7 Ocak 2010 Perşembe

Efes Pilsen - Olympiakos


Efes'in, Yunan Takımlarına karşı iç-dış önemli bir üstünlüğü var yanılmıyorsam. Üstünlük dediysem, öyle el-kol sallaya sallaya bir üstünlük değil. Mükemmel oyunlarla. Bir Final-Four öncesi son 8 karşılaşmasında Pana maçlarını hatırlarım Efes'in. Henry Domercant'ın Schortsiannitis ve Femerling arasından bastığı efsane smaç ile durmuş Efes'i uyandırıp, harika bir oyunla kazandığı maç ilk aklıma gelendir Yunan takımlarına karşı. Bu kez rakip Olympiakos. Genelde iç-dış farketmeden yenerdi Efes. Lakin geçen sefer öyle olmamıştı. Deplasmanda kaybetti. Bu kez Abdi İpekçi'de maç. Bütün biletleri satıldı Abdi İpekçi'nin. Maçı da 20.15'te Show ve SkyTürk verecek. Melih Gümüşbıçak'ta anlatacak. Ermaaaal ve 3 sayılık isabeeet tarzı futboldaki gol anlatımı gibi bir anlatım da gelirse pek güzel olur.

Saçmalama "Hürriyet"i || Arda'yı Tanımıyorum Diyen Messi


Ercan'ın spor gazetesi, ağaç katliamı paçavra, bir yerlerden emir almış olmalı ki, mütemadiyen Arda'ya çalışıyor. Yeni haber de şu; "Messi, Arda'yı tanımıyorum" dedi. Tamam, Arda Fenerbahçe'ye imza atmadıkça, hatta inadına Galatasaray lehine çalıştıkça ifrit oluyor, saha dışından bel altı vuralım diye gayret ediyorsunuz da, bu kadar komik olmayın.

"Vurdukça Güçleniyoruz" arkadaşım. Siz Arda'ya vurdukça biz daha sert bir kabuk oluyoruz Arda etrafında. Bizim; Arda, Messi'den iyi gibi bir derdimiz yok. Değildir de zaten. Lakin şu bozuyor sinirinizi, 22 yaşında bir çocuk, kendi yaşıtı olan Dünyanın en iyisi olan genç ile karşılaştırılabiliyor. Eski teknik direktörünüz, Avrupa tarihinizin en üst noktasının altında imzası olan teknik direktörünüz; "Keşke Arda bizde olsaydı ama maalesef bizde değil" diyebiliyor.

Neyse mükemmel kaynaklı haberciliğe geçelim. Haber şu;

Bir dönem Türkiye'de de gazetecilik yapan ve daha sonra Fenerbahçe'nin eski oyuncusu Moldovan'ın kuzeni ile evlenip İsviçre'nin Zürih kentine yerleşen Yasemin Akduman Pelosi, hurriyet.com.tr adına FIFA'nın ödül töreninde tanıştığı Barcelonalı Messi'ye 0034634......... nolu cep telefonundan ulaştı..

Ve ona ''Türkiye'de seni Galatasaraylı Arda Turan ile kıyaslıyorlar.. Spor adamları ikiye bölünmüş durumda. Bu konuda sen ne düşünüyorsun?'' diye sordu..


Ünlü yıldızın bu konuda gülerek verdiği ilk cevap ''Gerçekten mi?'' demek oluyor ve devam ediyor;


''Açık söyleyeyim Arda'yı tanımıyorum.. Türk Milli Takımı hakkında fazla bir bilgim yok. Sadece Güiza'nın Türkiye'de oynadığını biliyorum. Bir de Manchester United'e 3 gol atan Tuncay vardı, onu biliyorum.. Ben bu konuda birşey söylemek istemem. Herkes sahada kimin ne olduğunu görüyor..''


Hani daha önce Arda hakkında açıklama yapmasa tamam eyvallah da diyeceğiz. Lakin arkadaş, boy boy yayınlandı Play Station'da bile oynatıyorum diye. Bu da Galip Öztürk'ün Messi röportajı.

