Konu Dışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konu Dışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2010 Salı

17.08.1999 - 17.08.2010


Yok mu?..

O günlerden bugüne deprem konusunda neler yapıldı mesela?
Yasalar dışındaki şeylerden bahsediyorum. Formaliteleri geçelim, gerçeklere bakalım. Konuya sadece bilgim dahilindeki kısımdan bakacağım.

İşin içinde bi' aileden olduğumdan inşaattan, "Yapı Denetimi"nden bahsedeyim kısacık. O deprem döneminden sonra çok önplana atıldı. Çok yakından tanıdığım büyüklerim emek verdi bu işe. İşin kağıt üzerinde kalmaması için, gerçekten uygulanması için uğraştılar. Peki ne oldu?

Bugün parası olanlar, inşaat şirketleri olanlar yanlarına bir de "Yapı Denetimi" firması koydular zaman zaman. Bi' kaç imzayla hallettiler işlerini. Kişilere gerek yok, ofislerin kapısına tabelalar asıldı yetti. Kağıt üzerinde vergisi falan tabii. Belediyeler inşaatlardan "eşek yüküyle" rüşvet yiyor hâlâ. Elbet "saf" olanlar vardır, ama onlar "saf" işte. Neyse, bize bir şey olmaz. Hayat devam ediyor. Ahh ah. Akıllanmayacağız. İşini hakkıyla yapanlara lafım yok, ama daha çok kazanma hırsı yok mu? 

1 can, kaç paralık imzaya eşdeğer? Bir sonraki depremden sonra mı konuşacağız bunları?

29 Nisan 2010 Perşembe

Tekelcilerin Yılmaz Savunucusu: TEKEL-MAN (Şiddet ve Korku İçerir)




İzlemeyen, görmeyen, duymayan kalmasın Abi'mizi.

O bir Eskişehir efsanesi. Tekel Bayilerinin yılmaz savunucusu "Rent-A-Car"cı Ahmet Abi, aka TEKEL-MAN! Yüksek atış menzili ve isabet oranıyla görenleri hayrete düşürüyor; düşmanlarına korku ve esnafa güven salıyor.

Video için iki alternatif:

Alkıslarla Yasıyorum Link
Facebook Link

Olay yeri sonrası görüntüler:

Çatışma Alanı:



Elde Kalan Mühimmat:



...ve tabii ki Elde Kalan Ahmet Abi


1 Nisan 2010 Perşembe

Uçan Adam Sabri Jay Leno'da




Dünyaya açıldık bu adamla, Amerika'ya kadar gitmiş. Helal olsun.

18 Mart 2010 Perşembe

Çanakkale İçinde ...

1 Şubat 2010 Pazartesi

Gang Bang!





Son zamanlarda gelişen olaylar falan derken böyle kahkaha attığımı hatırlamıyorum. Orkestradaki arkadaş, Şebnem Ferah ve Acun fena yakaladı Beyaz'ı. Bir de seyircilerden biriyle muhabbet süper. Üstüne cila niyetine de bir adet Yiğit Özgür karikatürü. Konuya girişde de yardımcı olur :)




"Gang bang" ne demek bilmiyorsan buraya tıkla.

10 Eylül 2009 Perşembe

Krizi Fırsata Çevirenler (!)



Krizi fırsata çeviren atılgan iş adamlarını görmüştük de felaketi fırsata çevirenlerle de karşılaştık!

Allah'ınızdan bulun ne diyeyim...

4 Eylül 2009 Cuma

Ali Kırca'dan Çoluk Çocuklu Açılım



Almış önüne bi' ton veledi "kürt açılımı" tartışıyorlar. Hele bir çocuk ayağa kalkıp "1930 bilmemne bilmemne..." diye konuşmaya başlayınca kendimden geçtim TV karşısında (!). Yahu yazıktır el kadar çocuklara yaptıklarına bak. Gecenin bir vakti veletleri toplamış koca adamların çözemediği şeyleri tartıştırıyorlar. Eh, çocukların eline de birileri yazıları vermiş oradan okuyup bir şeyler diyorlar. Çocuklardan biri "Kürt sorunu Amerika'nın oyunudur"a kadar gitti. Maşallah Maşallah... Gecenin bir vakti ne işi var çocukların orada cidden anlamadım.

