7 Nisan 2009 Salı

Manchester Dedikleri Bu mu?

Van der Sar - Vidic, Evans, Evra, O'Shea - Park, Fletcher, Carrick, Scholes - Ronaldo, Rooney


Bana şu takımda yaratıcılık ya da hücumda birşeyler yapabilecek adam toplamını 2.5 olarak çıkartan varsa, Alex Ferguson sakızı vereceğim.

not: Park'ı sıfır alıyoruz. Bruno Alves, Porto'dan sayılacaktır.
not2: Manchester 10 tane bile atsa 2.yarı, bu yazı kalacaktır.

Hıncal Sen Nesin? | Beşiktaş Taraftarı Sen Nesin?




Bana kimse laga luga yapmasın. Sen polisi dinlemeyeceksin, 20 tane polisin olduğu yere iki misli, üç misli adamla gideceksin; ne yapacak polis? Elbette biber gazı kullanacak, su fışkırtacak. Hatta icap ederse çekecek tabancayı havaya da ateş edecek. Çünkü usulsüz, izinsiz yapılan bir gösteriyi dağıtmak polisin görevi. (Hıncal Uluç)

2911 Sayılı Kanun, Madde 3: Herkes, önceden izin ALMAKSIZIN, bu Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. (Anayasa)

Her şey ortada.

Sen kimsin yahu Hıncal Uluç?

Kimsin nesin bilmiyorum, ilgilenmiyorum da; Beşiktaş taraftarının o gün orada silahsız ve saldırısız olarak bulunduğunu ve de kanunların suç saymadığı belirli amaçlara hizmet etmediğini biliyorum. Her ne kadar 164 Yıllık medar-ı iftiharımız öyle davranmasa da...

Bardağın Hıncal Tarafından Bakmak!


Beşiktaş'ın, Kayserispor maçı öncesi yapacağı güzel organizasyonu internette biraz Beşiktaş ile ilgili forum sayfası gezen olduysa görmüştür muhtemelen. Bay Kerahet'de bunu yazmıştı blog'da. Sonra bu organizasyonun polis tarafından müdahaleye uğradığı, hatta kimi polislerin can düşmanına saldırırcasına taraftara giriştiklerini gördük. Hıncal Uluç'ta bugün Fotomaç'ta yer alan yazısında bu konuya, Polis yönünden bakmış. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasının üzerinden mevzuuyu dile getirmiş.

Netice itibari ile; ne o gün orada bulunan bir taraftar olmadığımdan, ne de olanları ayrıntısı ile bilen birisi olduğumdan olayı fazla yorumlayamıyorum. Ama Polis teşkilatının orantılı güç olarak adlandırılan şeyin ne olduğunu bilmesi gerekir. Gördüğüne düşmanına vurur gibi vurmak görev değildir. Hele biber gazı tatlı bi' şey hiç değildir. Öyle oda spreyi gibi önüne gelene sıkılmaz.

ek: Bay Kerahet'in yazısı için buraya tıklayın.
ek2: evet evet. polislere bu kadar yetki ya da böyle teçhizatlar fazla.

Ross Brawn = OHA!


Benetton, Ferrari, Honda ve şimdilerde Brawn' ın yeni durağı üstelik çift maaşlı olarak Brawn GP... Formula 1' i eskisi kadar sevmiyorum* belki ama bu adamı kesinlikle ve kesinlikle hep çok seviyorum. Sen tut ki batan geminin malı bir takımı al. Hali hazırda sponsorların olmasın, üstüne üstük 2. Lig klasifikasyonundan 1. Lige yükselmeye oynayacak bi kadronun oyuncularına eşit iki tane pilotun olsun fakat buna rağmen F1' in HALA en büyük dehası olduğunu ispat et. İşte bunu yaptı bu adam. Jenson Button' u hep sevmişimdir. Hatta F1 deki favori pilotum olarak yıllarca kaybedişini izlemişimdir, fakat şimdilerde o da bi ayrı güzel. (Doğum günümde kazandığını hatırlıyorum o kadar.)


Hala anlayamıyorum, aslında anlıyorum da mekanik alegoritmaların simetrisinde (ve aslında hiyerarşisinde) iken bir insan ortaya çıkıyor ve ortalığı darma duman ediyor... Üstelik uzun vadede hayli kaygı marjı olan bir takım ile. İşte bunu seviyorum.

Bu arada Brawn GP' nin sponsoru Virgin oldu. Hani şu plak şirketi de olan. Aferin.


Bir de dip not Selin' e. Jenson Button' u herşeye rağmen seviyorum be!


(*) Schumi nin bırakması ile bir alakası yoktur.

Sarı Ramos!

Real Madrid'de 4.sezonu. 4.sezonunda 50.sarı kartını gördü. Rekoru aldı, götürdü. Sezon başı 12.5 sarı kart ile lider. İlk 5'te ortalama kartta bir tanıdık isim daha var. Aslında hepsi tanıdık ama o artık bizden sayılır. Roberto Carlos. Sezon başı 6.6 sarı kart. Toplamda da 73 kartı var. Ama Ramos'u kimse tutamaz. 2.sırada da Fernando Hierro var. 9.4 kart ile.

6 Nisan 2009 Pazartesi

Vecihi Geliyooooor..