Messi'nin Galatasaray ve Fenerbahçe için de söylediği birer cümle vardı. Genç yıldız, Fenerbahçe için, "Geçen yıl Inter'i yendikleri maçın özetini izlemiştim. Roberto Carlos ve Güiza'nın F.Bahçe'de oynadığını biliyorum" diye konuştu. Messi, Galatasaray'a dair de şu yorumu yaptı: "UEFA Kupası'nı aldıklarını biliyorum. Bu önemli bir başarı." Messi, Türkiye'de en çok beğendiği yıldızın Arda Turan olduğunu söyledi. Genç futbolcu, "Şüphesiz Arda. Hem Galatasaray'da hem de milli takımda birkaç kez izledim. Çok yetenekli bir yıldız olduğunu düşünüyorum. Avrupa'da birçok takımın onu istediğini okudum ve duydum. Haksız değiller. Play Station'da futbol oynarken onu takımıma muhakkak alıyorum. Yaşıtlarım arasında yıldız diyebileceğim birkaç isimden biri. İspanya Ligi'nde olmasını isterim. La Liga birçok yetenekli oyuncunun forma giydiği bir lig ve Arda da burada oynamayı fazlasıyla hak ediyor" ifadesini kullandı.


Tamam vurun vurun ama biraz özenin. Yiyelim ilk bakışta. Dediğimiz gibi siz vurdukça biz güçleniyoruz.

ek: Ohabeprekazi.blogspot.com ise daha güzel bir bilgiye ulaşmış. Hani şu Messi'nin numarası olan rakamlar. 0034 İspanya'nın uluslararası kodu. Peki sonrasındaki 634 ne kodu?

Amena - 654, 655, 656
Movistar - 606, 609, 616, 626, 629, 630, 636, 639, 646, 649, 659, 669, 676, 679, 686, 696, 699
Vodafone - 600, 607, 610, 617, 627, 666, 667, 670, 677, 678, 687

634 neyin kodu sahi?

Recreativo Huelva 3 - 0 Atletico Madrid


1 ay daha idare et be Quique. Barça maçına kadar dayan yahu. Gijon'u, Valladolid'i felan yen arada. Hemen gitme sakın...

6 Ocak 2010 Çarşamba

Efsane Defans 4'lüleri || I. Bölüm


Kaleci olsanız, önünüzde kim oynasın isterdiniz veya hücumcu olsanız ne de olsa bu savunmayı geçemezler diyeceğiniz savunma hattı kimindir? Aklınıza hemen bir savunma hattı geliyordur muhtemelen. Ben de aklıma gelen bir tanesini yazayım, zamanla yenileri de gelecektir.

Arsenal 2003-2004 ; İngiltere, Jose Mourinho zamanında bile böyle bir defans 4'lüsü daha görmedi. Jose işi 4'lüye değil 11'e yığıyordu çünkü. Sir Alex Ferguson'un o efsane kadrolarını araştırırsak, ki ileride buna da değineceğiz, belki buna denk bir 4'lü bulabiliriz. Arsene Wenger'in 2003-2004'teki kadrosu, belki de o hep arzuladığı Fransız tipi savunmanın gücü ile İngiliz Futbolu'nun hızı karışımının en oturduğu kadro idi. Ama defansı o kadar sağlamdı ki, sorun değildi. Önlerindeki Patrick Vieria - Gilberto Silva ikilisinin de büyük payı var ama bu 4'lü gerçekten dönemin savunma anlayışında mükemmeldi. İsimlere gelelim artık yavaş yavaş.

Sol Bek Ashley Cole; İngiliz bir sol bek. Hızlı oyun konusunda alışık. Savunma beki konumunda ama kanat atakları bakımından oldukça faydalı bir bek. Yorulmayan, savunmanın her ihtiyacı olduğunda orada olan bir adam.

Sağ Bek Bisan Lauren; Wenger'in o zamanlar Sevilla, Mallorca gezerken tutup Premier Lig'e çektiği Kamerun'lu Lauren. Arsenal almadan, Galatasaray ile Mallorca forması altında karşılaşıp Mallorca'da 4-1 biten maçtaki tek golü atmıştı. Golden başka ayakta kalan tek isimdi belki de o gün. Wenger, O'nu çekti aldı, sağ beke zamanla oturttu. Duvar oldu oralarda. Hücumu zayıfladı ama defansı asla aksamadı. 32 yaşında şimdi Lauren.

