20 Aralık 2010 Pazartesi

Uzay Takımının Hikayesi


Belki bu blog'da, belki de daha önce başka kaynaklarda bir fotoğraf görmüşsünüzdür. Uzay Takımı Beşiktaş adında. Recep Çetin ve Sinan Engin'in de ilk dikkatinizi çeken insanlar olduğunu da farketmişsinizdir. Üstte en sağdaki bıyıklının Samet Aybaba olduğunu ve Ziya Doğan'ın saçlı halini görememişsinizdir de. Hikayesi ne bu fotoğrafın şeklinde bir yorum alınca araştırayım istedim. Önüme çıkacak olan sonucun, muhtemelen önüne geleni silip süpüren Beşiktaş temalı bir fotoğraf olmasını bekliyordum ki, Uzay Takımı kelimesinin bile aslında yanlış bir ifade olduğunu anladım. İşte o Uzay Takımı'nın hikayesi.

Tarih 26 Nisan 1986. Sovyetler Birliği'nde Çernobil Nükleer Santrali'nde bir patlama yaşanıyor, insan hatasından kaynaklanan. Patlama sonrasında onbinlerce insan hayatını kaybediyor, onbinlerce insan da radyasyona maruz kalıyor. Hiroşima ve Nagazaki'den bile daha şiddetli deniyor, 2016'dan önce etkisi geçmeyecek deniyor... Etkisi bitmiyor, nükleer serpintinin etkisi Sovyetler Birliği'nin dışında, Karadeniz'in çevresindeki bir çok bölgeyi etkiliyor. Ülkemizde bakan, sorun yok diyerek radyasyonlu çayları için diyor, Edirne'de kavun karpuz'dan verim alınamıyor, kavruluyor. İşte o Çernobil Nükleer Santrali, Sovyetler Birliği Toprakları içerisinde yer alan Ukrayna'nın Kiev kentinde yer alıyor.

Yıl 1987. Aylardan Ocak. Aralık'ın ortasından itibaren Milliyet Gazetesi piyangoya başlıyor. Piyango'nun amacı şu; Beşiktaş'ın rakibini bilene, Beşiktaş kafilesi ile beraber, tüm masrafları Milliyet Gazetesi tarafından ödenecek olan bu deplasmana gitme, üzerine de 300 dolar hediye. 7 rakip var. Dinamo Kiev. Real Madrid. Kızılyıldız. Porto. Bayern Münih. Anderlecht. Brondby. Bilene ödül bu. Rakip belli oluyor Ocak ayında. Dinamo Kiev. Çernobil'den 8 ay sonra Beşiktaş, Kiev adını duyuyor.



Kiev'in o zamanlardaki teknik direktörü, şimdilerin efsanevi teknik direktörü Valeriy Vasylyovych Lobanovskyi. Şimdilerde Dinamo Kiev'in stadının adı olarak kulaklarınıza çalınmıştır belki de. Önünde heykeli vardır şimdilerde. 1975'te Kupa Galipleri Kupası'nı Sovyetler Birliği'ne kazandırmış hoca. Sovyetler Birliği'nin ilk uluslararası kupası bu. Bir nevi efsane.

6 Ocak 1987 günü, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası çeyrek final kuraları için Lobanovskyi'yi buluyor gazeteciler. Ivan Drago'nun hocası gibi bir ifade ile pozunu vermiş, altına da kurada Beşiktaş çıkarsa diye yorumu yapmış Lobanovskyi; "Beşiktaş çantada keklik. Onlarla eşleşirsek, yarı final garanti."



Beşiktaş'lılar da Kiev eşleşmesinden sonra "Radyasyon Bölgesinden Asrın Takımı" olan Dinamo Kiev'e hazır olduklarını belirtmek için bu pozu veriyor. Samet Aybaba, Ziya Doğan, Sinan Engin, Feyyaz Uçar, Ali Gültiken, Ulvi Güveneroğlu, Rıza Çalımbay; "yorum yok" diyor sadece. Sadece Metin Tekin; "bunlar golleri önler mi acaba" diyor. Haberlerin yorumlarında 20.yüzyıla yakıştırılamayan, 21.yüzyılın futbolunu oynayan nükleer takım olarak bahsediliyor Dinamo Kiev'den. Hugo Sanchez bile çekiniyor Kiev'den, o zaman. Beşiktaş'ın hocası Militunovic mi çekinmeyecek.

