdığı en güzel şey ailesi ile tribündeki görüntüleri oldu. Belki ileride "First Lady" kavramı tüm takımlarımızda olur ve eminim ki bunun "stad atmosferi"ne büyük katkısı olacaktır.
4 Mayıs 2009 Pazartesi
Aziz (Yıldırım) Demirören Buluşmasının Ardındaki Gerçek
- Şimdi Demirören. Sivas'ı şampiyon yapmamız lazım. Ama biz bir hıyarlık ettik onları yendik, şimdi siz de bu hafta bize kesin yenilin de işleri garanti olsun. Türkiye Kupasını da size veririz canım ne olacak. Yıllardır alamıyoruz zaten.
- Ne demek Azizciğim lafı mı olur. Zaten İnönü'de bizi yenmeniz, bizim Türkiye Kupası almamız olağan işler. Mecnun'u ara da haber ver rahat olsun.
- Tamam canm arıyorum hemen...
Önceki senaryo tutmayınca bu daha gerçekçi(!) geldi !!!
2 Mayıs 2009 Cumartesi
Demirören'in Yarattığı Paha Biçilemez Duygu!
Önceki Mali Kongre Sonuçları Şöyleydi:
Borç: 126 Milyon TL (50 Milyon TL'si Yıldırım Demirören'e borç)
Olağan Divan Kurulu ardından çıkan tablo ise:
Borç: 142 Milyon TL (61 Miyon TL Demirören'e olan borç)
%22
106 Yıllık Kulübün Tek Bir Adama Göz Göre Göre "Bağlanması"nın Taraftara Verdiği Acı?
Paha Biçilemez...