Biri gider bacak kadar çocuğu sahne yıldızı yapar, biri siyaset tartışırır... Bunu yaptıranlar kendi çocuklarını oraya göndertir mi merak ediyorum! Kendi çocuklarının kullanılmasına ne derlerdi acaba?...

Hay sizin reytinginize...!

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Türkiye'de "Gece Çıkma" Muhabbeti




Eğlenceyi üst düzeylere çıkartmak uğruna belli kişilerle yapılan iğrenç aktivite.

Durum nedir?

Şimdi bir arkadaş grubu vardır. Normal eğlenceniz rutindir. Hep beraber bir yerlere akşam yemeğine gidilir. Oradan bir şeyler içmeye geçilir falan. Sonra saat gece 11-12 falan oldu mu "evli evine köylü köyüne arkadaşım, hadi" moduna geçilir.

Tabii bazı insanları bu durum kesmez. İlla ki gece çıkılacaktır. Gece kulübüne gidip sabaha kadar "hoppidi, huppidi" zıplanacaktır. Tabii alkol de gırla... Bira, votka vs karıştıranlar olur kesin. Bunları bir kısmı tuvalete kusmaya gider, size sıkıntı olur. Grubunuzdaki kıza sarkıntılık eden vardır, size sıkıntı olur. Sarhoş arkadaşınız sağa sola bulaşır, size sıkıntı olur.

Bak daha gecenin ortasında ne sıkıntılar başladı.

Gecenin sonu var bir de. Öncelikle birileri bir şeylerini kaybeder. Hırkasını kaybeden olur iki saat onu ararsın. Kışın şemsiye zaten "öncelikli unutulacak" eşyadır. Elbet bir yerlerde unutulur, yağmur yağınca hatırlanır. Bi' ton sıkıntı yine.

Hadi diyelim sağ sağlim çıktınız. Eve dönüş işkence. Alkollü olduğunuz için araba almazsınız yanınıza. (alan denyolar yok değil) Senaryo şu olsun. Arkadaşın biri Taksim'de. Gece saat 4. Evi Anadolu yakasında. Nasıl dönecek?

Her türlü gündüz döneceği yolun 10 katı masraf. Gece gece İstanbul ne kadar güvenilir orası da malum. Yolda giderken adamın bi' yerinden kan çekerler.

Sonuçta gece çıkma işi baştan sona sıkıntı.

Sevmiyorum bu işi. İlla gece çıkacaksan bir arkadaşın evinde falan toplanırsın. Efendi efendi, rahat rahat oturursun arkadaşım. Nedir yani? Bu gece çıkma olayı hiçbir zaman sorunsuz bitmez zaten. Hele öğrenci insansan fazlasıyla artar. Gerek yok.

-Gerilmişim yahu...-

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Yolculuk ve Bir Tavsiye





Öğleden sonra otobüse atladığım gibi Ankara'dayım. Bir hafta, belki de biraz daha fazla dönmem. Oradayken blogla pek ilgilenemeyeceğim. Öyle çok önemli bir olay olmadığı sürece tabii (:
Blogger arkadaşlarım nasıl olsa yazılarına devam ederler.



Tavsiye ise şu: Bikkembergs'den uzak durun. Böyle saçmalık görmedim. Uzun süre araba kullanınca ayakkabı topuk hizasından yırtılır mı hiç? Görseldeki modelden yok bende ama hemen hemen aynısı; siz uzak durun bence.


26 Haziran 2009 Cuma

Michael Jackson 1958-2009



50 yaşındayken Kalp Krizinden hayatını kaybetti.

9 Haziran 2009 Salı

Mövenpick




Yemişim finalleri yahu. Yaz gelmiş zaten deli sıcaklar şimdiden bastırdı. Gece gece sabahki finale çalışmaktan daha makul Mövenpick. Bir yerde olur da görürsünüz veya ikram ederler falan affetmeyin abanın, benim için de yiyin.

Tiramisu ya da Espresso Croquant olanlarda varsa hele alın paketi direk indirin gitsin bu sıcakta. Ancak her zaman Caramelita birinci sırada!

Olsa da yesek...

12 Mayıs 2009 Salı

Woody Allen iyidir.