Beşiktaş için bu maçta gereken destekler veriliyor ülke futbolu tarafından. Kiev maçıyla aynı tarihe denk gelen Milli Takım'ın mücadelesinden bütün Beşiktaş'lılar çıkartılıyor. Beşiktaş çim sahada çalışmak istiyor Kiev'e karşı. Fenerbahçe'den rica ediyor. Fenerbahçe izin vermiyor çim sahaya. Daha doğrusu veremiyor. Çünkü, öyle bir kar yağışı var ki, çim felan yok. Her taraf kar. Jupp Derwall'in isteği ile "çim"e kavuşan Florya'ya geliyor Beşiktaş. Galatasaray izini veriyor. Samet Aybaba ve Rıza Çalımbay, hayranlıklarını ve şaşkınlıklarını "10 senedir Beşiktaş'tayım böyle çim saha görmedim. Bizde de keşke böyle bir çim saha olsa. İnsanın sahadan ayrılası gelmiyor, top attığımız yere gidiyor, istediğimizi yapabiliyoruz, keşke böyle bir sahamız olsaydı belki de daha teknik oynayabilirdik" diyerek ifade ediyorlar. Dereağzı'nda kar temizlenince de bu kez Fenerbahçe'ye misafir oluyor Beşiktaş takımı.

Maç tarihi geliyor. Maç iptal. Tipi var. Başka bir tarihe erteleniyor. Ligler bile erteleniyor. Manşet var "Ali Sami Yen'de 10 bin ton kar var" diye. Maç tekrar iptal. Tekrar oynanmak isteniyor. Tekrar iptal. Uefa ultimatomu veriyor. Ya temizlersiniz ya da başka bir yerde oynatırız. 3 kez iptalden sonra başka bir yerde oynansın deniyor. İzmir'e veriliyor maç. Dinamo da İzmir'de yürüye yürüye 5 tane atıyor Beşiktaş'a, 17.dakikadan 61.dakikaya kadar. Rövanşında da elbiseler işe yaramamış olacak ki, 2-0 Kiev yine kazanıyor.

Kiev, daha sonra Porto'ya eleniyor, Porto o sene kupayı kazanıyordu. Bizde de her zamanki, "futbolumuz bu kadar, sağlık olsun" muhabbetleri oluyordu. Beşiktaş'ta sattığı ama oynatamadığı maçın biletlerinin zararını taraftarlarına geri ödüyordu...

Yani, uzay takımı diye bakıp gülümsediğimiz takım, aslında bir acı hikayenin küçük bir parçasından başka bir şey değil...

ek: Recep Çetin, bu kadroda yok. Böyle bir resmin içerisine dahil ettim kendisini nedense. Hep o röveşata yüzünden. Kadro yorumda verildiği şekilde üsttekiler ziya, ulvi ,ali, kadir, gökhan, metin, samet (k), alttakiler sinan, rıza, feyyaz, fikret.

4 yorum:

  1. güzel bi araştırma yazısı olmuş. +rep

    YanıtlayınSil
  2. başka yerde de yazdım, net olarak hatırladığım ilk avrupa kupası maçıdır türk takımlarının dinamo kiev-beşiktaş eşleşmesi. 5 gol yenen maçta milos militunovic'i çekiyordu kameralar her golden sonra, o kalmış aklımda. biz de 14 sene sonra şampiyonluk kazanıyorduk (daha doğrusu ben o sezonki şampiyonlukla bunu öğreniyordum).

    ufak bir düzeltme, recep çetin o sezonun beşiktaş kadrosunda yoktu, dolayısıyla fotoğraftakiler arasında da yok. bizim neslin ezbere hatırladığı kadro ise üsttekiler ziya, ulvi(her ne kadar bıyıklı halini pek hatırlayamasam ve fotoğraflarda yüzü net görünmese de o olmalı),ali, kadir, gökhan, metin, samet (k), alttakiler sinan, rıza, feyyaz, fikret.

    kolay gelsin.

    YanıtlayınSil
  3. @turhanatakan

    böyle bir resmin içerisinde olmasına o kadar şartlandırmışım ki kendisini, belki de ondan yazdım. hep o röveşatasının bıraktığı iz yüzünden.

    YanıtlayınSil
  4. Fotoğrafı daha önce çok kez görmüştüm. Hikayesini en son Ekşisözlük'te okudum: ''Dinamo Kiev'in bugünlerin Barcelonası gibi uzay takımı olarak anılmasında sonra, türk basını bu, boş durmamış.''

    Acaba Turhanatakan o entrynin sahibi mi bu arada? =)

    YanıtlayınSil

Unutma Sevgili Yorumcu, adsız'da olsan, bir nick'in de olsa burada yorum yaptığın şey bir emek, bir düşünce, belki 1 günlük bir araştırma, belki 1 hafta süren bir fikir jimnastiğinin ürünü, belki yüzlerce klavye tuşu, belki de binlerce klavye tuşunun emeğidir.

Şimdi derin bir nefes al ve yazmaya başla.