Stoper Kolo Toure; Fransız savunması dedik ya, sıfır Fransız olacak tabii. Afrika'dan gelecek, siyahi olacak, fiziksel olarak üstünlük kuracak işte. Kolo Toure bu tanımın ta kendisi. Ta kendisi değil aslında. Bir eksiği. Partneri ve kanatlardaki arkadaşları ile beraber o sene harikaydı. Bazen Lauren'in yerine sağ beke geçerdi ki, eğer yerine oynayan Cygan veya Senderos o dönemler iyi olsalardı bu hat daha efsane olurdu. Bekte de iyidir tabii.

Stoper Sol Campbell; Murat Kosova, Ntv'de Arsenal maçlarını anlatırken, Arsenal'le oynasam en çok kimden çekinmeliyim bu takımda derdim ve cevap defansta topa müdahale eden Sol Campbell olurdu. Bırakın bunu karşı karşıya gelirken müdahalesi ile tren çarpmışa dönmekten korkardım. Rakipleri ne düşünürdü acaba? Fiziği müthiş, hava toplarında sineğe bile kafa atan, uzun bacakları ile yerden de iyi, duran toplarda goller bile atan bir stoperdi Sol Campbell.



2003 - 2004 Arsenal'i o sezon hiç bir lig maçını kaybetmedi. 73 gol attı ve sadece 26 gol yedi. Bu gol rakamı başarı sayılabilirdi. Tabii 1 sene sonrasında 38 maçta sadece 15 gol yiyen Jose Mourinho Chelsea'sine kadar.

Kewell Dansınının Mucidi

video



Yok, yok Kewell değil. Başkası bu. Hem de çok tanıdık bir isim. Kewell, Elano ile malumunuz Gençlerbirliği maçında atılan golden sonra "Kewell Dansı" olarak nitelendirdiğimiz sevinci yaşamıştı. O sevinci kimden esinlenerek yaptığına gelince cevabı yine Kewell verdi Galatasaray dergisine.

Peki taraftarlarımızdan çok mesaj gelmiş bu konuyla ilgili. Gençlerbirliği maçında atılan gol sonrası Elano ile yaşadığı gol sevinci. Kewell nasıl yorumluyor?

Bir gün arkadaşlarımızla dışarı çıkmıştık. Bu grubun içerisinde Elano ve Milan Baros da vardı. Dans ediyorduk ve Milan Baros’un bu şekilde dans ettiğini Elano gördü, ben görmedim. Kendisi de biliyorsunuz özlediğimiz bir futbolcu. O anda spontene gelişti. Dışarı çıktıktan bir gün sonra Elano bana söyledi ve bunu konuştuk. Golden sonra ben o şekilde dans etmeye başladım, Elano bana karşılık verdi. Bu tamamen Baros’tan kaynaklanan birşey. Onu tamamen özlediğimizi anlatan bir görüntüydü.

Yani dansın mucidi Milan Baros'muş. Çok aramış mı bu figürleri acaba Baros?

Matteo 45 Gün Daha Yok


En son Fink ile çarpışıp sakatlandığını, ameliyat olduğunu biliyorduk. Oynamadığı 15 dakikada yolgeçen hanı ile tanışan Beşiktaş savunmasını da. O Matteo 45 gün daha yok. Maskeye uyum sağlamazsa, kırığın tamamen kaynamasını bekleyecek ki, bu da Galatasaray derbisine kadar sürmesi beklenen bir süreç Ferrari adına. Maske ile uyum sağlarsa bile ligde 4-5 maç kaçırması çok muhtemel. Göz çukuru kırığını ilk kez duymuştum, şimdi hayal bile edemiyorum Ferrari gibi bir adamın 1 ay önceki ameliyata rağmen 45 gün daha oynayamaması üzerine...