Woody Allen' in 20 ye yakın filmini izlemişimdir. Bana göre en iyi işlerini 2000ler sonrasındadır. Fakat 70lerdeki filmleri; bu filmlerindeki -amiyane tabirle- gevezelik ayarındaki diyalogları olmasa bence 2000ler sonrası filmleri bir manaya kavuşmaz... Her neyse, geçen bir ayrıntı fark ettim. Olay 2008 yapımı Vicky Cristina Barcelona ve 1999 senesinden Sweet and Lowdown un arasındaki bir tesadüfe dayanıyor...
Sweet and Lowdown, kurmaca belgesel diyebileceğimiz, Sean Penn' in olayı bitirdiği filmlerinden birisi. Filmde Penn, Emmet Ray adlı bir gitaristi canlandırmakta ve dünyanın en iyi gitaristinin "Fransa sokaklarında çalan bir Çingene" olduğunu söylemekte. Bu gitarist aslen Django Reinhardt...
Geleyim Vicky Cristina Barcelona' ya, aslında Vicky Cristina Barcelona' nın Soundtrackine. Soundtrackte Stephane Wrembel diye bir eleman var, bu abimiz gitar tekniğinde en büyük esinlenmenin Django Reinhardt' tan olduğunu söylemekte... Allen ile Yan yana nasıl geldiler bilmiyorum ama. Güzel bir tesadüf.


Foto: The Curse of the Jade Scorpion.

8 Mayıs 2009 Cuma

Pi


Asıl meziyeti kaotizm olan bir film Pi. Benim Nolan' ın Following ine benzetmem dışında da pek bir çağrışımı olmadı. Hala Aronofsky' nin 13-17 yaş arasına seslendiği düşüncemi sağlamlaştıran, bana pek az içsel derinlik veren bir yapıt Pi.


Şöyle bir kaç anektod vereyim, "para ve din" üzerinden hallice "marksist" olan; bunun ötesinde bunu bize bir kaç "materyalist" diyalogda güzelcene sunmaya çalışan, akabinde mevcudiyetinde barındığı renklendirme ile izleyicisine bir zeka belirtisi vereceğini düşünen fakat zeka yetisinin sadece dijital çağın sayaçlarını ve onun paradigmalarını kovalama basireti ya da salt olarak "insanı kovalamak" arasındaki ironiye değinerek yaptığının farkında ol(a)mayan, şizofrenik bir medcezir var Pi' de. Ama 10 üzerinden 3 dışında hiç bir şey bulamadım şahsen.


Aronofsky' ye gelirsem, pek sevdiğim bir yönetmen değildir bunun sebebi de çok açık ve net; kabiliyetsizliğinde bir şeyler aramaktadır!

16 Nisan 2009 Perşembe

Sel?


Resimdeki adam The Village' deki Joaquin Phoenix değil. Antakya' da gün itibariyle bir sel felaketi yaşandı; o da belediye başkanımız (!)


Evet ne de güzel ana cadde felç olduğunda, rogar kapakları kendi kendini bile taşıyamazken belediyeyi aradıktan hemen 4-5 saat sonra o yardıma koştu. Üstelik yalnız da gelmemiş. Şemsiyesi de var. Yağmurdan korumak için...

15 Nisan 2009 Çarşamba

Türkçe | Hatırlatma



Tam boyut için taklayınız ve inceleyiniz iki dakika da olsa.

-Konu dışı, öyle bi' esti. Yarınki Türk Dili vizesiyle alakalı olabilir tabii (: -

9 Nisan 2009 Perşembe

Rock n Coke 2009


Line up' un bir kısmı açıklanmış, "headliner" Linkin Park... Yorum dahi yapmıyorum. Santagold bile var hatta. Dahası bana gelmez. Masstival ve Radarlive' ı bekliyorum artık. Şöyle güzelinden bir Britpop grubu gelse ne güzel olur ama...
Foto: En popüler Man City fanları ...

8 Nisan 2009 Çarşamba

Bu Hafta Ne Dinlendi? #1


Her gece konu dışı bir yazı yazmayı gelenek haline getirdim resmen. Müzik en sevdiğim şeylerdendir, sanırım bu yüzden bir çok postta şarkılara bağlanıyor. Haftanın top5 ini de yapmak en büyük keyif doğrusu. High Fidelity ile alakalı da olabilir ayrı mevzu.


Erciyes Şokta - Nekropsi: 2. Nekropsi albümü. Sabırtaşı çatlattılar ama bu kadar ilginç bir şarkı yapmaları da Türk saykodelisi açısından büyük önem teşkil ediyor. Umarım 3. sayıyı fazla beklemeyiz.