"Ben 2.lig B kategorisinde oynarken bile, dışarı çıkmaya korkuyordum hani birisi görer eder diye, şimdi Batuhan bu kadar nasıl davranabiliyor, bu nasıl ciddiyetsizliktir. Benim bunca yıllık kariyerim var, bir kere bile böyle bir şey yapmadım. Bırak sabahlamayı, eğlenmedim bile!"

S.Y. (Futbol Zirvesi programında bu civarda birşeyler söylerken duyuldu!)

Rodrigo Barbosa Tabata


Aslen Japon çıkarsa ağlarım. Tabata japon ismi gibi. Gözler felan da çekik. Ama oyun yapısı, top tekniği, ıvırı, zıvırı tam Brezilya'lı. Gaziantepspor'a gelirken; "Ben Pele'nin 10 numara oynadığı takımda 10 numara oynarken buraya geldim" demişti. İlk maçı, vitrin maçıydı. Fenerbahçe'ye cezasahası çizgisinden çok güzel bir plase ile golünü atınca adından söz ettirdi. Gaziantepspor takımına çok güzel bir tat ve hava katmıştı. Takımında da Beto ve aynı takımdan Ivan de Souza olunca uyum anlamında daha bir rahatladı gibi. Büyük maçlarda daha bir konsantre, daha bir oyunu güzelleştiren bir adam bu. Trabzonspor'u evinde dağıtırken Antep, başrollerden birisi yine Tabata'nındı. Fenerbahçe maçında Kadıköy'de harika toplar atmış, harika da bir asist yapmıştı. 28 yaşında. İzlemesi, attığı pasların yerini felan bulması tribünde maçı seyreden Gaziantep'lilere keyif vermiyorsa ayıp ediyordur o seyirci. Sırf Tabata izlemek için o tribünlere giderdim ben. Çünkü Alex'i, Delgado'yu, Yattara'yı, Arda'yı, Lincoln'ü, Roberto Carlos'u ancak senede 1 kere izleyebilirler iken, Tabata'yı en az 15 kez izleme şansları var. Bir anadolu kulübünün de yapabileceği, 10 numara ya da yıldız tanımına uyan en iyi transfer. Seneye de takımda kalmaz, uçururlar bu adamı. Fırsat varken doyasıya izleyin, destek olun. 24 maçta 12 tane de golü var. Sezon başı en az 10 golüm var iddiasını da yerine getirdi. Valla dünya Anteplilere güzel. Tadını çıkarmasını bilene.

ek not: japon kökenliymiş yahu.

Batuhan'ı İstanbul'a Getirmeyin!



... Eh tabii bunlar birçoklarının bildiği şeyler. Müsadenizle kimsenin bilmediği bir şeyi anlatayım. Eskişehirspor, Kadıköy deplasmanına geldiğinde Batuhan ve Youla Beşiktaş'daki Conrad Hotel'de ne arıyorlardı? Yanlarında bir de siyahi bir hatunla lobide neler çeviriyorlardı? Tamam, sahada iyi bir ikiliydiler de, aynı golleri saha dışında da beraber mi atıyorlardı?

Otelde bir Beşiktaş futbolcusuna yakışmayacak tavırlar, sağa sola küfürler falan. N'oluyor Batugol sana? Anadolu takımlarından Beşiktaş'a gelen abilerin gece hayatlarıyla kaybolurken sen burada yetişen bir çocuk olarak bunları yapıyorsun ya... Yakışmıyor Batuhan!

Yazının Tamamı İçin Buradan

Tabii blog günde binlerce ziyaret alan Türk sporunun önemli bir kuruluşuna ait bir site değil; yazı da bilgi de kaynadı gitti. (yine öyle olacak ama olsun)

Bilginin doğruluğu %1000; o derece. Yani gazetede sütun arasında falan okunmadı. Direk gözle temas var. Yine bir kadıköy deplasmanı, yine bir Batuhan vakası. Önceki yazıya "Beşiktaşlı Duruşuna Sahip Çık" diye başlık atmıştım; halt etmişim.

Röveşatasaray


Evet, kabul ediyorum gayette bir fotospor ya da fotomaç manşeti oldu. Ama Galatasaray takımının sahada atak olarak, pozitif yönde yaptığı tek hareket bir röveşata olunca bundan başka seçenek bırakmadı. Gaziantep dağınık bir takım ya da golden sonra dağıldılar. Galatasaray'ın üstüne gitmeleri gerekirken ilk yarı toparlanamadı. Neticede Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray gibi takımlardan ilk golü yemek bir problem olmamalı onlar için. Çevirebilecekleri yönde umutları ancak 2.yarıda o da Bülent Korkmaz'ın 8-1-1'i ile geldi. Antep'e Tabata'yı alan adama, ne kadar baklava yedirseler azdır. Tabata'yı diğer post'ta yazacağım. Hakediyor. Nitekim, Ayhan'ın yaptığı ama verilmeyen bir tartışmalı penaltı pozisyonu, Beto'nun boş kaleye vuramaması, Hasan'ın mükemmel müdahalesi 1-0'da kitledi maçı. Galatasaray, yürümeyi bilmeyen bir çocuk gibi şu an. Ama yeni doğduğundan değil, sanki beyin ya da omurilikten ameliyat olmuş gibi. Hücumda çok zayıf. Baros adeta Drogba rolünde. Galatasaray'ın ise tek kazancı 3 puan. Tabii ki de bir de Arda Turan. Gaziantep ise, kenarda bir hocanın eksikliğini hissetti. Nurullah Sağlam olsa bugün maçı vermezlerdi. Neticede bir maçtı. İlk yarı Galatasaray, 2.yarı Antep oynadı. Atan kazandı.