Metin Oktay & Can Bartu


Yıl 1969. Metin Oktay'ın jübilesi. 2 jübile maçı yapıyor Taçsız Kral. 2'sinde de rakip Fenerbahçe. Lakin, sürekli olarak istenen bir şey var. Fenerbahçe forması altında Metin'i, Galatasaray forması altında Can Bartu'yu görmek. Kırmıyor ikili bu isteği. Değiştiriyorlar formayı Can Bartu ile. Çubukluyu Metin giyiyor, Parçalıyı Can Bartu. Bir süre de oynuyorlar o formalarla.

Jose vs. Frank


Jose, Nou Camp'ta 2-2'lik skoru yakalayıp dizleri üstünde kaydığı sevincin devamını yaşarken... Bu kadar senedir izlerim Jose'yi, bi' küfür ettiği teknik direktörün takımına gol attığı için inatla önünde bu kadar sevinmişti bir de burada.

5 Ocak 2010 Salı

Ali Turan & Bosman


"G.Saray, Fenerbahçe ile problem yaşayan bir futbolcuyu gece yarısı görüşmeler yaparak ayartabilir mi? Neden Kayseri'ye yapıyorlar. Etik mi bu? Hiç yakışmıyor? Ali Turan'ın aklını çelip çocuğu oynatamayacak konuma getirdiler. O bizim elimizde büyüdü. Ben bu durumu ondan beklemezdim. Ali Turan da gidin kulübümle görüşün demeliydi. O da diyemedi."

Bu sözler Kayserispor Onursal Başkanı Mehmet Özhaseki'ye ait. Ayarttılar felan diyor. Peki Bosman Kuralları rehberliğinde Fifa ne diyor?

"Sözleşmesi sona eren oyuncularla 6 ay önceden resmi sözleşme imzalanabilir."

Galatasaray, Ali Turan'ı alacaksa zaten almıştır. 6 ay sonra bedavaya gidecek bir oyuncu için para öneren Galatasaray'ın bir kaybı olmaz. Aksine kazancı olur. Yani, Ali Turan'ın kulübümle görüşün demesine gerek yok. "Gidin Bosman ile görüşün, bu benim hakkım" demeli Ali Turan hatta. Bugün gelmezse yarın gelecektir. Daha ucuza gelecektir.

Bir de röportajda başka bir söz daha etmiş Özhaseki; "Adı kocaman kocaman büyükler ama yöneten adamlar küçük olunca takımlarını da küçültüyorlar"

Daha ne denir ki. Ali Turan'da John Terry oldu 1 haftada mübarek.

Ya Saymasını Bilmiyor, Ya da Futbolu


Yıl 2006

'' Arda, 5 Ribery eder ''


Yıl 2010

Messi kim yahu? Arda ile kıyaslanacak futbolcu mu? Bana sorarsanız eğer ikisi için bir takas yapmam gerekirse Arda için üste para isterim.. Tabata'nın 8 milyon Euro olduğu bir dönemde, Arda'nın 12 değil en az 50 milyon Euro olması gerekir. Adnan Polat ya kendinde değil, ya da futbolu bilmiyor.

Ankaraguca !



Geremi'nin menejeri Metin Korkmaz mı acep? Ortalığı karıştırma işinde oldukça başarılı açıkcası.

Newcastle United internet sitesinden yapılan açıklamaya göre onlar da şaşırmış. Geremi'nin hâlâ kendi oyuncuları olduğunu iddia ediyorlar. Kendisine başka talipler de varmış falan filan işte.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Halbuki Biz Seni Efendi Bilirdik Steven

The Lost Symbol


Da Vinci Şifresinin popüler zamanlarıydı. Popüler şeylere burun kıvırma özelliği, bu kez beni bu kitapta bulmuştu. Herkes, okuyorum ıvır zıvır diyordu. Bende inatla sevmiyordum. Bir gün bizim evin çatısında bir koli içerisinde Da Vinci Şifresi ve Melekler&Şeytanlar'ı bulmuştum. Direkt olarak kaptığım gibi okumaya başladım Da Vinci Şifresini. Böyle de burun kıvırabiliyorum işte. Gizemler, kodlar, şifreler, bildiklerimiz, bilmediklerimiz, Indiana Jones klasiği kutsal kase arayışları ve Dan Brown'un klasik metodu "aslında kötü hep gözünüzün önündedir ama ben söylemeden göremezsiniz"i ilk kez keşfetmiştim. Ardından da 5 saatlik Ankara yolculuğunda 500 küsür sayfalık Melekler&Şeytanlar'ı bitirmiştim. 7 cilt 4890 sayfa olsa okurdum o gün. İlgiyi çekmeyi ve üzerinde tutmasını biliyor Brown kitaplarında. Neyse asıl mevzuumuz olan Kayıp Sembol'e (The Lost Symbol) dönelim.

