22 Şubat 2010 Pazartesi

Death Metal - Umut Sarıkaya


Elinde Sözcü Gazetesi olan arkadaş ile papaz ayrıntıları mükemmel yahu...

Vay Jose'm Sen mi Geldin

Ka-Fa 1500


"Roger Lemerre'den daha çok Ümit Özat'ın sözü geçer Ankaragücü'nde. Hem tek başına çalışsa Lemerre'den daha iyi şeyler yapar"

Elano için "odun" demiştin bir yazında Küçük, pardon Cem Yılmaz'ın Gora'sından alıntılamıştın ateş-su-toprak-Elano diye, bugün utanmışsındır inşallah Elano'yu izleyince... Ben de oradan alıntılayım seni tanımlarken...

Fildişi Kasabı





Bir süre önce "kasap"lardan dert yanan Adnan Polat yıldız oyuncuların korunması hakkında destek istiyordu ya. Ben de İbrahim Üzülmez'leri korunması hakkında federasyondan ve hakemlerden destek istiyorum. Bir değil, iki değil. Türk standartlarının üstünde bir çirkeflik performansı sergiliyor Keita. Ancak Adnan Polat'ın yıldızlarını koruma programı çerçevesinde kafası rahat adamın. Adnan Polat büyük başkan vesselam. Abuk subuk açıklamalarla gündem değiştirme konusunda diğer başkanlardan aşağı kalır yanı yok. Taraftarları da toz kondurmamaya devam etsin, bize her gün bayram!

Bir süre önce bir yazı yollamıştım bloga. Israrla arkasındayım. O yazı için tıklayınız.

21 Şubat 2010 Pazar

beşiktaş 1 galatasaray 1


...
Saat yediye 10 küsür dakika kala, yurt odasında otururken; bir anda futbloglar.com u açtım... bir de ne göreyim; MAÇ VARMIŞ!
...

Neyse, bu günün bariz hakikati; ne Galatasaray' lı ne de Beşiktaş' lı hiç bir oyuncunun performansının üstüne koymadığı yönündeydi... Beyaz formalılar da, Siyah formalılar da standartlarını aşamadılar...
Fakat, takım oyunu bazında değerlendirirsek bariz olan gerçek ise, Galatasaray' ın bir deplasman takımı nasıl oynaması gerekiyor ise; onu oynadığı yönündeydi... Top kanatlara sıkıştığında sağ ya da sol fark etmez açık oyuncusu, önliberosu ve beki hemen mesafeyi rakibe daraltmaya dair oynadı. Tabii bunun dezavantajı olarak; birincisi ters kanatlarda deyim yerindeyse, at sürecek alanlar bomboş kaldı; ikincisi ise, Galatasaray topu ayağına aldığında kullanacak eforu bulamadı...
Yani direkt olarak mesafe ayarlama problemi söz konusuydu, Aakım 20 metreden 80 metre top sürmeye kalkınca olmadı, kötü verkaçlar oldu, yan toplar döndü, en fenası da; uzun toplar atarak ileri çıkmaya çalıştı ve bunların akabinde tek pozisyon bulamadı... Bi de keşke Keita forvette başlasaydı. Böylece ilerde biraz daha sürükleyebilirdi takımını.

Beşiktaş' a gelirsemde; "Mustafa Denizli takımları mantalitesiz" tezi attırdı ortaya; ne top çevirebildiler, ne de ters taraftaki boşlukları görebildiler; bir de bonus olarak İbrahim Üzülmez faciası ki sormayın... Gerçekten bu adamda futbol mantalitesi yok. Ama Beşiktaş' ta -ki İsmail Köybaşı sakat değilse geçerli bu tezim- altyapıdan oyuncu olmadığından Necip Uysal kadroya girmek zorunda kaldı. Bunu da teknik heyet düşünsün...
Hıı hakkını yemeyeyim, galiba sahada 8 verebileceğim tek adam Nobre idi...

Bir de o var tabii; Fenerbahçe - Galatasaray derbisindeki Kazım' ı anımsarsınız; top dışarı çıksa dahi Servet ile Gökhan ı peşinde koşturup onların eforundan çalmıştı; bu gün Nobre, iki tane hava hakimiyeti çok iyi olmayan stoperin arasından kaldırdığı toplar ile gerçekten bir şeyler yapmaya çalıştığını sezdirdi bizlere. Ama ne kadar yaptı orası tartışılır. Nihat ile başlayıp Nobre' ye dönseydi BJK, ikinci yarı ileride daha çok top tutar, Galatasaray' a da kontra şansı vermezdi gibime geliyor.

