Hasan Şaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hasan Şaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2010 Perşembe

Hasan & Pierre


Yer Lig Tv. Program Süper Gol. Derbi öncesi Hasan Şaş ve Van Hooijdonk konuklar. Eski maçlardan konuşulurken, konu karşılıklı oynamaya gelir.

- Peki, Van Hooijdonk'a sorar mısınız, Hasan ile karşılıklı oynama fırsatı bulmuş mu?


Tercüman çevirir. Van Hooijdonk cevabını verirken, Hasan'ın yedek kulübesinde oyundan atıldığı derbiyi hatırlar ve o maçtan bahsederken, cümle içerisinde "red card" der. Hasan da Hooijdonk'un cümlelerinde bu 2 kelimeyi duyar duymaz hemen atlar.

- Oooo, ben her maç red card. Başka bir şey söyle sen.

22 Aralık 2009 Salı

Hasan'ın Kulağıyla Attığı Pas



1998-1999 sezonu. Rosenborg maçı. Gruptaki asıl hedef olarak görülen ekip. Neticede Juve fersah fersah üstün bir ekip, lakin 1 puan alınmış. Bilbao, "Ne Büyüksün Hagi"ye maruz kalmıştı. Rosenborg ise ilk maçta 3 atmıştı 2.yarıda. Kader maçı. Hem de 2'li averaj maçı. İlk yarı 0-0. 2.yarı durmuyor Galatasaray. Müthiş presi her yerde uyguluyor. Harika bir ilk gol atıyor Galatasaray. 11 sene önceden, bugünün kopyası bir gol. Hasan, kendi tabiriyle kulağıyla veriyor pası. Tabi, 11 senede maksimum 8-10 kere olan bir pas oldu bu maalesef. 2. ve 3.gollerdeki vuruşlar cabası. Tribünlerin sesini TV'lerde kısmak yok o zaman tabi. Anlatım da 10 numara.

Bu isimleri de futboluyla hatırlamak dururken, demeçleri ile hatırlamak ne kötü. Bizim için değil, onlar için.

13 Haziran 2009 Cumartesi

01 01 =11


Habere göre futbolu bırakmış bu Adanalı... Hasan Şaş diyince bir sürü şey geliyor aklıma güzel, kötü, hayal kırıklığı ile, fakat bir şey var ki aslında bence tüm Galatasaray Taraftarlarını kendisine ters düşürdüğü; o da Hamburg maçında yaptığı garip orta şut karışımı şey belki de... Neyse önemli olan arkasından "şöyleydi, böyleydi" demek değil. Sadece isterdim ki, olaylar bu reddeye gelmeden, kendi kariyeri için bir şeyler yapsın Hasan Şaş. Sene başında; çok barizdi futbolcuya benzemediği, keşke o zaman aktif futbola nokta koysaydı da; biz de onu bu sezon yaptıklarıyla değil, Eski Açık Sarı Desene belgeselindeki, tavla oynayan hınzır adam olarak anımsasaydık... İyi adamdın, 3-4 yıl önce.

3 Mayıs 2009 Pazar

Hasan Şaş'a Saldırı


Hasan Şaş malumunuz yarım dünya. Buna rağmen kendisini 75 kilo, esnek ötesi felan sanarak oynamakta, Lincoln'e de hiç pas atmamakta. Neyse olaya gelelim. Takıma havaalanında 200 kişilik bir taraftar grubu protesto gösterisinde bulunmakta. Hasan'da karşılık verince olaylar daha da büyümekte. Olayın trajikomik tarafı Hasan'a cep telefonu ve laptop ile saldırmak. Kafasına cep telefonu ile vurulmuş. Hatta laptop fırlatan bile olmuş. Hasan o kadar değerli ki; çakmak, bozuk para gibi şeylerle değil, laptop ve cep telefonu gibi şeyler fırlatılmakta. Kültürlü (!) taraftar bu olsa gerek. Teknolojik çalışıyoruz.

ek: Hasan'ı severim. Ama o da takımını ve futbolu sevmeli. Bir an önce zayıflamalı. Sadece futbolu düşünmeli...
ek2: Taraftarın yaptığı da çok çok büyük ayıp. Adam gibi protestonu et, git. Futbolcuya vurmak çok büyük terbiyesizlik.

27 Nisan 2009 Pazartesi

Hasan Şaş'la Efsane Yaratıyorum!


Sahaya çıkıp, sağa sola koşturunca, mahalle arasında maç yaparken maça karışan çocukların babalarını hatırladım. Çocukların fiziklerinin kat be kat üstünde ama göbeği ile koşturup yetişemeyen, karizmayı çizmemek için de hafif çamur oynayarak birşeylere çabalayan o babalar, abiler geldi aklıma. Tribünde de bir pankart, Bir Galatasaray Efsanesi Daha Yaratabilirsiniz! Hani futbolcu olsam, maçtan sonra o pankartı görmemek için kafamı eğerdim utancımdan. Hasan olsam, zayıflayana kadar değil Mecidiyeköy, Jupp Derwall antreman sahası bile yok derdim kendime. En azından bugüne kadar kazandırdığım 2 şampiyonluk adına, son kez bunun için çabalardım. Ama sahada şu Hasan, tribünde o pankart olunca Tanrı bile yaratamazdı o efsaneyi.

13 Mart 2009 Cuma

Hasan Şaş


Benim için bu isim önüme geldiğinde en hatırlanası şey tekmelediği reklam panoları olmuştur fakat bunun dışında gerçekten bu adamın ne zaman elit oyuncu olduğunu anlayamadım. Hani yüzüne bakınca nur görmüşe dönebilir bünye, fakat gerçek anlamda kariyeri "olmayan" oyunculardan birisi ve Galatasaray adının simgelerinden.

2000 başında bu kadar iyi iken; insanın aklına da Ronaldinho gelmiyor değil hani. (Ve böylece yazı ters düz olur)