Son not: Ümit Karan, yahu normal oynayamıyor bu adam. Baros attı diye o da bir röveşata denedi. Vuramadı. Komik adam.

Kimler Geldi, Kimler Geçti || #1 Ulrich Van Gobbel


1995 - 1996 sezonu idi. Siyahi futbolcular o zaman Türkiye'ye yeni yeni transfer ediliyordu. Galatasaray'ın ilk siyahi futbolcusu olabilir. Mapeza'da olabilir bu ilk ama emin değilim. Uche - Amokachi - Van Gobbel 3'lüsü, 3 büyüklerin o zaman sembolüydü neredeyse. Tabii Kompela'da var. Hatta ben Urfa'lıyım diyen Kompela'ya karşılık, ben de Trabzon'luyum demiş birisidir. Dev dediysek de Okan Buruk'tan dayak yemiş bir adam. Ciddi ciddi.

Van Gobbel - Bülent - Fethi defansında sağ tarafı kapatırdı. Hatta öyle kapatmıştı ki, bir maçta Daniel Amokachi'yi taça göndermişti. Hava toplarına kafadan daha çok ayakla çıkardı. Aykut Kocaman 1 saniye ile kendisinden yırtmıştır bir maçta. Bir korner pozisyonunda da, kaleciyi topla beraber kaleye soktuğu rivayet edilir.. Top geçer, adam geçmez'in vücut bulmuş hali idi. Kendisi ile tartışan adam ya da müdahale ettiği adam sedye ile taşınırdı. Müslüman'dı. Fatih Terim zamanında da gönderilmişti.

Ondan sonra da o sağ taraf uzun süre iflah olmadı. Ta ki Capone ve Sebastian Perez'e kadar.

Birbirinin Aynısı Futbolcular #4 Kevin Kuranyi - Ümit Karan

Şu sakaldan bende bırakacağım. Karar verdim.

"Karadeniz"de Batan Gemiler


2007-2008 sezonunun 2.maçıydı yanılmıyor isem. 4.maçı da olabilir. Gaziantepspor deplasmanında 90.dakika'da çok güzel bir vuruş ile golünü attı. Beşiktaş'a böyle bir deplasmanda 3 puan getirmek, hele böyle bir takımda genç bir oyuncu olarak yapmak +1 değil +25 felan sayılır. Ertuğrul Sağlam zamanında bir Fenerbahçe maçında daha kaleciyi geçti, boşta kalan adama pası verse unutulmaz olacaktı yapmadı, Ertuğrul Sağlam'ın alenen ettiği tek küfürün sahibi oldu. Bu sene de Denizli tarafından ya da yönetim tarafından Es-Es'e gönderildi. Hem önemli bir taraftar kitlesi ve Rıza Çalımbay gibi bir hocanın takımına. Partneri de Youla'ydı. Tekrar bir Fenerbahçe maçı için Kadıköy'e geldi. Gece 3.30 sularında eğleniyor haberleri yayıldı. Sonunda Rıza Çalımbay onu kadro dışı bıraktı. Gol atmasına rağmen... Umutları bir süre daha erteletti o. Kendisine yazık.

Rıdvan Dilmen'den bir anektod ile bitirelim; "Güntekin, ben Batuhan'ın yaşındayken Bolu'da oynuyordum. Bizim de Fenerbahçe ve Galatasaray maçları vardı. Ben de 4'te yatmıştım. Ama ben heyecandan uyuyamadım Güntekin. O eğlenmekten uyuyamamış."

ekleme: Batuhan Karadeniz 24 Nisan 1991 doğumlu. 18 bile değil. Ama sabaha kadar barlarda fink atabiliyor.

Alman Barajı

Şu omuza değil de sırta çıkan arkadaşa kısa saç gitmiyor. Biz onu uzun saçlı olarak sevdik.

5 Nisan 2009 Pazar

Dikkat Et de Elinde Kalmasın!



Akşam oynanan maçtan bir kare.

Serdar Özbayraktar, Volkan ile karşı karşıya kaldığı pozisyondan sonra hızını alamayıp Volkan'ın üstüne gidiyor. İstese kendi frenleyebilir de; frenlemiyor. Volkan'ın üzerine gidiyor ve refleks olarak bu hareketi yapıyor!

Nasıl bir reflekstir anlamadım ancak o hızda önce tutuyor, 2 saniyede falan çekiyor; çekmese Volkan'a yazık. Zaten Volkan yere düşüyor ancak bozuntuya vermiyor. N'apsın panter.

Neyse, daha fazla belaltına inmeden kapatıyorum. Emre Aşık ne yapıyordur acaba?

Terbastı!