Gerçi kontrayı da golden sonra buldu Galatasaray farkettiyseniz; bunun sebebi de çok açık! MUSTAFA DENİZLİ TAKIMI MANTALİTESİZLİĞİ. Gol yedikten sonra; bir anda öyle bir açık vermek gerçekten çok ilginç doğrusu. Ama tabii geriye düşünce "battı balık yan gider" kafaya işlerse böyle olur. Hıı işte Rijkaard' ı eleştiriyodunuz, ben de savunayım; deplasmanda 1-1 iyi skordu; bilincinde oynadı.


Bunun dışında, maçın 1-1 bitmesinin hiç bi önemi yok bana kalırsa; bu ligde çok puan döner daha.



NOT: aylar sonra maç izleyip, aylar sonra buna dair bi yazı yazdım; darmaduman oldu affola.

Anlat Anlat Eğlenceli Oluyor


"Lucas Neill, Everton'da sürekli yedek kalan bir futbolcuydu"


"Lucas Neill, topu oyuna iyi sokamıyor Güntekin"


Bu da bonusu Sinan Engin'den...
"Topun tamamının çizgiyi geçmesi gerek ama ben olsam buna gol verirdim Serhat"

Neill'in oyuna topu iyi sokamadığını insan uluorta söylemez yahu. Allah çarpar adamı.

1 Puan Kazanç 2 Puan Kayıp


Galatasaray 2005-2006 sezonu Hasan Kabze mucizesinden beri deplasmanda derbileri hep kaybediyordu. 1 tane bile beraberliği yoktu. Nedeni de açıktı. Hep kazanacağız hırsından başka bir şey değil. Yıllardır Fenerbahçe derbilerinde hep; "kazanmaya oynamayın, önce beraberlik almaya bakın" diyorduk. Galatasaray bunları öğrenmeye başlıyor. Savunma yapmasını öğrenmeye başlıyor.

Beşiktaş deplasmanında santraforsuz, en önde Arda Turan, sağ beke hiç gelmeyen bir Keita, apaçi Barış ve Tanrı ile Seaman'ın ortak ellerine 3 saniyeliğine sahip olan Leo Franco vardı Galatasaray'da. Bir de Lucas Neill var. Onu ayrı paragrafa koyacağım. İlk yarı Keita'nın dönmemesi sebebiyle gayet güzel işleyen savunma stratejisinin sağ kanattaki madenini Beşiktaş harika kullandı. 45.dakikanın son düdüğüne kadar Galatasaray oradan gol yemezse, o kanattan pek atakta yemezdi 2.yarıda. Yemedi de. Rijkaard - Neeskens ikilisinin devre arası o bölgenin savunmasını arttırması ve gayet olumlu işleyen takım savunması 2.yarı yeterince iyi işledi. Peşinden de Galatasaray'ın santrafor hamlesinin gelmesi ve golün Jo'nun asisti ile olması hem de bunun 70.dakikada olması tam bir savunma takımı işiydi. Sonrası ise skoru koruyamama tabii.

Beşiktaş'ın ilk yarı olmayan Galatasaray sağ kanadından 2.yarıda atak geliştirememesi, bu savunmaya karşı duran top kartını açmıştı sadece. İlk yarıda Ekrem Dağ kahraman olabilirdi orada. Ama Ekrem Dağ olarak kalmayı tercih etti. Gol de tabii bir hafta önce Gaziantepspor'lu oyuncunın sırtından 2.5 kg antrikot almaya çalışan Sivok'a nasip olmuştu. Galatasaray'ın golünün asisti de Sivok'tandı. Futbol böyle bir şey işte. Maçın adamı, aslında sahada hiç olmaması gereken bir adam. Keita'nın dirseği, Barış'ın 2.sarı kartlık eli, Toraman'ın topa dokunmadan Arda'ya indirmesi felan... Futbolun olan şeyleri.

Galatasaray, Beşiktaş deplasmanından 1 puan kazanmıştır. 2 puan kaybetmemiştir. İçerisinde bulunulan durum bunun göstergesidir. Yıllardır 1 puan bile göremeyen takım için önemlidir. Savunma yapmasını öğrenmeye başlamıştır. Beşiktaş ise A'raf'ta kaldı bu durumda. Kaybetse bitecek, kazansa yarışa girecekken, şimdi aradadır.