Reckoner - Radiohead: Ne olduysa bir anda sardı. Tüm şarkılarını sevdiğim In Rainbows albümünden. Bana nedense Totthenham maçları gibi geliyor bu şarkı. Maça gitmeden gaz veren şarkılar sınıfının da mensubudur.


Çoktular Ama Hiç Yoktular - Bülent Ortaçgil: Ahanda bu şarkı Galatasaray orta sahasına ithafen yazılmış gibi. En azından isim bu potansiyelde. Gaziantepspor maçında Barış Özbek ya da Ayhan Akman' ı iki kere gören var mı ?


Dos Almas - Ibrahim Ferrer: Arjantin 6 yedi canım Latin- Dub bir şeyler dinlemek istedi. Galiba budur bunun sebeplerinden biri. Ciddiyim.


Expectations - Belle and Sebastian: Bloga da yazmıştım, Galatasaray - Kocaelispor maçının önemlerinden biri Kocaeli de oynayan İskoç oyuncudur benim için. başka İskoç insanlar da vardır canım!



(dinlemek isteyen şarkı adının üstüne filan tıklayabilir)

7 Nisan 2009 Salı

Ross Brawn = OHA!


Benetton, Ferrari, Honda ve şimdilerde Brawn' ın yeni durağı üstelik çift maaşlı olarak Brawn GP... Formula 1' i eskisi kadar sevmiyorum* belki ama bu adamı kesinlikle ve kesinlikle hep çok seviyorum. Sen tut ki batan geminin malı bir takımı al. Hali hazırda sponsorların olmasın, üstüne üstük 2. Lig klasifikasyonundan 1. Lige yükselmeye oynayacak bi kadronun oyuncularına eşit iki tane pilotun olsun fakat buna rağmen F1' in HALA en büyük dehası olduğunu ispat et. İşte bunu yaptı bu adam. Jenson Button' u hep sevmişimdir. Hatta F1 deki favori pilotum olarak yıllarca kaybedişini izlemişimdir, fakat şimdilerde o da bi ayrı güzel. (Doğum günümde kazandığını hatırlıyorum o kadar.)


Hala anlayamıyorum, aslında anlıyorum da mekanik alegoritmaların simetrisinde (ve aslında hiyerarşisinde) iken bir insan ortaya çıkıyor ve ortalığı darma duman ediyor... Üstelik uzun vadede hayli kaygı marjı olan bir takım ile. İşte bunu seviyorum.

Bu arada Brawn GP' nin sponsoru Virgin oldu. Hani şu plak şirketi de olan. Aferin.


Bir de dip not Selin' e. Jenson Button' u herşeye rağmen seviyorum be!


(*) Schumi nin bırakması ile bir alakası yoktur.

27 Mart 2009 Cuma

Artık Yaz G-E-L-S-İ-N!



-Kapalı Tribüne Yaz Ayları Vurduğunda-

Pazartesi: tüm gün yağmur
Salı: kuru soğuk ve kapalı hava
Çarşamba: güneş var ancak sert rüzgar
Perşembe: sabah yağmur, akşam sert rüzgar
Cuma: açık hava ancak öğleden sonra yağmur

Günleri değiştirip değiştirip uyarlanılıyor her hafta. Her hafta başında tam "yaz geldi" diyecekken yine bozuyor havalar. Şu millî maç hafta tatilinden sonra yaz gelsin artık, LÜTFEN!

F1

Trt, Formula 1'in yayın haklarını almıştı bu sezon için. Ntv'de ki Okay Karacan'ın İngiltere Gp'sini anlatışı hala kulaklarımdadır. O tadı da hiçbir zaman veremedi hiçbir yarış ve sunucu. Cnn Türk'te de Serhan Acar anlatmıştı yarışları. Okay Karacan'ı tutmasa da güzeldi onun sunumu da. Trt denilince bir an titredim. Ömer Üründül'ün "Ferrari'de bloklar arası bağlantı yok" "Schumacher tipi pivot yarışçı" cümleleri geldi aklıma ve korktum bir an. Ama Trt F1'i kim anlatsın anketi açtı ve anket sonucuna göre de yarışları Serhan Acar ve Okay Karacan ikilisi beraber anlatacak artık. Geriye bir tek nefes kesen yarışlar kalıyor. Bol yağmurlu ve geçişli olursa tadından yenmez. Darısı Murat Kosova'nın premier lig maçları anlattığı günlere...



(arada futboldan uzaklaşmak da gerek)