Trabzonspor, hazırlıklarına yanılmıyor isem Süper Lig takımları arasında ilk başlayanlardandı. 1 Temmuz gibi antremanlara giriştiler. Günde 2 hatta 3 idman yaptıklarını okumuştum yaz aylarında. 10 tane direk ilk 11 başlayabilecek adam transfer etmişlerdi. Erken başlamanın verdiği avantaj ile 1-2 adım öne geçtiler. Lig de kötü gidince, kendileri de iteleye iteleye götürünce ilk yarı sorun olmadı. 1-0, 2-1'le çok maç kazandılar. İnönü'de perişan olmalarına rağmen 1-1 bitirebildiler. Temmuz başında, bu kadar yüklenen takım artık çökmeye başladı. Çünkü takım rotasyon ile maksimum 13 kişi idi. Tayfun-Serkan, Yattara-Alanzinho dışında rotasyon yok. Sürekli top oynayan bu 13 kişi de artık güçlerini bitirince, takım da bitti. Camia baskısı da bunda etkendir. Trabzonspor artık yuvarlanma döneminde. Ersun Yanal, takıma adam ekleyemedi. Orta sahaya ya da hücuma eklemeyi yapamadı. Selçuk-Colman-Hüseyin'in pili bitince, Yattara'da Alanzinho ile beraber sıfır katkı, sıfır oyun modunda olunca sonuç kaçınılmaz oldu. Kısmet onlar için yeni sezona. En azından yedek kulübesinden rotasyona imkan veren en az 3 adam veya orta sahaya katkısı olacak 2 adam ile Trabzon yine aynı mücadeleyi yapar. Bir de Tolga yerine Onur yedek kaleci olursa daha faydalı olur.

Pellissier Atar, Jose Kazanır


Biri Şampiyonluk, diğeri düşmemenin savaşındaydı. 1 puan belki Chievo'ya yarardı. Pellissier 2 kez attı, Juve 2 kez yakaladı. Sonra öne geçti, bu kez de Pellissier bırakmadı. Kimseye pek faydası olmadı maçın. Buffon koşarak kaçtı. Chievo'lular buruk da olsa sevindi. Kazanan isim ise aslında bir tane idi. Akşam Udinese'yi de yenerse lig onun için bitebilir.


Hakkını verelim. Maç Chievo'nun hakkıydı. Son olarak da; Zebina git evinde çocuk felan bak.

Ewood Park'da Tugay Sesleri




Dün gece Spormax'te Blackburn-Tottenham maçının tekrarı vardı. Maç 80'e kadar yer yer sıkıcı geçti. Blackburn taraftarı oldukça istekliydi 80'e kadar da. Uzun zamandır Blackburn maçı izleyemen biri olarak hoşuma giden bir şey oldu.

Blackburn Teknik Direktörü Allardyce Tugay'ı yanına çağırdığı andan itibaren tribünden sadece "Tugaayy!!" sesleri gelmeye başladı. -Tugay takımın en eskisi diye duyduk- Hoşuma gitti, sevindim. 38 Yaşındaki oyuncumuz girdikten sonra orta sahaya katkıda bulundu doğal olarak. Palacios iki dakikada çift sarı kart ve üstüne kırmızı görünce McCharty ve Ooijer'in golleriyle B'burn takımı 2-1 öne geçti.

Bu arada, B'burn 2003'den beri ilk defa Tottenham'ı yendi. Sonraki maç için Anfield yolcusu Blackburn, işleri kolay değil.

Lincoln Kadro Dışında | Böyle Ceza Olmaz


Lincoln Antep'e götürülmeyecekmiş; Bülent Hoca kesmiş cezayı.

O değil de; Başkan bu adamın kazanılmaya çalışacağını falan söyledi. Ayrıca böyle ceza falan da olmaz. Bu olsa olsa takıma cezadır. Lincoln'u oynatabilirsen iş yapar sonuçta. Neyse, o ayrı konu da. Lincoln İstanbul'da kalınca gayet de mutlu olur kanımca. Tabii ilk uçakla yine bir yerlere kaçmazsa.

Yine söylüyorum. Böyle ceza falan olmaz. Ceza vereceksen alcaksın bu adamı Antep'e götüreceksin, kulübede oturtacaksın. Lincoln bundan anlar. Başka bir futbolcu olsa bu ceza yerini bulmuş olabilirdi ancak Lincoln'e yanlış ceza kanımca. Tabii kulüpten "Lincoln formsuz olduğu için kadro dışında kaldı" denilirse ayrı.

Ayrıca bir para cezası vardı ona n'oldu?

Livescore(S)


Yüce Devletimiz, biz kötü şeylerden uzak duralım, pis çocuk olmayalım diye bahis, futbol, youtube, ıvır, zıvır olarak bir çok siteyi yasakladı. Ama gel gelelim bunu öyle bir özenle yapıyorlar ki, dalga geçmemek elde değil. Mesela Livescore'a erişmek dns değiştirmeden, Proxy, Jacker'sız felan yasak. Renkli renkli yazıları var. Telekomünikasyon ıvır zıvır diye. Neyse daha komik olanı söyleyeyim. Livescore'ın 2 tane sitesi var. 2.siteye serbest erişim.

1.si; http://www.livescore.com/ (bu yasak)
2.si; http://www.livescores.com/ (bu serbest)

buyrun deneyin...

Büyük Hissediyorum


Var Mısın Yok Musun'da Fenerbahçe gecesiydi dün. Cem Yılmaz da katılınca, hele bir de kutu açınca ortalık yıkıldı. Süper adam yahu Cem Yılmaz.