Yine Dan Brown, kendisinin kitap karakteri olmuş hali Robert Langdon'la macera yaşatıyor bizde. Simgeler, şifreler haliyle yine var. Bu kez Amerika'nın göbeğinde yaşanıyor olaylar. Masonları anlatıyor Dan Brown. Hatta okuduğunuzda basit bir mason şifrelemesini bile öğrenip, yazacak duruma gelebiliyorsunuz. Sürekli ekranlarda gördüğümüz Amerika Sembollerinin nasıl bir mason simgesi olduğunu tabii hikaye içerisinde öğreniyoruz. Aynı zamanda da sanat eserleri veya tarihi yapıların içerisinde...



Bir de Noetik Bilim var. Bilimin üstünde, daha doğrusu günümüz biliminden daha farklı, insanın zihin gücü ile elde edilen güçlerin incelendiği bir dal Noetik Bilim. "Düşünceyle maddeye şekiller verme"den başlıyor, Tanrı'nın, ruhun varlığına kadar gidiyor. Artık klasikleşmiş, Kansas City Shuffle'ı bile gölgede bırakan Dan Brown kandırmacası ise bu kez beklemediğiniz yerden geliyor ki, iyice zorlamış bu sefer Dan Brown.


Neticede, Melekler & Şeytanlar ve Da Vinci Şifresi'nin ardında kalacak bir kitap. İhanet noktası ile çekişir gözümde. Langdon olmasa Dijital Kale'nin bile ardında kalabilir.


Kansas City Shuffle; "Herkes sağa doğru bakarken, siz sola doğru gidersiniz"

Darth Vader heykeli ise Washington National Cathedral'inde bulunmakta. Diğer bütün resimlerin olduğu gibi kitapla alakası var. Bruce Willis hariç.

Ab Aeterno

Lost'un başlamasına 18 gün kaldı. Sonunda nihayete erdireceğiz kendisini. Başlığa gelirsek 6.sezonun 9.bölümünün ismi. "Zamanın başlangıcından beri" anlamına gelen bir kelime. Karakter merkezi ise bir ilk olacak 6 sezonda. Kâh Benjamin Linus'un küçüklüğünde ormandan çıkan, kâh Jughead zamanında Richardus Alpertus olan, kâh John Locke'ın eline doğduğu Richard Alpert merkezli bir bölüm Ab Aeterno.

5 sezonda izlediğimiz ve fikir yürüttüğümüz kadarı ile heykel gölgesinde balık pişiren Jacob'un uzaklarda seyrettiği geminin kaptanı veya bir üyesi olarak karşımıza çıkacak. Yani Black Rock'u da öğreneceğiz muhtemelen sayesinde. Tabii ki de varsayım bunlar.

Açıklanmış bölüm isimlerini de yazalım yeri gelmişken.

6.01 - 6.02 - LA X
6.03 - What Kate Does
6.04 - The Substitute
6.05 - Lighthouse
6.06 - Sundown
6.07 - Dr.Linus
6.08 - Recon
6.09 - Ab Aeterno

3 Ocak 2010 Pazar

2016 Haritasını Bırak, Vural 2010'a Bak



Resimdeki Türkiye haritasının üzerindeki Yılmaz Vural yüzleri, çalıştığı yerleri temsil etmekte. İç Anadolu'nun bazı bölümleri boş olsa da Güneydoğu'da da, Karadeniz'de de, Ege'de de, bu harita da olmasa da Almanya'da da çalıştı Yılmaz Vural. Zamanında bi' Yimpaş Yozgat ve Erzurumspor yapsaydı, tamam olacaktı.

