Bordeaux etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bordeaux etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2009 Pazar

Laurent Blanc: Yeni neslin iyi hocalarından olabilecek mi?


Galatasaray ile eşleşmeden önce Bordeaux' nun bu sezon iki maçını izlemiştim, birincisi Şampiyonlar Ligi' nde içerde 1-1 berabere kaldıkları (4-0 yenildikleri maçın rövanşı olur) Chelsea maçı ve diğeri de dışarda 2-1 yenidlikleri Lyon maçı. İki maçın göstediklerine bakarsak; bu adam Fransa' ya hücum futbolunu getirebilir. Evet; yeri geldiğinde rakip defansın zaafına göre takımının yıldızını turu geçmek için kullanmayacak kadar da zeki.
Hatta şöyle diyeyim; Chelsea maçında golü önce bulan takım olsalardı Galatasaray eşleşmesinde Bordeaux' nun en önemli kozunun Blanc olduğunu konuşabilirdik.
Neyse; oynatmaya çalıştığı oyun birazcık Barca gibi denilebilinir, Cavenaghi dışında hareket kabiliyeti düşük forveti yok.Chamakh, Gouffran, Jossue gibi açık alanda aldı mı gidebilecek oyuncularını gerekirse yan yana hiç korkmadan kullanıp bundan oldukça da verim alabiliyor. Üstelik, zayıf iki beki olduğu dolayısyla ısrarla kanatları kullanmak gibi bi çabası da yok bu adamın.
Velhasıl, Galatasaray maçında Blanc' ın zeka parıltıları gösterdiğini gördüm açıkçası, umarım ileride Fransa Ligi ni kurtaran adam diye de bahsedeceğiz.

27 Şubat 2009 Cuma

Bordeaux değil: MOR!



Yaratıcı spor basınından beklediğim manşettir: Bakalım hangisi atacak. Şaka, espri falan da değil aslında. Bildiğin "Mor" bi' hâl aldı Bordeaux'lu futbolcular Sabri'nin golünden sonra. Sırf benim aklıma geldiyse yarın ilk iş tırt spor gazetelerimizden birine iş başvurusu yapıp bu post'u referans göstereceğim. (:

Felix Mourinho manşeti Fotospor'un atacağını iddia etti, Busker de aynı tahmini yaptı nedense. Fotospor'u bekliyoruz merakla.

Allahım Sana Geliyorum!!


Daha maç izlemeye girilen mekana oturmadan gol yemek nedir bugün onu da öğretti Galatasaray. ama bu Kocaeli maçından çok farklıydı benim gözümde. O maçtan sonra da elbet bu takım turu atlar düşüncesindeydim. neyse 0-1 başladı maç. Galatasaray topa dokunamadan golü yedi. Sonrası bir soru işareti. Şampiyonluğa oynayan bir Fransız takımına 2 gol atmak düşüncesi. Neyse atak üzerine atak geliştiriyordu Galatasaray. Maçın en kritik anı ise Mehmet Topal'ın sakatlığı olmuştu. omzu çıkmıştı Topal'ın. Belki bu olay Büyük Kaptan'ın belki de 2.yarı düşündüğü Kewell hamlesini öne almıştı. Yine ataklar, iyi yerleşmiş savunmayı açma çabalarıyla uğraşıyordu başta Arda olmak üzere herkes. Neyse 41.dakika da Barış muhteşem bir çalım ile sol kanattan adamını geçiyor, ardından çevirdiği topu Baros vuracakken Meira kesiyordu. Bu kesme Arda'ya asist oluyor, adeta Bordeaux savunmasındaki futbolcunun ayağının içinden geçiyordu. PlayStation'da bu golü yesen oyuna küfür edersin. Neyse sonra Harry Kewell'ın o sol ayağına top öyle bir oturuyordu ki, D-Smart'ın yerleştirdiği örümcek kamera'ları bile alıyordu adeta. Prekazi-Monaco, Hagi-Monaco'dan sonra Kewell-Bordeaux oluyordu bir adette. Hayır çıkmaz o top oradan. Değil Rame, Van Der Sar + Cech yapsan mümkünatı yok.
Neyse 2.yarı başladı. Blanc, Traore + Vendel'i çıkarınca Bordeaux orta sahası göçtü. Bomboş sahayı Galatasaray Cassio Lincoln'ün güzel asisti ve günün sahadaki yıldızı Arda Turan ile 3'ü buluyordu. 4-5'e gidecek maç Türk işine dönüyordu. Acı çekmeden, Heyecan yaratmadan, gerilim vermeden olmayacaktı. 3-3 oldu. Zaten attıkları 3 golü savunma asisti olarak yazmalı. Neyse Galatasaray yüklendikçe yükleniyor, herkes yazık oldu lan, ya olacak iş mi şu laflarını söylüyor, kimileri uğur deniyor, kimileri benim gibi dua ediyordu. O kadar dua ettim ki gol olsun diye, Adnan Hoca, işte Allah'ın varlığı diye beni gösterebilirdi. 13.kornerini kullanan Galatasaray sonunda Sabri ile ne varsa vuruyor, top ağlarla buluştuğu anda kimin ne yaptığından kimsenin haberi olmuyordu. Hayır üzerimde olan formanın elimde ne işi vardı bilmiyorum, hatırlamıyorum. Maçı yine Türk taktiği ile kazandı Galatasaray. Ruh, İnanç, Sistem, Taktik ne varsa sahadaydı. Bıraksalar Haldun Üstünel'de inecekti sahaya ama olmadı. Ama o 66 numaralı insan, yarı tanrı adeta. 92.dakikada top kornere çıkmasın diye gösterdiği o çabayı insan anatomisi ile ilişkilendirecek adama Harry Kewell'in aldığı örümcekleri vereceğim.

Özetle; Ne maçtı be! Bir Fransız takımına 4 gol atabilme. Hem de Bordeaux'a. Tek dikkat çekilecek nokta ise Galatasaray Savunması! Onu da sonra yazarım. Bugünlük böyle.