26. Hafta Lideri


Denizli, 26.haftada lideriz merak etmeyin demişti. Sivas'ı Sivas'ta yense liderlik bir yana şampiyon bile olabilirlerdi artık. Ama Sivas lider. Haftaya derbi var. Beşiktaş veya Sivas'tan hangisi puan kaybederse büyük yara alır. Neticede ilk kehaneti olmadı Denizli'nin. 26.Hafta lideri Sivasspor.

Bir İnsan Kaç Dakikada Bu Kadar Nefret Edebilir?!





Gerçekten merak ediyorum.
Siz ne kadarlık bir geçmişe dayanan husumet sonucunda bu kadar "nefret" dolu bakışlar atabilirsiniz insanlara?

-Bakışlara dikkat. Fotoğraf tıklayınca büyüyor biraz.-

Bu polis memurlarıyla kafasına tekme yiyen arkadaş arasında ne geçmiştir ki bu kadar nefret edilerek bakılır?

Yok yok, benim polisim işimi bilir. Kesin tekmeyi haketmiştir o serseri!
-bu gece bu konuya bayağı bir gerildim. Önceki postta da bu fotoğrafı kullanmıştım ancak sakin kafayla bakınca detay dikkatimi çekti-

Şeref Bey'in Direkleri Sizindir Telekom!




Gün içerisinde Beşiktaş'taydım.

Taksim'den Beşiktaş'a inerken Şeref Bey'de bir reklam panosu gözüme çarptı. Türk Sporunun şu sıralar en popüler "dost"u Tırt Telekom bir slogan yazmış.

"İnönü Bizim, Burada Son Sözü Biz Söyleriz"

Ne sizin acaba? Kale direkleri mi, Köşe direkleri mi? Hmm, eski açık tarafındaki bayrak gönderleri de sizin olabilir!

Galatasaray'ın Ali Sami Yen'inin sildiler, Fenerbahçe tribününde dev pankart açtılar, şimdi de Şeref Bey'e göz diktiler!

Endüstiriyel futbol geyiğine girip post'u okunmaz hâle getirmeyeceğim hiç. Zaten hep aynı şeyler. Ancak bu endüstrileşmenin de bir sınırı olmalı! Bir Beşiktaşlı olarak o sloganın içime oturduğunu söyleyebilirim.

Serdar Bilgili yönetimi zamanı.
Carlsberg stadın isim haklarına sponsor olmak istiyor. Yani stadın adı "Carlsberg İnönü Stadyumu" olarak anılacak bir süre. Kabul edilmiyor.

Bir bahis firması. İnternet üzerinden oynananlardan. Tabii o zamanlar "iddaa" falan bu kadar fırlamamış. Firma Beşiktaş'ın forma reklamına talip oluyor. "Kumar" içerikli sitenin reklamının formaya yakışmayacağı söyleniyor ve reddediliyor.

Şimdi Başkan "5 Milyon'u veren Yapılacak yeni stadın ismini alır" diyor.

İsimlere, Başkanlara bir şey demiyorum; hepsi endüstrileşmenin suçu ya!

Ayrıca yeni stad projesinde stadın 35 metre arkaya kayacağı söyleniyor. Daha bugün gördüm yolları döşemişler; arkada 35 metre yer yok. He, devletin yolunun üzerine stad yaparsanız helal olsun. Zaten Obama gelene kadar hızlanmış yol çalışması. Amca'ya yetiştirceklermiş.

Direk muhabbeti falan pek hoş değil farkındayım; ancak...

4 Nisan 2009 Cumartesi

Beşiktaş 1-0 Kayseri / Fazla Söze Gerek Yok





Pozisyonlar, kartlar, fauller, "çakma" zekice kornerler falan derken bir haftayı daha 3 puanla kapattı Beşiktaş. Maçtan çok, maç öncesi olaylar gerdi beni. Maç hakkında fazla bir şey demeyeceğim. Sadece biraz önce mynet'ten aldığım bir fotoğrafı; ancak üzerinde ufak bir oynama yaptığım hâliyle sizlere sundum. Bu iki adama dikkat.

Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim birkaç şey:

- Serdar Özkan; N'olur toparlan!
- Tırt Telekom; O stad senin değil, senin sözün orada geçmez. -Bir ara değineceğim-
- Fabe; vallaha insan değilsin!
- Taraftar; harikaydı yine. Gereksiz bir iş yüzünden Semt'e gidememenin hüznü var.
- Cisse; yanına bırak Fabe'yi, dünyanın en iyi önliberosunu koysak da futbolcu değilsin.
- Bobo; o goller kaçar mı be!

Allah 164.000 Kere Belanızı!



... Diye başlayan bir cümle kurmayı pek de istemiyorum. Sonuçta toplumsal huzurun sigortası olmalı polis teşkilatı. Ancak ben bu polislerin nerede eğitildiğini anlamıyorum. 21. YY'da hâlâ sinir hastası polisler mücadele veriyor.

Şöyle diyeyim. Beşiktaş taraftarı bir haftadır bağırıyor. Yıldız'dan (Barbaros Bulvarı) başlayarak Stada kadar olan yolda Takım otobüsünün gelişiyle birlikte "YAKARIZ BU GEZEGENİ!"
Bunu tüm İstanbul biliyor. Hatta tüm Türkiye biliyor neredeyse. Ancak polis adam gibi bir önlem almayı beceremiyor. Alırsın önlemini, taraftar yolu kapatmadan kenardan verir desteğini. Kaldırım ile yol arasına öğleden sonra yerleştireceğin iki bariyere bakar bu iş.