Şamaroğlanı Robinho


Bu Robinho'nun Elano'dan çektiği nedir bilemedim. Bi' akşam tutar arabasına not yazar, başka bir gün başka bir şey yapar. City günlerinden bu kez fotoğraf. Elano, kafaya balyozu indirmiş. Enseye de bir miktar kaçırmış olmalı ki, Robinho'da "enseye giren kar ifadesi" var. Bu ifade ne derseniz, Robinho'nun suratındaki ifade.

Geremi 10 Yıl Sonra Başkentte




Yıllar önce Gençlerbirliği formasıyla gözmüştük onu. Araya Real Madrid, M'brough, Chelsea ve Newcastle sıkıştırdıktan sonra memlekete ve başkente geri döndü Geremi. Bu sefer Ankaragücü formasını terletecek. 10 yıl sonra tekrar memlekette yani. 21'inde gitti, 31'inde geri geldi.

Georgios Samaras


Celtic - Glasgow Rangers maçını izlerken inanılmaz dikkatimi çekti Samaras. Tamam Heerenveen'den City'e gelmesi felan aklımda ama bugün Glasgow derbisinde ilk 45 dakikada hayran kaldım oyununa. Sezon başındaki Emirates Turnuvası'nda da beğenmiştim ama bugün bir başka. 1.92 boyunda bir santrafora göre top sürebiliyor, harika ters toplar atabiliyor, kanatlara servis yapabiliyor, sırtı dönük top alabiliyor ve daha 25 yaşında. 2011 Haziran'ın da sözleşmesi bitiyor. 30 kez de Yunan Milli Takımı'nda oynadı.

Türkiye'de iş yapar. Hem de çok iş yapar bu formu ile. Tabii bence. Bugün de bi' tane atsa da yüzümü kara çıkartmasa.

2 Ocak 2010 Cumartesi

B Plansız


Buradan kendisine Türk usulü saydırmak istiyorum. Villareal ile berabere kaldı çünkü. Nedensiz bir stres atasım var Pep'e karşı. Nadiren geçer bu fırsat geçmiş vurayım abalıya.

"Gördük ki, Barcelona'nın daha doğrusu Guardiola'nın bir B planı yok."

"Durum 1-1. Defanstan adam çıkartıp, santrafora adam koyması gerekirken, o hücumdan çıkartıp, hücuma adam koyuyor. Ya böyle bir şey olabilir mi ya?"

"Guardiola teknik direktör değil. Değil 6, 16 kupa alsa benim gözümde korkak o."

"Guardiola adamsa Kasımpaşa'yı şampiyon yapsın."

"Bana Guardiola'nın Barcelona hariç teknik direktörlük kariyerini birisi söylesin"

"Cruijff olmasa Pep bir hiç."


Ohh stresimi attım valla. 3 haftaya yollarım ben bu adamı.

İşin ciddiyetine gelirsek, Eto'o Ibracadabra'dan daha iyi bir santrafor mu diye sorgulayarak başlarsak yanılırız. Çünkü Eto'o, Ibra'dan farklı özellikleri ile çok üstün. Ibra'dan dar alanda hızlı. Çokta çabuk. Al-ver'leri çabuk yapabiliyor. Ibra ise yerleşik savunma karşısında La Liga'da zayıf. Fiziği ile bunu kapatmaya çalışıyor. La Liga'da, Serie A'ya göre hızlı tempoda al-ver-dön'leri yapmakta zorlanıyor. Eto'o gibi aksadığı zamanlarda kanatlarla yer değiştirebilme özelliği de yok. 6-2'lik maçta Eto'o'nun Messi ile yer değiştirdiğini, Rijkaard döneminde Ronaldinho ile Eto'onun sık sık yer değiştirdiğini görüyorduk. Şimdi ise 2 statik adam var bu ileri 3'lüde. Zlatan ve Henry bile yer değiştiremiyorlar maç içerisinde. Uyumu Zlatan atlattığında Barça tekrar eski haline dönecektir. Daha bile etkili olabilirler. Geçen seneki Barça yok. Çünkü hücumda statikleştiler. Ibra'ya göre oynamaya başladılar. Henry yıllardır aradığı kupaları artık aldı ve heyecanı ne kadar kaldı tartışılır. Kanatlara Pedro'dan başka, hemen katkı verecek bir adam gerek. En basitinden rakamlarla konuşursak, geçtiğimiz sene bu gün toplam 51 gol atmışlardı. Bugün ise 37 goldeler. Şampiyonlar Ligi'nde bu sene hiçbir maçta 3 gol atamadılar. Son 4 resmi mücadelede kendi sahalarında gol ortalamaları 1.3. Nedeni ise aynı Eto'o - Ibrahimovic takası. Daha büyük santraforu almış olabilir Barça ama ne kadar büyük bir takım oyuncusu Ibra bu konuşulmalı, bu uyum üzerine gidilmeli.

Neticede namağluplar, en az gol yiyen takım durumundalar lakin, yarın Real kazanırsa ki, Ender Gelişen Osasuna Atakları'na karşı bu kuvvetle muhtemel, 2.sıraya inecekler.

Şakacı Seni


"Galatasaray şu anda ortasahaya bir yıldız almayı düşünüyor, Marcelo Gallardo ve Rivaldo'nun adı geçiyor, bu seni korkutuyor mu?"

"Kesinlikle hayır, ben onlardan iyi olduğumu biliyorum, hoca da iyi olana forma verecektir"


Ne desem bilemedim ki buna ben. Zamanında ne demişsin sen Volkan.

Yaratıcı Beşiktaş Taraftarı


"Kaldırsın kaldırsın parmak kaldırsın, Cemal Nalga hanginiz parmak kaldırsın"

Beşiktaş Cola Turka - Galatasaray Cafe Crown maçı esnasında Beşiktaş tribünlerinin yaptığı tezahürat. Cidden komik yahu.

Yahşi Batı


2009'u 2010'a bağlayan gece, Isparta'ya çıkan yılbaşı biletinin bize uğramamasının kahrı, bize bi' daha bu kadar yaklaşmaz'ının off'lamaları ile 1 ocak akşamı Yahşi Batı'ya doğru yola koyulduk. Halbuki, mütemadiyen maç izlerken bira-cips sponsorumuz olan tekele çıkmıştı bilet. Biz de oradan almamıza rağmen, bize şans denk gelmemişti. Neyse bu derdi ben atamam kolay kolay. Yahşi Batı'ya dönelim.

A.R.O.G faciasından sonra onu unutturma adına yeni bir proje yapmıştı Cem Yılmaz. Facia değil demeyin, bu kadar kısa sürede bu kadar bütçeli 2 film çekmesi bile bunun göstergesi. Artık, kendisi için kemikleşmiş diyebileceğimiz kadrosu vardı yine. Yanında Ozan Güven, Özkan Uğur ve A.R.O.G'dan sonra Zafer Algöz var bu kemikleşmiş 3'lüsünde. Bayan oyuncu ise bu kez Demet Evgar. Cansu Dere'de var ama konuk oyuncu. Filme gelirsek; izlemeyenlerin heyecanını kaçırmadan anlatayım; Osmanlı Sultanı'nın, Amerikan Başkanı'na yolladığı elması ulaştırmaya çalışan 2 saray görevlisinin hikayesi. Tabii ki, elmasın ve kahramanlarımızın başına işler gelecek
ve olaylar bu ölçüde şekillenecek. Özellikle kızılderililer sahneleri çok eğlenceli.

Kişisel kanaatime gelince; A.R.O.G'dan sonra ilaç gibi. Küfürü de ediyor hani. Baştan sonra sin-kaf değil, hatta G.O.R.A kadar değil ama yerinde ve filme güzel giden küfürler. Arada da, biraz dikkatli olanın anlayabileceği espriler de var. "Yürüyen Johhny ve Guns N' Roses silah dükkanı" gibi dikkat ince noktalar var ki farkettiğiniz de koca sinemada tek başınıza yarılırken bulabiliyorsunuz kendinizi. İzlenir, sinemada da izlenir. Klasik "Türkler X'de" serisinin devamı Cem Yılmaz için.