YOL KAPANIYORMUŞ!

Yesinler. Başbakan gelir; yol kapalı. Obama gelir; yol kapalı. Bir saat de taraftar için kapatın yolu nedir yani. Bu maça gidemedim ancak önceki maçlardan biliyorum, daha önce çok maçda yol kapanmıştır ve Kazan'dan Şeref Bey'e türküler ile bestelerle gidilmiştir. Bu maçta mı sorun oldu ilk defa? Göz yaşartıcı bomba nedir yahu? Ne silahlı bir taraftar var ne de etrafa zarar veren. Sadece elinde meşale ile beste söyleyen taraftar.

Polis yolu açmak istemekle haklı o saatten sonra. Zaten düzgün bir iş yapmayı becerebilselerdi olaydan önce alınırdı önlemler; alınmadı. Sonra insanları yolun dışına atmaya çalıştılar. Eh, nasıl atmaya çalıştıklarını tahmin edersiniz. Tekmelerle, coplarla, tayzikli sularla...

Sonra da takım sahaya çıkarken "Polis Teşkilatının 164. Yılı Bıdı Bıdı..."; Yesinler sizin gibi polisleri!

Hele biraz önce bir görüntü gördüm ki YUH ARTIK!
Dolmabahçe'de polisten kaçan taraftar, Sarayın sınırlarına "yaklaşmış". İçerideki askerler anında silah doğrultu! O silahları teröristlere doğrultmayı beceremiyorsunuz; vatandaşa, taraftara doğrultmak ne demek! Kaza ile bir taraftar polisten kaçarken Saray'ın içine atlamış olsun.

Vuracak mıydınız?

Bu nedir ya?












Görseller Mynet'ten

Birbirinin Aynısı Futbolcular #3 Aykut Erçetin - Michael Rensing


Öncelikle Felix' e selam yolluyorum.


Bu iki oyuncunun benzerlikleri çok bariz aslında. Rensing; 3 sene boyunca Kahn' ın arkasını bekledi. Oldu olacak derken bu sene Kahn sonunda emekli oldu.

Öbür tarafta Aykut Erçetin... Onun önündekiler biraz daha kollektif aslında. Mondragon ile bitmedi. Orkun ile düelloyu kazandı ve bu sene önce kaleyi De Sanctis' e sonra da klübedeki yerini Orkun' a bıraktı. (Futboldaki politik sebepler (: )

Asıl muhabbet şu; Türkiye de "kalecilere güvenilmiyor, genç Türk kalecilere şans verilmiyor yabancı kaleci getiriliyor" denir ya hep. Tabi bir de hep Aykut' un ne denli yetenekli olduğundan söz edildi. Acaba Alman basını da Rensing' in yetenekleri ile alakalı tam dediğim gibi olmasa da "Yaşlı Kahn. Artık bırak ta arkadan gelenlere önünü aç" gibisinden polemik yaratmışlar mıdır?
Ama tipler de tam aynı yani.


Son ekleme yapayım, Rensing Sırp bir annenin evladı imiş, Aykut ise Makedon.

KlinsDANNNNNN!

Michael Skibbe'den farkı yoktur şu andan itibaren gözümde. Hatta aynısı. Avrupa'da müthiş bir takımın sahibi. Ama ligde dağınık. Evinde Werder'den 5 yemişti. Bu kez deplasmanda Wolfsburg'dan 5 yedi. Bu 5 ilk 5'ten çok daha acı ve onur kırıcı onlar adına. Nedeni ise hem Grafite'nin jeneriklik golü hem de eski teknik direktörleri Felix Magath'ın son dakikada yedek kalecisini tecrübe için evet, sakatlık felan da değil, öylesine oyuna almasıdır. Bir de Rensing'i kaleci diye oynatan toptur, tüfektir, hemzemindir, ağır sanayi hamlesidir.

Bir Roma Geleneği; Başarı Gelir Gelmez Sahada Soyunma.

Evet var böyle bir şey aşağıdaki fotoğraflar da kanıtımdır. Bunun dışında da hatırladığım şeyler var. Heleki 2000-01 şampiyonluğu var ki herkes çıplaktı. Hatta bence forma çıkartana sarı kart kuralı da bu yüzden geldi. Abarttım.
Julio Baptista...Son dakikada rövaşatadan gol atmayı deneyecek kadar Ergün Pembe.



Philippe Mexès... Çıplaklık mevzuusunun varisi.


Unutulmaz Roma maçlarından biri. Roma 4 Juve 0 yanlış hatırlamıyorsam. Antonio Cassano nun bu hareketi abartılı mı?





Roma nın son şampiyonluğu. 2001... O zamanki Goal dergisinde şortsuz fotoğrafı da mevcuttur.



felix
tarafından video eklenmiştir...

Sen Kimsin Ulan?


Bu Podolski denen şahsı oldum olası sevemedim. Zaten sezon sonu geri dönüyormuş Köln' e sanırım. Allah Mondi ye sabır versin. Michael Ballack; yeni nesil efendilerden. Hayır o değil de nerden esti bu futbolcu tribin Podolski?

Zidane.

Belki Latin Amerika' yı anladığı kadar olmasa da Eduardo Galeano en güzel anlatır onun sahadaki son adımlarını. Ama daha güzeli de No Smoking Orchestra "As If Zidane Played For Liverpool" der When Life Was a Miracle' in sözlerinde, Astérix aux jeux olympiques' in ağır topu (!), Zidane, un portrait du 21e siècle in başrolüdür. İşte parşomende, notalarda, sinopsislerde gelmiş, gelecek, olabilecek en büyük futbolcu.

Bay Kerahet.

Bu herifin yazılarını okumaktan vallahi keyif alıyorum. Blog fikrini ortaya atan adam. Hücuma dönük, aynı zamanda savunma da yapabilen orta saha. Hatta sene içinde min 10 gol 10 asist yapan sol bek.

Birbirinin Aynısı Futbolcular #2 Marco Aurelio - Marcos Senna


Akla "insanın doyduğu yer mi yoksa doğduğu yer mi memleketidir?" sorusunu getiren bir benzerlik bu. İki oyuncu, iki ön libero, iki devşirme. Aurelio, 1977; Senna 1976 doğumlu dünya futbolunda isimleri geçmeye başladığında ikiside 30+ idiler. Ne ilginçtirki, hadi Türkiye de ön libero yetişmiyor, İspanya' da neden Senna' ya bu denli ihtiyaç var anlamıyorum. Aslında iki oyuncu arasındaki sertlik farkını gözetirsek sanırım kendi kendime cevap vermiş olacağım.
foto: o resim o kadar basit görünüyor ama çok uğraştım valla.

Robin Hood


“Inter’i çalıştırırken, kendimi "Robin Hood" gibi hissediyorum. Zaten İsa da kimse tarafından sevilmezdi."

"İnsanların benden nefret etmesi beni hiç ilgilendirmiyor. Inter taraftarları, onlar için çalıştığımı biliyorlar"

"Şimdiye kadar 13 kupa kazandım. Hiçbir şey kazanmamış bir teknik adam için İtalya Süper Kupası muhteşem bir başarı olabilir. Ranieri, çok başarılı bir teknik adam. Bu yüzden bizim yedi puan gerimizdeler ve şampiyonluk yarışı devam ediyor. Bu Juventus’un başarısı.” Ranieri'siz yapamıyor bu adam

Shearer


Newcastle United'ın efsanesiydi O. Newcastle ise uzun zamandır o eski halinden uzaklarda onsuz. Joe Kinnear ile bi' toparlanma yaşadı ise de, bu kez de Kinnear'ın kalbi izin vermedi. Görevi bıraktı. Chelsea maçında Newcastle'ı yönetecek adam ise O. Shearer. Golden sonra elini kaldırıpta koşarsa, tadından yenmez. Özlemişiz kendisini.

3 Nisan 2009 Cuma

En Güzel Forma Kimin? || 3 Büyükler Anketi



Sezonun sonuna yaklaşırken kendi çapımızda bir araştırma yapalım dedik ve sonucunu merakla bekliyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse, biz de her taraftar için en güzel formanın kendi takımının renklerinden oluşan forma olduğunu da biliyoruz. Ancak yine de tasarım olarak en güzel formaları kim piyasaya sürdü konusunda objektif yaklaşılabilir. Oylarınızı bekliyoruz! Anket bir süre "Sağ Şeritte" asılı kalacaktır.

Spor Basınından Seçmeler || # 7


Çok mu Vadi izliyorlar acaba?

Beşiktaş - Kayserispor || T.S.L 26.Hafta


Beşiktaş'ın evinde 4 maçı kaldı yanılmıyor isem. Kayserispor, Fenerbahçe, Bursaspor ve Galatasaray. 4 final maçı evinde. Bu 4 deplasmandan 1 puan almıştı Beşiktaş ilk yarıda. Buna rağmen hala bu takımların önünde. Bu kez evinde oynuyor bu takımlarla. Neyse ilk olarak Kayserispor.

Kayserispor, Gökhan Ünal'sız bu sezon çok sıkıntı çekti hücumda. Tolunay Kafkas'ın takımı bir Fransız takımı gibi oynuyordu bu ligde bu yüzden. Transferler ve eldeki oyuncular gol yollarında zayıf kaldı. Topuz ve Mehmet Eren'de gol yükününün altına fazla giremeyince bu sorun oluştu. Kayserispor, savunması çok iyi ve sert bir takım. Orta sahada tatlı-sert oynamaktalar. Fenerbahçe'ye Kadıköy'de 4 atmışlardı, Sami Yen'de son dakikada beraberliği almışlardı ama, bu iki skorun takımı da değildi Kayseri. Rakibi biraz aşağı seviyede ise affetmiyor. Evinde oynadığı Beşiktaş maçında da Serdar Kurtuluş'un asistini affetmemişti. Onlar için bu sezon oynayacakları son 2 vitrin maçtan birisi. Diğeri Trabzon. Ama İnönü daha farklı tabi. Beşiktaş'ı Aghahowa'nın hızı ve Topuz'un önderliğinde durdurmaya çalışacaklar. Mehmet Eren burada önemli. Topuz'a yardıma gelmeli hücum adına. Defansları ise Eren Güngör gibi bir isme sahip. Nobre'yi sindirebilecek bir adam. Tam Nobre'lik. Sık sık sahada hakem uyaracaktır ikisini. Bu ikili çok faul izletirler bize.

Beşiktaş ise artık, sistem, iyi oyun vb.lerinin önemsiz olduğu zamanlara girdi. Taraftar artık inancını da artırdı. Hele bu Galatasaray-Fenerbahçe-Trabzonspor 3'lüsünden sonra daha çok inanmıştır. Beşiktaş, bu maçta duran topları iyi kullanmalı. Kayseri savunmasını açmanın en kolay yolu olur bu. Çünkü, Kayseri takımına açık alan, 2'ye 1 gibi organizasyonlar kolay bulunamıyor. Delgado ya da Yusuf ikilisinden hangisi bir tavşan çıkartmaz ise, duran top önem kazanıyor. Savunma öne çıkarken de dikkat etmeli, ofsayt taktiği yaparken de. Malum Aghahowa. Tello hücumda, Bobo ile beraber kilit adam olacaktır gözümde. Asist olursa Tello yapar bile diyebilirim. Tabii ki de Ernst ve Ekrem de savunma yönünün anahtarları. Kanat bekleri Topuz'u durdurur ise, hele bir de gol bulur ise Beşiktaş maçı kopartır. Kayseri'yi açmak için sürpriz adamlar hücuma katılmalı ve o dengeyi bozmalı.

Neticede zor maç. 3 gol olursa ne mutlu biz izleyenlere. Kayseri yenerse şaşırmam. Ama Beşiktaş cephesi de kazanırsa, 3 puan kadar, kart cezalısı ya da sakat vermez ise büyük bir kazançla kapatır. 1 puan, haftaya derbi oynanacak olması yüzünden çok ah vah çektirebilir.

Kenan Öner N'apıyor? / Garip...


Beşiktaş Genel Sekreteri'nin Kartal Yuvası Bağdat Caddesi Şubesi'nin açılışındaki garip hareketleri. Komik olmuş gerçekten. Farklı sitelerde dikkatimi çekmişti, aynı ayrıntıyı Forza kullanıcıları da yakalamış. (Fotoğraf da forza'dan) Makas verilmediyse kesmezsin; o hareket ne yahu?




O bakışlar falan... Komik bir görüntü olmuş (:

İlginç Google Aramalarıyla Gelenler #3




Sitemeter'ın arıza hâllerinden sonra Google Analytics kullanmaya başladık. Verdiği bilgiler, istatistikler, oranlar sitemeter'a göre çok daha güzel ve kullanışlı. Herkese Google Analytics'i tavsiye ediyoruz.

semra sabri sarıoğlu sevgilisiyle yakalandı... Hay Allah'ım "Top 20" muhabbetinden sonra iyice magazin sitesi muamelesi görmeye başladık sanırsam. Ayrıca arama yapan kişiye sevgiler & saygılar. Lakin biz "Semra Sabri Sarıoğlu" diye birini tanımadık. He, Sabri'nin sevgilisinin adı Semra ise onu hiç bilemiyeceğim.

lincoln hamburg bülent fuck you... Evet, Galatasaray gündemi böyle çalkalanmaya başlamıştı. He bu arada; Lincoln İngilizce bilmiyor hâlâ!

gs 2 numara... Vatandaş herhalde Galatasaray'daki iki numaralı formanın oyuncusunu arıyor. Cevap veriyorum: Emre Güngör.

türkiye ispanya maçının adamı kimdir... Cevap veremiyorum bile buna. Ayrıca milletin google'a soru sorarak arama yapma hevesi devam ediyor. Google'ı verimli kullanmak adına şurayı okumanızı tavsiye ederim.

Serinin önceki postları için tıklayınız.

Tribün Kültürü #5 / Meşale ve 5149 Sayılı Kanun




5149 Sayılı Kanunun 11. Maddesi der ki:

Spor alanlarında; her türlü silah, kesici veya delici alet, sis bombası, ses bombası veya maytap gibi patlayıcı, parlayıcı, yanıcı, yakıcı maddeler ile taş, metal gibi fırlatılabilecek veya yaralayıcı nitelikte sert cisim veya tehlike arz edebilecek veya müsabaka düzenini bozabilecek diğer maddeler ile alkollü içecekler ve çevreyi kirletecek nitelikte konfeti ve benzeri cisimler bulundurulamaz ve satılamaz.

Aynı kanunun 18. Maddesi; 11. Maddenin ihlalinin doğuracağı sonuçları açıklıyor:

Spor müsabakalarının yapıldığı kapalı veya açık alanlara 11 inci maddede sayılan maddeleri sokan kişilere; dört ay süreyle spor müsabakalarını seyirden men ve 750 lira, fiilin tekrarı halinde sekiz ay süreyle spor müsabakalarını seyirden men ve 2.5000 lira idari para cezası verilir. Bu maddeleri kullanan kişilere; altı ay süre ile müsabakaları seyirden men ve 1.000 lira, fiilin tekrarı halinde bir yıl süre ile müsabakaları seyirden men ve 3.000 lira idari para cezası verilir.

Beşiktaş taraftarının yarınki organizasyonunu gördükten sonra aklıma gelmişti. Dürüst olmak gerekirse kanuna hak vermemek elde değil. Sonuçta o meşaleleri tutup sahaya atanı var, yakmayı beceremeyip yanındaki taraftarı yakanlar var, maçın gidişatını engelleyen var... Ama yine de gözler şu görüntüleri arıyor: